REPORTED SPEECH ( DOLAYLI AKTARIM )

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

REPORTED SPEECH

Mesaj  Admin Bir C.tesi Mart 17, 2012 12:00 am



Direct speech

Indirect speech

Present simple
She said, "It's cold."


Past simple
She said it was cold.

Present continuous
She said, "I'm teaching English online."


Past continuous
She said she was teaching English online.

Present perfect simple
She said, "I've been on the web since 1999."


Past perfect simple
She said she had been on the web since 1999.

Present perfect continuous
She said, "I've been teaching English for seven years."


Past perfect continuous
She said she had been teaching English for seven years.

Past simple
She said, "I taught online yesterday."

Past perfect
She said she had taught online yesterday.

Past continuous
She said, "I was teaching earlier."

Past perfect continuous
She said she had been teaching earlier.
Past perfect
She said, "The lesson had already started when he arrived."

Past perfect
NO CHANGE - She said the lesson had already started when he arrived.

Past perfect continuous
She said, "I'd already been teaching for five minutes."

Past perfect continuous
NO CHANGE - She said she'd already been teaching for five minutes.


Modal verb forms also sometimes change:


Direct speech

Indirect speech
will
She said, "I'll teach English online tomorrow."

would
She said she would teach English online tomorrow.

can
She said, "I can teach English online."

could
She said she could teach English online.

must
She said, "I must have a computer to teach English online."


had to
She said she had to have a computer to teach English online.
shall
She said, "What shall we learn today?"

should
She asked what we should learn today.

may
She said, "May I open a new browser?"


might
She asked if she might open a new browser.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2253
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

REPORTED SPEECH

Mesaj  Admin Bir Cuma Mart 16, 2012 11:56 pm

Direct Speech : He said; "The test is difficult. (O dedi ki; "Test çok zor.")

Indirect Speech : He said the test was difficult. (Testin zor olduğunu söyledi.)



Direct Speech : She said; "I watch TV everyday. (O dedi ki; "Ben her gün televizyon seyrederim.")

Indirect Speech: She said she watched TV every day. (Her gün televizyon seyrettiğini söyledi.)



Direct Speech: I come to school every day. (Jack dedi ki; "Ben hergün okula giderim.")

Indirect Speech: Jack said he came to school every day. (Jack her gün okula gittiğini söyledi.)



Yukarıda verilen örneklerde görüldüğü gibi, dolaylı anlatımda cümlenin zamanı değişir ve bir adım geri gider. Ama eğer aktarılan eylem; geniş zaman, geçmiş zaman veya gelecek zaman ile ifade ediliyorsa, kullanılan zaman aynı kalır, değişmez.



- He says the test is difficult. (Testin zor olduğunu söylüyor.)


- She has said that she watches TV every day. (Her gün TV izlediğini söylemişti.)


- Jack will say that he comes to school every day. (Jack okula her gün geldiğini söylüyor.)





► Eğer aktarılan konu, her zaman doğruluğunu koruyan bir eylemden bahsediyorsa, yine geniş zaman kullanılır.


- The teacher said that phrasal verbs are very important. (Öğretmen Phrasal Verbs ‘ lerin çok önemli olduğunu söyledi.)




► Konuşma aktarılırken, zamirin cümlede geçen nesne ile uyumlu hale gelebilmesi için zamiri de değiştirmek gerekir.



- She said, "I want to bring my children." (Çocuklarımı getirmek istiyorum”, dedi.)

- She said she wanted to bring her children.“ (Çocuklarını getirmek istediğini söyledi)


Gördüğünüz gibi I zamiri, dolaylı anlatımda she olarak değişmiştir.



- Jack said, "My wife went with me to the show." ("Şova karımla birlikte gittik" dedi.)

- Jack said his wife had gone with him to the show. (Jack, şova karısıyla birlikte gittiğini söyledi.)

Bu örnekte de, my wife, his wife olarak değişmiştir.



► Aşağıdaki tabloda, geçmiş zamanda dolaylı anlatımda zaman değişiklikleri gösterilmiştir. Dikkat ettiğiniz gibi, doğrudan anlatımda kullanılan zaman, dolaylı anlatımda bir adım geri gitmektedir.







Direct Speech


Indirect Speech




He said, "I live in Paris."
“ Paris’ te yaşıyorum.”, dedi.


He said he lived in Paris.
”Paris’te yaşadığını söyledi.”




He said, "I am cooking dinner."
“Akşam yemeğini pişiriyorum”, dedi


He said he was cooking dinner.
”Akşam yemeğini pişirdiğini söyledi.”




He said, "I have visited London twice."
“Londrayı iki kez ziyaret ettim”, dedi.


He said he had visited London twice.”
Londrayı iki kez ziyaret ettiğini söyledi.”




He said, "I went to New York last week."
“ Geçen hafta New York’a gittim”, dedi.


He said he had gone to New York the week before.” Geçen hafta New york’a gittiğini söyledi.”




He said, "I had already eaten."
Ben yemeğimi çoktan yedim”, dedi.


He said he had already eaten.”
Yemeğini çoktan yediğini söyledi.”




He said, "I am going to find a new job."
“ Yeni bir iş bulacağım “, dedi.


He said he was going to find a new job.
”Yeni bir iş bulacağını söyledi.”




He said, "I will give Jack a call."
Jack’i arayacağım”, dedi.


He said he would give Jack a call.
”Jack’i arayacağını söyledi.”




He said, "I have been working on that project for over two weeks." “İki haftadan daha uzun bir süredir bu proje üzerinde çalışıyorum. “, dedi.


He said he had been working on that project for over two weeks. ”İki haftadan daha uzun bir süredir bu proje üzerinde çalıştığını söyledi.”




He said, "I can come tonight."
“Bu akşam gelebilirim”, dedi.


He said he could come that night.
”Bu akşam gelebileceğini söyledi.”




He said, "I may buy a new car."
“Yeni bir araba satın alabilirim”, dedi.


He said he might buy a new car.
”Yeni bir araba alabileceğini söyledi.”




He said, "I might go to Denver."
“Denver’a gidebilirim”, dedi.


He said he might go to Denver.
”Denver’a gidebileceğini söyledi.”




He said, "I must give Ken a call."
”Ken’i aramalıyım,” dedi.


He said he had to give Ken a call.
”Ken’ı araması gerektiğini söyledi.”




He said, "I have to give Ken a call."
“Ken’ i aramam gerekiyor”, dedi.


He said he had to give Ken a call. .
”Kevin’ı araması gerektiğini söyledi.”




* He said, "I should see a doctor"
“Doktara görünmeliyim”, dedi.


He said he should see a doctor.
”Doktara görünmesi gerektiğini söyledi.”





► İngilizce bir cümleyi dolaylı olarak aktardığımız zaman, cümle içindeki bazı kelimeler değişir. Bu değişim, cümledeki anlamın bozulmaması için yapılır. Aşağıdaki örneği inceleyiniz.



- John said; "I will go to İstanbul tomorrow." (John; "Yarın istanbul’a gideceğim," dedi.")



Yukarıdaki cümlenin 10 Nisan gününde söylendiğini varsayalım. 14 Nisan günü, yukarıdaki cümleyi başka birisine aktaran bir kimse, anlamın bozulmaması için "yarın" kelimesini değiştirmek zorundadır.



- John said that he would go to İstanbul the next day. (John, bir sonraki gün İstanbul’a gideceğini söyledi.)


Eğer yukarıdaki cümledeki "yarın" kelimesini aynen kullanırsak, yani;


- John said that he would go to İstanbul tomorrow. (John yarın İstanbul’a gideceğini söyledi.)

dersek, John’un 15 Nisan tarihinde İstanbul’a gideceğini söylemiş oluruz. Halbuki John’un İstanbul’a gitme tarihi 11 Nisan’dır. Eğer bu cümle 11 Nisan başka birisine aktarılırsa, "yarın" kelimesi, "bugün" olarak değiştirelibilir.

Başka bir örnek daha verelim,

- John said; " I like this city." (John, "Bu şehri seviyorum." dedi.)

Yukarıdaki cümleyi kuran kişinin, o anda New York’ta olduğunu varsayalım. Daha sonra İstanbul’da bu cümleyi aktaran kişi;

- John said that he liked that city. (John o şehri sevdiğini söyledi)

şeklinde aktarmak zorundadır. Eğer "this" kelimesi değiştirilmezse, dolaylı cümle İstanbul’da kurulduğu için, John’un İstanbul’u sevdiği anlamı çıkar ve cümle bozulur.



Aşağıda zaman zarflarında meydana gelen değişikler, bir tablo halinde verilmiştir.






DIRECT SPEECH


INDIRECT SPEECH




He said, “I am coming today.


She said she was going the next day.




They replied, “we’ll leave tonight.


They replied they would leave that night.




We said, “We’re going to do it the day after tomorrow.


We said we were going to do it in two days’ time.




The mayor said, “These streets will be completed next week / next year.


The mayor said the roads would be compleded the following week / following year.




Tuncay said, “We had a very large dinner yesterday.


Tuncay said they had had a very large dinner the day before.




His father said, “I painted all the walls the day before yesterday.


His father said he had painted all the walls two days before.







Aşağıdaki kelimeler de, aktarılan cümlenin anlamına bağlı olarak değişebilir. Fakat bunlarla ilgili kesinlikle değişir denemez. Cümlenin anlamına bakarak karar verilir.

here - there (burası - orası)

this - that (bu - şu)

go - come (gitmek - gelmek)




Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2253
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Reported speech

Mesaj  Admin Bir Cuma Mart 16, 2012 11:52 pm

Tense changes

"I'm going swimming" – She said she was going swimming.

"I haven't seen the film" – She said she hadn't seen the film.

"I have been working all morning" – She said she had been working all morning.

"I was working all week" – She said she had been working all week.

"He went on holiday to Greece" – She said he had gone on holiday to Greece.

Sentences that are already in the "had done" form remain the same:

"I hadn't seen him before" – She said she hadn't seen him before.

Reporting modal verbs

Modal verbs also go back one tense.

Will becomes would.

For example: "I will see him later" – She said she would see him later.

Can becomes could.

For example: "I can swim" – She said she could swim.

May becomes might.

For example: "It may become colder over night" – He said it might become colder over night.

Direct speech using would, could, might and should all stay the same in reported speech.

"You should speak more" – He said I should speak more.

Reporting questions

When you report questions, the word order changes to look like a normal statement.

For example: "Can you help me?" – She asked me if I could help her.

"What's the time?" – He asked her what the time was.

Other changes

Time expressions also change in reported speech.

today – that day

tomorrow – the day after / the next day

yesterday – the day before / the previous day

now – then

next week – the week after

last week – the week before / the previous week

Other expressions that change:

here – there

this – that

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2253
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Reported speech devam

Mesaj  Admin Bir Cuma Mart 16, 2012 11:50 pm

“Buy me a newspaper, please”

I told him to buy me a newspaper.

· “Turn off the lights, please.”

I asked Helen to turn off the lights.
· “Don’t go out”

She told Terry not to go out .

· “Be at the meeting on time.”

The boss told us to be at the meeting on time.

Indirect Speech (Simple Present Tense)

(Dolaylı Anlatım: Geniş Zaman)
“Indirect Speech” başka bir insanın söylediğini aktarmaktır. Buna “Reported speech” de denir. Konuşmacının sözleri kelimesi kelimesine aktarılmaz, bazı değişiklikler yapılır. Present Tense fiilleri Past Tense fiillerine çevrilir. “That” kelimesinin kullanımı isteğe bağlıdır. Yani istenirse atılabilir.


· Ken: Jack, I’m sorry for the accident.

Ken told Jack (that) he was sorry for the accident .

Mike: I have some bad news.

Mike told him (that) he had some bad news.
· My father: The car needs a tune up .

My father told me (that) the car needed a tune up.


Indirect Speech: Present Progressive (Continuous) Tense

(Dolaylı Anlatım : Şimdiki Zaman)

“Indirect Speech” dolaylı anlatım anlamına gelir. Bir kimsenin söylemiş olduğu sözü başka bir kimseye aktarmaktır. Sözü söyleyenin cümlesi Şimdiki Zaman’dan (Present Progressive Tense), Sürekli Geçmiş Zaman’a (Past Progressive) çevrilir. Yani cümlenin fiili, zaman bakımından bir basamak geçmişe gider

· Ann: I’m going to the coast this weekend.

Ann said that she was going to the coast this weekend.

· Ali: I am learning English.

Ali said that he was learning English.

Indirect Speech : Simple Past Tense

(Geçmiş Zaman)

Dolaysız Anlatım (“reported speech” ya da “indirect speech”) birisinin söylediği cümleyi aktarmaya denir. Konuşma dilinde kullanılır. Eğer aktarılan eylem geçmişte yapılmış ise, cümle geçmiş zaman olur. Bahsedilen zamandan bir önceki geçmiş zamanla ifade edilir. Bir ifade veya soru geçmiş zamanda aktarıldığında cümlenin yapısında iki değişiklik meydana gelir. Eylemin (fiil) zamanı “Simple Past Tense” den “Past Perfect Tense”e dönüşür.

· Jane said, “Jim joined the Army.”

Jane said Jim had joined the army.
· Did Anne attend the meeting?” Al asked .

Al asked if Anne had attended the meeting.


· Jim said, “I joined the army.”

Jim said that he had joined the army.

· Al asked, “Did you attend the meeting, Anne?”

Al asked Anne whether she had attended the meeting.

· Anne said, “Yes , I went to the meeting.”

Anne: I told Al that I had gone to the meeting.

Indirect Speech: Past Progressive (Continuous) Tense

(Sürekli Geçmiş Zaman)

Dolaylı Anlatım (Indirect Speech) birisinin söylediği cümleyi aktarmaya denir. Genellikle konuşma dilinde kullanılır. Dolaylı aktarım (Indirect Speech) cümlelerinde iki adet eylem vardır. Bu eylemlerden daha önce gerçekleşeni (Past Progressive) ile ifade edilir. Sürekli Geçmiş Zaman (Past Progressive) ile ifade edilen eylemin üzerine ortaya çıkan eylem ise Geçmiş Zaman (Simple Past) ile ifade edilir.

· Serkan: I was running when ilker called.

Serkan told me (that) he had been running when İlker called.

Indirect Speech: Present Perfect Tense

(Dolaylı Anlatım : Şimdiki Bitmiş Zaman)

Dolaylı Anlatım (Indirect Speech) birisinin söylediği cümleyi bir başkasına aktarmaya denir. Genellikle konuşma dilinde kullanılır. Şimdiki Bitmiş Zaman ile kurulan bir cümle dolaylı olarak aktarıldığı zaman bir derece geçmişi olan Geçmişte Bitmiş Zaman (Past Perfect Tense) ile ifade edilir.


· John : Have you ever seen a giraffe?

Tim : No, I have never seen one before.

Jack : What did John ask you?

Tim : He asked if I had ever seen a giraffe .


· Hakan said, "I have visited London twice’’ .

He said (that) he had visited London twice.

· Mary said, ‘’ I have finished my homework’’. (Mary, “Ben ödevimi bitirdim.’’ dedi.

Mary said (that) she had finished her homework. (Mary ödevini bitirdiğini söyledi.)


Indirect Speech: Reported Present Perfect Progressive

(Dolaylı Anlatım: Geçmişte Başlayıp Hala Devam Eden Zaman)


Geçmişte başlayıp hala devam eden zamanla kurulan cümleler ve sorular dolaylı olarak anlatılırken, cümledeki esas fiilin zamanı, “Past Perfect Continuous Tense” ile değiştirilir.

· Ayan said, “I have been teaching English for five years.”

Ayan said that he had been teaching English for five years .


· Kaya said, “My mother has been living in Fıstıkağacı since 1970.”
Kaya said that his mother had been living in Fıstıkağacı since 1970.


· Paris: Romeo, how long have you been reading this book?

Paris asked Romeo how long he had been reading that book.

· Miss Coffee: Bridget, why has your sister been crying for a long time?

Miss Coffee asked Bridget why her sister had been crying for a long time.
· Steven: Jack, have you been waiting for me in the classroom?

Steven asked Jack if he had been waiting for him in the classroom.


Indirect Speech: Reported Past Perfect and Past Perfect Progressive

(Dolaylı Anlatım: Geçmişte Bitmiş Zaman ve Sürekli Geçmişte Bitmiş Zamanın Dolaylı Anlatımı)

Geçmişte bitmiş zaman ve sürekli geçmişte bitmiş zamanlı bir cümleyi dolaylı olarak anlatırken, cümlenin zamanı değiştirilmez. İstenirse “that” eklenebilir. Kişi zamirleri ve sahiplik belirten sıfatlar değişir. Sorular, düz cümle biçimine getirilir. Cevabı “evet-hayır” olan sorular, düz cümle şekline getirilirken “if” ya da “whether” eklenir.


· Kylie: I had driven a sports car before I bought this motorbike .

Kylie said that she had driven a sports car before she bought that motorbike.


· Britney: I had been doing my homework before Sam called.

Britney said that she had been doing her homework before Sam called
· Tom: Jack, where had you been living you before moved to Italy?

Tom asked Jack where he had been living before he moved to Italy.

· Maria: Anna, had your father bought a new car by the time he retired?

Maria asked Anna if (whether) her father had bought a new car by the time he retired.
Reported Speech with Modals

(Yardımcı Fiillerle Dolaylı Anlatım)

Değişikliğe Uğramayan Yardımcı Fiiller

Direct Speech
Reported Speech

ought to
ought to

should
should

used to
used to

would
would

must
must

was/were going to
was/were going to

Değişikliğe Uğrayan Yardımcı Fiiller

will
would

can
could

may
might

· Susan : You ought to buy a new car, dad .

What did Susan tell his father?

She told him that he ought to buy a new car.

· Mr. Yılmaz : I used to play football every Sunday.

What did Mr. Yılmaz say?[i59]

He said that he used to play football every Sunday.


· The doctor told my father that he must lose weight.

· We should study for the test.

He told me that we should study for the test .



· I can’t remember her name.

I told you (that) I couldn’t remember her name.



· Mom: We may go to Aunt Julie’s house for dinner.

Carl: What did Mom say? [i66]

Sandy: She said that we might go to Aunt Julie’s house for dinner.



· Jones: You will leave thirty minutes early today.

He said that he would leave thirty minutes early today.




Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2253
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

REPORTED SPEECH ( DOLAYLI AKTARIM )

Mesaj  Admin Bir Cuma Mart 16, 2012 11:34 pm

REPORTED SPEECH ( DOLAYLI AKTARIM )

1. Introduction : Giriş

Reported Speech yani Rivayet Cümleleri ( aktarma cümleleri ) birisinin söylemiş olduğu bir sözü, bir cümleyi bir başkasına anlatma, aktarma şeklidir.

Bunun iki şekli vardır:
Ya nakledilecek cümleyi söyleyen kişinin ağzından çıkan cümle tırnak ( “…” ) içerisinde aynen nakledilir.
Ali : I am a doctor.
Ali says / said “I am a doctor.”

Ya da tırnaklar kaldırılarak ve bazı değişiklikler yapılarak nakledilir. Burada mühim olan ve izah edilmesi gereken de budur.

Bu durumda, zamirlerin değişimi en vnemli hususlardan biridir. Şunu unutmamak lazım ki, cümleyi nakleden her zaman biz okuyucularız. Cümle içerisinde geçen şahıslar bize göre nasıl değişim gösterir,bunu iyi kavramak lazım.

Ayşe : I want my book from you.

Biz burada Ayşe’nin söylediği cümleyi naklediyoruz. Öyleyse;
Ayşe’ ye göre Bize göre
I She
My Her
You Me, us

Aynı cümleyi Ahmet söylerse;
Ahmet’e göre Bize göre
I He
My His
You Me, us

Diğer zamirlerin durumu cümleyi söyleyen ile nakleden ( yani biz okuyucular )’in münasebetine göre belirlenir.

Tırnak işaretlerinin kaldırılarak nakledilen cümlenin her şeklinde bu anlatılan kural geçerlidir.

2. Reporting verb in “present tense”

Nakil fiilinin Present Tense halinde oluşu:

Cümleyi naklederken kullandığımız fiil ( ki bunlar genellikle say ve tell dir ) simple present, present continuous, present perfect ya da future tense halinde olduğu zaman nakledilen cümlenin zamanında ( tense ) hiçbir değişiklik olmaz.

Ali and Ayşe : ” We have been friends since we were children and we will be friends forever” Biz çocukluğumuzdan beri arkadaşız ve hep arkadaş kalacağız.

Ali and Ayşe say ( that ) they have been friends since they were children and they will be friends forever. Ali ve Ayşe çocukluklarından beri arkadaş olduklarını ve hep arkadaş kalacaklarını söylüyorlar.

Faruk : We and our friends are very happy but I want my parents to be happy too. Biz ve arkadaşlarımız çok mutluyuz fakat anne ve babamın da mutlu olmasını istiyorum.

Faruk is saying they and their friends are very happy but he wants his parents to be happy too. Faruk kendilerinin ve arkadaşlarının çok mutlu olduklarını fakat anne ve babasının da mutlu olmalarını istediğini söylüyor.

My sister : “I don’t want it.” İstemiyorum onu.

I will tell my mother my sister ( she ) doesn’t want it. Anneme kız kardeşimin ( onun ) onu istemediğini söyleyeceğim.

3. Say or tell?

Cümle naklediciler olarak kullandığımız zaman, ( ister present tense ler, ister past tense ler içerisinde olsun ) say ve tell kullanımında dikkat edilmesi gereken husus şudur: Sadece söyler, söyledi vs. diyeceğimiz zaman say kullanırız.

He says he ….
She said they …..

Birisine söyledi / söyler diyeceğimiz zaman çoğunlukla tell somebody kalıbını kullanırız.
She tells me she ……..
They told him they ….

Çoğunlukla kullanılmamasına rağmen say to somebody kalıbı da kullanılır.
She says to me she …….
They said to him they ……

4. Reporting verb in “Simple past tense”

Nakil fiilinin past tense halinde oluşu :

Cümleyi naklederken kullandığımız fiil simple past, past continuous, past perfect ya da modals’ların past halleri durumunda oldukları zaman, ( ki en çok dikkat edilmesi gereken husustur ) bazı değişiklikler olur. Aşağıdaki tabloyu dikkatle inceleyelim.

5. Table

Direct ( ağızdan çıkan yani nakledilecek olan cümle )

Indirect ( Nakledilmiş haldeki cümle )

1. Present of verb “be”
The man: “I am very angry with you.”

1. Past of verb “be”
The man said he was angry with me.

2. Simple Present
The woman : “I don’t want anything.”

2. Simple Past
The woman said she didn’t want anything.

3. Present Continuous
Mother : “I am cleaning the house.”

3. Past Continuous
Mother said she was cleaning the house.

4. Present Perfect
The boy : “I have missed my family.”

4. Past Perfect
The boy said he had missed his family.

5. Future Tense
A girl : ” We will buy new house.”

5. Would
A girl said their would buy new house.
Eğer kendi cümlemizi nakledersek should kullanabiliriz.

6. Present Perfect Continuous ve Past Continuous
My son: ” I have been cleaning the windows.”
My son: ” I was cleaning the windows.”

6. Past Perfect Continuous
My son said he had been cleaning the windows.

7. am / is / are going to
The teacher: “I am going to punish him.”

7. was / were going to
The teacher said he was going to punish him.


6. Changes of pronouns, adverbs of time and place in reported speech.

Indirect speech e çevirirken bazı kelimeler de değişir.

This genellikle that olur. These ise those olur.

He said, ” They are coming this week.” O, ” Bu hafta geliyorlar.”
He said they were coming that week. O hafta geldiklerini söyledi.

Diğer durumlarda this ve that sıfat olarak kullanıldıklarında genellikle the olur.
He said, ” I’ll give him this ring / these earrings to my fiancee.” O, ” Bu yüzüğü / bu küpeleri nişanlıma vereceğim.”
He said he would give the ring / the earrings to his fiancee. Yüzüğü / küpeleri nişanlısına vereceğini söyledi.

This, these zamir olarak kullanıldıklarında it, they, them olur.
The postman said: I found this / these under you table. Postacı : Bunu / bunları masanızın altında buldum.

The postman said he had found it / them under his table. Postacı onu / onları masasının altında bulduğunu söyledi.

Zaman zarflarındaki değişmeleri inceleyelim.

DIRECT

INDIRECT

He said, “I am coming today.”

He said he was coming that day.



She said, “I ‘m going tomorrow.”

She said she was going next day.



They replied, “we’ll leave tonight.”

They replied they would leave that night.



We said, “We’re going to do it the day after tomorrow.”

We said we were going to do it in two days’ time.



The mayor said, “These streets will be completed next week / next year.

The mayor said the roads would be compleded the following week / following year.



Tuncay said, “We had a very large dinner yesterday.

Tuncay said they had had a very large dinner the day before.



His father said, “I painted all the walls the day before yesterday.”

His father said he had painted all the walls two day before.


Söylenişi bahsi geçen zaman zarfı henüz bitmemişken söyleniyorsa, zaman tabiri değiştirilmez.

He said in the morning. ” I will be very busy today.” He said in the morning he would be very busy today.
Bugün bitmedi devam ediyor.

Mantıklı olunmalı ve sözün söylendiği zaman dilimi ile nakledildiği zaman dilimi arasındaki münasebet çok iyi uygulanmalıdır. Mesela Ahmet üç gün önce:
“I am going home tomorrow.”
demişse ve biz bu cümleyi, Ahmet’in söyleyişinden iki gün sonra naklediyorsak:
Ahmet said he was going home tomorrow”
diyemeyiz.

Here, eğer kesinlikle belirli bir yeri ifade etmek için kullanılmışsa there olur.

The teacher in the classroom said, “We’ll all be here tomorrow.” The teacher said they would all be there the next day.

Yine mantık iyi kullanılmalı. Eğer Ayşe yanını göstererek;
“You can wait here” diyorsa biz bu cümleyi;
Ayşe todl me I could wait beside her diye nakletmeliyiz.

Yine aynı şekilde;
He said, “Come here Ali.”
He called Ali. ( Ali’yi çağırdı.)

7. Imperatives, requests, recommendations and suggestions in reported speech

Emir cümleleri, ricalar, tavsiyeler teklifler

Emir cümlelerinde çoğunlukla tell ve hemen peşinden hitap edilen kişi getirilir ve fiilden önce to kullanılır.

He said, “Open the door.”
He told me to open the door. Bana kapıyı açmamı söyledi.

They said, “Close the window, Hasan”
They told Hasan to close the window. Hasan’a pencereyi kapamasını söylediler.

Olumsuz cümlelerde to dan önce not getirilir.
He said, “Dont’t open the door.”
He told me not to open the door. Kapıyı açmamamı söyledi.

They said, “Dont’t close the window, Hasan.”
They told Hasan not to close the window. Hasan’a pencereyi kapamamasını söylediler.

Gerek emir cümlesi gibi olan ve gerekse içerisinde tavsiye, rica ve teklif bulunan cümleler:
advise ( tavsiye etmek ),
ask ( rica etmek ),
command ( emretmek ),
order ( emretmek ),
forbid ( yasaklamak ),
remind ( hatırlatmak ),
warn ( uyarmak )
gibi daha değişik fiillerle nakledilebilirler.

If I were you, I would buy a new one”, he said. Yerinde olsam yeni bir tane alırım dedi o
He advised me to buy a new one. Yeni bir tane almamı tavsiye etti.

“Would you wait a little for me? ” I said. Beni biraz bekler misin dedim.
I asked him to wait a little for me. Beni biraz beklemesini rica ettim.

She said “Would you like to come to my party, Peter?” Partime gelmek istermisin dedi o.
She invited Peter to her party. Peter’i partisine davet etti.

The general said, “Keep off the new tank.” General “Yeni tanktan uzak durun” dedi.
The general ordered them to keep of the new tank. Geneal yeni tanktan uzak durmalarını emretti.

8. Questions in “Reported speech”

Soruların aktarımı

Sorular, soru halinden çıkartılıp düz cümle haline sokulur. Ask, want to know, wonder, inquire gibi fiiller nakil için kullanılır.
Yes / No Question ( Mi’li sorular ) if veya whether kullanılarak nakledilirler.

Murat said “Do you have any money, Mahmut?” Murat “Paran var mı Mahmut?” dedi.
Murat asked Mahmut if he had any money. Murat Mahmut’a parasının olup olmadığını sordu.

“Were you frightened?” he said. “Korktun mu?” dedi.
He wondered if I had been frightened. Korkup korkmadığımı merak etti.

“Did anybody go there?” she said. “Oraya kimse gitti mi ?” dedi.
She wanted to know whether anybody had gone there. Oraya kimsenin gidip gitmediğini öğrenmek istedi.

Information Question
Soru kelimesiyle başlayan sorular.

Soru halinden çıkartılır, fakat soru kelimeleri cümle içerisinde kalırlar.

They said, “What are you going to do?” “Ne yapacaksın?” dediler.
They wanted to know what I was going to do. Ne yapacağımı öğrenmek istediler.

“Where have you been to, Kemal?” Hüseyin asked. “Nerede bulundun, Kemal?” Hüseyin sordu.
Hüseyin asked Kemal where he had been to. Hüseyin Kemal’e nerede bulunduğunu sordu.

Tarık said, “Why are you angry.” “Niye kızgınsın?” dedi Tarık.
Tarik inquired why I was angry. Tarık niçin kızgın olduğumu sordu.

9. Shall in reported speech shall I, shall we?

Normal future zamanda will yerine kullanılan shall olduğu zaman ve birisinden malumat ricasında bulunulduğu zaman normal olarak would kullanılarak aktarım yapılır.

“When shall I see my family again?” she wondered. “Ailemi bir daha ne zaman göreceğim?” diye meraklandı.
She wondered when she would see her family again. Ailesini bir daha ne zaman göreceğini merak etti.

“Where shall we go after school today?” the students asked. “Bugün okuldan sonra nereye gideceğiz?” çocuklar sordu.
The students asked where they would go after school that day. Talebeler o gün okuldan sonra nereye gideceklerini sordular.

Birisinden talimat ve tavsiye isteğinde bulunulduğu zaman should ya da was / were to kullanılır.

The assistant said, “Shall we open the shop on Sunday, sir?” “Pazar günü dükkanı açalım mı?” dedi yardımcı.
The assistant asked the manager if they should / were to open the shop on Sunday. Yardımcı müdüre dükkanı pazar günü açmaları gerekiyor mu diye sordu.

The girl asked, “What shall I wear for the party, Hilal?” “Partiye ne giyeyim Hilal?” kız sordu.
The girl asked asked Hilal what she should / was to wear for the party. Kız, Hilal partiye ne giysem diye sordu.

Birisine bir iyilik yapma teklifinde bulunma durumlarında
“Shall I paint your house?” I said to my friend. Arkadaşıma “Evini boyayayım mı?” dedim.
I offered my friend to paint his house. Arkadaşıma evini boyamayı teklif ettim.

Teklif getirme durumlarında
“Shall we go to the cinema after school? ” I said. “Okuldan sonra sinemaya gidelim mi?” dedim.
I suggested going to the cinema after school. Okuldan sonra sinemaya gitmeyi teklif ettim.

10. Will, would and could in reported speech: Will you, would you, could you?

Normal gelecek zaman olarak kullanılınca, normal kurallara göre yapılır.
They asked “Will the teacher come to our party next week?” Sordular, “Öğretmen gelecek hafta partimize gelecek mi?”
They asked if the teacher would come to their party to following week. Bir sonraki hafta öğretmenin partiye gelip gelmeyeceğini sordular.

Rica için kullanılan will, would, could;

“Will you help me please?” she said. “Yardım eder misin” dedi o.
She asked me to help her. Benden yardım etmemi istedi.

“Will you eat one more apple?”
“Would you eat one more apple?” Bir tane daha elma yer misin?
He offered me one more apple. Bir tane daha elma teklif etti bana.

“Could you post this letter for me?” Bu mektubu benim için postalayabilir misin?
She asked me to post that lettef for him. Mektubu postalamamı rica etti.

11. Let’s in reported speech

Let’s ile başlayan cümleler suggest + V ing şeklinde veya should kullanılarak rivayet edilir.

He said “Let’s change the furniture in the living room.” “Hadi oturma odasındaki mobilyayı değiştirelim.” dedi o.

He suggested changing the furniture in the living room. Oturma odasındaki mobilyayı değiştirmeyi önerdi.

He suggested that they should change the furniture in the living room. Oturma odasındaki mobilyayı değiştirmeleri gerektiği önerisinde bulundu.

12. Yes and no in reported speech

Yes ve no uygun bir yardımcı fiille rivayet edilir.

My mother said ‘Did you buy it?’ I said no.
My mother asked me if I had bought it. I said I hadn’t.

My friend, “Can you swim?”, I said “Yes”
My friend asked me if I could swim. I said I could.

13. Must in reported speech : must

Sonuç çıkarmalarda must aynen kalır.

The man said, “That little boy helps everybody. He must be kind-hearted.” Adam “Şu küçük çocuk herkese yardım ediyor. İyi kalpli olmalı.”

The man said that the little boy helped everybody and added that he must be kind-hearted. Adam çocuğun herkese yardım ettiğini söyledi ve iyi kalplı olsa gerek diye ilave etti.

Kalıcı ve sürekliliğini muhafaza eden emir cümlelerinde de must değişmez.

The president said, “Everybody must be obediend to the Creator.” Başkan “Herkes Yaratıcı’ya karşı itaatli olmalı” dedi.

The president said that everybody must be obediend to the Creator. Başkan herkesin Yaratıcı’ya karşı itaatli olmaları gerektiğini söyledi.

Tavsiye ve niyet bildiren durumlarda must aynen kalır.

My friend said “You must see a doctor.” Arkadaşım “Doktora görünmelisin.” dedi.

My friend told me that I must see a doctor. Arkadaşım doktora görünmem gerektiğini söyledi.

Geleceğe yönelik mecburiyet bildiren must eğer o isi hala tamamlanmamışsa would have to ile anlatılır. Eğer tamamlanmışsa had to kullanılır.

My father “Your brother-in-law lost his job at that company. You must find him another job.”
Babam “Enişten o şirketteki işini kaybetti ona başka bir iş bulmalısın.” dedi.

Burada mecburiyet geleceğe dönüktür. Yani; must = will have to dur. Söz rivayet edildiği sırada eğer iş hala bulunmak zorunda ise, would have to kullanılır.

My father told me that my brother-in-law had lost his job in the company and added that I would have to find him another job.

Söz rivayet edildiği sırada is eğer bulunmuşsa, had to kullanılır.

My father told me that my brother-in-law had lost his job and anned that I had to find another job.

Görüldüğü gibi aktarma esnasında iş bulunmuştur.


Mustn’t değişmez.
Arif said “You mustn’t smoke. ”
Arif said I mustn’t smoke.

Needn’t çoğunlukla değişmez
Zühal, “You needn’t come tomorrow.”
Zühal said I needn’t come the following day.

Must daki durumlar gibi needn’t da didn’t have to, wouldn’t have to olarak rivayet edilebilir.

The workers “We needn’t go to work next week.”
The workers said they wouldn’t have to go to work next week.”

Burada geleceğe dönük bir vakıa vardır. Henüz olay gerçekleşmiş değildir. Yani hafta hala gelmemiştir.

Eğer bahsedilen hafta sözün nakledildiği sırada gelip geçmiş olsa bu sefer didn’t have to ve the following week kullanırız.

The workers said they didn’t have to go to work the following week.

Zaman dilimi yani next week bitmiştir. Bu yüzden the following week kullanırız.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2253
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: REPORTED SPEECH ( DOLAYLI AKTARIM )

Mesaj  Sponsored content Bugün 5:49 am


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz