Haya ve İman İlişkisi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Haya ve İman İlişkisi

Mesaj  Admin Bir Ptsi Şub. 16, 2015 6:15 pm

Hadislerde "edeb" kelimesi yerine "hayâ" kelimesi yer alır. Türkçede ise hayâ, "utanma/utangaçlık" olarak ifade edilir. Osmanlı kültüründe "Allah için edebini takın!" anlamında "Edeb yâ hû" cümlesi güzel bir hat halinde günümüze kadar gelmiştir.

Sorunuz hadisler üzerine olduğu için öncelikle bu konudaki hadislere, doğrudan Peygamberimizin sözlerine göz atarsak mesele daha iyi anlaşılacaktır.

"İman, yetmiş küsur -bir rivayette de altmış küsur- şubedir. Hayâ imandan bir şubedir." (Buhari, iman:3.)

"Şüphesiz her dinin bir ahlakı vardır. İslâm'ın da ahlakı hayâdır." (el-Muvattâ, et-Tergîb ve't-Terhîb Terc. 5:250.)

"Hayâ ve iman birbirinden ayrılmaz iki dosttur. Biri gidince öbürü de gider." (el-Hâkim, A.g.e.)

"Hayâ imandan bir bölümüdür. Hiç hayâsı olmayan kimsenin imanı da yoktur." (İbni Hibbân, A.g.e.)

***

"Allah bir kimseyi helak etmek isteyince ondan hayâyı kaldırır. Hayâsı kalkınca onun hep kötülük yaptığını görürsün. Kötüye kimse güvenmez. O zaman hep hainlik yapar ve hainliğe uğrar. Bu defa da merhamet duygusundan yoksun olur ve lanetlenerek kovulur. Böylece o kişi İslâm'dan uzaklaşır." (İbni Mâce, A.g.e.)

Ebu Bekre'nin nakline göre Resulullah (a.s.m.) buyurdular ki: "Hayâ imandandır. İman ise cennettedir. Hayâsızlık cefadan (eziyetten) bir parçadır. Cefa da cehennemdedir." (Müsned, A.g.e.)

İbni Mes'ud anlatıyor: Resulullah (a.s.m.) "Allah'tan hakkıyla hayâ edin!" buyurdular.

Biz, "Ey Allah'ın Resulü, elhamdülillah, biz Allah'tan hayâ ediyoruz" dedik.

O şu açıklamayı yaptı: "Söylemek istediğim bu değil. Allah'tan hakkıyla hayâ etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batnı ve onun ihtivâ ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim âhireti dilerse dünya hayatının ziynetini terk etmeli, âhireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla hayâ etmiş olur." (Tirmizi, Kıyamet:25.)

***

Bu hadisler hayâya teşvik ederken, hayâsızlıktan sakındırıyor.

Hadisler bu anlamda düşünülürse "hayâsız kişi imansız kişi" anlamına gelmekten ziyade, hayâya dikkat edilmezse iman zayıflar, etkisini göstermez, zaman içinde özelliği kaybeder, kişiye bir fayda sağlamaz, sonunda dünyada kötü bir insan olarak tanınır, âhiretini de tehlikeye atar.

Bu yönüyle "Hayâsız adam mutlak dinsizdir" denmez. Çünkü kalbinde iman varsa, imanında ve inancında şüphesi yoksa mü'min olarak kalır, imansız olmaz.

Ayrıca kendini mü'min bilen bir insana "dinsiz" denemez. Sadece dini bir kavram olarak "fasık, sefih, günahkâr" olarak görülür.

Çünkü bu hadislerin yanında, "Kalbinde zerre kadar imanı olan kimse cehennemde kalmaz." (Tirmizî, Sıfatu Cehennem:10.), "Kimin en son sözü 'Lâ ilâhe illallah' olursa cennete gider." (Ebu Dâvud:Cenâiz 20.) hadisleri de vardır.






Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2251
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz