İNSAN HAKLARI YURTTAŞLIK VE DEMOKRASİ DERSİ KONULAR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

TEMEL HAKLARIMIZ

Mesaj  Admin Bir Çarş. Kas. 18, 2015 2:21 pm

TEMEL HAKLARIMIZ
İnsan hakları, insanların doğuştan sahip olduğu evrensel nitelikte olan haklardır.
İnsan haklarının temelini, 10 Ocak 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile 4 Kasım 1950 tarihli İnsan Haklan Sözleşmesi oluşturmuştur. Bu beyanname ve sözleşmede yaşama hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, düşünce, din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğüne verilmiştir. Bunlar bizim anayasamızda da yer almaktadır.
Anayasamızın 12. maddesince kişiliğine bağlı, dokunulamaz, devredilemez, vazgeçilemez temel hak ve hürriyetlere sahiptir." ifadesi yer almaktadır.
Temel haklar bizim anayasamızda da temel hak ve özgürlükler başlığı altında "Kişi Hakları’’, "Sosyal ve Ekonomik Haklar’’,Siyasi Haklar" olarak üç grupta ele alınmış:'
Kişi Hakları

1. Yaşama hakkı,
2. Kişi dokunulmazlığı,
3. Kişi hürriyeti ve güvenliği
4. Özel hayatın gizliliği ve korunması
5. Yerleşme ve seyahat hürriyeti
6. Din ve vicdan hürriyeti.
7. Düşünce ve kanaat hürriyeti
8. Bilim ve sanat hürriyeti,
9. Basın ve yayınla ilgili hürriyetler
10. Toplantı hak ve hürriyeti
11. Mülkiyet hakkı,
12. Hak arama hürriyeti.
13. Temel hak ve hürriyetlerin korunması
Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler

1. Ailenin korunması,
2. Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi,
3. Çalışma ile ilgili haklar,
4. Toplu iş sözleşmesi, grev hakkı ve lokavt
5. Ücrette adalet sağlanması,
6. Sağlık, çevre ve konut hakkı,
7. Gençliğin korunması ve spor hakkı,
8. Sosyal güvenlik hakları,
9. Tüketici hakları,
10. Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması
Siyasi Haklar ve Ödevler

1. Türk vatandaşlığı,
2. Seçme, seçilme, siyasi faaliyetlerde bulunma hakları,
3. Kamu hizmetine girme hakkı,
4. Dilekçe hakkı
Yaşama Hakkı

* İnsanın en temel hakkı yaşamaktır. Temel hak ve özgürlüklerin uygulanması öncelikle yaşama hakkına bağlıdır. Herkes bir diğerinin yaşama hakkına saygı göstermelidir.
* Yaşama hakkı bütün hakların temelinde olduğu için hiçbir şekilde engellenemez.
Kişi Dokunulmazlığı Hakkı

* Kişinin hem beden hem ruh bütünlüğüne, dokunulmamasını ve kimseye işkence yapılamayacağını ifade eder. Bu hak, kişinin yaşamasını ve vücut bütünlüğünü güvence altına almaktadır.
Özel Hayatın Gizliliği

* Kişilerin özel yaşamı da devlet tarafından güvence altına alınmıştır. Anayasamızın 20. maddesinde "Herkes özel yaşamına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir." ifadesi yer almaktadır.
Konut Dokunulmazlığı

* Herkes evinde ailesi ile birlikte rahatsız edilmeden bir yaşam sürme hakkına sahiptir. Anayasamızın 21. maddesinde, "Kimsenin konutuna dokunulamaz. Kanuna bağlı hâkim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça, kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz." ifadesi yer almaktadır.
Eğitim Hakkı

* İnsanların en önemli özelliklerinden birisi de eğitilebilen bir varlık olmasıdır. İnsanın bu özelliğinin geliştirilmesi eğitim hakkının olmasına bağlıdır. Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.
* Anayasamızın 42. maddesinde, "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.’’ifadesi yer almaktadır. Eğitim ve öğretim ülkemizde Atatürk İlke ve İnkılaplarına göre düzenlenir. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.
Sağlık Hakkı

* Sağlık hakkı, insanların temel haklarından biridir. İnsanların sağlıklı yaşayabilmeleri için, öncelikle koruyucu önlemlerin alınması gerekir.
Dilekçe Hakkı

* Demokratik bir devletin vatandaşlarına tanıdığı haklardan birisi de dilekçe hakkıdır. Dilekçe hakkı diğer temel haklar gibi anayasa ile güvence altına alınmıştır. Vatandaşlar herhangi bir şekilde hakları ihlal edildiğinde devletin ilgili kurumlarına dilekçe ile başvurabilir.
Seçme ve Seçilme Hakkı

* Seçme, seçilme ve siyasi parti faaliyetlerinde bulunmak demokrasinin en önemli hak ve hürriyetlerindendir. Bu hak ve hürriyetler kanunla düzenlenmiştir.
Düşünce, Kanaat ve İfade Özgürlüğü

* Düşünce ve bir konuda karar verebilme insana özgü özelliklerin başında gelir. İnsanın geliştirilebilmesi ve kişilik kazanabilmesi için özgürce düşünebilmesi gerekir.
* Demokrasi ile düşünce ve kanaat özgürlüğü arasında sıkı bir ilişki vardır. Anayasamızın 25. maddesinde, 'Herkes düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir." ifadesi yer almaktadır.
Basın ve Yayın Özgürlüğü

* Basın özgürlüğü, insanların görüşlerini gazete, kitap, dergi ve televizyon gibi araçlarla topluma duyurabilmesini ifade eder. Basın özgürlüğü insanların okul dışında da eğitilmesine imkân sağlar.
Din ve Vicdan Özgürlüğü

* Din ve vicdan özgürlüğü kişinin istediği bir dine inanmasını ve ibadetlerini serbestçe yapabilmesini kapsar. Demokratik devletlerde serbestçe kullanılırken baskıcı yönetimlerde ise bu özgürlüğün kullanılması zor olur.
Haberleşme Özgürlüğü

* Haberleşme özgürlüğü kişilerin yakınları, özel veya devlet kuruluşları ile çeşitli yollarla haberleşmesini ifade eder. Kişilerin haberleşmesinde gizlilik esastır. Hiç kimsenin telefonları dinlenemez. Ancak devlet, suçun önlenmesi veya ortaya çıkarılması amacıyla yetkili kurumlarıyla telefonları dinleyebilir.
Yerleşme ve Seyahat Özgürlüğü

* Yerleşme ve seyahat özgürlüğü kişinin istediği yerde oturmasını veya seyahat edebilmesini kapsar. Anayasamızın 23. maddesinde, "Herkes, yerleşme ve seyahat özgürlüğüne sahiptir." ifadesi yer almaktadır.
Toplantı Hak ve Özgürlüğü

* Bu özgürlük kişilerin toplu halde düşüncelerini açıklamasını ifade eder. Düşünce özgürlüğünün devamı olan bu özgürlük dernek kurma özgürlüğünü de kapsar.
* Bu demokratik hakkın kullanılmasında diğer kişilerin hak ve özgürlüklerine zarar verilmemesi gerekir.
Bilim ve Sanat Özgürlüğü

* Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme hakkına sahiptir. Demokratik devlet, bilim alanında çalışanları teşvik eder. Sanatçıyı korur. Bilimsel çalışmaları teşvik eder.
* Atatürk bu konuyla ilgili olarak,’’Efendiler, hepiniz milletvekili olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat bir sanatçı olamazsınız.’’demiştir.
Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması

* Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması ancak kanunla yapılabilir.
* Devlet temel hak ve hürriyetleri ancak belli bir ölçüde sınırlayabilir.
Temel Hak ve Hürriyetlerin Kötüye Kullanılamaması

Temel hak ve hürriyetlerin kullanılamayacağı durumlar şunlardır:

* Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak için kullanılamaz.
* Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı tehlikeye düşürecek şekilde kullanılamaz.
* Temel hak ve hürriyetleri yok etmek için kullanılamaz.
* Devletin kişi veya zümre tarafından yönetilmesi, sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde hâkimiyet kurması veya din, dil. ırk mezhep ayrımı yapmak için kullanılamaz.
Temel hak ve hürriyetlerin bazı durumlarda durdurulduğu görülür. Anayasamızın 15.maddesinde bu durum bazı şartlara bağlanmıştır. Bu şartlar;

* Savaş hâli,
* Seferberlik hâli,
* Sıkıyönetim hâli
* Olağanüstü hâldir.
Ancak temel hak ve hürriyetlerin bazı durumlarda kısmen veya tamamen durdurulması durumunda bile kimsenin yaşama hakkına, din, vicdan ve düşünce özgürlüğüne dokunulamaz.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2248
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

İNSAN HAKLARI YURTTAŞLIK VE DEMOKRASİ DERSİ KONULAR

Mesaj  Admin Bir Çarş. Eyl. 30, 2015 10:57 am



EYLÜL 28 Eylül -2 Ekim

2
İNSAN   OLMAK

Y4.1.1. İnsan olmanın niteliklerini açıklar.

-  Yalan söylemez, kimseyi aldatmaz.
-  Kul hakkı ve haram yemez; helal kazanç ve gelirle geçinir.
- Emanetlere hiyanet etmez; ehil olmadığı başkanlığı, memurluğu, makam ve mevkiyi kabul etmez.
-   Rüşvet almaz ve vermez.
-   Haksızlık ve adaletsizlik yapmaz. Kendisinin ve yakınlarının aleyhinde de olsa doğruyu söyler, doğru şahitlik yapar, doğruyu tutar ve destekler.
-   Eliyle ve diliyle (kalemiyle) fitne ve fesat çıkartmaz.
-  Olumsuz ve yıkıcı tenkit yapmaz.
-  Zengin de olsa kanaatli bir şekilde yaşar, ihtiyaçlarını çoğaltmaz.
-  Komşularını kardeş kabul eder, onlara elinden gelen maddî ve mânevî iyiliği yapar.
-   Köyünü, sokağını, mahallesini, şehrini ve bütün vatanını bir ev ve yuva olarak kabul eder ve onu kirletmez, onlara zarar vermez, onları çirkinleştirmez.
-   Kadınlara anne, eş, bacı, kız çocuğu muamelesi yapar, onlardan gayr-i meşru ve haram şekilde yararlanmak istemez. İffetle yaşar.
-   İnsan haklarına saygı gösterir, çeşitliliklere tolerans gösterir, başkalıklara düşmanca bakmaz.
-   Haksızlıkları, zulümleri, adaletsizlikleri, kötülükleri YASAL SINIRLAR içinde protesto eder, onların giderilmesi için elle ve dille çalışır veya çalışanları destekler.
-   Parayı bir değer değil, bir vasıta olarak kabul eder; altını gümüşü, euroyu doları putlaştırmaz, para için her haltı yemez.
-   Komşusu aç iken kendisi tok gecelemez.
-   Toplumda ve ülkede iyiliklerin hâkim olması, kötülüklerin uzaklaştırılması için çalışır.
-   Maddî manevî her türlü sömürüye karşıdır.
-  Para spekülasyonları, devalüasyonlar, borsa oyunları, riba ve tefecilik yoluyla devletin, halkın ve ülkenin soyulmasına yardımcı olmaz, aksine bunlara karşı çıkar. İsraftan, aşırı tüketimden, saçıp savurmaktan, sefih bir hayat sürmekten, gösterişten, süs ve püsten, lüksten uzak durur, ölçülü bir şekilde yaşar.

- Çocuklarını bilgili, kültürlü; ahlâklı, faziletli; güzelliği seven ve güzel olmaya çalışan insanlar olarak yetiştirir. Onları cahil, sapık, ahlâksız, karaktersiz, çirkin, şerir kimseler olarak yetiştirmez.

- Toplumsal barışı ve sosyal uzlaşmayı zedeleyecek fikir ve hareketlerden kaçınır.

- Devletle sistemi özdeşleştirmez. Devleti her hâl ü kârda korur, sistem bozuk ve zararlı ise onun değişmesi için çalışır.

- Gelenin keyfi için gidene söğmez. Atalarına, dedelerine bağlıdır, onlara hürmet eder, rahmet okur. (Atalarına söğüp sayanlar, ana ve babalarını reddeden *ler gibidir.)

- Anarşi ve terörden uzak durur; kötülükleri, fena şeyleri meşru sınırlar içinde ve hikmetin (bilgeliğin) ışığında değiştirmeye çalışır.

- Futbol kulübü tutar gibi parti, cemaat, hizip, fırka tutmaz, bu gibi asabiyetlerden (taassup) kaçınır.

- Evcil ve vahşi hayvanlara merhametli olur. Zevk için, sadik duygularla cana kıymaz.

- Zulmü, haksızlığı, sapıklığı, ahlâksızlığı desteklemez.

- Sevdiği ve bağlı bulunduğu siyaset, ideoloji, tarikat adamlarını putlaştırmaz, onları erbab haline getirmez.

- Dostlarına mürüvvet ve lütuf, düşmanlarına karşı müdara ile hareket eder.

- Her yeni gününün BİLGİ-KÜLTÜR, AHLÂK-FAZİLET, İYİLİK- GÜZELLİK bakımından bir önceki günden daha üstün olması için çalışır çabalar.

- Öyle bir hayat sürer, öyle hal ve hareketlere sahip olur ki, onun faziletini ve iyiliğini düşmanları bile kabul ve tasdik eder.

- Vicdanında yirmi dört saat açık duran bir mahkeme vardır. Orada kendini muhakeme eder, denetler.

İnsanı insan yapan değerlere odaklanılmalıdır.
“İnsan olmak nedir?” sorusuna cevap aranmalıdır.


Aileler çocuklarına : “Evladım; ne olursan ol, önce insan olabilmelisin. Doğru, adil ve vicdan sahibi olmak her şeyden önemlidir. Diğer insanlarla birlikte yaşayacağını asla unutmamalısın. Onlarla hayatı paylaşmak zorundasın. Evde, sokakta, okulda, iş yerinde, yani her yerde insanlarla birlikte olacaksın. İyi insan olanları diğer insanlar da sever. Olmayanları ise kabullenmez. Özetle; önce iyi insan, sonra da ne istersen (tahsil, meslek, iş vs.) onu yapmalısın” demelidir.
Aynı söylemler eğitimciler tarafından öğretim sürecinde sürekli işlenmelidir. Belli bir süreden sonra, bu eğitimi almış olan çocuklar kendi yollarını kolayca bulacak, büyük olasılıkla da toplumlarına iyi insanlar olarak katılacaklardır.

Giordano Bruno’nun günümüze kadar gelen “İKİ ŞEY” (iyi, kötü, kaliteli ve kalitesiz insanlar) hakkındaki sözleri, değerlerinden hiçbir şey kaybetmemiştir!
Hatırlayalım…

“İKİ ŞEY…”

İki şey ‘Kalitesiz İnsan’ın özelliğidir: 1- Şikayetçilik 2- Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer: 1- Bakış açısını değiştirmek 2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller: 1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek 2- Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür: 1- Demagoji (Laf kalabalığı) 2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

İki şey insanı ‘Nitelikli İnsan’ yapar: 1- İradeye hakim Olmak 2- Uyumlu Olmak

İki şey ‘Ekstra Değer’ katar: 1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak 2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek.

İki şey geri bırakır: 1- Kararsızlık 2- Cesaretsizlik

İki şey kaşif yapar: 1- Nitelikli çevre 2- Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar: 1- Baskın yeteneği bulmak 2- Sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır: 1- Ustalardan ustalığı öğrenmek 2- Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır: 1- Niyetin saf olması 2- Ruhsal farkındalık

İki şey milyonlarca insandan ayırır: 1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak 2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek

İki şey gelişmeyi engeller: 1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat) 2- Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir: 1- Tebessüm (gülümseme) 2- Sükut (susmak)

İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır: 1- Anne 2- Baba

İki şey geri alınmaz: 1- Geçen zaman 2- Söylenen söz

İki şey ulaşmaya değerdir: 1- Sevgi 2- Bilgi

İki şey “hayatta önemli olan her şey” içindir: 1- Nefes alabilmek 2- Nefes verebilmek
EKİM 5-9 Ekim 2
12-16 Ekim 2

Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. o Hakların insan olmaktan kaynaklandığı vurgulanmalı ve insanın nitelikleri ile haklar arasındaki bağa vurgu yapılmalıdır.
o İnsan haklarının yurttaş olsun olmasın herkesi kapsadığı vurgulanmalıdır
19-23 Ekim 2
İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİ:
Y4.1.3. Haklarına kendi yaşamından örnekler verir.

- Yaşama hakkı,
-Can ve mal dokunulmazlığı,
-Beslenme, barınma, oyun, dinlenme hakkı
-eğitim, düşünce, kanaat hürriyeti
-inanç Hürriyeti.
-Hak Arama Hürriyeti.
Çalışma Hakkı.
Yerleşme ve seyahat hürriyeti
-Sağlık Hakkı
daha çok öğrencilerin kendi yaşamlarıyla ilgili haklardan örnekler vermeleri sağlanmalıdır.
26-30 Ekim

Y4.1.4. Çocuk ile yetişkin arasındaki farkları açıklar.

o Çocuk ile yetişkin arasındaki farklar; hak, görev, sorumluluk, özerk karar verme, temel ihtiyaçları karşılama vb. açılardan ele alınmalıdır.
o Yaşı ilerledikçe hak, özgürlük ve sorumluluklarının nasıl farklılaştığına değinilmeli; bu bağlamda çocuk hakları ve insan hakları genel biçimde karşılaştırmalı olarak ele alınmalıdır.

Çocuğun Eşsiz Dünyası ve Yetişkinden Farklılıkları
Şebnem İMERYÜZ
Uzman Psikolojik Danışman
Ocak 2014
İnsan yavrusu ağırlıklı olarak yetişkinlerle kuşatılmıştır. İlk yıllarda hayati önem taşıyan şey annenin varlığıdır. Bebeğine 'yeteri kadar iyi' bir bakım veren anne aynı zamanda onu aklında da taşır. Bebeğinin hareketlerine anlam vermeye çalışır, bunları kelimelere dökerek zaman içinde bebeğin de kendini anlamasına yardım edecek bir zemin hazırlar. Babanın her aşamada annenin zihninde yeri varsa da günlük iletişimde çocuk, babasını (anneden farklı) ayrı biri olarak algılamaya ve babaya özel bir ilişki kurmaya 3 yaş döneminde başlar.
Sonrasında okul öncesi kurumlarla birlikte aileden farklı kişiler de çocuğu izleme, hareketlerini anlama ve yorumlama sürecine dahil olurlar. Anne babalara, aile büyüklerine ek olarak artık anaokulu ve ilkokul öğretmenleri, yöneticileri de çocuğun konuşmaları, davranışları ya da zorluklarına anlam vermeye çalışırlar. Bunu yaparken de kendi yetişkin dünyalarından yola çıkarlar. Çünkü çocuklukları mazi olmuştur. Ancak çocuğun kendine, insanlara ve dünyaya bakarken hangi gözlükleri taktıklarını bilmek, yetişkinlerin çocukları anlama çabasındaki temel ihtiyaçlarından biridir. Bu yazı çocuğun dünyasını yetişkinlerden ayıran temel parametrelere odaklanmaktadır. Önde gelen çocuk psikanalistlerinden Anna Freud (2000, orijinal eser 1965) herhangi bir ruhsal hastalığa bağlı olmadan tüm çocukların yetişkinlerden temel farklılıklarını aşağıdaki başlıklarda ele almıştır.
Dış dünya- İç dünya:
Anne babalar çocukları hakkında, yaşadıkları dünyanın somut gerçeklerine göre kararlar verir ve harekete geçerler. Her insanın bilinçli ve bilinçli olmayan yönleri birbirini etkilese de yetişkinler belli bir dış gerçekliği paylaşırlar. Bu gerçekliğe göre de çocuklarına bir yön verirler. Sonuçta kararları yetişkin bakış açısıyla 'mantıklı, akılcı ve koşullara uygun' nitelendirilir.
Çocuklar ise takvim yaşından farklı olan bir duygusal gelişim çizgisindedirler. Aynı yaş çocuklarının fiziksel özellikleri nasıl birbirinden farklıysa, duygusal gelişimleri de benzer farklılıklar gösterir. Bulundukları duygusal gelişime ait kaygılar, çatışmalar, fanteziler çocuğun düşünce tarzını belirler. Duygu dünyalarını etkileyen faktörler çocuğun gelişmesiyle farklı niteliklere dönüşür.
En son ergenlerin duygusal dünyaları da yetişkinlerden farklıdır ve gelişmektedir. Çocuklar ve büyükler arasındaki farklı düşünce ve duygu süreçleri nedeniyle bazen aralarında yanlış anlamalar oluşur.
Diğer insanlarla ilişkiler-Benmerkezcilik:
Küçük çocuk olgun bir insan olana dek ben merkezlidir. Her şeyin ortasında kendi vardır, dünya bir tek onun etrafında dönmektedir. Kendisi her şeyi belirleyendir. En yoğun haliyle bebeklikte yaşanır; anne onun gözünde ayrı bir varlık değil kendi uzantısıdır.
Anneye ait algılar ihtiyaçları ne ölçüde uygun karşıladığı ile belirlenir. Zamanında ve kıvamında emzirildiğinde kendisinin memeyi var ettiğini hayal eder.
Annenin kendinde olan değişimler de yine bebeğin kendisiyle bağlantılı anlamlandırılır. Anne ailede ihtiyacı olan birine odaklandığında, çalışmaya başladığında, ruhsal ya da fiziksel olarak hastalandığında, hatta öldüğünde bebeğe göre kendisini yadsımaktadır. Bir kardeş dünyaya gelirse anne kendisine sadakatsiz hale gelmiştir. Tüm bunlar anneden bebeğe düşmanlık olarak yaşantılanır ve bebek de misilleme olarak düşmanlığa başvurur. Ya duygusal olarak uzaklaşır ya da daha fazla talepte bulunur ve zorluk çıkarır.
Çocuk bedeninin olgunlaşmamış oluşu:
Çocuğun bedeni ve duygusal gelişimi paralel yürür. Bu gelişim aşamalarına göre belirli dönemler vardır, her dönemde gelişimin odağındaki bedensel organ, çocuğun kendine ve etrafındaki ilişkilere bakışını belirler.
Doğum ve ilk yıllar için emme ve beslenme odakta olduğu için ağız, sonrasında tuvalet eğitiminin gelişmesiyle anüs temel önem taşıyan organlardır. 3 yaş ve sonrasında bedensel ve ruhsal gelişimle birlikte, her iki cinsiyete ait cinsel organların yine ilişkileri anlamakta odakta olduğu bir dönem gelir. Örneğin erkek çocuk için penisi değerlidir ve ona zarar vermek isteyenlerden korumalıdır. Sünnetin 6-7 yaşa ertelenmesinin altında erkek çocuğun bu hassasiyeti yer alır. Kız çocuk ise kendi bedeninde olmayan penisin farkına varır. Çoğunlukla her iki çocuk da diğer cinsiyetteki ebeveyne dair çocuksu düşler kurar. Kızlar için baba, erkekler için anne ilerde evlenmek istediği kişilerdir.
Çocuklar pek çok ilişkiyi (kendisi ve annesi, kendisi ve dünya, anne ve kardeşler, anne ve baba) bu bedensel organlar ve işlevleri çerçevesinde değerlendirir. Buna paralel olarak çocuk yetişkindeki bedensel olgunluğa ulaşmadığı için, anne baba arasında fark ettiği cinsel olayları da kendi çocuk dünyasındaki bedensel ve duygusal gelişimlerine denk düşecek biçimde tercüme eder.
Bedensel olgunluğa ancak ergenlik dönemiyle birlikte ulaşılır ve çocukluktaki bakış açıları gündemden kalkar.
Düşünce tarzındaki niceliksel farklar:
Çocukta akılcı/rasyonel düşünce gelişmektedir ancak zayıftır ve kısa sürelidir. Daha yoğun ve sürekli olan irrasyonel, fantezi ağırlıklı düşünce şeklidir.
Örneğin; geçirmesi gereken ameliyatı kabulleniyor görünen çocuk ameliyat yaklaştığında doktorları onu düşmanca yaralayan kişiler olarak algılar, onu hastaneye hapsetmişlerdir ve ceza olarak yemek vermiyorlardır. Tüm bunlara göz yuman ve onu koruyup düşmanları engellemeyen anne-baba da suç ortağıdır. Nefret, öfke ve kızgınlık onlara yönelir.
Zamanın değerlendirilmesi:
Beklemek, ertelemek, sabır küçük çocukta mümkün değildir. İçinde bulunduğu duygusal gelişim dönemi onu sabırsız kılar, ertelemeye tahammül göstermezler. Zamanı değerlendirirken yetişkinlerin nesnel yardımcıları olan saat, takvim çocuklara uzaktır.
Onların zamanı ölçen araçları ihtiyaçları ve dilekleridir. Örneğin anne bebeği zamanında beslese de içinde bulunduğu açlık onu "çok uzun" bir bekleyişe sürükler. Yine ayrılık ve özlem içeren durumlar çocuğa sonsuz görünebilir. Çocuğun olgunlaşma derecesine göre beklemek giderek dayanılabilir ve zararsız hale gelir.
Kaynaklar:
1. Anna Freud (2000, orijinal eser 1965): Çocuklukta Normallik ve Patoloji
KASIM
2-6 Kasım 2                                                               HAK   ÖZGÜRLÜK   VE   SORUMLULUK

Y4.2.1. Hak, özgürlük ve sorumluluk arasındaki ilişkiyi fark eder.

9-13 Kasım 2
Hak, Özgürlük, Sorumluluk
Demokrasi, kişi hak ve hürriyetlerini temel alan bir yönetim şeklidir. Hak, bir eylemde bulunma veya başkalarından belirli bir tarzda davranmalarını isteme yetkisidir. Demokrasilerde kişiler temel hak ve hürriyetlere doğuştan itibaren sahip olurlar. Devlet kişilerin hak ve hürriyetlerini korur ve güvence altına alır. Bazı haklar, zamanla ve toplumdan topluma değişiklik gösterir. Aynı toplumda var olan bir hak, zamanla ortadan kalkabilir. Örneğin, ülkemizde Cumhuriyet dönemi öncesinde kız çocukların evleneceği erkeği önceden seçme hakkı yoktu. Gelişmiş bir toplumda bireylere tanınmış olan bir hak, gelişmemiş toplumda tanınmamış olabilir.
Özgürlük, kişinin başkalarına zarar vermeden dilediğini yapabilmesidir. Bir bireyin özgürlüğü bir başkasının özgürlüğünün sınırında bitmelidir. Özgürlük, insanların doğuştan sahip oldukları vazgeçilmez ve devredilemez bir haktır. Haklar ise özgürlükleri gerçekleştirmek için bireylere tanınan yetkilerdir. Özgür olmak bireye çeşitli sorumluluklar da getirir. Sorumluluk, kişinin eylemlerinin sonucunu üstlenmesidir.
Anayasamızın 12'inci maddesinde hak ve özgürlük kavramları ile ödev ve sorumluluk kavramları arasında doğal olarak var olan bu bağlantı güzel bir şekilde vurgulanmıştır. "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder."
2. Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması
Kişilerin hak ve hürriyetleri sınırsız değildir. Toplumda herkes aynı şekilde hak ve hürriyetlere sahiptir ve sınırlama olmazsa bunlar birbiriyle çatışabilir. Temel hakların sınırlamasını bazı özel durum ve koşullara tâbi tutan genel ilkeler Anayasa kuralı haline getirilmiştir. Anayasamızın 13'üncü maddesine göre temel hak ve hürriyetler; Türk Devleti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, Millî egemenliğin, Cumhuriyetin, Millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması amacıyla ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir.

Temel Hak ve Hürriyetlerin Kötüye Kullanılmaması
Kişiler sahip oldukları temel hak ve hürriyetleri kötüye kullanabilir. Anayasa madde 14 te hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılmasının önlenmesi amaçlanmıştır.
"Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler kanunla düzenlenir."

4. Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasının Durdurulması
Bazı durumlarda, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulması gerekebilmektedir. Bu durumlar Anayasa madde 15'te belirtilmiştir. "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirtilen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler ile, ölüm cezalarının infazı dışında, kişinin yaşam hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararıyla saptanana kadar kimse suçlu sayılamaz."

KİŞİNİN HAK VE ÖDEVLERİ
Anayasamızın 17 ile 40'ıncı maddeleri arası, kişinin hak ve ödevleri ile ilgili düzenlenmiştir.

1. Kişi Dokunulmazlığı
Yaşama hakkı her insanın sahip olduğu ilk haktır. Yaşama hakkının korunmadığı durumlarda diğer haklardan yararlanmak olanaksızdır. Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Kimseye insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza verilemez. Anayasamızın 17 inci maddesi ile insanın vücut bütünlüğüne dokunulmayacağı güvence altına alınmıştır.

2. Zorla Çalıştırma Yasağı
Anayasamızın 18'inci maddesi bu konuda "Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır." der.

3. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği
Anayasamızın 19'uncu maddesi kişi hürriyetlerini ve güvenliğini korumaya yönelik hükümler içerir. Herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Kimse kanunda gösterilen bir sebep olmadan hürriyetinden mahrum bırakılamaz.

4. Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması
a. Özel Hayatın Gizliliği: Kişinin ferdî ve aile hayatını kendi anladığı gibi düzenleyip yaşabilmesidir. Anayasamızın 20'inci maddesi bunu güvence altına alır. "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."

b. Konut Dokunulmazlığı: Konut özel hayatın büyük bölümünün yaşandığı yerdir. Herkes konut dokunulmazlığına sahiptir. Hiç kimsenin konutuna izni olmadan girilemez. Konut dokunulmazlığının kaldırılması ancak hakim kararıyla olacaktır. Konut dokunulmazlığı anayasanın 21'inci maddesinde düzenlenmiştir.

c. Haberleşme Hürriyeti: Bu hürriyet Anayasa madde 22'de düzenlenmiştir. Herkes haberleşme hürriyetine sahiptir ve bunun gizliliği esastır.
Kimsenin mektubu, kolisi açılamaz, telefonu dinlenemez, kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de, kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça, haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

5. Yerleşme ve Seyahat Hürriyeti
Anayasa madde 23'te düzenlenmiştir. Herkesin yerleşme ve seyahat etme hürriyeti vardır. Fertlerin bu hürriyetleri ancak kanunla belirtilen durumlarda kısıtlanabilir. Vatandaş sınırdışı edilemez ve yurda girme hakkından mahrum bırakılamaz.

6. Din ve Vicdan Hürriyeti
Anayasamızın 24'üncü maddesinde belirtilmiştir. Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14'üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî ayin ve törenler serbesttir.
Kimse, ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.
Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma ve siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne surette olursa olsun, dinî veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.

7. Düşünce ve Kanaat Hürriyeti
Anayasa madde 25, "Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.", der.
8. Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti
Anayasamızın 26'ıncı maddesi "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir."

9. Bilim ve Sanat Hürriyeti
Anayasa madde 27, "Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir."

10. Basın ve Yayımla İlgili Hükümler
Anayasamızın 28'inci maddesi Basın Hürriye-ti'ni, 29'uncu maddesi süreli ve süresiz yayın hakkını, 30'uncu maddesi basın araçlarının korunmasını, 31'inci maddesi Kamu Tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme araçlarından yararlanma hakkını, 32'inci madde düzeltme ve cevap hakkını düzenlemektedir.

11. Toplantı Hak ve Hürriyetleri
Çok uzun yıllardır toplum hayatı içinde yaşayan insanlar, toplu olarak düşünmek, tartışmak, sorunlara görüşerek çözümler getirmek alışkanlığı edinmişlerdir. Bu sebeple, toplantı hak ve hürriyeti önemli temel hak ve hürriyetlerimizdendir. Toplantı hak ve hürriyetleri anayasamızda "Dernek kurma hürriyeti" (Anayasa madde 33) ve "Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" (Anayasa madde 34) olarak düzenlemiştir.

12. Mülkiyet Hakkı
Mülkiyet, bir şeye; mülke sahip olmak, malik ise, bir şeyin, mülkün sahibi olmak demektir. Mülkiyet hakkı ile ilgili olarak anayasamızda; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacı ile kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." denilmektedir.

13. Hak Arama Hürriyeti
Anayasamızda hak arama hürriyeti 36'ıncı maddede düzenlenmiştir. "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri
önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçamaz."

14. Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması
Anayasa madde 40'ta belirtildiği gibi temel hak ve hürriyetleri ihlâl olunan kişi, yetkili makama başvurma hakkına sahiptir. Bu ihlâlin resmi görevliler tarafından görevlilerin yerine getirilmesi sırasında yapılmış olması hâlinde meydana gelen zarar devletçe ödenir.
Y4.2.2. İnsan olma sorumluluğunu taşımanın yollarını açıklar.

İnsanın kendine, ailesine, insanlara, doğaya, çevreye, hayvanlara ve insanlığın ortak mirasına karşı sorumluluklarına yer verilmelidir.
16-20 Kasım 2

Y4.2.3. Hak ve özgürlüklerini kullanabilen ve kullanamayan çocukların yaşantılarını karşılaştırır.
Örneklerin hem yakın hem de uzak çevreyi kapsamasına özen gösterilmelidir.

23-27 Kasım 2

Y4.2.4. Hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği ya da kısıtlandığı durumlarda hissettiklerini ifade eder.

o Hak ve özgürlükleri ihlal edilen kişilerin canının yandığına, canı yanan kişilerin duygularına duyarlı olmanın önemine vurgu yapılmalıdır.
o Kişilerin görüş, düşünce ve hislerine duyarlı olmamanın ayrımcılığa neden olacağına değinilmelidir.

ARALIK 30 Kasım-4 Aralık 2

Y4.2.5. Hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği veya kısıtlandığı durumları örneklendirerek bunların çözümüne ilişkin sorumluluk üstlenir.

Sorunların çözümleri demokratik, uzlaşıya dönük ve şiddetten uzak olmalıdır.
o Sorunların çözümü için izlenecek yollar ile başvurulacak İl ve İlçe İnsan Hakları Kurulları, Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) gibi kurum ve kuruluşlara değinilmelidir.
7-11 Aralık 2

Y4.2.6. Hak ve özgürlüklere saygı gösterir.
Kendi hak ve özgürlüklerine gösterilmesini beklediği saygıyı, kendisinin de başkalarının hak ve özgürlüklerine göstermesi gerektiği vurgulanmalıdır.

14-18 Aralık 2

Y4.2.7. Hak ve özgürlüklerin kullanılmasının birlikte yaşama kültürüne etkisini değerlendirir.

 o Hak ve özgürlüklerin özenle kullanıldığı ya da kısıtlandığı, ihlal edildiği durumların olası sonuçlarına yer verilmelidir.

21-25 Aralık

ARALIK - OCAK
28 Aralık - 1 Ocak 2 ADALET VE SORUMLULUK

Y4.3.1. İnsanların farklılıklarına saygı gösterir.

o İnsanlar arasında farklılıkların olduğu ve bu farklılıkların doğal olduğuna değinilmelidir.
o Farklılıkların kimi zaman farklı haklara (engelli hakları vb.) sahip olmayı gerektirdiğine değinilmelidir.

4- 8 Ocak
Y4.3.2. İnsanların hak ve özgürlükler bakımından eşit olduğunu bilir.

Eşitliğin kurallar ve yasalar ile güvence altına alındığına değinilmelidir.


Ay Tarih Tema Kazanımlar Yöntem ve Teknik Masallar Açıklamalar
OCAK 11-15 Ocak 2                                                   ADALET VE SORUMLULUK

Y4.3.3. Adalet ve eşitlik arasındaki farkı ayırt eder.

o Adalet ve eşitlik kavramlarını birbirlerinden ayırt etmede hak, özgürlük ve sorumluluk kavramlarından hareket edilmelidir.

o Adalet ve eşitlik bağlamında pozitif ayrımcılık konuları (cinsiyet eşitliği, dezavantajlılar, engelliler, çocuklar ile ilgili örnekler gibi) ele alınmalıdır.
18 - 22 Ocak 2
Adalet ve eşitlikle ilgili olumlu ve olumsuz davranışlara örnekler verir.
ŞUBAT

ŞUBAT 8-12 Şubat 2
Y4.3.5. Adil ya da eşit davranılmadığında insanlarda oluşabilecek duyguları açıklar.

Beyin Fırtınası o Öğrencilerin empati kurmalarını sağlayabilecek örneklere yer verilmelidir.

15-19 Şubat 2
Adaletin ya da eşitliğin sağlandığı ve sağlanamadığı durumları karşılaştırır.

Karşılaştırmalar; demokrasi kültürü, birlikte yaşama, uzlaşı, çatışma bağlamlarında ele alınmalıdır.
22-26 Şubat 2
Demokrasi ise halkın egemenliğine dayalı yönetim biçimi ve toplum hayatını düzenleme bakımından bir kurallar topluluğudur. Demokrasinin başlangıcı çok eski tarihlere dayanır. Eski Yunan sitelerinin yönetim şekli asıl demokrasiye en güzel örnek olarak gösterilmektedir. Yunanca “Demos” (Halk) ve “Kratos” (İktidar) sözcüklerinin birleşmesinden oluşan Demokrasi ile Kültür öğeleri birleşince “Demokrasi Kültürü” oluşur. Kültür ve demokrasi insana özgü yapılardır ve tarih boyunca yaşatılan sistemlerdir.

Demokrasi çeşitli şekillerde uygulanmış olup, genel olarak beş şekilde karşımıza çıkmaktadır: 1) Eski Yunan şehir-devletlerine dayanan Klasik Demokrasi 2) Sınırlı ve korumacı bir model sunan Koruyucu Demokrasi 3) İktidarın bireysel özgürlüklerle sınırladığı Liberal Demokrasi 4) Siyasi eşitliğin yanında sosyal demokrasi ile ekonomik eşitlik isteyen Sosyal Demokrasi 5) Birey ve toplum gelişimini esas alan Kalkınmacı Demokrasi

Tarihe kısaca göz atacak olursak, Rönesans’ın temelini oluşturmuş bulunan antik kültür kavramı ile karşılaşırız. Antik kültür, ilkçağda Yunanistan ve Roma’da yaşatılan kültürdür. Antik Yunanistan, bugünkü Yunanistan toprakları ile çevresinde yaşayan toplumların kurduğu devlet ve uygarlıkların M.Ö. 756 (Arkaik dönem) ile M.Ö. 146 (Roma işgali) tarihleri arasındaki dönemine verilen addır. Balkanlar'a göç eden Yunan kabilelerin kurmuş olduğu Yunan şehir devletleri demokrasinin ilk temellerinin atıldığı yerlerdir.[2] Antik Yunan Kültürü aynı zamanda batı medeniyetlerinin de temelini oluşturmuştur. Yunan şehir sitelerinin yok olması sonucunda demokrasi akımı son bularak yerini, ülkenin önde gelen kişilerce yönetimini öngören aristokrasiye terk etmiştir. İlerleyen zaman içerisinde, Avrupa’da sırasıyla, feodal krallıklara ve Mutlakiyet idarelerine rastlamaktayız.

1215 tarihinde imzalanan Magna Carta Libertatum ve 1789 Fransız İhtilali Demokrasi tarihinin en önemli yapı taşlarından sayılabilir. Magna Carta günümüz anayasal düzenine ulaşmamızda en önemli basamaklardan biridir. Fransız Devrimi, Mutlakiyet rejimine karşı bir ayaklanma olarak başlamış olup, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ ne dek uzanan bir sürece önayak olmuştur.

Ortaçağ Avrupa’sında yaşama Hıristiyan kültürü hakim olup, demokrasi anlayışı yok olmuştur. Rönesans ve reformla birlikte, gelişimi önleyici hareketler yok edilmiştir. “Renaissance” yeniden doğuş anlamını taşımaktadır. Özgür insan düşüncesi Rönesans’la birlikte yeniden doğar, sanat ve bilimde kendini ifade eder. Rönesans’ın tamamlayıcı unsuru ise Humanizmadır. Humanizma insan sevgisidir. Buna bağlı olarak da her şey insan içindir, insan değerlidir. Rönesans ve Reform hareketleri Aydınlanmaya yol açan düşünsel gelişimlerdir. Aydınlanma Çağı’nın ana fikri akıl ve akıl yoluyla doğru verilere ulaşabilme ve bu doğruları toplum yararına kullanabilme becerisidir. Akıl, kültür ve demokrasi kavramları birbirlerinden bağımsız kavramlardır. Ancak bu kavramlar beraber ele alındığında son derece verimli bir ilişki ortaya çıkacak ve insanoğlu doğru sonuca, değere ulaşacaktır.
Kant’a göre Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmayış durumundan kurtulup, kendi aklını kullanmaya başlamasıdır. Aydınlanma çağının en temel fikri akıldır. Akıl aracılığı ile insan doğru bilgilere ulaşabilir ve bunları toplum yararına kullanabilir. Bilim aklın en büyük yardımcısıdır. Aydınlanma, akıl, bilim, kültür ve demokrasi birbirlerine ihtiyaç duyan kavramlardır. Bu kavramlar eğitimle bütüne ulaşır.

“Demokrasi, XX.Yüzyılda büyük gelişme göstermiştir. Yüzyılın başlarında, I. Dünya Savaşı'nın sonunda Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorluklarının 1929 yılında ortaya çıkan Büyük Buhran döneminde Avrupa, Latin Amerika ve Asya'da birçok ülkede diktatörler ortaya çıktı. İspanya, İtalya, Almanya, Portekiz'de Faşist diktatörlükler ortaya çıkmışken, Baltık ve Balkan ülkelerinde, Küba, Brezilya, Japonya ve Sovyet Rusya'da demokratik olmayan yönetimler iktidara geldi. Bu sebeple 1930'lar Diktatörler çağı olarak nitelendirilir. II. Dünya Savaşı'ndan sonra sömürgecilik anlayışı son buldu ve tekrar birçok bağımsız ülke ortaya çıktı. Demokratikleşme hareketleri Batı Avrupa'da yoğunlaştı.”[3]

“Demokrasi” ve “İnsan Hak ve özgürlükleri” kavramları iç içe kullanılan, birbirlerini tamamlayıcı unsurlardır. İnsan Hakları tüm insanların eşit ve özgür oldukları bilincini taşır. Her birey yeteneklerini geliştirme hak ve bağımsızlığına sahiptir. “Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.”[4]

Çağdaş toplum, demokrasi ve cumhuriyet ilkelerine uyan, temel düşünce ve inançlarını bu iki kaynaktan alan, insanca yaşamı ve gelişimi hedefleyen, bilinçli vatandaş yetiştirmeyi öngören, paylaşan, toplumsal bütünleşmeyi arzu eden toplumdur. Demokrasi kültürünün en temel öğeleri, özgürlük, eşitlik, insan hak ve özgürlüklerine saygı, sosyal adalet düşüncesidir. Özgür iradeli ve özgür ifadeli bireylerden oluşan toplumda demokrasi kültürü gelişir.

Atatürk’ün demokrasi anlayışı milli egemenlik ilkesinde belirginleşmektedir. Atatürk milli egemenlik ilkesini millete mal etmek isteyen ilk Türk lideridir. O’nun bu ilkesi cumhuriyet rejimiyle şekillenmiştir. Atatürk tam bir demokrasi aşığı idi: “Demokrasi eşit severliktir. Bu nitelik, demokrasinin bireysel olması niteliğinin mecburi bir sonucudur. Kuşkusuz bütün bireyler aynı siyasal hakları taşır olmalıdırlar. Demokrasinin bu bireysel ve eşitlik sever niteliklerinden genel ve eşit oy ilkesi çıkar.”[5]

Sonuç olarak, çağdaş toplumun en belirgin göstergeleri demokrasi ve kültürdür. Demokratik ilerleme en başta zihniyet değişikliği ile ve ifade özgürlüğü ile mümkün olacaktır. Eğitimli ve öğrenmeye açık toplum olma hedefi taşınmalıdır.

Demokrasi kültürünün yerleşmesi için demokrasiye olan inancın da artması gerekmektedir. İnsanlar demokrasinin güzellikleri ve getirileri konularında bilinçlenirlerse demokrasi hayata yerleşir ve demokrasi kültürü gelişir.

29 Şubat- 4 Mart 2                                                          UZLAŞI
               

Y4.4.1. İnsanlar arasındaki anlaşmazlıkların nedenlerini açıklar.
Anlaşmazlıkların yaşamın bir parçası ve doğal olduğu vurgulanmalıdır.
o Anlaşmazlık durumlarında bütün tarafların aynı anda haklı olup olamayacağı sorgulanmalıdır.

7-11 Mart 2 Y4.4.2. Uzlaşı gerektiren ve gerektirmeyen durumları karşılaştırır.
Uzlaşının bireysel yaşam alanları ile ilgili değil toplumsal yaşam alanları ilgili olduğu vurgulanmalıdır.
o Uzlaşı gerektiren durumların değer, ilgi, inanç ve beklentiler ile ilgili olduğuna; bunun yanında kural, yasa, yönetmelik vb. ile belirlenmiş hususların uzlaşı gerektirmeyen durumlar ile ilgili olduğuna değinilmelidir
14-18 Mart 2 Y4.4.3. Anlaşmazlıkları çözmek için uzlaşı yolları arar.
Uzlaşı aramada sürecin sonuçtan daha önemli olduğu vurgulanmalıdır.
o Uzlaşı sürecinde fikirlerin gerekçe ve kanıtlara dayalı olarak savunulması gereği üzerinde durulmalıdır.
o Uzlaşı sürecinde açık fikirlilik, hoşgörülü olma, sabırlı olma, güven, empati vb. değerlerin önemine vurgu yapılmalıdır.

21-25 Mart 2
Y4.4.4. Anlaşmazlık ve uzlaşı durumlarının sonuçlarını örneklerle karşılaştırır.
.
Ünite Değerlendirme Anlatım
Sonuçların karşılaştırılmasında birlikte yaşama kültürü, toplumsal gelişme ve değişme, barış dili, şiddet vb. dikkate alınır.
o Anlaşmazlık durumlarında karşılıklı olarak hak ve özgürlüklere saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanmalıdır.
o Uzlaşı ile çözülen sorunun, başka bir soruna neden olup
olmayacağına değinilmelidir
28 Mart - 1 Nisan 2

Ay Hafta Sa Tema Kazanımlar Yöntem ve Teknik Masallar Açıklamalar
NİSAN

4-8  Nisan 2                                       KURALLAR

Y4.5.1. Kural kavramını sorgular.
Kuralların neden var olduğuna, kim ya da kimler tarafından ve nasıl konulduğuna değinilmelidir.
o Yazılı ve yazılı olmayan kurallara değinilmelidir.
o Kuralların zaman içerisinde değişebileceği vurgulanmalıdır.
11-15 Nisan 4

Y4.5.2. Kural, özgürlük ve hak arasındaki ilişkiyi değerlendirir. Anlatım
Kuralların özgürlükleri ve hakları sınırlandırıp sınırlandırmayacağına değinilmelidir.

18-22 Nisan 2

Y4.5.3. Belirlediği veya belirlenmiş kurallara uyar.
Belirlenmesinde kendisinin katkısı olan ve olmayan kurallara uyması gerektiği vurgulanmalıdır.
o Kurallara uyulmadığında uygulanacak yaptırımların önemine değinilmelidir.
25-29 Nisan 2

Y4.5.4. Kurallara uymanın toplumsal ahenge ve birlikte yaşama olan katkısını değerlendirir.
Kurallara uyulmaması durumunda ortaya çıkabilecek sorunlara değinilmelidir.
o Birey, toplum, devlet ilişkisinin kurallarla düzenlendiğine ve bunun hukukun üstünlüğü ile olan ilişkisine değinilmelidir.

MAYIS 2 - 6 Mayıs 2

Ay Hafta Sa Tema Kazanımlar Yöntem ve Teknik Açıklamalar

MAYIS

9- 13 Mayıs 2 BİRLİKTE YAŞAYALIM Y4.6.1. Birlikte yaşamak için bir yurda ihtiyaç olduğunu bilir.
Yurdun sadece bir mekân olmadığına; yaşayış biçimi, ortak değerler ve kültür ile anlam bulduğuna vurgu yapılmalıdır.

16 - 20 Mayıs

2 Y4.6.2. Birlikte yaşayabilmek için düzenleyici bir kuruma ihtiyaç olduğunu kavrar.

Devlet, kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşları ve bunların işlevlerine değinilmelidir
23 - 27 Mayıs

2 Y4.6.3. Birey ve toplum arasındaki ilişkinin ortak sahiplik üzerinden kurulduğunu bilir.

Birlikte yaşamanın paylaşmayı gerektirdiğine ve paylaşılanın üzerinde herkesin hakkı olduğuna vurgu yapılmalıdır.
o Toplumun ortak mallarını koruma sorumluluğuna vurgu yapılmalıdır.

                                  HAZİRAN 30 Mayıs -3 Haziran

2 Y4.6.4. Yurttaş olmanın sorumluluklarını yerine getirir.

Aktif yurttaşlık kavramına örneklerle vurgu yapılmalıdır.
o Aktif katılımın yurttaş olmanın gereği olduğu vurgulanmalıdır.
o Yurttaş olma sorumluluğu bireylerin konumları (çocuk-yetişkin) ile ilişkilendirilmelidir.
o Yurttaşın hem diğer yurttaşlara hem de devlete karşı sorumluluklarına değinilmelidir
6 - 10 Haziran

2 Y4.6.5. Devletin yurttaşlarına karşı sorumluluklarını fark eder.
Anlatım
Soru cevap
Rol Yapma
Beyin Fırtınası o Kamu kurum ve kuruluşlarının yurttaşların haklarını korumak ve geliştirmek, yurttaşlarına hizmet etmek, onların ihtiyaçlarını ve güvenliğini karşılamak için var olduğuna değinilmelidir.

13 - 17 Haziran

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2248
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz