MEHMET AKİF ERSOY YILBAŞI, Arif Nihat Asya,Muttalip Ermiş Musa

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

MEHMET AKİF ERSOY YILBAŞI, Arif Nihat Asya,Muttalip Ermiş Musa

Mesaj  Admin Bir Cuma Ocak 01, 2016 2:45 am

MEHMET AKİF ERSOY
Ya Rab! Böyle mi olacaktı benim cennet yurdum?
Baktımda etrafıma yalnızım ağladım durdum.
Bir mana veremedim, şu miladi yılbaşına!
Şaştımda kaldım, Müslümanların vah telaşına!
Çevirdim başımı, nereye ettimse bir nazar.
Gördüm ki Noel için hazır, yer-yer çarşı-pazar
Haykırmak gelmişti içimden, seslendim millete
Heyhat! Duyuramadım, ne Ahmet’e ne Mehmet’e
Ya Rab! Kurtulsun! Hidayet ver bu millete
İslama gelsin milletim son versin şu zillete.
Ey Anadolu ruhunun Kadim Torunu
Dur ve düşün bir an dahi olsa ...

DUR VE DÜŞÜN !!!
Ne güzel söylemiş Arif Nihat asya;
Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu
Ne olduysa hep bize azar, azar oldu
Ne şöhretten hastayız, ne de candan hastayız
Ne ruhça ne vücutça ne de kandan hastayız
Avrupa’ya bir değil iki pencere açtık
Uzun yıllardan beri cereyandan hastayız
Batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz
Yaklaştıkça her sene öz yurdumda yılbaşı
Yapılır milletime Frenkçe sahte aşı
Buna ağlar ağacı hem toprağı, taşı
Batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz
Sen Hıristiyan mısın? Diye sorsan darılır
Yılbaşında hindi kaz yemesine bayılır
Çam deviren hindi ki nasıl mümin sayılır
Bilmiyoruz çoğumuz ne edip yapıyoruz
Batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz...

Efendim

Hasret Sana bu gözler, gönlüm yolunu gözler,
Huzûra ersem bir kez, bahara döner güzler..

Erse pâyine başım, hep çağlasa gözyaşım,
"Sen Sen" deyip ağlasam, kalkar bütün pürüzler.

Köyünün pembe rengi, bulunmaz asla dengi;
Temizlenip giderler, günâhla gelen yüzler.

Gelenler erer nûra, her biri bir sürûra,
Rahmet yağar her yana, kalır mahrûm gözsüzler..

Toprağından tozundan, o mübârek izinden
Zulmetli dünyâlara akar gelir gündüzler…

Ölgün ne desem Sana, medhin düşmezdi bana;
Bir şey diyeyim dedim, vefa etmedi sözler.

O derin şefkatinden, çok engin himmetinden,
Dönüp bir teveccüh kıl; rûhum lütfunu özler!

Dursun Ali ERZİNCANLI


Musa

Biz günde bin kez tih çölündeyiz
Ne bıldırcın kuşları görmüşüz göğümüzde
Nede kudret helvasından bir tat var soframızda
Kızıl deniz en derişmen günlerini yaşarken gençliğinin
Turi sina sessiz sessiz kan ağlar göğsümüzde
İnsan taş ve ateş eski dostları veylin
Saç ayağı olma özlemindeyken çıldıran alevlerin
Zakkum gözlemcileri olsun dilencileri
Ve dualarımız
Ayasofya ayasofya abartılırken
Ve çocuklumuz
hayellerle ayartılırken
Ve yoksulluğumuz kokteyl kadehlerinde
Ve ölü fiyatına ve kapalı zarf usulü
Demokraik demokratik satılırken köle pazarlarında
Biz oturmuş
Firavun mezarlarının gölgesinde serinleriz
Ve gün gelir dirilmek için
Bir yiğit Musa
Ve bir asa
Ve bir yedi beyza bekleriz

Çağı gelipte
Kitaba ve demire olan sevdaları hatırlayarak
Sonsuza dek saldırmak sataşmak dalaşmak
Ve vurmak varken
Karnına karnına zulmün
Nedendir böyle manasız
Ve kavgadan uzakta yaşamak diyerek
Bizi alıp götüren
Bizi endülüs'e kudüse istanbula götüren
Cesur heybetli ve diri
Ve gümbür gümbür bir erkeklik şöleni
İçtiğimizi dosta düşmana ilan ederken
Dağlar hep böyle sıram sıram dağ olarak sürdüremiyecek ömürlerini
Denizler böle sessiz
Yıldızlar böyle teleşsız
Ve siz yani sizler
Yani ey zulüm ağaları
Artık seyredemiyeceksiniz
Bir yiğit Musa
Ver bir asa
Ve bir yedi beyza bekleriz

Muttalip Ermiş


Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2295
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz