İNGİLİZCE 8.SINIF TEOG SINAV HAZIRLIKLARI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Tourism Ünitesi,Since – For,EVER-NEVER,ADVERBS OF PLACE (Yer zarfları)

Mesaj  Admin Bir Paz Mart 13, 2016 1:57 am



The Hagia Sophia Museum: Ayasofya Müzesi
The Tower Bridge :Kule Köprüsü (Londra)
The Kremlin Palace and Red Square:Kremlin Sarayı ve Kızıl Meydan
The Eiffel Tower: Eiffel Kulesi
The Statue of Liberty: Özgürlük Heykeli
attractions :turistik yerler
Moscow: Moskova
Russia:Rusya
France: Fransa
The USA ABD: (Amerika Birleşik Devletleri)
The UK: Birleşik Krallık (United Kingdom)
structure: yapı, mimari
historic places :tarihi yerler
ancient :antik,eski
incredible :inanılmaz, hayret verici
lovely: çekici, harika, çok hoş ve güzel

Taj Mahal: Tac Mahal
architectural style: mimari tarz
Niagara Falls: Niagara Şelaleleri
Blue Mosque :Sultanahmet Camii
Big Ben: parlamento binasındaki büyük saat çanı (İngiltere)
Great Pyramid (of Giza) :Keops Piramidi (Khufu Piramidi, Büyük Piramit)
Egyptian :Mısır’a ait; ile ilgili
workers: işçiler
to build :inşa etmek
weather: hava
what is the weather like there? Orada havalar nasıl?
seaside: deniz kenarı
historic buildings: tarihi binalar
historic sites: tarihi alanlar, yerler
to me: bana göre
rather ; dan, den çok; -mektense, dense
mountains: dağlar
convenient: elverişli, uygun=Suitable
everything you need :ihtiyacın olan her şey
truly: gerçekten=really
province: bölge
location: yer, mekân
climate: iklim
recreational activities :hoşça vakit geçirme için yapılan aktiviteler
dishes: yemekler
accommodation :konaklama
Cleopartra’s Gate: Cleopatra Kapısı
Roman Road: Roma Yolu
Grand Mosque: Büyük Camii
south: güney
central: orta, merkez
inland: iç, içte olan; denizden uzak
with a history going back over 6,000 years :altı bin yıldan fazlaya dayanan bir geçmişi ile
an important stop: önemli bir durak
traders: tüccarlar
focal point: odak noktası
civilisations: medeniyetler
Roman Empire:Roma İmparatorluğu
Cilicia: Kilikya
junction point: kavşak (bağlantı) noktası
Anatolia: Anadolu
Mediterranean Sea: Akdeniz
chilly: serin
damp: ıslak
winters: kışlar
prophet: peygamber
after a tiring day yorucu bir günün ardından
all-inclusive her şey dâhil
bed and breakfast: yalnız yatak ve kahvaltı
multicultural: çok kültürlü

Caribbean: Karayipler
island :ada
friendly: dost canlısı, cana yakın
smiling people: güler yüzlü, güleç insanlar
majestic: görkemli, muhteşem, ihtişamlı
green :yeşil
sandy: kumlu
crystal-clear: çok berrak
spring :bahar
mild: ılıman, orta
temperature: sıcaklık
the year around: yıl boyunca
banana trees: muz ağaçları
coconut palms: hindistancevizi ağaçları
memorable: unutulmaz
experience :deneyimlemek, yaşamak,deneyim EXPERİENCED:Deneyimli
capital: başkent
official language: resmi dil
total population:toplam nüfus
approximately: yaklaşık olarak
currency: para birimi
special/traditional dishes :özel/geleneksel yemekler
along :boyunca, yan yana
coast: sahil
north-western :kuzey batı
tomb:mezar, türbe
ski:kayak
a very rich cuisine: çok zengin bir mutfak
dessert: tatlı
candied chestnut :kestane şekeri
hostel : han, yurt, pansiyon, misafirhane
for every budget: her bütçeye uygun; için

large size paper : büyük boyutlarda kağıt
effectively: etkin; etkili bir şekilde  EFFECTİVE:etkili
grammar and spelling: dilbilgisi ve yazım
punctuation and capitalization: noktalama ve büyük harf kuralları
exchange: değiştirmek, alıp-vermek

TEST -1

Soru 1-My favourite tourist ________ is Antalya. I visit Antalya every summer.
A) attraction
B) destination
C) historic
D ) attention
Soru 2-Ankara is the __________ of Turkey.
A) capital
B) country
C) currency
D) province
Soru 3
In which country do you want to spend your ______ ?
A)allowance
B) historic
C) currency
D) vacation
Soru 4
I prefer visiting Topkapı Palace, because it is a very ___________ place.
A) boring
B) disgusting
C) fascinating
D ) disappointing
Soru 5
Paris is famous or ________
A)The Statue of Liberty
B) The Tower Bridge
C )Ayasofya
D )Eiffel Tower
Soru 6
6) A: Where do you want to go on your holiday ?
B: _____________________
A: If I were you, I would prefer visiting Niagara Falls.
A) I wish I were on holiday.
B )I haven’t got any time to spend.
C) Is the Hagia Sophia Museum beautiful ?
D) I haven’t decided it yet.
Soru 7
A: _____________________________
B: It is one of the most beautiful cities in Russia.
A) I would like to travel to Russia.
B) What do you think about Moscow ?
C) I prefer visiting New York to London.
D What is your favourite historical place ?
Soru 8
Rome is a/an _________ city. You can see very fantastic historical buildings.
A )modern
B )rural
C) urban
D) ancient
Soru 9
A: Do you know where the Great Pyramid is ?
B: ______________
A: Thanks a lot.
A) In Egypt
B) In Turkey
C) In Russia
D )In Italy
Soru 10
Some popular tourist attractions in Turkey are ______________
A) Ephesus, Assos, Tower Bridge
B) Aphrodisias, Ephesus, Statue of Liberty
C )Aphrodisias, Assos, Ephesus
D) Assos, Ephesus, Big Ben

Destination:Güzergah
Especially:Özellikle
Country side:Kırsal bölge=Rural
Urban: Kentsel
Private=Special: Özel.
Crowded:Kalabalık
Absolutely= Definitely:Kesinlikle

Ocean:Okyanus
Opinion:Fikir
Resort: Tatil yeri=Holiday resort
Tiring: Yorucu
Trip:gezi
Symbolize:Simgelemek
Tent:Çadır
Victory:Zafer
Win:Kazan
What a pity:Ne yazık

Prize:ödül
Mosque:Cami
Per night:Bir gecelik
Build apartments:Binalar inşa et
together:Birlikte.
Actually:Aslında
All right:Pekala
Hurry up:Acele et.
Prepare:Hazırla
How nice:Ne hoş.
Pay the bills:Faturaları öde
Take care ofthe children:Çocuklarla ilgilen.
Return:Dönüş,geri dönüş,nüksetmek
Fascinating:Büyüleyici
Disappointing:Moral bozucu
Exciting:Heyecan verici.
To Require:Gerektirmek
As a result: sonuç olarak
HARDLY EVER:Hemen hemen hiç,binde bir.

JUST,ALREADY,YET,EVER-NEVER,SİNCE-FOR

ALREADY-YET

“Already” şu anda, bu durumda, konuştuğumuz anda anlamına gelir. Yalnızca olumlu cümlede kullanılır. Cümledeki yeri yardımcı fiil “have” ile asıl fiil arasındadır.

“Yet” henüz anlamını taşır. Bu kelime ise soru ve olumsuz cümlelerde kullanılır. Yani “yet” kullanılarak sorulan bir soru cümlesine olumlu cevap vermek isteniyorsa “already”, olumsuz cevap vermek isteniyorsa “yet” kullanarak cevap verilir. “Yet”in cümledeki yeri sondadır.

Has the director come yet?
Henüz (Şu ana kadar) müdür geldi mi?

Yes, he has already come.
Evet, o geldi. (O halen gelmiş bulunuyor, şu anda buradadır.)

No, he has not come yet.
Hayır, o henüz gelmedi.

EVER-NEVER

Her ikisi de “hiç” anlamına gelir. “Ever” soru cümlelerinde, “never” ise olumsuz cümlelerde kullanılır.

Have you ever been to Japan?
Siz hiç Japonya’da bulundunuz mu?

Yes, I have been to Japan.
Evet, ben Japonya’da bulundum.

No, I have never been to Japan.
Hayır, ben Japonya’da hiç bulunmadım.

JUST

Henüz bitmiş bir işi ifade etmek için, cümleyi yardımcı fiil ile asıl fiil arasına “just” koyarak kurulur.

I have just locked the door.
Kapıyı tam şimdi kilitledim.

Ali has just come home.
Ali tam şimdi eve geldi.

Have they just gone out?
Onlar tam şimdi mi gittiler?

Since – For

Bu edatların ikisi de Türkçe’de “den beri” anlamına gelir. Yani Türkçe’deki, “den beri” İngilizce’de iki türlü söylenir.
“Since”den sonra daima bir zaman adı gelir. “For”dan sonra ise daima bir zaman süresi gelir. (Bir zaman ölçüsü)

since last week
geçen haftadan beri

since last summer
geçen yazdan beri

since last year
geçen seneden beri

since one o’clock
saat birden beri

since two o’clock
saat ikiden beri

since twelve o’clock
saat onikiden beri

since Sunday
pazardan beri

Veya bir sene adı, yani belli bir tarih konulur.

Since 1936
1936’dan beri

Since 1950
1950’den beri

“For” edatını kullanmak istenirse “for”dan sonra bir zaman ölçüsü koymak gerekir.

For one minute
bir dakikadan beri

For two hours
iki saatten beri

For three days
üç günden beri

For five weeks
beş haftadan beri

For ten years
on yıldan beri

I have lived in İstanbul for ten years.
On yıldan beri İstanbul’da oturdum. (yaşadım.)

I have studied at home since 6 o’clock.
Saat altıdan beri evde çalıştım.

I have studied at home for one hour.
Bir saatten beri evde çalıştım.
(Veya bir saattir evde çalıştım.)

She has painted three pictures since last month.
O, geçen aydan beri üç resim yaptı.

How long have you been in this country?
Ne kadar zamandan beri bu ülkede kaldınız?

I have been in this country since last year.
Geçen yıldan beri bu ülkede kaldım.
ADVERBS OF PLACE (Yer zarfları)

Yer zarfları yer ya da yön bildiren kelimelerdir. Genellikle cümle içinde fiilden sonra gelir



abroad(yurt disinda),

anywhere(hiçbir yere/ herhangi bir yere),

above(yukarıda),

away(uzağa),

back(geriye),

backwards(geriye doğru),

behind(arkaya),

below(aşağıda),

forward(öne doğru),

far away(uzakta)

everywhere(her yerde)

nowhere(hiçbir yere)

there(orada oraya),

here(burada/buraya),

right(sağa left(sola),

downstairs aşağı katta),

upstairs(üst katta),

ahead(ilerde)



My mother has just come from abroad.

(Annem yurt dışından henüz geldi.)



She lives downstairs.

(O aşağı katta oturuyor.)



If she wants to go somewhere, take her there.

(Eğer bir yere gitmek isterse, onu oraya götür)



Yer zarflarının cümlenin neresinde kullanılacağından emin olamadığınız durumlarda şu kuralı aklınızdan çıkarmayın: Cümlede hal zarfı ve zaman zarf varsa yer zarfı bunların ortasına getirilmelidir.

She spoke loudly in the meeting room two days ago.

(İki gün önce toplantı odasında yüksek sesle konuştu.

 

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2250
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Unit 6: ADVENTURES

Mesaj  Admin Bir Paz Mart 13, 2016 1:45 am

Unit 6: ADVENTURES

Rafting: rafting
Trekking: doğa yürüyüşü
Rock-climbing: kaya tırmanışı
Parachute-diving: paraşütle dalmak
Swimming: yüzmek
Cycling: bisiklet sürmek
Running: koşmak
Caving: mağaracılık
Ice-climbing: buz tırmanışı
Canoeing: kano
Hard: zor
Easy: kolay
Tiring: yorucu
Boring: sıkıcı
Entertaining: eğlenceli
Dangerous: tehlikeli
Challenging: büyüleyici
Fascinating: etkileyici
Heart-stopping: son derece şok edici, heyecan verici
Safety: güvenlik
Protect: korumak
Injured: yaralı
Helmet: kask
First-aid: ilk yardım
Basic-medical treatment: temel tıbbi tedavi
Adventure sport: macera sporu
Exteme sports: sıra dışı sporlar
Following: sıradaki
Safety item: güvenlik techizatı
Ankle: ayak bileği
Proper footwear: uygun ayakkabı
First-aid kit: ilk yardım kiti
Adrenalin seker: adrenalin arayan
Brackets: parantez
Comparison: karşılaştırma
Concept: kavam
Consider: düşünmek
Decide on: karar vermek
Eye-catching: göz alıcı
Freedom: özgürlük
Hang gliding: deltakanatla uçuş

Hot air balloon ride: sıcak hava balonuyla uçuş
Kayaking: kayak
Manifacturer: üretici
Movements: hareket
Mysterious: gizemli
Narrative: öykü
Nature: doğawww.egitimhane.com
Parkour runner: parkur koşucusu

Real size: gerçek boyut
Reason: sebep
Scenery : manzara
Scuba diving: oksijen tüpüyle dalış
Skateboarding: kaykay
Skillful: yetenekli, kabiliyetli
Suitable: uyun




Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2250
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

8.SINIF İNGİLİZCE TEOG HAZIRLIKLARI:Why don't we

Mesaj  Admin Bir C.tesi Kas. 21, 2015 9:34 pm


THE İNTERNET
confirm password:şifreyi onayla.
Update program:Programı güncelle.
Turn off:Kapat.
Write a comment:Bir yorum yaz.
Browse a Cd! Cd ye göz at.
Send an email:Bir elektronik posta gönder.
Register for free:Ücretsiz kayıt ol!
Empty the recycle bin:Geridönüşüm kutusunu boşalt.
Download: İndir.
Create an account:Bir hesap oluştur.
Create a new folder:yeni bir klasör oluştur.
Enough storage:Yeterli hafıza
Get well soon.Yakında iyileş.
Give instructions:Yönergeler ver.
İnterior storage:Dahili iç hafıza.
Keyboard:Klavye.
Make life worse:Hayatı kötüleştir.
cautious:Tedbirli,ihtiyatlı.
caution:Dikkat
Member:Üye.
To Miss the flight:Uçağı kaçırmak.
Press:Bas,pres yap.
To hurt:incitmek
Save attachment:Eklentiyi kaydet.
System unit:Bilgisayarkasası.
Unfriend:Arkadaşlıktan çıkar.
Sound: ses
Reply=Answer: Yanıtla.
Record:Kayıt.
Right now:Hemen şimdi.
To Mean: Demek istemek.
Member:Üye
Remember:Hatırla.
Seat:oturma yeri,koltuk.
Click:Tıkla
Unnecessary files: Gereksiz dosyalar.
Adventure:Macera
chores: Ev işleri
Anyway:Her neyse.
Battle:savaş= Fight
Destination:Güzergah
Especially:Özellikle
Country side:Kırsal bölge=Rural
Urban: Kentsel
Private=Special: Özel.
Crowded:Kalabalık
Absolutely= Definitely:Kesinlikle
Navy:Deniz filosu, donanma.
Shame:Utanç
Scarf:Atkı
Scary:Korkunç
Ocean:Okyanus
Opinion:Fikir
Resort: Tatil yeri=Holiday resort
Tiring: Yorucu
Trip:gezi
Symbolize:Simgelemek
Tent:Çadır
Victory:Zafer
Win:Kazan
What a pity:Ne yazık
Sea Wiew:Deniz manzarası
Seaside:Deniz kenarı
Unfortunately:Malesef
Prize:ödül
Mosque:Cami
Per night:Bir gecelik
Build apartments:Binalar inşa et
together:Birlikte.Screen:Ekran
Actually:Aslında
All right:Pekala
Congratulations:Tebrikler
Feed:besle
Oh dear:Ah canım
Rubbish bin:Çöp kutusu
Set the table:Masayı kur.
Hurry up:Acele et.
Prepare:Hazırla
How nice:Ne hoş.
Pay the bills:Faturaları öde
Take care ofthe children:Çocuklarla ilgilen.
Return:Dönüş,geri dönüş,nüksetmek
That's very kind of you:Çok kibarsın
Take the kids from the school:Çocuklarıokuldan al.
Tidy up:Toparla,temizle.
Unfortunately not!Malesef hayır.
You are welcome: Rica ederim. Welcome! Hoşgeldiniz!
Upload:Yükle.
Attachment:Eklenti
Vacuum the floors:Yerleri süpür.
Fascinating:Büyüleyici
Dry:kurula
l would rather:Tercih ederim.=prefer
l PREFER V+ ing....... TO ............
l prefer drinking tea to coffee.Çayiçmeyi kahve içmeye tercih ederim.
l would rather drink coffee than tea.Kahve içmeyi çay içmeye tercih ederim.
l WOULD RATHER V+1.......................THAN ...........

Would Rather ve Prefer konusu ingilizce de tercih işlemi yapmada ve verilen iki seçenekten birini seçme işlemini yapma da kullanılır.

Prefer kullanacaksak eğer fiil kullanıyorsak fiili gerund yapısıyla (-ing ekleyip) araya to koyarız  sonra diğer  fiili de gerund haliyle ekleriz.

Eğer ki tercih işleminde preferden sonra isim kullanacaksak isimler arasında to kullanırız.

I prefer tea to coffee.

I prefer drinking tea to drinking coffee.

Would rather kalıbında ise , would rather 1. tercih işlemiyle 2. tercih arasına than koymamız gerekir.

I would rather drinking tea than drinking coffee.

I would rather tea than coffee.



I would rather watch TV than go to a movie.
Filme gitmektense, TV seyretmeyi tercih ederim.
I prefer to say at home rather than go out.
Dışarı gitmek yerine evde kalmayı tercih ederim.
I prefer tea to coffee.
Çayı kahveye tercih ederim.
I would rather have tea than coffee.
Çay içmeyi kahve içmeye tercih ederim.
I prefer walking to riding .
Yürümeyi ata binmeye tercih ederim.
I would rather cook with electricity.
Elektrikle yemek pişirmeyi tercih ederim.
I would rather you studied a little more.
Biraz daha fazla çalışmanı tercih ederim.
I would rather you had passed your exam.
Sınavını geçmeni tercih ettim.
I would rather ride on the train.
Trene binmeyi yeğlerim.
I would rather go to the shops tomorrow.
Yarın mağazalara gitmeyi tercih ederim.
I would rather not have gone yesterday.
Dün gitmeyi tercih etmedim.
I would rather buy a new dress than have this one cleaned.
Bu yeni elbiseyi temizletmektense yenisini almayı tercih ederim.
Would you rather work than go to disco?
Çalı”mayı, diskoya gitmeyi tercih eder misiniz?
I like listening to music better than watching TV.
Müzik dinlemeyi Tv izlemekten daha çok seviyorum.!
Which do you prefer tea or coffee?
Çayı mı yoksa kahveyi mi tercih edersiniz?
I prefer tea to coffee.
Çayı kahveye tercih ederim.
Which would you prefer apple or orange?
Elma mı yoksa portakal mı tercih edersiniz?
I prefer apple.
Elmayı tercih ederim.
I like hot weather better than cold weather.
Sıcak havayı soğuk havadan daha çok seviyorum.

Why Don’t You Kalıbı

Why don’t You : Kullanım olarak öneri, tavsiye yapmak için, kullanılan bir yapıdır. “Anlam olarak neden biz gitmiyoruz,neden yapmıyoruz ” şeklinde tavsiye belirtmek için bir işi planlamak için kullanılan kavramdır.



Örnek Cümleler

Why don’t we go to cinema now?
Neden biz şimdi sinemaya gitmiyoruz.

Why don’t we go on holiday this summer?
Neden biz bu yaz tatile gitmiyoruz?

Why don’t you study more?
(Neden daha fazla çalışmıyorsun?)

Why don’t you learn French?
(Neden Fransızca öğrenmiyorsun?)

Why don’t you take a holiday?
(Neden tatile çıkmıyorsun?)

Why don’t you study your lesson a lot?
Neden çok ders çalışmıyorsun?

Why don’t we meet tomorrow morning?
(Neden yarın sabah buluşmuyoruz?)
extreme:Aşırı,uç.
Challenging:Zorlu,iddialı,mücadeleci
Entertaining=Eğlenceli,eğlendirici=amusing
Embarrassing:utanç verici
Amusing:Eğlenceli,komik= funny
Fascinating:büyüleyici
Disappointing:Moral bozucu
Exciting:Heyecan verici.
Download this attachment:Bu eklentiyi yükle.
Delete old files:Eski dosyaları sil.
To Require:Gerektirmek
As a result: sonuç olarak
Borrow:Ödünç al.
Take an exam:Sınava girmek.
Fail an exam:Sınavdan başarısız olmak
Pass an exam:Sınavı geçmek
cheerfull:Neşeli
Wise:Yol,yöntem,usul=manner
Stubborn;İnatçı
İntuitive:Sezgisel
BLEMİSH:Güzelliğini bozmak,lekelemek
damp:nemli
anyway:Her neyse,yine de
Available:Mevcut,var
HARDLY EVER:Hemen hemen hiç,binde bir.
Attend:Katılmak
Come over:Visit  =ziyaret etmek
Carry on:Go on =devam etmek
Due to:...Den dolayı
Check in:Giriş yapmak,kontrol etmek
harsh:sert
Hang up:telefonu kapatmak
hold on:To wait=beklemek
put sb through:Birini telefona bağlamak
unfortunately:Malesef
fortunately:İyi ki,neyse ki,şükür ki,çok şükür,güzel tarafı.
What's the matter?:sorun nedir?
Urgently:Acilen
What a pity:Ne yazık
What do you mean?:Ne demek istiyorsun?
Are you joking? Şaka mı yapıyorsun?
Have an appointement:Bir randevusu olmak.
Dial the wrong number: Yanlış numarayı tuşlamak.
How about you?:Ya sen?
Leave a message:Bir mesaj bırakmak.
Line:Hat
Luckily:Neyse ki.
Grease:Yağlamak
Green grocer:Manav
Rehearse:Prova yapmak,ezberden okumak
Here you are:Buyurun
Lend:Ödünç vermek.
Spicy:baharatlı
Never mind:Boş ver
Special:Özel
recipe:Tarif
Snack:Atıştırmalık
Steak:Biftek
Delicious:Lezzetli
That's all:Hepsibu.
Plum:erik
Grate:Rendelemek
Preheat:Önceden ısıtmak.
Cookie:Kurabiye.
Bake:Fırında pişirmek   BAKERY:Fırın.
Frying pan:Tava.
İngredient:Malzemeler,içerik
a pinch of salt:Bir tutam tuz.
Pour:Dökmek,dökülmek,akmak.
Zorbing:Şeffaf topla aşağı yuvarlanmak.
GET ON WELL:İYİ GEÇİNMEK.
COUNT ON:Güvenmek.
COMMON:ORTAK;YAYGIN.
Absolutely:Kesinlikle.
Anyting else:Başka bir şey.
Bake:Fırında pişirmek.
Blend:Karıştırmak,çırpmak.
Bakery:Fırın
Cake mold:Kek kalıbı.
Chip:Patates kızartması
Delicious:Lezzetli.
Dice:Küp küp doğramak.
fry:Kızartmak.
Grease:Yağlamak.
Green grocer:Manav.
Healthy:Sağlıklı.
Here it is:işte burada.
l hope not:Umarım olmaz.
lend:Ödünç vermek.
Borrow:Ödünç almak,kredi almak,Borç almak.
Lemon zest:Limon rendesi
Lettuce:Kıvırcık marul
loaf:Somun
lose weight:Kilo vermek.
Mash:Ezmek
Oven:Fırın
Onyour way home:Yolunun üzerinde.
Pan:Tava
Peel:Kabuğunu soymak
Peeling:Deri soyma
Plum:erik
pour:Dökmek.
preheat:Önceden ısıtmak.
recipe:Tarif
Slice:Dilimlemek.
snack:Atıştırmak
Steak:Biftek.
Tell the time:Saati söylemek.
Tablespoon:Çorba kaşığı
That's all:hepsi bu.
Then:Daha sonra
Worst:En kötü
hang up:Kapatmak,asmak.İsim:Takıntı.
Hang over:Aban,sürmek,asılmak.
Hang about:EYLEŞMEK.
Hang on:Germek.Sallanmak.
Hang around:Gezinmek.......out:Gezinmek.
Come over:Uğramak
cookie:Kurabiye.
appointment:Randevu.
urgently:Acilen,ivedelikle
Customer:Müşteri.
Moment:An,esna,önem.


En son Admin tarafından Paz Mayıs 08, 2016 5:21 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2250
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

İNGİLİZCE 8.Sınıf Teog Çalışmaları

Mesaj  Admin Bir Paz Şub. 22, 2015 7:55 pm


What's he like? Onun karakteri nasıldır? PERSONALİTY. He is cheerfull.O neşelidir.
WHAT DOES HE LOOK LİKE? O nasıl görünüyor?APPEARANCE.He is fat.O şişmandır.
dishonest:Sahtekar
persistent:ısrarcı
neat:temiz,pak,düzenli
reserved:İçe kapanık
selfish:Bencil
thoughtful:düşünceli
tolerant:Hoşgörülü
trendy:Modayı takip eden
trustworthy:Güvenilir=reliable
obsolutely:Kesinlikle
Anyway:Her neyse,yine de
Available;serbest,hazır,mevcut
Advise:Tavsiyede bulunmak.
Break into  tears:Gözyaşlarına boğulmak.
borrow:Ödünç almak
bring ir back:Geri getirmek
Cancel:İptal etmek
Come over:Ziyaret etmek =visite
disturb:Rahatsız etmek
Hang up:telefonu kapat!
Harsh :sert
Appointment:randevu.
Hold on! Bekle!
join:Katılmak
put somebody through:birine telefonda bağlanmak
Set the alarm clock:Çalar saati kurmak
Stay on the line! Hatta kalın
Wedding ceremony:Düğün töreni
luckily:Neyse ki,sanslıyız ki.
On the other hand:Diğer tarafta
Unfortunately:MALESEF
What do you mean? Ne demek istiyorsu?
What's the matter? SORUN NEDİR?
What a pity! Ne yazık!
Why don't you go? Neden gitmiyorsun?
You are welcome :Rica ederim.
Pick somebody up:Birini arabayla almak.
Thad'd be great!Harika olur.Harika olurdu.
in the repair:Tamirde.
Muffin:Topkek,kek,çörek,yuvarlak mini kek.
Bedside table:Komodin
casual:Günlük= daily
Express opinions:fikirlerini beyan etmek İsim:Açık,kesin,hızlı,belli,express,süratli.
to show, to point, to display,  to demonstrate, to indicate, to point out, to look (younger, etc.), to express=GÖSTERMEK.
Dust the furniture:Mobilyaların tozunu almak
Axam grade:Sınav notu,sınav derecesi
Ged rid of anxiety:heyecandan kurtulmak.
anxiety:Merak,kaygı,gaile,endişe.
give permission:İzin vermek
Hiking:Kır yürüyüşü.
impressive:Etkileyici.
Journey:Yolculuk,seyahat
Nervous:Telaşlı,gergin,öfkeli=tense.
Perfect:Mükemmel.
Terrific:Harika,muhteşem.
Teenager:ergin,13-18 yaşarası.
Unbearable:Katlanılmaz.
What kind?:NE TÜR?
Vaccum the floor:Yerleri süpürmek.
Congratulations!:Tebrikler!
Do exercise:Egzersiz yapmak.
Make mistakes:Hatalar yapmak.
Make a visit:Ziyaret etmek
Make friends.Arkadaşlık edinmek.
Make noise:Gürültü yapmak.
Make fun of:Alay etmek.
DO GOOD:İYİLİK YAPMAK.
Do the shopping:Alışveriş yapmak.
Do harm:Zarar vermek. Harmfull:Zararlı.
Do the ironing:Ütü yapmak.
Do your best:En iyisini yap.
İnvite:Davet etmek.        İNVİTED:DAVETLİ.
Laugh:GÜLMEK   SMİLE: GÜLÜMSEMEK:
Snack:Atıştırmalık yiyecek.
Ridiculous:Gülünç.
Science fiction: BİLİM KURGU.
Scuba diving:Dalış yapma.
Shout at each other: Birbirine bağırmak
understanding:Anlayışlı. Understand:Anlamak.
Between:İki şeyin arasında. Among:arasında.
Silly:Budalaca.
Express opinions:Fikirleri beyan etmek.
Fascinated:Büyülenmiş.
Fond of: DÜŞGÜN;SEVMEK Be fond of:Bayılmak.=be crazy about
Love:Bayılmak,çok sevmek.
l can't stand:Tahammül edemiyorum=l can't bear.
languorous, faint, languid, amorous =fond
Why don't you play football:Neden futbol oynamıyorsunuz?Futbol oynayın.
How about doing exercise? EGZERSİZ YAPMAYA NE DERSİN?
WHY DON'T WE PLAY CHESS? Neden satranç oynamıyoruz.Oynayalım.
Let's go fishing!Haydi balığa gidelim.
Do crossword:Çapraz bulmaca çözmek.
Make visit:Ziyaret etmek.
Do your best!En İYİSİNİ YAP!
Always:Her zaman. %100
Often:Sık Sık %75
Usually:Generally:Genellikle%50
Sometimes:Bazen%25
Rarely=Seldom:NADİREN. %10
Never =ASLA.  % 0.
Heavy traffic.Yoğun trafik.
one a month:AYDA BİR KEZ:
TWİCE A YEAR:Yılda iki defa.
three times a year:Yılda üç defa.
Regulary:Düzenli.
Argument:Tartışma.
Argue:Tartışmak.Görüşmek,savunmak.
Joke:espri,fıkra
Good idea:güzel fikir
Don't worry:endişelenme
As a result:sonuç olarak
l would love to:isterim
To me:Bana göre
l would love to:isterim
Certainly not:kesinlikle hayır
Certainly:absolutely:kesinlikle
l wish:isterim,dilerim
Unfortunately:Malesef
Good idea:iyi fikir
Never mind:Takma kafana,önemi yok
That's right:Doğru
Why not:neden olmasın
of course:Tabi ki
Be carefull:dikkatli ol
What a pity:Ne yazık ki
l am afraid:Korkarım
l think:Bence,düşünüyorum ki
You are wrong:Yanılıyorsun
Get better:Geçmiş olsun,düzelmek
Hat better:iyi olur
foreign:yabancı
pronunciation:telaffuz
bossy:patronsu
confident:kendine güvenen
calm:sakin,soğukkanlı
dishonest:sahtekar      honest:dürüst
lend money:ödünç para vermek
mean:pinti,kaba
moody:huysuz,değişken
naughty:yaramaz
neat:temiz,pak,düzenli
persistent:ısrarcı
punctual:dakik
spoiled:Şımarık
strength:güç,kuvvet,güçlü = strong
stupborn:İnatçı
stingy:cimri=mean
modest:alçak gönüllü
tolerant: hoşgörülü
trendy:modayı takip eden
trustworty:güvenilir
truth:doğru,gerçek
understanding:anlayışlı
bad tempered:sinirli=nervous:gergin:sinirli=angry=frustrated
to weep together:ağlaşmak
to weep =cry:ağlamak     weep for joy:sevinçten ağlamak
vip:Very Important Person (VIP) Çok önemli insan   I bought a VIP pass:vip geçişi aldım.
unfortunately:malesef     It is unfortunately true:Malesef doğru  
Unfortunately, I was the looser:Malesef kaybeden bendim.
Unfortunately the package was delivered to the wrong address.Malesef paket yanlış adrese dağıtıldı.
However, the per capita is unfortunately low.Ancak kişi başına düşen gelir ne yazık ki düşük.
while, whereas, however:ise,ancak    
on the other hand, however:ise  
but, however, yet:fakat
hardly, barely, only, merely, just, but, however:ancak
however, nevertheless, nonetheless, on the contrary, still :halbuki
in addition to this, still, nevertheless, however:bunun yanında
However you like:as you wish:nasıl istersen
However, I have no money.Lakin param yok.
shed tears and weep:gözyaşı döküp ağlamak
veep:başkan yardımcısı
look up a word:sözlükte kelimeye bakmak
memorize:ezberlemek=to learn by heart : ezberlemek
challenge :Mücadele,kafa tutmak,karşı gelmek,iddia,çekişme,itiraz etme,meydan okumak,parola sorma.
the biggest challenge;en büyük engel.
causal challenged, general challenge:gerekçeli itiraz.
challenge to death:Ölüme meydan okumak.
global challenge:Küresel zorluk
Practise:pratik yapmak
sentence:cümle
guess:tahmin etmek
translate:tercüme etmek
worry:endişelenmek
waste:boşa harcamak
interrupt:bölmek,araya girmek
native:yerel,ana
get off a bus:otobüsten inmek
spell:hecelemek,harflerini söylemek
look for:aramak
go up the stairs:merdivenlerden çıkmak
give up:vazgeçmek
break into:bir yere gizlice girmek,bir yere zorla girmek
break down:bozulmak
mistake:hata    make a mistake:bir hata yapmak
keep in touch:görüşmek,irtibatta olmak,irtibatı muhafaza etmek
hurt:incitmek
improve:geliştirmek
subtitle:alt yazı
meaning:anlam
keep:korumak,muhafaza etmek
keep  a notebook:defter tutmak
review:yeniden gözden geçirmek
penicked:paniğe kapılmış
chat:sohbet etmek
diary:günlük defteri
daily life:günlük hayat
get rid of fears:korkularından kurtulmak
according to me:bana göre
opinion=idea:fikir
repeat:tekrarlamak
need:ihtiyacı olmak
focus:odaklanmak
trade:ticaret
get on a bus:otobüse binmek        get off:inmek
look after:göz kulak olmak
go down the stairs:merdivenleri inmek
put on:giymek
fall off:düşmek
turn off:kapatmak
take off:çıkarmak
way:yol
badly:kötü bir şekilde
hold on:beklemek
fun:eğlenceli
prefer:tercih etmek
translate:tercüme etmek
worry:endişelenmek
fail:sınavda  başarısız olmak
interrupt:bölmek ,araya girmek



Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2250
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

8.SINIF İNGİLİZCE MOS SINAVI HAZIRLIK

Mesaj  Admin Bir Paz Şub. 22, 2015 7:47 pm

bill:Fatura,hesap
tidy:temizlemek,tertipli,düzenli.
upset:üzgün
set:kurmak
miss:Yetişememek,kaçırmak,özlemek
network:Ağ,iletişim
co-founder:ortak kurucu.
composer:bestekar
scholarship:burs
honour:Onur
consulting professor:danışman profesör
title:başlık,ünvan
take part in a competition:bir yarışmada yer almak
experiment:deney,tecrübe
Experienced:tecrübeli
carry out a research:bir araştırma yürütmek
achieve;elde etmek,başarmak
make up your mind:kararını   vermek =decide
receive an award:bir ödül almak
stewardess:hostes
carry on=go on:devam etmek
ordinary:sıradan
gold coin:altın para
reply:yanıtlamak=to answer
huntsman=hunter:avcı
tower:kule
witch:cadı
hold:tutmak,tutunmak
stepsisters:üvey kız kardeşler
once upon a time:bir zamanlar
strange:garip,acayip
noise:gürültü
fasten seatbelt:emniyet kemerini takmak
have an accident:kaza geçirmek
set an alarm clock:alarm kurmak
amazing:büyüleyici
scaring:korkunç
relaxing:rahatlatıcı
confusing:kafa karıştırıcı
frightening:korkunç
exciting:heyecan verici
homeless:evsiz
run your own business:kendi işini işletmek
interest:ilgi,  ..... in :ilgilenmek
skillful:başarılı,becerikli      skil:beceri
crowd:Kalabalık
turn on:açmak=swich on
turn off:kapatmak=swich  off
fresh air:temiz hava    fresh:taze
have rest:dinlenmek
protect:korumak
sunrays:güneş ışınları
criminal:suçlu=guilty
fail:sınavda  başarısız olmak
seat belt:emniyet kemeri
fashion design:Moda tasarımı
ambitious:azimli
anger:öfke,sinir
caring:ilgi gösteren
confidence:güven
disorganised:düzensiz
emotional:duygusal
controlled:kontrollü
extraverted:dışa dönük
frustrated:öfkeli=angry
honest:dürüst
imaginative:hayal gücü kuvvetli
impatient:sabırsız
introverted:içe kapanık
mean=stingy:cimri
messy:dağınık
nervous:gergin:sinirli=angry=frustrated
observant:gözlemci
outgoing:dışa dönük
reliable;güvenilir
selfish:bencil
serious:ciddi
understanding;anlayışlı
sensible:mantıklı
sensitive;duyarlı,hassas
well organised:düzenli,tertipli
vertical :dik,dikey,amudi vertical surface:dik yüzey vertical angle:düşey açı vertical dimension:dikey boyut
shout:bağırmak
shy:utangaç
secret:sır
unsociable:asosyal
unhappy:mutsuz
stressful:stresli
relationship:arkadaşlık ,bağ
cool:serin  kanlı;rahat
caring:ilgi gösteren
talkative:konuşkan.


En son Admin tarafından Paz Mart 15, 2015 12:32 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2250
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

8.SINIF İNGİLİZCE MOS SINAVI HAZIRLIK

Mesaj  Admin Bir C.tesi Ara. 27, 2014 2:37 pm


ROAD TO  SUCCESS:  BAŞARININ YOLU
confirm password:şifreyi onayla.
Update program:Programı güncelle.
Turn off:Kapat.
Write a comment:Bir yorum yaz.
Send an email:Bir elektronik posta gönder.
Register for free:Ücretsiz kayıt ol!
Empty the recycle bin:Geridönüşüm kutusunu boşalt.
Download: İndir.
Create an account:Bir hesap oluştur.
Create a new folder:yeni bir klasör oluştur.
Enough storage:Yeterli hafıza
Get well soon.Yakında iyileş.
Give instructions:Yönergeler ver.
İnterior storage:Dahili iç hafıza.
Keyboard:Klavye.
Make life worse:Hayatı kötüleştir.
cautious:Tedbirli,ihtiyatlı.
caution:Dikkat
Member:Üye.
To Miss the flight:Uçağı kaçırmak.
Press:Bas,pres yap.
To hurt:incitmek
Save attachment:Eklentiyi kaydet.
System unit:Bilgisayarkasası.
Unfriend:Arkadaşlıktan çıkar.
Sound: ses
Reply=Answer: Yanıtla.
Record:Kayıt.
Right now:Hemen şimdi.
To Mean: Demek istemek.
Member:Üye
Remember:Hatırla.
Seat:oturma yeri,koltuk.
Click:Tıkla
Unnecessary files: Gereksiz dosyalar.
Adventure:Macera
chores: Ev işleri
Anyway:Her neyse.
Battle:savaş= Fight
Destination:Güzergah
Especially:Özellikle
Country side:Kırsal bölge=Rural
Urban: Kentsel
Private=Special: Özel.
Crowded:Kalabalık
Absolutely= Definitely:Kesinlikle
Navy:Deniz filosu, donanma.
Shame:Utanç
Scarf:Atkı
Scary:Korkunç
Ocean:Okyanus
Opinion:Fikir
Resort: Tatil yeri=Holiday resort
Tiring: Yorucu
Trip:gezi
Symbolize:Simgelemek
Tent:Çadır
Victory:Zafer
Win:Kazan
What a pity:Ne yazık
Sea Wiew:Deniz manzarası
Seaside:Deniz kenarı
Unfortunately:Malesef
Prize:ödül
Mosque:Cami
Per night:Bir gecelik
Build apartments:Binalar inşa et
together:Birlikte.Screen:Ekran
Actually:Aslında
All right:Pekala
Congratulations:Tebrikler
Feed:besle
Oh dear:Ah canım
Rubbish bin:Çöp kutusu
Set the table:Masayı kur.
Hurry up:Acele et.
Prepare:Hazırla
How nice:Ne hoş.
Pay the bills:Faturaları öde
Take care ofthe children:Çocuklarla ilgilen.
Return:Dönüş,geri dönüş,nüksetmek
That's very kind of you:Çok kibarsın
Take the kids from the school:Çocuklarıokuldan al.
Tidy up:Toparla,temizle.
Unfortunately not!Malesef hayır.
You are welcome: Rica ederim. Welcome! Hoşgeldiniz!
Upload:Yükle.
Attachment:Eklenti
Vacuum the floors:Yerleri süpür.
Fascinating:Büyüleyici
Dry:kurula
l would rather:Tercih ederim.=prefer
l PREFER V+ ing....... TO ............
l prefer drinking tea to coffee.Çayiçmeyi kahve içmeye tercih ederim.
l would rather drink coffee than tea.Kahve içmeyi çay içmeye tercih ederim.
l WOULD RATHER V+1.......................THAN ...........
extreme:Aşırı,uç.
Challenging:Zorlu,iddialı,mücadeleci
Entertaining=Eğlenceli,eğlendirici=amusing
Embarrassing:utanç verici
Amusing:Eğlenceli,komik= funny
Fascinating:büyüleyici
Disappointing:Moral bozucu
Exciting:Heyecan verici.
Download this attachment:Bu eklentiyi yükle.
Delete old files:Eski dosyaları sil.
To Require:Gerektirmek
As a result: sonuç olarak

Borrow:Ödünç al.
Take an exam:Sınava girmek.
Fail an exam:Sınavdan başarısız olmak
Pass an exam:Sınavı geçmek
cheerfull:Neşeli
Wise:Yol,yöntem,usul=manner
Stubborn;İnatçı
İntuitive:Sezgisel
BLEMİSH:Güzelliğini bozmak,lekelemek
damp:nemli
run some errands:öteberi almak,Çarşıya gitmek,ayak işlerine bakmak.
l have a few errands:Bir kaç işim var
errands:Günlük işler,getir götür işleri
chores:angarya,ev işleri,sıkıcı işler
exhibit:sergi
witness:şahit,tanık.
on loan:ödüç verilmiş.
disappear:ortadan kaybolmak.
appoint:tayin etmek.
embark  on:Geiyle yolculuğa başlamak.
convene:toplantıya çağırmak.
enrol:kaydomak
miss:Yetişemek,kaçırmak,özlemek.
set:kurmak
upset:üzgün.
prevent:önlemek
renew:Yenilemek
effective:etkili
exciting:heyecanlandırıcı,heyecan verici
get rid of:istenmeyen bir şeyden kurtulmak
heal:iyileştirmek,iyileşmek
irritate:rahatsız etmek,sinirlendirmek,vücut için tahriş etmek
tissue:doku,kağıt mendil
utilize:kullanmak,yararlanmak,değerlendirmek
smoothe:pürüzsüz
scrub:Ovalamak
soothe:yatıştırmak,sakinleştirmek,ağrı ve acı için dindirmek
rinse:Durulamak
destroy:Yıkmak
balance:Denge,dengelemek
chase:Kovalamak
promotion:Terfi
represent:temsil etmek
maintain:sürdürmek,devam ettirmek=continue
Prepare for an exam:Sınava hazırlanmak
Do homework:Ev ödevi yapmak
Take notes:Notlar almak
Listen to the teacher carefully:Öğretmeni dikkatlice dinlemek
Do practice tests:Test alıştırma yapmak
Follow instructions:Taimatları takip etmek.Talimatlara uymak
Cheat:Kopya çekmek
Have a rest:Dinlenmek
Rewies notes:Notları gözden geçirmek.Tekrar etmek.
Study daily:Günlük çalışmak
Arrest:tutuklamak
bracelet:bileklik,bilezik
break into:bir yere zorla girmek
crime scene:olay yeri
criminal:suçlu,suçlarla ilgili
daring:cüretkar
dare:cesaret etmek
disappear:ortadan kaybolmak
exhibit:sergi,sergilemek
evidence:kanıt=proof
guilty;suçlu
in spite of:-e rağmen
insurance:sigorta
jail:nezarethane,hücre
lay a trap:tuzak kurmak
on loan:ödünç verilmiş
Land:ödünç vermek
pirate:korsan
Proof:kanıt=evidence
prove:kanıtlamak
suspect:şüphelenmek
tooth impression:diş izi
treasure chest:hazine sandığı
valuable:değerli
witness:şahit,tanık
boat cruise:tekne gezisi
ancient:eski
waterfall:şelale
journey:gezinti,yolculuk
enjoy:eğlenmek
foreigne:yabancı
travel:gezmek,seyahat etmek
Trip:seyahat,gezi
mountain:dağ
be abroad: yurt dışında olmak
enrolled:kaydedilmiş
force:zorlamak
grant:kabul etmek ,onaylamak
Lieutenant:teğmen
independence:özgürlük:freedom
martyr:şehit
national congress:ulusal kongre
occupy:işgal etme
peace treaty:Bariş anlaşması
treaty:anlaşma
pressurize:baskı yapmak
withdraw:geri çekilmek
appoint:tayin etmek
appointment:atama, tayin, randevu, iş, görev
captain:yüzbaşı
commander:Komutan
convene:toplantıya çağırmak
defeat:yenmek
embark on:gemiyle yolculuğa başlamak
enrol:kaydolmak
Youth and Sports Day:Gençlik ve Spor Bayramı
talent:yetenek
skill:beceri     skilfull:becerikli
vet:veteriner
run your own business:kendi işini işletmek
lough:gülmek    
smile:gülümsemek
turn off:kapatmak
turn on:Açmak
worry:endişelenmek
twice:iki defa
fresh air.Temiz hava,serin hava
have rest:dinlenmek
healthily:sağlıklı bir şekilde
protect:korumak
sunrays:güneş ışınları
cure:tedavi etmek
delicious:lezzetli
illness:hastalık
seat belt:emniyet kemeri
fail.sınavda başarısız olmak
act:oyunculuk yapmak
fashion design:moda tasarımı
interested in:ilgi duymak
good at:iyi olmak
bad at:kötü olmak
İ'm bad at speaking French
She is good at solving problems.


En son Admin tarafından Paz Şub. 14, 2016 11:21 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2250
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

8.SINIF : ÜNİTE 2 ROAD TO SUCCESS STUDY SKILLS

Mesaj  Admin Bir Paz Ekim 27, 2013 12:54 pm

ROAD TO  SUCCESS:  BAŞARININ YOLU
Take an exam:Sınava girmek.
Fail an exam:Sınavdan başarısız olmak
Pass an exam:Sınavı geçmek
cheerfull:Neşeli
Wise:Yol,yöntem,usul.
Stubborn;İnatçı
İntuitive:Sezgisel
BLEMİSH:Güzelliğini bozmak,lekelemek
damp:nemli
prevent:önlemek
renew:Yenilemek
effective:etkili
exciting:heyecanlandırıcı,heyecan verici
get rid of:istenmeyen bir şeyden kurtulmak
heal:iyileştirmek,iyileşmek
irritate:rahatsız etmek,sinirlendirmek,vücut için tahriş etmek
tissue:doku,kağıt mendil
utilize:kullanmak,yararlanmak,değerlendirmek
smoothe:pürüzsüz
scrub:Ovalamak
soothe:yatıştırmak,sakinleştirmek,ağrı ve acı için dindirmek
rinse:Durulamak
destroy:Yıkmak
balance:Denge,dengelemek
chase:Kovalamak
promotion:Terfi
represent:temsil etmek
maintain:sürdürmek,devam ettirmek=continue
Prepare for an exam:Sınava hazırlanmak
Do homework:Ev ödevi yapmak
Take notes:Notlar almak
Listen to the teacher carefully:Öğretmeni dikkatlice dinlemek
Do practice tests:Test alıştırma yapmak
Follow instructions:Taimatları takip etmek.Talimatlara uymak
Cheat:Kopya çekmek
Have a rest:Dinlenmek
Rewies notes:Notları gözden geçirmek.Tekrar etmek.
Study daily:Günlük çalışmak
What does she look like?O nasıldır? She is blonde.O sarışındır.
Can : e bilmek
 A good person must be honest.İyi bir kişi dürüst olmalıdır.
 A bad person may be rude.
  My friends at school are always supportive and helpfull.

 A student must be “hardworking”
 A clown is “funny.”
 After the party she was cheerful
 Dylan was a “crazy” boy.
 My sister isn’t “slim” She is plumb.

                     MUST     CAN
Must:Meli,malı.Zorunluluk.
You mustn't Smoke. Sigara içmemelisin.

A — ABILITY - CAPACITY (Yetenek - Kapasite): Bu anlamda kullanıldığında CAN = BE ABLE TO olur.

Example:

1 — I am sure that you can swim well, because you live near the seaside.
2 — My sister can play the piano, but I can't.
My sister is able to play the piano, but I am not able to.
3 — I believe that my father can buy a new car next year.
I believe that my father will be able to buy a new car next year.

B — POSSIBILITY (Olasılık):
Bu anlamda kullanıldığı zaman BE ABLE TO ile yer değiştirmez.

Example:
1 — It can rain in August.(possible)
2 — It can't snow in August.(not possible)
3 — She can be here any moment. (possible)
2 — She can't be here after this hour, (not possible)
3 — This car can't be so expensive, (not possible)
                MUST

Must ve have to çoğu zaman birbirinin yerlerine kullanılabilirler. Aralarında kullanım açısından ufak farklılıklar vardır. Bu dersimizde bu farklar vurgulanacaktır.

► Cümlede Must kullanıldığı zaman cümleyi söyleyen kişinin kendi otoritesini ortaya koyduğu ve kendi duygularını ve kişisel görüşünü dile getirdiği anlaşılır.

Have to kullanıldığı zaman ise, mecburiyetin cümleyi söyleyen kişiden kaynaklanmadığı ve kendi duygularını dile getirmediği, kendi yetkisi dışından kaynaklanan bir mecburiyetten kaynaklandığı anlaşılır.

- She must clean her room. (Odasını temizlemeli.)

Bu cümlede odanın temizlenmesi gerektiği söylenmektedir ve bu fikir cümleyi söyleyen kişinin şahsi fikridir.

- The students must study English at least ten hour a week. (Öğrenciler haftada en az on saat İngilizce çalışmalılar.)

Bu cümledeki mecburiyet, yine cümleyi söyleyen kişinin kendi fikridir.

- You have to wear a uniform int this school. (Bu okulda üniforma giymek zorundasın.)

Bu cümlede vurgulanan mecburiyetin, cümleyi söyleyen kişiylebir ilgisi yoktur. Yalnızca okulun kuralını, yani kendi dışında oluşmuş bir kuraldan bahsetmektedir.

- It will be very cold tomorrow. We will have to make a fire in the house. (Yarın hava çok soğuk olacak. Evde ateş yakmak zorunda kalacağız.)

Bu cümlede de görüldüğü gibi şartlardan kaynaklanan bir zorunluluktan bahsedilmektedir.

- My grandfather is too old. He has to walk with a stick. (Dedem çok yaşlıdır. Bastonla yürümek zorundadır.)

► Bazı durumlarda, mecburiyet kişinin kendi yetkisi dışında, yani harici bir kural veya yasayla ilgili bile olsa, cümleyi söyleyen kişi bu mecburiyeti benimsiyorsa "must" kullanabilir.

- People have to keep quite when they are in a mosque. (İnsanlar camideyken sessiz olmalıdırlar.)

Bu cümleyi söyleyen kişi, sadece camilerde uyulması gereken bir kuraldan bahsetmektedir.

People must keep quite when they are in a mosque. (İnsanlar camideyken sessiz olmalıdırlar.)

Bu cümleyi söyleyen kişi ise, uyulması gereken kuralı kendisi de kabul ediyor ve savunuyordur.

► Özellikle birinci tekil ve birinci çoğul şahıs kullanıldığı zaman, must ile have to arasındaki anlam farkı iyice azalır ve çoğu zaman birbirlerinin yerine kullanılabilir. Aralarındaki tek fark, “have to” alışkanlıkları ifade etmede, “must” ise önemli ve hemen yapılması gereken durumlarda kullanılır.

- I have to get into my car and go to work at a quarter to seven every morning on week days. (Hafta arası her sabah saat yediye çeyrek kala arabama binip işe gitmem lazım.)

- I have to finish a novel every month. (Her ay bir roman bitirmeliyim.)

Yukarıdaki cümlelerde bahsedilen mecburiyet, aslında bir alışkanlıktır.

- I must finish this novel till tomorrow morning. I will return it to the library. (Yarın sabaha kadar bu romanı bitirmem lazım. Kütüphaneye teslim edeceğim.)

Bu cümlede acil bir durum söz konusudur.

► Acil durumlar söz konusu olduğunda, özne ikinci ve üçüncü şahıs bile olsa “must” kullanılır. Bu tür cümlelerde mecburiyetin kişinin kendinden mi, yoksa bir kuraldan dolayı mı ortaya çıktığına bakılmadan "must" kullanılır.

- You must call the boss. He wants you urgently. (Patronu aramalısın. Hemen seni bekliyor.)
intuitive:Sezgisel
Adjectives and Adverbs (Sıfatlar ve Zarflar Karşılaştırma)


Sıfatlar ve zarflar birlikte öğrenilirse, öğrenme daha kalıcı ve etkili olur. Zarflar genellikle sıfatların ( adjectives ) sonlarına
( -ly ) takısı getirilerek elde edilir.

- He is a slow player. (O yavaş bir oyuncudur.)
- He plays slowly. (O yavaş oynar.)

- He is a brave boy. (O cesur bir çocuktur.)
- He fights bravely. (Cesurca kavga eder.)

Söylediğimiz gibi bu cümlelerde sıfatan sonuna -ly eki getirilerek zarf elde edilmiştir. Sıfat olan kelimeler ismi, zarf olan kelimeler de fiili nitelemiştir.

Aşağıda, sonuna -ly getirilerek zarf yapılan bazı sıfatlar ve örnekler verilmiştir.


►happy - happily
- She is a happy girl. (O mutlu bir kızdır.)
- She is dancing happily. (O mutlu bir şekilde dansediyor.)


► sad - sadly
- My dad is very sad today. (Babam bugün çok üzgün.)
- The singer is singing sadly. (Şarkıcı üzgün şarkı söylüyor.)


► quick - quickly
- John is a quick player. (John hızlı bir oyuncudur.)
- John plays basketball quickly. (John hızlı bir şekilde basketbol oynar.)


► bad - badly
- Some students are really bad. (Bazı öğrenciler gerçekten çok kötü.)
- Some students behave badly in the classroom. (Bazı öğrenciler sınıfta kötü davranıyorlar.)

► Yukarıda bahsedilen kural bütün zarflar için geçerli değildir. Bazı sıfatlar, bu kuralın dışında kalırlar ve düzensiz değişirler. Bu zarfların mutlaka ezberlenmesi gerekmektedir.

► good - well

- Mr. Halloway is a good teacher. (Bay Halloway iyi bir öğretmendir.)
- He teaches well. (O iyi öğretir.)

Birinci cümlede “good” ismi nitelerken "well" fiili nitelendiriyor. Standart kurala göre good sıfatı zarf olduğunda goodly olması gerekmektedir. Fakat düzensiz olduğu için tüm kurallardan bağımsız olarak değişmektedir.

► Bazı kelimeler ise hem sıfat olarak ve hem de zarf olarak kullanılabilirler. Bunların tamamen ezberlenmesi lazımdır.


fast - fast (hızlı)
hard - hard  (zor, güç)
early - early (erken)
late - late (geç)
high - high (yüksek)
low - low (alçak)
near - near (yakın)
far - far (uzak)
deep - deep (derin)
much - much (çok)
little - little (az)
direct - direct (doğrudan)
wrong - wrong (yanlış)
enough - enough (yeterli)
pretty - pretty (hoş, tatlı)
straight - straight (düz, direk)
kindly - kindly (nazik)

Yukarıda belirtilenlerin dışında da hem sıfat hem zarf olarak kullanılabilen kelimeler vardır, ancak en yaygın olanlar yukarıda verilenlerdir.

EXAMPLES (ÖRNEKLER)

I want a fast car. (Hızlı bir araba istiyorum.)
My car must go fast. (Arabam hızlı gitmeli.)

There is a bus-stop near my house. (Evimin yakınında bir otobüs durağı var.)
The bus goes near my house. (Otobüs evimin yakınından geçer.)

Deep rivers are dangerous. (Derin nehirler tehlikelidir.)
Don’t dive very deep. (Fazla derine dalma.)

The traffic sign is wrong. (Levha yanlış.)
People will get it wrong. (İnsanlar onu yanlış algılayacaklar.)

The wall around the garden is high. (Bahçenin etrafındaki duvar yüksek.)
The trees near it grow high too. (Yanındaki ağaçlar da yükseliyor)

► Genelde -ly ile biten kelimeler adverb ( zarf ) olur. Fakat -ly ile biten sıfatlar da vardır. Bunların kindly (nazikçe) haricindekilerin adverb (zarf) hali yoktur. Aşağıda bu zarflara birkaç örnek verilmiştir.


lovely, lively, lonely, lowly, likely, elderly, timely, silly

► Bunların adverb ( zarf  ) hali manasını verecek şekilde kullanmak icap eden durumlarda, bu manalara yakın başka adverb ( zarf ) lar kullanılır ya da zarf cümleciği şeklinde anlatılır.

- All my friends are friendly. (Arkadaşlarımın hepsi candandır.)
- They behave in a friendly way. Candan davranırlar. (Canayakın bir şekilde davranırlar )

- A new rise in salaries are likely. The government will probably give a rise in salaries.
(Maaşlarda yeni bir artış muhtemel. Yeni hükümet muhtemelen maaşlara zam yapacak.)

Yukarıdaki cümlelerde görüldüğü gibi friendly sıfattır ve zarf hali in a friendly way şeklinde anlatılmıştır. Ve “likely” sıfattır ve zarf hali “probably” olarak anlatılmıştır.

► Bazı sıfatlar -ly alınca; adverb (zarf) olurlar. Fakat bunlar sıfat oldukları zamanki anlamı zarf oldukları zaman taşımazlar ve farklı anlamlar alırlar.

Örneğin, high yüksek demektir fakat highly yüksek(çe) değil "oldukça", "ziyadesiyle" manasında kullanılmaktadır. Low alçak demektir. Fakat lowly alçak(ça) değil "alçak gönüllülükle" demektir.

İşte bunun gibi sıfat manası ile zarf manası birbirinden değişik şekillerde mana veren kelimeler vardır ve bunlar dikkate alınmalıdır. Bunların kuralları yoktur. İstisnai durumları vardır ve ezberlenmeleri gerekir. Bunlar genelde aşağıdaki kelimeledir.


high: yüksek - highly: ziyadesiyle
low: alçak - lowly : tevazuyla
near: yakın - nearly: neredeyse
late: geç - lately: son zamanlarda
hard: zor, güç - hardly: ancak, güç, bela
direct: direkt, dosdoğru - directly: dobra dobra, açıkça
warm:sıcak - warmly:samimiyetle
hot:sıcak - hotly: iştiyakla, canı gönülden
cool: soğuk - coolly : soğuk davranarak
cold:soğuk - coldly: samimiyet vermeksizin
present: hali hazırda - presently: derhal, hemen
short: kısa - shortly: hemen, özet olarak kısaca
scarce: nadir, ender - scarcely: zar zor
bare: çıplak, kıraç - barely: ancak, güç bela
sure: emin, kesin - surely: kesinlikle, emniyetle

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2250
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

İNGİLİZCE 8.SINIF TEOG SINAV HAZIRLIKLARI

Mesaj  Admin Bir Paz Ekim 27, 2013 12:04 pm


FRIENDSHIP RULES :ARKADAŞLIK KURALLARI
Bu konuyu anlamamız için aşağıdaki ingilizce kelimelerin anlamlarını bilmemiz lazım.
Kind:Kibar                             You are  very kind.Çok kibarsınız.
Clever:Zeki                            He is very clever:O çok zekidir.
Funny:Eğlenceli ,komik.          They are funny.Onlar eğlencelidir.
Stingy:Cimri                          You are very stingy:Siz çok cimrisiniz.
Lazy:Temel                            He is lazy.O tembeldir
Honest:Dürüst
Generous:Cömert
Stupborn:Aksi,dediğim dedik     He is stupburn:O aksidir.
Friendly:Arkadaş canlısı
sincere:samimi
Talkative:Konuşkan             They are Talkative:Onlar konuşkandır.
Proud:Gururlu        
Thankfull:Müteşekkir,minnettar.
Trustworthy:dürüst,güvenilir.      l'm trustworthy:Ben güvenilirim.
cheerful:Neşeli                         You are cheerful:Sen neşelisin.
Rude:Kaba
helpful:Yardımsever
Jealous:Kıskanç
Reliable:Güvenilir,inanılır
Serious:Ciddi
Shy:Utangaç
Optimistic:iyimser
Pessimistic:Kötümser
Punctual:Dakik
Aggresive:Agresiv,sinirli
Anxious:Tedirgin,endişeli
sensitive :Hassas
             PYSİCAL  DESCRİPTİON    FİZİKSEL TANIMLAMA
Overweight:Kilolu
Slim:Zayıf,hoş
Muscular:Kaslı
Attactive:Çekici
Bony:Kemikli
Bald:Kel
Thin:ince
Pretty:hoş,narin
Plump:Semiz,Balık etli,etine dolgun
He is bonny:O kemiklidir
She is plump:obalıketlidir.(O semizdir.)
She is Anxious.O tedirgindir.(Endişelidir)
Supportive:Destekleyici                     She is supportive.O destekleyicidir.
Blonde:Sarışın   Blond:erkekler için sarışın.He is blond.   She is blonde.
Slanting:çekik
Hazel:ela
Fair:Kumral.                 She is fair.
Dark:Koyu                    He is dark. O esmerdir.
Tanned:Bronz
What is he like? Onasıldır?   He is supportive and reliable. O destekleyici ve güvenilirdir.
What is she like? She is plump.O balıketlidir.
What was she like? O nasıldı?    She was pretty.O  hoştu.
What does she look like?  O nasıl görünüyor?  She looks like fat. O şişman görünüyor.
She has got wavy hair.Odalgalı saçlara sahiptir.
He is tall With short black hair: O uzun ve siyah saça sahiptir.
How much does she weight? O kaç kilodur?
Face:Yüz  Facebook:Yüz kitabı
Shape:Şekil
Round:Yuvarlak.
What is she like? O  nasıl biri? She is talkative. O konuşkandır.
What is she like? She is happy. O mutludur.
What is she like? She is reliable. O güvenilirdir.
What is she like? She is hardworking. O çalışkandır.





En son Admin tarafından Paz Şub. 14, 2016 10:22 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2250
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İNGİLİZCE 8.SINIF TEOG SINAV HAZIRLIKLARI

Mesaj  Sponsored content Bugün 6:35 pm


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz