Basit sözcük,Türemiş sözcük,

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Kısa Atasözleri Ve Anlamları

Mesaj  Admin Bir Çarş. Mart 09, 2016 12:02 pm

Kısa Atasözleri Ve Anlamları

Aba vakti aba,yaba vakti yaba :Her şey zamanında yapılırsa kişi kazançlı olur.

Abanın kadri yağmurda bilinir: Daha önce kıymetsiz gibi görünen bir çok şeyin,kullanım zamanı geldiğinde değeri artar. Sosyal seviyesi eşit insanlar birbirlerini çekemezler.

Acemi katır kapı önünde yük indirir: Elinden yeterince iş gelmeyen kimseler,kendilerine verilen görevi istenildiği biçimde yapamazlar.Veya yarım bırakıp kaçarlar.

Acemi nalbant gibi kah nalına vurur,kah mıhına: Söylediği sözlerle yaptığı işler arasında tutarlılık yoktur.Bunu da genellikle bilmeyerek yapar.

Acı patlıcanı kırağı çalmaz: Hayatta birçok problemlerle karşılaşıp bunlardan başarı ile çıkmış olanlar,bundan sonra karşılaşacakları zorlukları da atlatıp başarı ile çıkarlar.

Akıl kişiye sermayedir :Kişinin yaptığı işte başarı sağlaması,aklını kullanması ile orantılıdır.

At yedi günde,it yediği günde :Toplumlar arası ilişkilerde olgun ve asil kişiler,kişiliklerini hemen ortaya koymazlar

Ayranım ekşidir diyen olmaz :Her kişi neyi ele almışsa onun iyi olduğunu savunur.

Baba ekmeği zindan ekmeği,koca ekmeği meydan ekmeği: Kadınlar için baba evinde kalmak,belli bir zamana kadar normaldir.Evlendiği zaman ise kendi kurallarına göre yaşayacağından dolayı daha rahat olacaktır.

Baba koruk yer,oğlunun dişi kamaşır: Aile reisi olan babanın önceleri yaptığı kötü bir işin sıkıntısını çocuğu çeker.

Babadan mal kalır,kemal kalmaz: Babası ölen kişiye maddi varlıklar kalabilir ama olgunluk ve fazileti miras olarak kalmaz

Babaya dayanma,karıya güvenme: Kişi,maddi konularda babasına değil kendine güvenmelidir.Kadın ise kolay etkilenen bir varlık olduğu için verilen sırları bir başkasına aktarabilir.

Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar: Yaradılışı itibariyle iyi olan kişi en kötü durumda bile olsa bu niteliğini kaybetmez.

Bal demekle ağız tatlanmaz : Güzel sözler söylemekle güzel şeyler her zaman gerçekleşmez.

Besle kargayı oysun gözünü : Kıymet bilmez kişiler kendilerine yapılan iyiliğe,kötülükle karşılık verebilirler.

Boşboğazı ateşe atmışlar,odun yaş diye bağırmış : Aklına her geleni söyleyen kişiler,toplum içinde sevilmezler

Büyük lokma ye büyük söz söyleme :Hayatta hiçbir zaman başkalarının durumu küçümsenmemelidir.

Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer: Bilgisiz kişiler etraflarına faydalı olamadıklarından ve davranışlarında olumlu sonuçlar beklenmediğinden dolayı faydalı kişiler değildirler.

Cahilin dostluğundan alimin düşmanlığı yeğdir: Alim her şeyi bilen kimsedir. Yaptığının sonuçlarını bilir ve katlanır.Kendisi ile dost olmak mümkün olduğu gibi düşman olunduğu zaman da bir noktada anlaşmak mümkündür.Cahil kişiler iyi niyetli görünseler de onlarla anlaşmak güçtür,hatta mümkün değildir.

Cami ne kadar büyük olsa imam bildiğini okur :Bir toplulukta çok kişi ve fikir olsa da karar verme yetkisine sahip kimseler,kendi bildiklerini uygularlar.

Can boğazdan gelir: İnsanın hareketli ve üretken bir yaşam sürdürebilmesi için beslenme biçimine dikkat etmesi gerekir.

Can cümleden azizdir: İnsanlar kendi çıkarlarını her zaman başkalarının çıkarlarından üstün görürler.Aksi şekilde davrandıklarında bile kendi çıkarları söz konusu olduğu zaman fedakarlık yapmaktan vazgeçerler.

Can çıkmayınca huy çıkmaz: Hayat boyu kazanılan alışkanlıklar da gelişir.Ama değiştirmek çok zordur.Kişi ölünceye kadar devam eder.

Canı acıyan eşek,atı geçer: Karşılaştığı bir konuda ziyan gören,canı yanan kimse aynı zarara uğramamak için var gücüyle çalışır.

Canı kaymak isteyen,mandayı yanında taşır: Güzel ve varlıklı bir yaşam sürmek isteyen kişi kendisine bu yaşamı sağlayacak olan varlıkları çok yakınında bulundurmalıdır.

Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilemez :Hayatında dert ve sıkıntı çekmemiş olan kişiler,mutluluğun kıymetini anlayamazlar.

Cins kedi ölüsünü göstermez: Soylu kimseler çok zor durumda da olsalar,durumlarını belli etmezler .

Cömert ile nekesin harcı birdir : Parayı kullanma biçimi,onun niteliğini değiştirmez.


Çabuk parlayan çabuk söner : Layık olmadıkları makamlara getirilen kişilerin,bir süre sonra yetersizlikleri ortaya çıkar.

Çirkefe taş atma,üzerine sıçrar : Çevrelerinde kötü,edepsiz tanınan kişilerle ilişkiye girmek doğru değildir.


Çocuktan al haberi : Art niyet taşımayan çocuklar,başkalarının yanında her şeyi çekinmeden konuşurlar.


Çürük tahta çivi tutmaz : Esas niteliği bozulmuş bir şeyi eski haline getirmek mümkün değildir.


Dağ başından duman eksik olmaz: Toplumda yüksek ekonomik ve sosyal seviyeye sahip insanların,bu konumlarından kaynaklanan bir takım üzüntü ve sıkıntıları vardır.Bu durum,zenginlik ve yüksek makam devam ettiği sürece hiç eksilmez.


Dağ dağ üstünde olur,ev ev üstünde olmaz: En olmayacak şeyler bile bir gün gerçekleşebilir.Ama iki ailenin aynı ev ortamında yaşaması düşünülemez.


Damlaya damlaya göl olur : Küçük çabalar,büyük problemlerin çözümüne yardımcı olabilirler.


Danışan dağı aşmış,danışmayan yolu şaşmış: Bilmediğini başkalarına soran kimse,işi iyi ve çabuk bitirir.Fikir alışverişinde bulunmayanlar ise başarı elde edemezler.


Darı unundan baklava,incir ağacından oklava olmaz: Kötü malzeme ile güzel bir iş meydana getirilemez.Yeteneksiz kişiler,büyük sorumlulukların gerektirdiği çabayı gösteremezler.


Davul dengi dengine diye çalar: Birlikte yaşayacak veya arkadaş olacak insanların eşitiyle beraber olması lazımdır.Yoksa yapılacak her işte başarısızlık kaçınılmaz olur.

Dikensiz gül olmaz :Yaşanan her başarı ve mutluluğun yanında,bu sürecin parçası olan küçük olumsuzluklar da mevcuttur.


Düt demeye dudak ister :Niteliği ne olursa olsun,bir işi başarabilmek için yetenek ve imkanlar gereklidir.


Ecel geldi cihane,baş ağrısı bahane: Kişinin çok önceden belirlenmiş bir alın yazısı vardır.Bu kurala göre zamanı gelince ölecektir.Bu ölüme bir neden bulunur. Esas sebep o kişinin Allah katına çağrılmasıdır.


Ecele çare olmaz: Hayatta her durumun çaresi bulunabilir.Ama ölümü engellemek imkansızdır.


Eceli gelen köpek cami duvarına işer: Bir toplulukta bütün insanların kutsal saydığı şeyleri kötüleyenler,hiçbir zaman sevilip istenmezler.


Edebi,edepsizden öğren: Edepsiz kişinin hareketlerini gören,sonuçlarını izleyen kişi, bunların kötülüklerini görür ve yapmamaya çalışır


Eden bulur,inleyen ölür : Başkasına kötülük eden kimse en sonunda yaptıklarının cezasını çeker.


Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur :Verimin yüksekliği, çalışmanın etkili bir şekilde gerçekleşmesine bağlıdır.


Esirgenen göze çöp batar :Bir konu üzerine gereğinden fazla yoğunlaşmak,aksilikleri de beraberinde getirebilir.


Evdeki hesap çarşıya uymaz : Planlanan durumlar ile ulaşılan sonuç,her zaman aynı olmayabilir.


Fakirlik ayıp değil,tembellik ayıp: Toplum yaşamında herkes aynı gelir düzeyine sahip olmayabilir.Fakir de olsa zengin de olsa çalışmamak,başkalarının sırtından geçinmeye uğraşmak tembelliktir.


Fala inanma,falsız da kalma :Fala inanmak doğru değildir,aslı yoktur.Yine de insan güzel sözler duymaktan hoşlanır.


Fare,çıktığı deliği bilir: Toplumun onaylamadığı işleri yapanlar,sıkıştıkları zaman nasıl hareket edeceklerini önceden hesaplarlar.


Faydasız baş,mezara yaraşır: Hiçbir iş yapmadan başkalarının sırtından geçinen kimseler ölmüş sayılırlar.Çünkü ölülerin de faydası yoktur.


Fazla aş,ya karın ağrıtır ya baş: Çok yemek kişinin sağlığını olumsuz yönde etkiler.Bu yüzden kararında yemek gerekir.


Fazla naz aşık usandırır: Kişinin kaprislerine yakınları bir süre katlanabilirler. Ama bu naz devam edecek olursa etrafındakilere de sıkıntı verir.


Fukaranın düşkünü,beyaz giyer kış günü :Toplumda saygın bir yeri olan kişiler,mevki kaybına uğradıklarında aykırı davranmaktan çekinmezler


Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar :Kişinin içinde bulunduğu çevrenin ekonomik ve sosyal yapısı,ulaşılan sonuçların niteliğini etkiler.


Gafile kelam,nafile kelam :Etrafında olan biteni umursamayan kimseleri doğru yola getirmek için yapılan uyarılar boşunadır.


Garibin yardımcısı Allah'tır: Garip kişilerin yardımına gönlündeki inancın büyüklüğü oranında ancak Allah yardım eder.


Garip kuşun yuvasını Allah yapar: Allah'a inanmış kişileri, Allah sıkıntı içinde bırakmaz.Onlar bir süre sıkılsalar da Allah bir yerden bir şey bağışlayarak sıkıntılarını ya kaldırır ya da hafifletir.


Gavurun tembeli keşiş,Müslüman'ın tembeli derviş: Bütün dinler çalışmayı emreder. Bazı kimseler ise dini çıkarları doğrultusunda kullanıp,çalışmadan yaşamanın yollarını bulurlar ki kendileri için çok kötü bir davranışı gerçekleştirmiş olurlar.


Geç olsun,güç olmasın(Başarılması çok zor işler için söylenir) : Yapılan işlerin başarıya ulaşması ve birtakım engellerin ortadan kaldırılması için fazla zaman harcanmasının ziyanı yoktur.


Gel demek kolay,git demek güçtür: Bir konuğu davet etmek,bir insanı iş bulup yerleştirmek kolay ve zevk verici uğraşlardır.Ama sıkıntı veren konuğa artık git demek,işini hafife alan kimseye işe gelme demek çok zordur.Bunun için insanlara bir iyilikte bulunulacağı zaman iyi düşünülmeli,layık olana bu hizmet verilmelidir.


Gelen gideni aratır : Tanışılan kişiler,unutulanlardan daha büyük hatalar yapabilir anlamında kullanılır.


Gezen ayağa taş değer : Gereksiz davranışlarda bulunan kişiler, kendilerine zararlı durumların ortaya çıkmasına sebep olabilirler.

Göz görür,gönül çeker :Kişi ancak ilgi duyduğu konulara karşı gözlemde bulunur.

Hacı hacıyı Mekke'de bulur: Aynı düşüncede olan insanlar,ayrı ayrı davransalar bile bir gün aynı yolda buluşurlar.Kendilerine ait yolda veya yerde buluşurlar,birbirlerini bulurlar.

Hacı Mekke'de,derviş tekkede: İnsanlar yetişme şekillerine göre kendilerine uygun bir ortamda yaşarlarsa mutlu olabilirler.Yoksa ömürleri sıkıntı içinde geçer.Bulundukları yerde sevilmez ve istenmezler.

Haddini bilmeyene bildirirler :Yetkili olmadığı konularda ahkam kesenler,hak ettikleri durumlarla mutlaka karşılaşırlar.

Hak deyince akan sular durur: Anlaşmazlıklarda doğruluk,dürüstlük,tarafsızlık, hakkaniyet yolundan hareket edilirse kimsenin söyleyecek bir sözü,eleştirisi kalmaz.


Horoz ölür,gözü çöplükte kalır :Uzun süre yaşanan mekanların unutulması kolay olmaz.

Huylu huyundan vazgeçmez :Kişilik,uzun bir zaman diliminde oluştuğu için ani değişikliklere müsait değildir.

Ihlamurdan odun olmaz,beslemeden kadın olmaz: Yaşam içinde her konu birbirine uygun olursa başarı olur ve devam eder.

Irmak kenarına çeşme yapılmaz :Birbirine zıt verimlilikteki iki kurum veya sosyal müessesenin,aynı ortamda varlıklarını sürdürmeleri zordur.

Irmaktan geçerken at değiştirilmez: Yapılmaya başlanan bir işte,ilk zamanlar başarı elde edilmeyebilir.işin daha başarılı yapılması için uygulanan yöntemler de değiştirilebilir. Olumsuz bir ortamda yöntem değiştirmek doğru değildir.İyi sonuçlar vermez.

Isıramadığın eli öp de başına koy: Yaşam içinde bir takım mücadeleler yapılacaktır. Bu kavgada düşman bizden çok güçlü ise onunla kavga etmemek gerekir.Kavga edilirse yenilmek muhakkaktır.

Isırgan ile taharet olmaz: Başarılı bir iş oluşturmak için işe yarar,faydalı araç kullanmak gerekir.Kötü malzeme ile iyi ve başarılı sonuçlar elde edilemez.

Isıran it,dişini göstermez :Kötülük yapmayı düşünen kişi,bunu zamanı gelince ve aniden gerçekleştirir.

Islanmışın yağmurdan pervası yoktur :Bir konuda büyük zarar görmüş kişi,benzer zararlardan korku duymaz.

Ismarlama hac,hac olmaz :İnsan kendi işini kendi yapmalıdır. Başkasına yaptırılan işten başarı elde edilemez.

Işığını akşamdan önce yakan,sabah çırasına yağ bulamaz: İnsanlar savurganlık yapmamalıdırlar.Parasını gereksiz yere harcayan,gerektiğinde para ve mal bulamaz.Zorluk içinde kalır.

İçi beni yakar,dışı eli: Her şey dıştan göründüğü kadar güzel olmayabilir.Dış görünüşe aldanmak doğru değildir.

İğreti ata binen tez iner: Kendi malımız olmayan malzemeye güvenip bir işe başlamak doğru değildir.Malzemenin sahibi,malını geri istediği zaman zor durumda kalır.

İğneyi evvela kendine sok,çuvaldızı başkasına: Kendisi en küçük bir sıkıntıya katlanamayan kimse,başkalarına çok büyük sıkıntı vermemelidir.Kendisi küçük kötülüğe katlanamayan,başkalarına kötülükler yapmaktan kaçınmalıdır.

İki deliye bir akıllı :Birbirine zıt iki kişinin arasını bulacak, mantıklı bir kimsenin bulunması mutlak gereklidir.

İnsan insanın şeytanıdır :Arkadaş seçiminde dikkatli ve özenli olmak gereklidir.Kötü arkadaş kişiyi yoldan çıkarır,saptırır.

İti,öldürene sürütürler :Bir kişinin sorumluluğundaki görev kötü şekilde sonuçlanırsa,bu sonucun düzeltilmesi için bizzat o kişi çaba göstermelidir.İşin sorumluluğu onu yapana ait olacaktır.

İyilik eden iyilik bulur :Etrafına iyilik eden kimse gün gelir zor durumda kalırsa ona da iyilik yapılır.Her şeyin karşılığı muhakkak vardır.

Kabahat da gizli olmalı,ibadet de: Yapılan bütün işlerde işin özüne inmeye gayret edilmelidir.Başkalarına gösteriş için yapılan hiçbir işten,davranıştan iyilik ve hayır beklemek mümkün değildir.

Kadı anlatana göre fetva verir: Herkes bildiğini ve gördüğünü eksiksiz olarak söylemelidir.Çünkü dinleyen,olayı görmeyen kimseler anlatılana göre karar verirler.

Kanaat gibi devlet olmaz :Elindekiler ile yetinmesini bilen kimse sıkıntı çekmez.

Kişi refikinden azar :İnsanı iyi ve kötü yola sürükleyen arkadaşıdır.

Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman çelebi derler : Bir şeyin çok kıymetlisi bulunmazsa daha aşağı değerde olan kıymet ve itibar kazanır.

Kuru laf karın doyurmaz :Bir gayret göstermeden,bir yatırım yapmadan yalnızca boş sözlerle başarı elde etmek mümkün değildir.
Laf ile peynir gemisi yürümez :Bir kimsenin kendini övmesi ile gereken işte gereken sonuçlar alınmaz.

Laf lafı açar: Karşılıklı konuşmalarda konuşma bir süre uzadığı zaman,sözden başka söze geçilmeye başlanır.Başlangıçta hiç düşünülmeyen konulara kadar söz uzar gider

Laf torbaya girmez :Bir konu hakkında sarfedilen sözler üzerinde iyice düşünülmelidir.

Latife latif gerek: Şakalar karşısındakini kırmayacak biçimde olmalıdır.Şaka yapan,karşısındakini çok iyi anlamalı,kırmadan,incitmeden şaka yapabilmelidir.

Leyleğin ömrü laklak ile geçer :Aylak kişiler bütün günlerini orada burada boş laflar söyleyerek boşa geçirmiş olurlar.

Lodosun gözü yaşlı olur :Lodosun sonunda yağmur yağar

Lokma çiğnemeden yutulmaz :Bir işin iyi sonuçlanması için gereken önem ve çalışma gösterilmelidir.

Lokma karın doyurmaz,şefkat artırır: Bir kişiye armağanlar vermek,o kişinin ihtiyaçlarını karşıladığı için değil aradaki sevgiyi çoğalttığı için çok değerlidir.

Mahkeme kadıya mülk değil :İnsan,yaşamı süresince güçlü makamlara gelebilir.Böyle makamlara gelince etrafındakilere böbürlenmemelidir.Çünkü gün gelecek,bu makamı bırakmak zorunda kalacaktır.

Mal adama hem dost,hem düşmandır: Mal insanı rahat ve huzurlu yaşattığı için dosttur.Aynı zamanda,zengin olmanın getirdiği tehditlerden dolayı düşmanıdır.

Mal canı kazanmaz,can malı kazanır: İnsanlar fazla kazanacağım diyerek sağlıklarını tehlikeye atmamalıdırlar.Kişi sağlıklı olursa mal kazanması,pek çok kazanması mümkündür. Ama sağlığını kaybederse mal da kazanamaz olur.

Mal canın yongasıdır :Can her şeyden kıymetlidir.Zorluklarla elde edilen mal da cana yakın değer taşır.

Mal melameti örter: Zengin olmak,insanların kusurlarını görmezden gelmelerine yardımcı olur.

Malını yemesini bilmeyen zengin her gün züğürttür: Züğürt kimse parası olmadığı için zorluk içindedir.parasını yiyemeyen kimseler ise paraları olduğu halde bu yokluğu çekenlerdir.

Mart ayı,dert ayı :Kış ile ilkbahar arasındaki geçiş dönemi olduğu için insanlar hastalıklara daha kolay yakalanırlar.

Meyhaneciden kefil istemişler,bozacıyı göstermiş : Toplumda uygunsuz işleri yapanlar kendi haklılıklarını,benzer kişileri göstererek savunmaya çalışırlar.

Mühür kimde ise Süleyman odur :Bir konuda yetkili kim ise onun sözü geçer.

Mürüvvete endaze olmaz :Yardımseverliğin ölçüsü olmaz

Namaza meyli olmayanın ezanda kulağı olmaz :Bir işin bütününü istemeyen kimseler,o işin ayrıntıları ile hiç ilgilenmezler.

Ne doğrarsan aşına,o çıkar kaşığına: Kişi çok çalışırsa gelecek günleri de başarılı olur. Kazancı bol olur.Az çalışırsa kazancı,başarısı da az olur.

Ne ekersen onu biçersin :Kişiler çevrelerine nasıl davranırlarsa öyle cevap alırlar.

Ne idik,ne olduk: İçinde yaşadığımız toplum çok hızlı değişiyor.Biz bu toplumda bulunduğumuz ortamdan çok değişik ortamlara geldik.Bundan sonra da nerelere geleceğimiz, neler olacağı belli değil.

Ne oldum dememeli,ne olacağım demeli :Esas olan başarının niteliğinden çok devamlılığıdır.

Ne verirsen elinle,o gelir seninle: İnsanlar yaşamları boyunca daima iyilik yapmalıdır. Bu iyiliklerin karşılığı,bir gün mutlaka sahibini bulacaktır.

Nerede birlik,orada dirlik: Kişiler arasında anlaşma,duygu ve düşünce birliği olursa orada huzur,güven ve düzen olur.

Nerede hareket,orada bereket :Çalışmanın çok olduğu yerde,bu çalışmaların sonucu olan ürünler de çok olur.

Niyet hayır,akıbet hayır :Bir işe başlarken iyi niyetle hareket edilirse sonuç ta iyi olur.

Oduncunun gözü ormanda: Bütün insanlar kendi işlerine yarayan şeylerle çok yakından ilgilenirler.

Oğlan dayıya,kız halaya çeker: Oğlan çocuğu genlerin tesiri ile dayıya,kız ise halaya çeker,onun

hareket ve tavırlarını alır.(Halk arasında yapılan bir yorumdur)

Oğlanınki oğul bağı,kızınki bahçe gülü: Kişinin torunu oğlundan olursa oğul balı diyerek,kız evlattan olursa bahçe gülü diyerek sevinir.

Olacakla öleceğe çare yoktur: İnsanların yaşam boyu karşılaşacakları ne varsa doğarken belli olur ama kişi bunu bilmez.Başımıza gelen ve elimizde olmayan sebeplerle oluşan olaylara çok üzülmemek gerekir.

Olmaz olmaz deme,olmaz olmaz :Hayatta hiç ummadığımız olaylar, en şaşırtıcı biçimde karşımıza çıkabilir.

Orman olur da domuz olmaz mı? :İyi bir ortamda çıkarcılar bulunabilir.bulunması doğaldır.

Osmanlı'nın ekmeği dizindedir :İşlerimizin başarılı olması için kendimiz ayırdığımız zaman çok olmamalıdır.İşlerimize ne kadar ağırlık verirsek o kadar başarılı oluruz.

Osurukla boya boyanmaz :Gerekli bilgi ve görgü olmadan bir işi tam olarak görüp bitirmek imkansızdır.

Otu çek köküne bak :Bir kimsenin hakkında tam olarak bilgi sahibi olmak istenirse o kimsenin soyunu sopunu çok iyi incelemek gerekir.

Ödünç;güle güle gelir,ağlaya ağlaya gider: Ödünç verilirken veren de alan da güler yüzlüdür.Mutludur.Ödünç alınan geri verilirken ise durum değişiktir.Para veren kimse de parasını zamanında alamazsa tarafların arası çok çabuk bozulur.

Öfke baldan tatlıdır :İnsan sinirlendiği zaman bağırır çağırır, rahatlar.

Öfkeyle kalkan zararla oturur: Aniden öfkelenerek sergilenen davranışlar kırıcı olur. Sonuçları önceden tasarlanamaz.

Öküze boynuzu yük değil :Meşgul olduğu iş,kişiye yük olmaz. Onları yaşamının bir parçası olarak kabul eder

Öksüz çocuk göbeğini kendisi keser: Bir koruyanı,kollayanı olmayan kimseler her işlerini kendileri yapmak zorundadır.

Ölenle birlikte ölünmez: Ölüm kaçınılmazdır.Ölen bir kimsenin ardından yas tutmak ta onu geri getirmeyecektir.Bu durumu bilerek ona göre davranmak gereklidir.

Ölüm var,dirim var :İnsanlar malını ve zamanını,varlığını düşünerek kullanmalıdır.geleceğini düşünmelidir.

Ön tekerlek nereye giderse arka tekerlek de oraya gider :Bir ailede büyükler nasıl bir yaşam

içindelerse çocuklar da benzer bir hayat sürdürürler

Öpülecek el ısırılmaz :Hürmet gösterilmesi gereken kişilere saygısızlık etmek hatadır

Palamut çok biterse kış erken olur: Uzun yılların tecrübesine dayanılarak elde edilen sonuçlara göre meşe ağaçlarında palamudun çok olması kışın erken geleceğini gösterir.

Para dediğin el kiri :İnsanlar bütün ömürlerini paraya bağlamamalıdırlar.

Pazar ilk pazardır : Pazara götürüp satmak istediğimiz mala verilen ilk fiyat en iyi fiyattır.

Perşembenin gelişi,çarşambadan bellidir :Bir işin nasıl sonuçlanacağı,işin bugünkü durumundan belli olur.

Pilav yiyen,kaşığı belinde gerek :Bir işe girişmek isteyen kimseler o iş için gerekenleri yanlarında bulundurmak zorundadırlar.

Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın :Kişi,bir olayın sonuçlanması için elinden gelen gayreti göstermelidir.

Rağbet güzel ile zenginedir: Güzel ve zengin olan kimseler her zaman ilgi görürler.El üstünde tutulurlar.

Rahat ararsan mezarda :yaşayan her kişinin az veya çok kendine göre bir derdi,sıkıntısı mutlak bulunur.

Rüzgar eken fırtına biçer :Etrafında bulunanlara her zaman kötülük yapan kimseler sonunda mutlaka büyük kötülüklerle karşılaşırlar

Rüzgar esmeyince yaprak oynamaz :Meydana gelmiş hiçbir olay sebepsiz değildir.

Rüzgara karşı tüküren,kendi yüzüne tükürür: Kendi gücünün üstünde bir güç ile uğraşmak isteyen kimseler sonunda kendileri ziyanlı çıkarlar.

Rüzgarlı havanın kuytusu,yağmurlu havanın uykusu :Rüzgarda kuytu bir yer bulmak rahatlıktır.

Sabah ola,hayır ola: Sabahlar güçlü başlangıçlardır.Verimlili için günün bu saatlerini değerlendirmek gereklidir.

Sabır acıdır,meyvesi tatlıdır :Bir konuda sıkıntılı günlere katlanmak zordur.Ama dayanıldığı takdirde sonuçları güzeldir.

Sabreden derviş,muradına ermiş: Sabırlı olan kişiler,isteklerine kavuşurlar.Sabır ile mücadele edildiğinde başarı mutlaka bizim olacaktır.

Sabrın sonu selamettir: Karşılaştığı bütün zorluklardan hemen yılıp kaçmayan, sabretmesini bilen kimselerin işleri sonunda başarıya ulaşırlar.

Saç sefadan tırnak cefadan uzar :keyifli insanların saçları,sıkıntıda olanların tırnakları uzar.(yaygın bir halk görüşü)

Saçım ak mı kara mı?Önüne düşünce görürsün: Konunun nasıl olduğunu sormaya gerek yoktur.Çok geçmeden bitecektir anlamında kullanılır.

Sana taşla vurana sen aşla vur :kötülük yapan kimselere iyilik yapmak insanlık kuralıdır.
Şahin ile deve avlanmaz :Her işi yapmanın bir yöntemi vardır.

Şahin küçük et yer,deve büyük ot yer: İnsanlar fiziki görünüşlerine göre değil,yaradılış özelliklerine göre davranırlar. Görünüşü küçük olan kişi, her zaman güçsüz olarak görülmemelidir.

Şakanın sonu kakadır: Devamlı şaka yapmak hatalıdır.Önce güzel ve eğlenceli gelirse de bir zaman sonra dayanma gücü azalır ve küçük kırgınlıklar ortaya çıkar.

Şaşkın ördek başını bırakır,kıçından dalar: Her iş,bir düşünce ile,bir plan ile yapılmalıdır.Ne yaptığını iyi bilmeyen kimseler,giriştikleri işlerde akılcı yollardan ayrılırlar.

Şer işi uzat hayra dönsün,hayır işi uzatma şerre dönmesin: Kötü olan işlerin üzerinde çalışmalı,o işi iyiye çevirmelidir.İyi olan işleri hemen sonuçlandırmak gereklidir.

Şeriatın kestiği parmak acımaz: Kanunlar herkese eşit olarak uygulanmalıdır. Böyle olursa,kanunda yazılan cezaya kimse itiraz edemez,boyun eğer.

Şeytanla ortak buğday eken samanını alır :Hilekar,sorumsuz kimselerle ortak olanlar,yapılan işin zararını yüklenirler.

Şimşek çakmadan gök gürlemez : Söylenen,konuşulan her olay daha önceki başka bir olaydan kaynaklıdır.

Şöhret felakettir :Ünlü olmak birçok sıkıntıyı da beraberinde getirir.

Tabak sevdiği deriyi yerden yere çalar: İnsanlar,ileride başarılı olmasını istedikleri kişileri kıyasıya çalıştırırlar.

Tabancanın dolusu bir kişiyi,boşu kırk kişiyi korkutur: Tabancayı,sinirli olunan durumlarda lüzumsuz yere kullanmak sahibinin başına dert açar.Ama tabanca;taşıyan kişinin belinde iken çok kimse bu durumdan ürker.

Talihsiz hacıyı deve üstünde yılan sokar: Düşündüğünü uygulaması nasip olmayacak kişinin karşısına,hatıra hayale gelmeyen engeller çıkar.

Tandır başında bağ dikmek kolaydır: Hayal kurmakla sorunlar çözümlenemez. Esas problem,düşleri uygulama alanına sokmaktır.

Tarla çayırda,bağ bayırda :Tarla ve bağ alırken yerlerine dikkat edilmelidir.

Taş düştüğü yerde ağırdır :İnsanın değeri bulunduğu çevrede iyi bilinir.

Tatarın kılavuza ihtiyacı yok :Yapacağı işi çok iyi bilen kimselere başkalarının yardım etmesi gerekmez.

Ulu sözü dinlemeyen uluyakalır: Tecrübeli kimselerin sözlerini dinlemeyip kendi kafası doğrultusunda giden kimseler sonunda büyük zararlara uğrarlar.Sıkıntı ve dertten kurtulamazlar


Umut fakirin ekmeğidir :Fakir olan kimseler,kısa süre sonra durumlarının değişeceğini düşünerek avunurlar.

Ustanın çekici bin altın: Sanatkar kimseler bir çok kişinin yapamadığı bir işi çok kısa bir sürede küçük bir hareketle yapıverirler.

Uyku ölümün kardeşidir: Uyuyan kimsenin dünya ile ilgisi kesilir.Olup bitenden haberi olmaz.

Üç göç,bir yangının yerini tutar :Bir yerden bir yere taşınma zahmetli ve ziyanlı bir iştir.

Üremesini bilmeyen it,sürüye kurt gelir: Bir toplulukta nasıl davranılması gerektiğini bilmeyen kimseler,kendileriyle birlikte başkalarının da başına dert açarlar.

Üşenenin oğlu,kızı olmamış :İnsan bir varlık elde etmek istiyorsa tembel tembel oturmamalıdır.

Üzüm üzüme baka baka kararır :Çok samimi olan kimseler, birbirlerinin huylarını benimserler

Üzümün çöpü var,armudun sapı: Her konunun kendine göre ufak olumsuzlukları bulunabilir.Bir işin olumlu yönleri dururken,olumsuz olanları üzerinde yoğunlaşmak doğru değildir.

Üzümün ye de bağını sorma : Sunulan imkanların kaynağını sorgulamak her zaman doğru olmayabilir.

Vücut kocar,gönül kocamaz: Hangi yaşta olursa olsun kişi gönlü sayesinde hep genç kalmayı başarabilir.

Verirsen doyur,vurursan duyur: Yardım yapılacaksa gereken ölçüde yapılmalıdır.

Veren el,alandan üstündür: Yardım ve iyiliksever kimseleri herkes sever,sayar.

Varsa pulun,herkes kulun;yoksa pulun dardır yolun: Parası çok olan kimseye herkes iltifat eder,yakınında bulunmak ister.yoksullara kimse yüz vermez.Adını deliye de çıkarabilirler.

Yabancı koyun kenarda yatar: Toplumdaki kişiler kısa zamanda büyük yakınlık göstermedikleri için yeni gelenler yabancılık çekerler.

Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur: Hiçbir sebep yokken yaşama düzeyi birden değişen,yükselen kişinin çaldığı ve rüşvet aldığı bellidir.

Yağmur yağsa kış olur: Kişi halin bilse hoş olur:İnsanların etraflarına karşı davranışları,kendi sosyal durumları ile orantılı olmalıdır.

Yakasından atmak: Zorlu bir işi başkasına yüklemeye çalışmak.

Yalancı kim?İşittiğini söyleyen: İnsanlar her duyduklarını,doğrulamadan başkalrına söylememelidirler.

Yalnızlık Hakk'a mahsustur: Tek başına olmak, Allah'a ait bir durumdur.

Yanık yerin otu tez biter: İnsanlara büyük ıstırap veren olaylar,bir zaman sonra unutulur.

Yol sormakla bulunur: Bir işe doğru başlamak için bilmediklerimizi sormak, öğrenmek lazımdır.

Yük altında ancak eşek kalır: İnsanlık sıfatı olan kimse kendisine yapılan iyiliğin altında kalmaz.Bir zaman bulur,karşılığını verirZahmetsiz rahmet olmaz: Çaba göstermeden,sıkıntı çekmeden arzu edilen güzel ve iyi sonuçlara ulaşılmaz.

Ziyan olan koyunun kuyruğu yağlı olur: Elden kaçırılan fırsatlar küçük olsa da çok büyük görünür.Kişinin dilinden hiç düşmez.Hep büyüterek ondan bahseder.

Zemheride sür de çalı ile sür: Tarlanın zemheride sürülmesi ekinin iyi olması için çok önemlidir.Tarlayı dikkatli ve derin sürmek gerekir.

Zengin arabasını dağdan aşırır,züğürt düz ovada yolunu şaşırır: Varlıklı kişi,parasının ve itibarının çokluğu ile olmayacak işlerini bile kolaylıkla görür.Fakir ise parası olmadığı için en olacak işini bile bitiremez.

Zenginin basması ipekli görünür: Zengin kişilerin giydikleri,yedikleri en pahalısından seçilmiş zannedilir.

Zengin kesesini,züğürt dizini döver: Maddi durumu çok iyi kişiler her zaman parası ile övünür.Züğürt ise arzuladığı iş parası olmadığından yapamayacağı için üzülür.Istırap ve sıkıntı çeker.



Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2293
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

AMA , FAKAT BAĞLACI

Mesaj  Admin Bir Çarş. Mart 09, 2016 11:49 am

BAĞLAÇLARIN GÖREVLERİ

Bağlaçların iki temel görevi vardır:
1- Eş görevli sözcükleri birbirine bağlar.

ÖRNEK:

Genç kız ile yaşlı adam anlaşamadı.
Sizden önce Turgut, Ayşe ve Okan da aynı başarıyı göstermişti. ( Özneleri bağlamış )
Annemin ve babamın benim için yaptıklarını asla unutamam. ( Tamlayanları bağlamış )
Sıfatlarla zarflardan anlaşılmayan yerler etüt çalışmasında tekrarlanacak. (Yan cümledeki d.t. bağlamış)
2- Anlamca birbiriyle ilgili en az iki cümleyi birbirine bağlar.

ÖRNEK:

Bütün ansiklopedileri taradım; ama istediğiniz bilgileri bulamadım.
Dün sabah bize geldi, seni sordu ve hemen gitti.
Söyleye söyleye dilimde tüy bitti; nitekim söylediklerimin hepsi doğrulandı.



“AMA” , “FAKAT” BAĞLACI

*Karşıt anlamlı iki cümleyi birbirine bağlar.

—Sınava çok iyi hazırlandı ama üniversiteyi kazanamadı.

—Her sabah spor yapıyor ama zayıflayamıyordu.

*Koşul, pekiştirme anlamı katar.

—Dışarı çıkabilirsin ama eve erken döneceksin.

—Seninle sinemaya gelirim ama işim olmazsa.

—Bu kitabı sana alacağım ama okuyacaksın.

—Dışarıda soğuk ama çok soğuk bir hava var.

—Büyük ama çok büyük bir bahçesi vardı.

“ANCAK” ,“YALNIZ”  BAĞLACI

Yalnız sözcüğü;

*Ama, fakat  anlamında kullanılıyorsa bağlaç,

* Bir tek, sadece anlamında kullanılıyorsa edat,

* Önündeki ismi niteliyorsa sıfat,

* Fiili niteliyorsa zarftır.

—Geziye yalnız bizim sınıf katıldı. (edat)

—Bu adam evde yalnız yaşıyor. (zarf)

—Yalnız insanlar hayata karamsar bakarlar. (sıfat)

—Onunla konuşurum yalnız fikrim yine de değişmez.(bağ)

—Bu işin üstesinden ancak sen gelirsin. (edat)

—Yoğun trafikte işe ancak yetişebildim. (zarf)

—Bütün gün evde yalnızdım. (adaşmış sıfat)

—Filmi seyredebilirsin ancak yarın erken kalkmalısın.(b.)

NE…NE BAĞLACI

Cümleyi anlamca olumsuz yapar. Karşılaştırılan iki unsurun hiçbiri  anlamını verir.

*Sallanmaz o kalkışta ne bir mendil ne bir kol.(Özne)

*Adam kızını ne arıyor ne soruyor. (yüklem)

*Ne kızı veriyor ne dünürü küstürüyor. (cümle)

*Bu konu ne seni ne beni ilgilendirir. (nesneyi)

NOT: İki karşıt sıfatı birbirine bağlarsa “ikisinin arası, ortası”  anlamı verir.

·         Kız ne zayıf ne şişman biriydi.

·         Konuşan adam ne uzun ne kısaydı.

ya… ya   bağlacı:

Karşılaştırılan unsurlardan birini ifade etmek için kullanılır.

·         Ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin. (cümleleri)

·         Aynayı ya Ayşe ya Özlem kırmıştır. (özne)

·         Ya salonun ya mutfağın penceresi kırıldı. (tamlayan)

·         Takıma ya beni ya onu alacaksın (nesneyi)

DİĞER  BAĞLAÇLAR

—Ogün okula gelemedim çünkü çok hastaydım. (sebep)

—Bu maçı  kazanacağız  hatta  şampiyon olacağız.(pekiştirme)

—Mademki söz verdin, sözünü tutacaksın.

—Bu mağazada elbiseler çok güzel üstelik çok ucuz.

—Sanki dağları sen yarattın.

—Meğer bütün evi o dağıtmış.

—Eğer kardeşine uğrarsan selamımı söyle.

—Çok geç kaldılar; yoksa kaza yaptılar.

—Ders çalışmıyor; üstelik yaramazlık yapıyor.

—Önce bunlardan yani çok iyi bildiğiniz sorulardan başlayın.

—Bizde yahut sizde çalışabiliriz.

—İster yazarsın ister yazmazsın.

Eve gittim, fakat onu bulamadım.        (bağlaç)

Duygu ve düşünce bir olmalıdır.

Ya beni de götür ya sen de gitme.

Annesini de babasına da özlemişti.

Büyüyecek de bana bakacak.    
AMA, FAKAT, LÂKİN, ANCAK, YALNIZ, OYSA, OYSAKİ, HÂLBUKİ BAĞLACI
Karşıtlık anlamı kazandıran bağlaçlardır. Genellikle cümleleri bağlama görevi üstlenirler.
Gitar çalıyorum ama kemanı daha çok seviyorum. (Cümleleri bağlamıştır.)
Kitabı daha bitiremedim ama keyifle okuyorum.
Sevmek ama sevilmemek işte bütün mesele bu. (Fiilimsiler bağlanmıştır.)
İyi koştu fakat birinci olamadı.
Benimki aşk değil lakin onu çok seviyorum.
Kimsesi yoktu ancak kendine bakabilecek kadar da güçlüydü.
Oysa ne çok sevmiştim seni. (Öncesinde başka bir cümlenin varlığı anlaşılıyor)
Paketi zamanında yerine ulaştıramadım oysaki yola çok erken çıkmıştım.
Arabayla gideceğini biliyordu halbuki. (Öncesinde başka bir cümlenin varlığı anlaşılıyor)


KARIŞTIRILABİLEN DURUMLAR:
Ancak kelimesi  “sadece” anlamında kullanılırsa edat, “olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle” anlamlarında kullanılırsa zarf, “ama, fakat” anlamlarında kullanılırsa bağlaç olur. Ancak kelimesinin yerine bu anlamlardan hangisi getirilebiliyorsa sözcük türü de o olur.
Ancak kendisi bu işi başarabilirdi. (Sadece = Edat)
Yollar buzlu olduğundan eve ancak gelebildi. (Güçlükle = Zarf)
Cenazesine katılamadı ancak kargo ile çelenk gönderdi. (Fakat = Bağlaç)

Yalnız kelimesi  bir ismi nitelerse niteleme sıfatı, bir fiili veya fiilimsiyi nitelerse durum zarfı, “ama, fakat” anlamlarında kullanılırsa bağlaç, ya da bir isim olarak kullanılabilir. Yalnız kelimesinin cümle içindeki anlamlarına göre sözcük türü belirlenir.

Kırşehir’e kadar yalnız onun için gittim. (Sadece = Edat)
Kırşehir’e kadar gittim; yalnız Boztepe’ye uğramadım. (Ama, fakat = Bağlaç)
Kırşehir’e kadar yalnız gittim. (Yalnız = Zarf)
Ankara, yalnız bir hayat sürmek için ideal yerdir . (Sıfat)


KARIŞTIRILABİLEN DURUMLAR:
Ancak kelimesi  “sadece” anlamında kullanılırsa edat, “olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle” anlamlarında kullanılırsa zarf, “ama, fakat” anlamlarında kullanılırsa bağlaç olur. Ancak kelimesinin yerine bu anlamlardan hangisi getirilebiliyorsa sözcük türü de o olur.
Ancak kendisi bu işi başarabilirdi. (Sadece = Edat)
Yollar buzlu olduğundan eve ancak gelebildi. (Güçlükle = Zarf)
Cenazesine katılamadı ancak kargo ile çelenk gönderdi. (Fakat = Bağlaç)

Yalnız kelimesi  bir ismi nitelerse niteleme sıfatı, bir fiili veya fiilimsiyi nitelerse durum zarfı, “ama, fakat” anlamlarında kullanılırsa bağlaç, ya da bir isim olarak kullanılabilir. Yalnız kelimesinin cümle içindeki anlamlarına göre sözcük türü belirlenir.

Kırşehir’e kadar yalnız onun için gittim. (Sadece = Edat)
Kırşehir’e kadar gittim; yalnız Boztepe’ye uğramadım. (Ama, fakat = Bağlaç)
Kırşehir’e kadar yalnız gittim. (Yalnız = Zarf)
Ankara, yalnız bir hayat sürmek için ideal yerdir . (Sıfat)


KARIŞTIRILABİLEN DURUMLAR:
Ancak kelimesi  “sadece” anlamında kullanılırsa edat, “olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle” anlamlarında kullanılırsa zarf, “ama, fakat” anlamlarında kullanılırsa bağlaç olur. Ancak kelimesinin yerine bu anlamlardan hangisi getirilebiliyorsa sözcük türü de o olur.
Ancak kendisi bu işi başarabilirdi. (Sadece = Edat)
Yollar buzlu olduğundan eve ancak gelebildi. (Güçlükle = Zarf)
Cenazesine katılamadı ancak kargo ile çelenk gönderdi. (Fakat = Bağlaç)

Yalnız kelimesi  bir ismi nitelerse niteleme sıfatı, bir fiili veya fiilimsiyi nitelerse durum zarfı, “ama, fakat” anlamlarında kullanılırsa bağlaç, ya da bir isim olarak kullanılabilir. Yalnız kelimesinin cümle içindeki anlamlarına göre sözcük türü belirlenir.

Kırşehir’e kadar yalnız onun için gittim. (Sadece = Edat)
Kırşehir’e kadar gittim; yalnız Boztepe’ye uğramadım. (Ama, fakat = Bağlaç)
Kırşehir’e kadar yalnız gittim. (Yalnız = Zarf)
Ankara, yalnız bir hayat sürmek için ideal yerdir . (Sıfat)

DE BAĞLACI
Bağlaç olan “de” Her zaman kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır.
Ünsüz benzeşmesine göre çeşitleri yoktur. Yani “d” sesi sertleşerek “t” olmaz. Sadece de, da şekilleri vardır.
Bulunduğu cümlede çeşitli anlam ilgileri kurabilir. Cümlede var olan anlam ilgilerini (eşitlik, gibilik, katılma vb) pekiştirir.

O dergiyi ben de okudum. (Eşitlik, gibilik)
Size de bir tablo yapabilirim. (Başkasına yaptığım gibi-gibilik)
Burayı da görmemiştim. (Başka bir yeri görmediğim gibi-gibilik)
Önce kendin çalış da sonra benden çalışmamı iste. (Kızgınlık)
Size ne oluyor da işimize karışıyorsunuz.(Azarlama)
Okula bir gel de oradan çarşıya gidersin. (İstek)
Ne iyi ettiniz de yemek getirdiniz. (Memnuniyet)
Okuyacak da bana yardım edecekmiş. (Alay)
Buraya gelmişsin de bize uğramamışsın. (Yakınma)
Oyuncak da oyuncak diye tutturdu. (İnat)
Bu sınavı kazanacak da ben göreceğim. (Küçümseme)


ÇÜNKÜ, ZİRA BAĞLACI
Bu bağlaçlar başına geldikleri cümleyi kendisinden önceki cümlelere bağlarlar.
Düğününüze gelemedim; çünkü hastalandım.
Bu soruyu çözemedim; çünkü konuyu kavrayamamışım.
İpleri sıkıca bağlamalısın zira yıkılacak gibi duruyor.
Bu yıl ürünler iyi çıktı zira yağmurlar boldu.
"Eve gidiyorum, ama yine geleceğim."

cümlesinde "ama" bağlacı iki cümleyi birbirine bağlamıştır.

"Kitabı verdi, fakat geri almadı."

"Ankara'ya gitmedim, çünkü işim düşmedi."

"Pek dikkat çekmedi, oysa güzel bir filmdi."

"İki yıldır hiç görmedim, yalnız arada bir telefonlaşırız."

"Hem koşuyor hem bize lâf yetiştiriyordu."

"Ya işinizi güzelce yapın ya da bu işten vazgeçin."

"Üniversiteyi bitirdi, hatta öğretmenliğe bile başladı."
"O kadından şikâyet eden yalnız sen değilsin."

"Benim sözümü bir sen dinlemezsin zaten."

"Bu odaya ancak beş kişi sığar."

"Tek bu olay değil, daha birçok sebep var beni kızdıran."

cümlelerinde altı çizili sözcükler "sadece" anlamına geldikleri için edat göreviyle kullanılmışlardır. Aynı sözcükleri değişik görevlerde de kullanabiliriz.

"Ben gelirim, yalnız yol parasını siz ödersiniz."

"Söylediklerine inanmıyorum, ancak benim yapabileceğim bir şey yok."

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2293
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

AMA, FAKAT, LAKİN, ANCAK, YALNIZ, OYSA, OYSAKİ, HALBUKİ BAĞLACI

Mesaj  Admin Bir Çarş. Mart 09, 2016 10:53 am


Çok ısrar ettim ama (fakat, ancak, lakin, zira) kararını değiştiremedim.


-Bu bağlaçların iki sıfatın arasına girmesi ya da iki yargı arasında “koşul ilgisi” kurması a mümkündür.

Güneşli; fakat serin bir gün geçirdik bugün.

İstediğin yere gidebilirsin; ama saat ondan önce evde ol.
ÇÜNKÜ BAĞLACI, ÖZELLİKLERİ, CÜMLEYE KATTIĞI ANLAMLAR (BAĞLAÇLARLAR) (TÜRKÇE DERSİ KONU ANLATIM)

-Bir neden belirtmek, açıklama yapmak için kullanılır.

Örnek:

Kazandı, çünkü çalıştı. (neden-açıklama)

Herkes evini sever, çünkü rahatı orada bulur. (neden, açıklama)


-Şundan dolayı, şu sebeple anlamlarına gelir.Neden bildirir.

-Bu bağlaç bir açıklama bağlacıdır.

-İki yargının arasına girerek söz konusu yargıları sebep-sonuç açıklamasıyla birbirine bağlar.

-Aynı görevle kullanılabilen öteki bağlaçlar (bilgi yelpazesi.net) şunlardır: Bu yüzden, bu nedenle, bu sebeple, bundan dolayı, zira...

Karışık Örnekler:

Dün seni arayamadım; çünkü işim çoktu.

Dün işim çoktu; bu nedenle seni arayamadım.

Eve gittim, çünkü babam çağırmıştı.

Otobüse yetişemedik; çünkü evden geç çıkmıştık.

Ogün okula gelemedim, zira çok hastaydım.


BAĞLAÇLAR (ÖZET ANLATIM)

Cümle içinde aynı görevde olan ya da anlamca birbiri ile ilgisi bulunan sözcükleri, sözcük gruplarını, anlam bakımından birbiri ile ilgili cümleleri bağlayan sözcüklere “bağlaç” denir. Cümlede birden fazla özne, birden fazla sıfat, belirtili nesne, zarf, tamlayan, tamlanan, yüklem vb  görev yapan her türlü kelime ve cümleleri birbirine bağlar.

Bağlaçlar tek başına anlamı olmayan ve cümlede bir görevi olan sözcüklerdir. Bağlama görevi yanında cümlede çeşitli anlam ilgileri de kurabilirler.
Cümleden çıkarıldıklarında cümlenin anlamında bozulma olmaz; fakat daralma olabilir.

Bağlaçlar kendinden önceki ve kendinden sonraki sözcüklerden ayrı yazılırlar. Bağlaçlara benzediğini ve bağlaç olduğunu düşündüğünüz birleşik yazılmış olanlar bağlaç değil ektir.

Hiç bir cümle ögesi olmazlar.

Bağlaçların yerine uygun olan bir noktalama işareti konulabilir.

En çok kullanılan bağlaçlar:

ve, ile, ki, de, ama, fakat, lâkin, ancak,  yalnız, oysa, oysaki, hâlbuki, çünkü, zira, madem, mademki, veyahut, yahut, veya, ya da, şayet, eğer, ise, öyleyse, o halde, kısacası, demek ki,  nitekim, yoksa, anlaşılan, ne……ne (de), ya….ya (da), gerek…gerek(se), ha……..ha, ister…..ister(se), kâh……….kâh, de…..de, hatta, üstelik, ayrıca, hem,  hem de, yine, gene, meğer


VE BAĞLACI

Aşağıdaki örneklerde görüldüğü gibi bağlama görevleri yapar.

Örnek:

Türkiye ve Hırvatistan bu sene şarkı yarışmasına katılmadılar. (Özneleri bağlar)
(Özne)          (Özne)

Çarşıdan  gazete ve ekmek aldım.  (Eş görevli sözcükleri  (bsiz. nesne) bağlar)

Okuldan geldim ve dershaneye gittim. (Cümleleri (yüklem) bağlar)

Bahçedeki otları yoldum ve bir köşeye yığdım.  (Cümleleri bağlar)

Yaramaz ve çalışkan çocuk.  (Sıfatları bağlar)

Pahalı elbiseler ve ayakkabılar aldı. (Tamlananları aynı zamanda isimleri bağlar)

Bu yazıda, Çehov’u ve Sait Faik’i anlatıyor. (Nesneleri bağlar)



İLE BAĞLACI

Çoğu zaman “ve” bağlacı ile eş görevli kullanılır. Ancak bu bağlaç cümleleri bağlama göreviyle kullanılmaz.

Örnek:

Güneş ile dünya arasındaki uzaklığı soruyor. (İsimleri bağlar)
(isim)         (isim)

Gelmesi ile gitmesi bir oldu. (Fiilimsileri bağlar)

Annesi ile teyzesi termal otelde konakladılar. (Özneleri bağlar)
(özne)        (özne)


UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

İle sözcüğü cümlede sözcükler arasında anlam ilgisi kurarak edat olarak da  görev yapabilmektedir, bu durumda  bağlaç olan “ile”yle karıştırmamak gerekir. Bunun için cümledeki ile sözcüğü yerine “ve” bağlacı getirilir. Anlamda bozulma olmuyorsa ile sözcüğü bağlaçtır.

Bu para ile nasıl geçinebileceğimi bilmiyorum. (ile yerine ve koyunca olmadı) (Edattır)

Amcası ile halası bahçede semaverin başındaydı. (ile yerine ve koyunca oldu) (Bağlaçtır) (ile = ve)



AMA, FAKAT, LAKİN, ANCAK, YALNIZ, OYSA, OYSAKİ, HALBUKİ BAĞLACI

Karşıtlık anlamı kazandıran bağlaçlardır. Genellikle cümleleri bağlama görevi üstlenirler.

Örnek:

Gitar çalıyorum ama kemanı daha çok seviyorum. (Cümleleri bağlamıştır.)

Kitabı daha bitiremedim ama keyifle okuyorum.

Sevmek ama sevilmemek işte bütün mesele bu. (Fiilimsiler bağlanmıştır.)

İyi koştu fakat birinci olamadı.

Benimki aşk değil lakin onu çok seviyorum.

Kimsesi (bilgi yelpazesi.net) yoktu ancak kendine bakabilecek kadar da güçlüydü.

Oysa ne çok sevmiştim seni. (Öncesinde başka bir cümlenin varlığı anlaşılıyor)

Paketi zamanında yerine ulaştıramadım oysaki yola çok erken çıkmıştım.

Arabayla gideceğini biliyordu halbuki. (Öncesinde başka bir cümlenin varlığı anlaşılıyor)



UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

Ancak kelimesi  “sadece” anlamında kullanılırsa edat, “olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle” anlamlarında kullanılırsa zarf, “ama, fakat” anlamlarında kullanılırsa bağlaç olur. Ancak kelimesinin yerine bu anlamlardan hangisi getirilebiliyorsa sözcük türü de o olur.

Örnek:

Ancak (sadece) kendisi bu işi başarabilirdi. (Sadece = Edat)

Yollar buzlu olduğundan eve ancak (güçlükle) gelebildi. (Güçlükle = Zarf)

Cenazesine katılamadı ancak (fakat) kargo ile çelenk gönderdi. (Fakat = Bağlaç)


Yalnız kelimesi  bir ismi nitelerse niteleme sıfatı, bir fiili veya fiilimsiyi nitelerse durum zarfı, “ama, fakat” anlamlarında kullanılırsa bağlaç olarak kullanılabilir. Yalnız kelimesinin cümle içindeki anlamlarına göre sözcük türü belirlenir.

Örnek:

Kırşehir’e kadar yalnız onun için gittim. (Sadece = Edat)

Kırşehir’e kadar gittim; yalnız Boztepe’ye uğramadım. (Ama, fakat = Bağlaç)

Kırşehir’e kadar yalnız gittim. (Yalnız = Zarf)

Ankara, yalnız bir hayat sürmek için ideal yerdir . (Sıfat)

O dergiyi ben de okudum. (Eşitlik, gibilik)

Size de bir tablo yapabilirim. (Başkasına yaptığım gibi-gibilik)

Burayı da görmemiştim. (Başka bir yeri görmediğim gibi-gibilik)

Önce kendin çalış da sonra benden çalışmamı iste. (Kızgınlık)

Size ne oluyor da işimize karışıyorsunuz.(Azarlama)

Okula bir gel de oradan çarşıya gidersin. (İstek)

Ne iyi ettiniz de yemek getirdiniz. (Memnuniyet)

Okuyacak da bana yardım edecekmiş. (Alay)

Buraya gelmişsin de bize uğramamışsın. (Yakınma)

Oyuncak da oyuncak diye tutturdu. (İnat)

Bu sınavı kazanacak da ben göreceğim. (Küçümseme)
Karışık Örnekler:

=> Bu adam zengin ama cimri. (karşıtlık)

=> Sınava çok iyi hazırlandı ama üniversiteyi kazanamadı. (karşıtlık)

=> Her sabah spor yapıyor ama zayıflayamıyordu. (karşıtlık)

=> Zamanında gelmezsen giderim ama.  (bilgi yelpazesi.net) (uyarı)

=> Para vereceğim ama harcamayacaksın! (koşul, şart)

=> Dışarı çıkabilirsin ama eve erken döneceksin. (koşul, şart)

=> Seninle sinemaya gelirim ama işim olmazsa. (koşul, şart)

=> Bu kitabı sana alacağım ama okuyacaksın. (koşul, şart)

=> Dışarıda soğuk ama çok soğuk bir hava var. (koşul, şart)

=> Büyük ama çok büyük bir bahçesi vardı. (koşul, şart)

=> Güzel ama güzel bir söz söyledi. (pekiştirme)

=> Arkadaşının kalbini kırdı ama çok pişman oldu. (neden)

=> O gün okula gelemedim çünkü çok hastaydım. (sebep)

=> Bu maçı kazanacağız  hatta  şampiyon olacağız.(pekiştirme)

=> Onunla konuşurum fakat fikrim yine de değişmez.

=> Filmi seyredebilirsin ancak yarın erken kalkmalısın.

=> Başarı hakkınız; ama terlemeniz gerekecek.

=> Onu seviyorum; fakat o beni sevmiyor.

=> Çok çalışıyor; yalnız başaramıyor.

=> Saatlerce bekledim; ancak sizi göremedim.

=> Bana kızmış; fakat ben onu üzmedim.

=> Ali gelmedi; lakin onu çağırmıştım.

=> Çok üzüldü; ama bu işe sevinmeliydi.

DİKKAT!.. EDATLAR İLE BAĞLAÇLARI KARIŞTIRMAMAK İÇİN:

1. Edatlar cümlenin bir öğesi olurken, bağlaçlar bir öğe özelliği göstermez. (Öğe içinde yer alabilirler).

Sabaha karşı eve gelmişlerdi. (Edat-Zarf Tümleci)

Kitapları ve defterleri çantasına koydu. (Nesne) (“Ve” bağlacı nesneleri birbirine bağlamıştır.)


2. “İle, yalnız, ancak” gibi kelimeler hem edat hem bağlaç görevinde kullanılabilir. Cümle içindeki anlamı bu nedenle önemlidir. Ayrıca şu pratik yolla bu kelimelerin edat mı, bağlaç mı olduğunu anlayabiliriz:

=> “İle” yerine “ve” getirilebiliyorsa; “ile” bağlaçtır.

Örnek:

Defter ile kalemi çantaya koydum. (Bağlaç) (ve getirilebiliyor)
Arkadaşları ile konuşmuyordu. (Edat) (ve getirilemiyor)

(Birincisinde “ve” gelebildiği için bağlaç; ikincisinde “ve” kullanılamadığı için edattır.)

=> “Yalnız, ancak” kelimeleri yerine “ama” bağlacı getirilebiliyorsa, bu kelimeler bağlaçtır. “Sadece” kelimesi getirilebilirse bu kelimeler edat olur.

Örnek:

Almak isterim ancak param kalmadı. (Bağlaç) (ama getirilebiliyor)
Bu işi ancak sen yapabilirsin. (Edat) (ama getirilemiyor)


DÜŞÜNCENİN YÖNÜNÜN DEĞİŞMESİ (AMA, FAKAT, ANCAK, LAKİN BAĞLAÇLARI) ÖZELLİKLERİ, CÜMLEYE KATTIĞI ANLAMLAR (TÜRKÇE DERSİ KONU ANLATIM)

-Bağlaçtan önceki cümle olumluysa (+) bağlaçtan sonraki cümle olumsuz (-) olur.
       
        Örnek:
                        Derslerine iyi çalışıyor fakat istediği başarıya ulaşamıyor.
                                          (+)                                           (-)
       
                        Her gün egzersiz yapar ama başarılı olamaz.
                                          (+)                                        (-)

-Bağlaçtan önceki cümle olumsuzsa (-) bağlaçtan sonraki cümle olumlu (+) olur.
       
        Örnek:
                        Çok kitap okumuyor fakat derslerinde başarılı oluyor.
                                          (-)                                            (+)
       
                        Parasını dikkatli harcamıyor ama hala parası bitmedi.
                                          (-)                                                  (+)

-Biri olumlu, diğeri olumsuz yargı bildiren iki cümleyi birbirine bağlar.

   -Bu bağlaçla aynı görevde kullanılabilen öteki bağlaçlar şunlardır: Ancak, yalnız, fakat, lakin, oysa, zira... (Eş anlamlı bağlaçlardır. İstediğini kullan…)


BAĞLAÇLAR (ÖZET ANLATIM)

Cümle içinde aynı görevde olan ya da anlamca birbiri ile ilgisi bulunan sözcükleri, sözcük gruplarını, anlam bakımından birbiri ile ilgili cümleleri bağlayan sözcüklere “bağlaç” denir. Cümlede birden fazla özne, birden fazla sıfat, belirtili nesne, zarf, tamlayan, tamlanan, yüklem vb  görev yapan her türlü kelime ve cümleleri birbirine bağlar.

Bağlaçlar tek başına anlamı olmayan ve cümlede bir görevi olan sözcüklerdir. Bağlama görevi yanında cümlede çeşitli anlam ilgileri de kurabilirler.
Cümleden çıkarıldıklarında cümlenin anlamında bozulma olmaz; fakat daralma olabilir.

Bağlaçlar kendinden önceki ve kendinden sonraki sözcüklerden ayrı yazılırlar. Bağlaçlara benzediğini ve bağlaç olduğunu düşündüğünüz birleşik yazılmış olanlar bağlaç değil ektir.

Hiç bir cümle ögesi olmazlar.

Bağlaçların yerine uygun olan bir noktalama işareti konulabilir.

En çok kullanılan bağlaçlar:

ve, ile, ki, de, ama, fakat, lâkin, ancak,  yalnız, oysa, oysaki, hâlbuki, çünkü, zira, madem, mademki, veyahut, yahut, veya, ya da, şayet, eğer, ise, öyleyse, o halde, kısacası, demek ki,  nitekim, yoksa, anlaşılan, ne……ne (de), ya….ya (da), gerek…gerek(se), ha……..ha, ister…..ister(se), kâh……….kâh, de…..de, hatta, üstelik, ayrıca, hem,  hem de, yine, gene, meğer

UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

İlgi eki olan “ki”, sıfat yapan “ki” eki ve bağlaç olan “ki” karıştırılmamalıdır. İlgi eki olan ki adı üstünde ek olduğu için birleşik yazılır. Bir ismin yerini tutar. Sıfat yapan ki de birleşik yazılır; ancak bağlaç olan “ki” başlı başına bir sözcüktür ve ayrı yazılır.

Örnek:

Odanınki salonun perdesinden daha gösterişliydi. (İlgi zamiri) (BİTİŞİK YAZILIR)

Odanın perdesi yıkanmadı ki takayım. (Bağlaç) (AYRI YAZILIR)

Odadaki eşyaları topladım. (Sıfat yapan ki) (BİTİŞİK YAZILIR)



DE BAĞLACI

Bağlaç olan “de” Her zaman kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır.

Ünsüz benzeşmesine göre çeşitleri yoktur. Yani “d” sesi sertleşerek “t” olmaz. Sadece de, da şekilleri vardır.

Bulunduğu cümlede çeşitli anlam ilgileri kurabilir. Cümlede var olan anlam ilgilerini (eşitlik, gibilik, katılma vb) pekiştirir.

Örnek:

O dergiyi ben de okudum. (Eşitlik, gibilik)

Size de bir tablo yapabilirim. (Başkasına yaptığım gibi-gibilik)

Burayı da görmemiştim. (Başka bir yeri görmediğim gibi-gibilik)

Önce kendin çalış da sonra benden çalışmamı iste. (Kızgınlık)

Size ne oluyor da işimize karışıyorsunuz.(Azarlama)

Okula bir gel de oradan çarşıya gidersin. (İstek)

Ne iyi ettiniz de yemek getirdiniz. (Memnuniyet)

Okuyacak da bana yardım edecekmiş. (Alay)

Buraya gelmişsin de bize uğramamışsın. (Yakınma)

Oyuncak da oyuncak diye tutturdu. (İnat)

Bu sınavı kazanacak da ben göreceğim. (Küçümseme)


UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

Bağlaç olan de ile bulunma hal eki olan “de” ve yapım eki olan “de”yi karıştırmamak gerekir.

De bağlacı ayrı yazılır ve cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulmaz.

Hal eki olan ve yapım eki olan “de” hem birleşik yazılır hem de çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulur.

Bağlaç olan “de”nin sadece “da, de” şekilleri varken diğerlerinin “da, de, ta, te” şekilleri  mevcuttur.

Örnek:

Bugün bahçede mangal yakacağız. (Hal eki)

Bugün bahçe mangal yakacağız. (Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulduğu için BİTİŞİK yazılır.)

Bugün sabah bahçe de temizlendi. (Bağlaç)

Bugün sabah bahçe temizlendi. (Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulmadığı için AYRI yazılır.)

Sözde bize gelecektin (Yapım Eki)



ÇÜNKÜ, ZİRA BAĞLACI

Bu bağlaçlar başına geldikleri cümleyi kendisinden önceki cümlelere bağlarlar.

Örnek:

Düğününüze gelemedim; çünkü hastalandım.

Bu soruyu (bilgi yelpazesi.net) çözemedim; çünkü konuyu kavrayamamışım.

İpleri sıkıca bağlamalısın zira yıkılacak gibi duruyor.

Bu yıl ürünler iyi çıktı zira yağmurlar boldu.



MADEM, MADEMKİ BAĞLACI

Bu bağlaçlar başına geldikleri cümleyi daha sonrakilere bağlarlar.

Örnek:

Mademki buraya geldiniz, bir çayımızı için.

Kitabı okumayacaktın madem, neden satın aldın?



VEYAHUT, YAHUT, VEYA, YA DA BAĞLACI

Bunlar birbirine denk olan, birbirinin yerini tutabilecek olan iki unsuru birbirine bağlayan, birbiriyle karşılaştıran bağlaçlardır.

Bağladıkları iki unsurun, iki kelime, kelime gurubu veya cümlenin arasına girerler.

Örnek:

Roman veya öykü ikisini de okumayı çok severim.

Kardeşin yahut baban okula gelsin.

Müzik ya da resim dersini seçebilirsin.

Akşam veyahut gece yarısı yola çıkarız.



ŞAYET, EĞER, İSE BAĞLACI

Bu bağlaçlar koşul-şart ifade eden veya şart anlamını kuvvetlendirirler.

Başına geldikleri cümleyi daha sonraki cümle veya cümlelere bağlarlar.

İse bağlacı kendinden önceki sözcükle birleşik yazılabilir.

Eklendiği sözcüğe göre “se, sa” şeklinde değişiklik gösterebilir.

Örnek:

Eğer son soruyu bilseydik, yarışmayı kazanacaktık.

Şayet paranız biterse beni arayın.

Bügün güzel yemekler olduğu için yemekhaneye gittik, Ahmet ise bizle gelmedi.

Ben hızlı hızlı yürüdüm annemse arkamdan ağır adımlarla geliyordu.


UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

“İse” sözcüğü ek-fiil olarak da kullanılabilir. Ek fiiller isim soylu sözcükleri yüklem yaparken, basit zamanlı fiilleri de bileşik zamanlı yapar.

Cümlede  koşul-şart anlamı sağlar. Baglaç ile farkı ek fiilin olumsuzu yapılabilirken bağlaç olan “ise” nin olumsuzu yapılamaz ve  şart anlamı da sağlamaz.

Örnek:

Yola erken çıkarsa yetişebilir. (ek-fiil)

Tansiyonu yüksek, ateşi ise normalin üstünde. (Bağlaç)



ÖYLEYSE, O HALDE, KISACASI, DEMEK Kİ, NİTEKİM BAĞLACI

Özet anlamı kazandıran bağlaçlardır. Kendinden önceki cümle veya cümleleri özet veya sonuç cümlesine bağlarlar.

Örnek:

Sınıfta çok ses var; o halde dersi burada bitiyorum arkadaşlar.

O halde bu konuyu anlamadığını düşünüyorum.

Öyleyse bu işten vazgeçelim artık.

Kısaca seninle aynı ortamda bulunmaktan çok memnunum.

Demek ki onu bugüne kadar kimse anlayamamış.

Nitekim yapayalnız kaldığını kendisi de anlamıştı. (Sonuç olarak)



YOKSA, ANLAŞILAN BAĞLACI

Olasılık anlamı kazandıran bağlaçlardır.

Örnek:

Yoksa bu akşam bana sürpriz mi yapacak.

Anlaşılan yemeği hemen yapamayacak.



NE……….NE (DE), YA……..YA (DA), GEREK…GEREK(SE), İSTER……..İSTER(SE), KAH……..KAH, DE…….DE BAĞLACI

Çoğunlukla karşılaştırma anlamı sağlayan bağlaçlar olmakla birlikte cümlede değişik anlam ilgileri oluştururlar.

Örnek:

Bu bağlaçlar ile ilgili sorular daha çok “hangi öğeleri bağlamıştır” şeklinde gelmektedir.

Memlekete ne seni ne de annemi götürüyor. (Nesneleri bağlamıştır)

Ya bu odayı temizlersin ya da bir daha buraya gelmezsin. (Cümleleri bağlamıştır.)

Gerek milletimiz gerekse devletimiz bu uğurda her şeye hazırlıklıdır. (Özneleri bağlamıştır.)

İster bu ceketi ister yeşil paltoyu alabilirsin. (Nesneleri bağlamıştır.)

Evini de arabasını da çok ucuza satmış. (Nesneleri bağlamıştır.)

VE BAĞLACI

Aşağıdaki örneklerde görüldüğü gibi bağlama görevleri yapar.

Örnek:

Türkiye ve Hırvatistan bu sene şarkı yarışmasına katılmadılar. (Özneleri bağlar)
(Özne)          (Özne)

Çarşıdan  gazete ve ekmek aldım.  (Eş görevli sözcükleri  (bsiz. nesne) bağlar)

Okuldan geldim ve dershaneye gittim. (Cümleleri (yüklem) bağlar)

Bahçedeki otları yoldum ve bir köşeye yığdım.  (Cümleleri bağlar)

Yaramaz ve çalışkan çocuk.  (Sıfatları bağlar)

Pahalı elbiseler ve ayakkabılar aldı. (Tamlananları aynı zamanda isimleri bağlar)

Bu yazıda, Çehov’u ve Sait Faik’i anlatıyor. (Nesneleri bağlar)



İLE BAĞLACI

Çoğu zaman “ve” bağlacı ile eş görevli kullanılır. Ancak bu bağlaç cümleleri bağlama göreviyle kullanılmaz.

Örnek:

Güneş ile dünya arasındaki uzaklığı soruyor. (İsimleri bağlar)
(isim)         (isim)

Gelmesi ile gitmesi bir oldu. (Fiilimsileri bağlar)

Annesi ile teyzesi termal otelde konakladılar. (Özneleri bağlar)
(özne)        (özne)


UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

İle sözcüğü cümlede sözcükler arasında anlam ilgisi kurarak edat olarak da  görev yapabilmektedir, bu durumda  bağlaç olan “ile”yle karıştırmamak gerekir. Bunun için cümledeki ile sözcüğü yerine “ve” bağlacı getirilir. Anlamda bozulma olmuyorsa ile sözcüğü bağlaçtır.

Bu para ile nasıl geçinebileceğimi bilmiyorum. (ile yerine ve koyunca olmadı) (Edattır)

Amcası ile halası bahçede semaverin başındaydı. (ile yerine ve koyunca oldu) (Bağlaçtır) (ile = ve)


AMA, FAKAT, LAKİN, ANCAK, YALNIZ, OYSA, OYSAKİ, HALBUKİ BAĞLACI

Karşıtlık anlamı kazandıran bağlaçlardır. Genellikle cümleleri bağlama görevi üstlenirler.

Örnek:

Gitar çalıyorum ama kemanı daha çok seviyorum. (Cümleleri bağlamıştır.)

Kitabı daha bitiremedim ama keyifle okuyorum.

Sevmek ama sevilmemek işte bütün mesele bu. (Fiilimsiler bağlanmıştır.)

İyi koştu fakat birinci olamadı.

Benimki aşk değil lakin onu çok seviyorum.

Kimsesi (bilgi yelpazesi.net) yoktu ancak kendine bakabilecek kadar da güçlüydü.

Oysa ne çok sevmiştim seni. (Öncesinde başka bir cümlenin varlığı anlaşılıyor)

Paketi zamanında yerine ulaştıramadım oysaki yola çok erken çıkmıştım.

Arabayla gideceğini biliyordu halbuki. (Öncesinde başka bir cümlenin varlığı anlaşılıyor)



UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

Ancak kelimesi  “sadece” anlamında kullanılırsa edat, “olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle” anlamlarında kullanılırsa zarf, “ama, fakat” anlamlarında kullanılırsa bağlaç olur. Ancak kelimesinin yerine bu anlamlardan hangisi getirilebiliyorsa sözcük türü de o olur.

Örnek:

Ancak (sadece) kendisi bu işi başarabilirdi. (Sadece = Edat)

Yollar buzlu olduğundan eve ancak (güçlükle) gelebildi. (Güçlükle = Zarf)

Cenazesine katılamadı ancak (fakat) kargo ile çelenk gönderdi. (Fakat = Bağlaç)


Yalnız kelimesi  bir ismi nitelerse niteleme sıfatı, bir fiili veya fiilimsiyi nitelerse durum zarfı, “ama, fakat” anlamlarında kullanılırsa bağlaç olarak kullanılabilir. Yalnız kelimesinin cümle içindeki anlamlarına göre sözcük türü belirlenir.

Örnek:

Kırşehir’e kadar yalnız onun için gittim. (Sadece = Edat)

Kırşehir’e kadar gittim; yalnız Boztepe’ye uğramadım. (Ama, fakat = Bağlaç)

Kırşehir’e kadar yalnız gittim. (Yalnız = Zarf)

Ankara, yalnız bir hayat sürmek için ideal yerdir . (Sıfat)



Kİ BAĞLACI

Bağlaç olan “ki” daha çok  cümleleri bağlama görevi ile kullanılır. Ki bağlacından sonra gelen cümle önceki cümlenin açıklayıcısı olur.

Diğer sözcüklerden daima ayrı yazılır.

Bu bağlacın sesli ve sessiz harflerinde değişiklik olmaz (kı, ku, kü şekilleri yoktur.)

Örnek:

Canı sıkılmış ki bizimle gelmedi. (Neden-sonuç)

Artık erken yatmalı ki okula geç kalmasın. (Koşul-Şart)

Yakışıklı ki yakışıklı bir sevgilisi var. (Pekiştirme)

Nietzsche der ki: “En büyük delilik, denize tuz atmaktır.”

Sen ki beni çok iyi tanırsın. (Özneyi pekiştirme)

Yarın buraya döner mi ki? (Kuşku, kaygı)

Beni anlamıyor ki… (Yakınma)

Dışarı çıktım ki ortalığı sel götürüyor. (Şaşma)


UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

İlgi eki olan “ki”, sıfat yapan “ki” eki ve bağlaç olan “ki” karıştırılmamalıdır. İlgi eki olan ki adı üstünde ek olduğu için birleşik yazılır. Bir ismin yerini tutar. Sıfat yapan ki de birleşik yazılır; ancak bağlaç olan “ki” başlı başına bir sözcüktür ve ayrı yazılır.

Örnek:

Odanınki salonun perdesinden daha gösterişliydi. (İlgi zamiri) (BİTİŞİK YAZILIR)

Odanın perdesi yıkanmadı ki takayım. (Bağlaç) (AYRI YAZILIR)

Odadaki eşyaları topladım. (Sıfat yapan ki) (BİTİŞİK YAZILIR)



DE BAĞLACI

Bağlaç olan “de” Her zaman kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır.

Ünsüz benzeşmesine göre çeşitleri yoktur. Yani “d” sesi sertleşerek “t” olmaz. Sadece de, da şekilleri vardır.

Bulunduğu cümlede çeşitli anlam ilgileri kurabilir. Cümlede var olan anlam ilgilerini (eşitlik, gibilik, katılma vb) pekiştirir.

Örnek:

O dergiyi ben de okudum. (Eşitlik, gibilik)

Size de bir tablo yapabilirim. (Başkasına yaptığım gibi-gibilik)

Burayı da görmemiştim. (Başka bir yeri görmediğim gibi-gibilik)

Önce kendin çalış da sonra benden çalışmamı iste. (Kızgınlık)

Size ne oluyor da işimize karışıyorsunuz.(Azarlama)

Okula bir gel de oradan çarşıya gidersin. (İstek)

Ne iyi ettiniz de yemek getirdiniz. (Memnuniyet)

Okuyacak da bana yardım edecekmiş. (Alay)

Buraya gelmişsin de bize uğramamışsın. (Yakınma)

Oyuncak da oyuncak diye tutturdu. (İnat)

Bu sınavı kazanacak da ben göreceğim. (Küçümseme)


UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

Bağlaç olan de ile bulunma hal eki olan “de” ve yapım eki olan “de”yi karıştırmamak gerekir.

De bağlacı ayrı yazılır ve cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulmaz.

Hal eki olan ve yapım eki olan “de” hem birleşik yazılır hem de çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulur.

Bağlaç olan “de”nin sadece “da, de” şekilleri varken diğerlerinin “da, de, ta, te” şekilleri  mevcuttur.

Örnek:

Bugün bahçede mangal yakacağız. (Hal eki)

Bugün bahçe mangal yakacağız. (Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulduğu için BİTİŞİK yazılır.)

Bugün sabah bahçe de temizlendi. (Bağlaç)

Bugün sabah bahçe temizlendi. (Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulmadığı için AYRI yazılır.)

Sözde bize gelecektin (Yapım Eki)



ÇÜNKÜ, ZİRA BAĞLACI

Bu bağlaçlar başına geldikleri cümleyi kendisinden önceki cümlelere bağlarlar.

Örnek:

Düğününüze gelemedim; çünkü hastalandım.

Bu soruyu (bilgi yelpazesi.net) çözemedim; çünkü konuyu kavrayamamışım.

İpleri sıkıca bağlamalısın zira yıkılacak gibi duruyor.

Bu yıl ürünler iyi çıktı zira yağmurlar boldu.



MADEM, MADEMKİ BAĞLACI

Bu bağlaçlar başına geldikleri cümleyi daha sonrakilere bağlarlar.

Örnek:

Mademki buraya geldiniz, bir çayımızı için.

Kitabı okumayacaktın madem, neden satın aldın?



VEYAHUT, YAHUT, VEYA, YA DA BAĞLACI

Bunlar birbirine denk olan, birbirinin yerini tutabilecek olan iki unsuru birbirine bağlayan, birbiriyle karşılaştıran bağlaçlardır.

Bağladıkları iki unsurun, iki kelime, kelime gurubu veya cümlenin arasına girerler.

Örnek:

Roman veya öykü ikisini de okumayı çok severim.

Kardeşin yahut baban okula gelsin.

Müzik ya da resim dersini seçebilirsin.

Akşam veyahut gece yarısı yola çıkarız.



ŞAYET, EĞER, İSE BAĞLACI

Bu bağlaçlar koşul-şart ifade eden veya şart anlamını kuvvetlendirirler.

Başına geldikleri cümleyi daha sonraki cümle veya cümlelere bağlarlar.

İse bağlacı kendinden önceki sözcükle birleşik yazılabilir.

Eklendiği sözcüğe göre “se, sa” şeklinde değişiklik gösterebilir.

Örnek:

Eğer son soruyu bilseydik, yarışmayı kazanacaktık.

Şayet paranız biterse beni arayın.

Bügün güzel yemekler olduğu için yemekhaneye gittik, Ahmet ise bizle gelmedi.

Ben hızlı hızlı yürüdüm annemse arkamdan ağır adımlarla geliyordu.


UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

“İse” sözcüğü ek-fiil olarak da kullanılabilir. Ek fiiller isim soylu sözcükleri yüklem yaparken, basit zamanlı fiilleri de bileşik zamanlı yapar.

Cümlede  koşul-şart anlamı sağlar. Baglaç ile farkı ek fiilin olumsuzu yapılabilirken bağlaç olan “ise” nin olumsuzu yapılamaz ve  şart anlamı da sağlamaz.

Örnek:

Yola erken çıkarsa yetişebilir. (ek-fiil)

Tansiyonu yüksek, ateşi ise normalin üstünde. (Bağlaç)



ÖYLEYSE, O HALDE, KISACASI, DEMEK Kİ, NİTEKİM BAĞLACI

Özet anlamı kazandıran bağlaçlardır. Kendinden önceki cümle veya cümleleri özet veya sonuç cümlesine bağlarlar.

Örnek:

Sınıfta çok ses var; o halde dersi burada bitiyorum arkadaşlar.

O halde bu konuyu anlamadığını düşünüyorum.

Öyleyse bu işten vazgeçelim artık.

Kısaca seninle aynı ortamda bulunmaktan çok memnunum.

Demek ki onu bugüne kadar kimse anlayamamış.

Nitekim yapayalnız kaldığını kendisi de anlamıştı. (Sonuç olarak)



YOKSA, ANLAŞILAN BAĞLACI

Olasılık anlamı kazandıran bağlaçlardır.

Örnek:

Yoksa bu akşam bana sürpriz mi yapacak.

Anlaşılan yemeği hemen yapamayacak.



NE……….NE (DE), YA……..YA (DA), GEREK…GEREK(SE), İSTER……..İSTER(SE), KAH……..KAH, DE…….DE BAĞLACI

Çoğunlukla karşılaştırma anlamı sağlayan bağlaçlar olmakla birlikte cümlede değişik anlam ilgileri oluştururlar.

Örnek:

Bu bağlaçlar ile ilgili sorular daha çok “hangi öğeleri bağlamıştır” şeklinde gelmektedir.

Memlekete ne seni ne de annemi götürüyor. (Nesneleri bağlamıştır)

Ya bu odayı temizlersin ya da bir daha buraya gelmezsin. (Cümleleri bağlamıştır.)

Gerek milletimiz gerekse devletimiz bu uğurda her şeye hazırlıklıdır. (Özneleri bağlamıştır.)

İster bu ceketi ister yeşil paltoyu alabilirsin. (Nesneleri bağlamıştır.)

Evini de arabasını da çok ucuza satmış. (Nesneleri bağlamıştır.)

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2293
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Basit sözcük,Türemiş sözcük,

Mesaj  Admin Bir Salı Mart 08, 2016 2:28 pm

Basit sözcük

Basit sözcük, Türkçe’de asla yapım eki almamış sözcüktür. Yalındır ve başka bir sözcük ek almadıkça türeyemez. Yalnızca çekim eki alırlar, ama zaten bu ekler de kelimenin anlamını değiştirmez.

Kalem, süt, göz, kâğıt, halı ve sandalye basit sözcüklere örnektir.

Türemiş sözcük

Türemiş sözcük, ad ve eylem köklerine yapım ekleri getirilerek türetilen kelimelerdir. İkiye ayrılır:

İsimden türeyenler: İsimlere yapım ekleri getirilerek yapılan kelimelerdir.
Örnek: tuz-lu, demir-ci, odun-luk, akıl-sız-lık…
Fiilden türeyenler: Fiillere yapım ekleri getirilerek yapılan kelimelerdir.
Örnek: sev-gi, sar-gı, bak-ım, yat-ır
Birleşik sözcük

Birleşik kelime, dilde yeni bir kavramı karşılamak amacıyla iki veya daha çok kelimenin kaynaşarak oluşturduğu kelimelerdir. Bu söz öbeklerini oluşturan kelimeler ses düşmesi, ses türemesi, sözcük türü kayması veya anlam kayması açısından aralarına ek giremeyecek kadar kalıplaşmıştır.[1][2]

Belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, birleşik fiiller, ikilemeler, kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşmuş ifadeler yeni bir kavramı karşılıyorsa bileşik sözcük olurlar.

Birleşik sözcüklerin yazımı
Birleşik kelimeler en az iki sözcükten oluşur.Kelimelerden en az biri anlamını kaybetmişse veya kelimeler birleştiğinde ses düşmesi veya ses türemesine uğramışsa bitişik yazılırlar.

yalıçapkını, affetmek, azletmek ,sivrisinek, açıkgöz , hanımeli , alıvermek,vb. gibi sözcüklere denir.
Basit türemiş birleşik kelimelere örnekler
Türemiş kelime örnekleri :

çalışkan-balıkçı-evli-kalemlik-ormanlık-ağaçlık-çamlık-tuzluk-biberlik-güzellik.

Birleşik Kelime örnekleri..

Dilimizde yeni bir kavramı karşılamak için yararlandığımız yollardan biri, kelime birleştirmesidir. Kelime birleştirmesi yoluyla kurulan sözlere birleşik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler söz varlığımızda geniş bir yer tutar. Birleşik kelime terimi için bileşik kelime denilmesi yanlıştır.

Dilimizde belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, isnat grupları, birleşik fiiller, ikilemeler, kısaltma grupları ve kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan ifadeler, yeni bir kavramı karşıladıkları zaman birleşik kelime olurlar yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, ayak yalın, günü birlik, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak; gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, ev bark; baş üstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı.

Basit Kelime Örnekleri :

diş > Basit Kelime
dişler > Basit Kelime
(diş – – – | – – – ler)
(Kök – – – | – – – Çekim Eki)
dişlerim > Basit Kelime
(diş – – – | – – – – ler – – – – | – – – im)
(Kök – – – | – Çekim Eki – | – Çekim Eki )

kork > Basit
korkmuşlar > Basit
(kork – – – | – – – – muş – – – | – – – – lar)
(Kök – – – | – Çekim Eki – | – Çekim Eki)

Basit ve türemiş kelimelere 28 tane örnek verebilir misiniz (ödev sorusu)
Türemiş kelimeler:
kalemlikler
öğrenci
tahtalar
bilgili
gemiye
tuhaflık
öğretmencilik
kitapsız
bağımsız
anmak
vatandaş
yazıyorum
soygun
yağlar
hikayeler
dedektiflik
anlatmak
masallar
vücudumuz
ezberlemek
kategoriler
bilgisayarcı
simitçi
Basit kelimeler:
kalem
defter
sıra
silgi
açacak
bilgisayar
ders
makas
bilek
çalış
öğren
başar
ver
git
gel
oku
yaz
çiz
boya

bilgili
gemiye
tuhaflık
öğretmencilik
kitapsız
bağımsız
anmak
vatandaş
yazıyorum
soygun
yağlar
hikayeler
dedektiflik
anlatmak
masallar
vücudumuz
ezberlemek
kategoriler
bilgisayarcı
simitçi
Basit kelimeler:
kalem
defter
sıra
silgi
açacak
bilgisayar
ders
makas
bilek
çalış
öğren
başar
ver
git
gel
oku
yaz
çiz
boya

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2293
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Basit sözcük,Türemiş sözcük,

Mesaj  Sponsored content Bugün 12:03 am


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz