İNGİLİZCE 8.SINIF TÜM ÜNİTELERİN KELİMELERİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Either,Neither,While

Mesaj  Admin Bir Paz Mayıs 08, 2016 6:57 pm



"While"  bağlacı genellikle, temel cümledeki eylem sırasında devam etmekte olan bir başka eylemi anlatmak için kullanılır. Bu nedenle, "while" in bağlı bulunduğu cümle Past Continuous, temel cümle ise Simple Past'dır.
- While  I was studying, he came in. (Ben ders çalışırken o geldi.)
                   adverbial            main
- I left home while my parents were sleeping. (Annem babam uyurken evden çıktım.)
I took a photograph while you weren't looking. (Sen uyurken, fotoğraf çektim.)
While bağlacının yukarıdaki cümlelerde kullanılışı, "While + Past Continuous, Simple Past" şeklinde formülize edilebilir.
NOTE: Bu tür cümlelerde "while" yerine "when" kullanmak da mümkündür, ancak "while" kullanımı daha yaygındır.
- When/While I was walking home from work, I bumped into an old friend on the street.
(İşten eve doğru yürürken, caddede eski bir arkadaşımla karşılaştım.)
- Yesterday, a stray dog was nearly hit by a car when/while it was crossing the street.

(Dün bir sokak köpeği karşıdan karşıya geçerken az daha bir arabanın altında kalıyordu.)
► "While"  cümleciği, temel cümledeki eylemle aynı anda olan bir eylemi anlatmak için de kullanılır. Bu durumda her iki cümle de Simple Past Tense ile kurulur.
- I sang while I washed the dishes. (Bulaşıkları yıkarken şarkı söyledim.)
- She watched me while I made the cake. (Ben kek yaparken o beni izledi.)
- I waited outside while she had an interview. (O görüşme yaparken ben dışarıda bekledim.)
While bağlacının yukarıdaki cümlelerde kullanılışı, "While + Simple Past, Simple Past" şeklinde formülize edilebilir.
► "While" birbirine paralel devam eden iki eylemi anlatmak için de kullanılır. Bu durumda her iki cümlede de Past Continuous Tense kullanılır. "While"ın bu biçimde kullanımıyla genellikle yakınma, içerleme gibi duygular ifade edilir.
- While the teacher was lecturing, the students were talking among themselves. (Öğretmen ders anlatırken öğrenciler kendi aralarında konuşuyorlardı.)
- I was studying while everybody at home was sleeping. (Evde herkes uyurken ben ders çalışıyordum.)
While bağlacının yukarıdaki cümlelerde kullanılışı, "While + Past Continuous, Past Continuous" şeklinde formülize edilebilir.
► While ile aynı anlamda kullanılan diğer bağlaç "as" dir.
- While/As I was coming here, I ran into an old friend. (Buraya gelirken eski bir arkadaşa rastladım.)
- I had a look at the old magazines while/as I waited at the doctor's. (Doktorda beklerken, eski dergilere bir göz attım.)
► "Just as", daha vurgulu bir anlatımdır.
- The postman came Just as I was leaving home. (Tam ben evden çıkarken, postacı geldi.)
- Just as I sat down at the table, the phone rang. (Tam masaya oturdum ki telefon çaldı.)

ADVERBS OF PLACE (Yer zarfları)  

ADVERBS OF PLACE (Yer zarfları)  

Yer zarfları yer ya da yön bildiren kelimelerdir.  Genellikle cümle içinde fiilden sonra gelir

abroad(yurt disinda),

anywhere(hiçbir yere/  herhangi bir yere),

above(yukarıda),

away(uzağa),  

back(geriye),

backwards(geriye doğru),

behind(arkaya),

below(aşağıda),  

forward(öne doğru),  

far away(uzakta)

everywhere(her yerde)

nowhere(hiçbir yere)

there(orada oraya),

here(burada/buraya),

right(sağa left(sola),

downstairs aşağı katta),

upstairs(üst katta),

ahead(ilerde)  

My mother has just come from abroad.

(Annem yurt dışından henüz geldi.)

She lives downstairs.

(O aşağı katta oturuyor.)  


If she wants to go somewhere,  take her there.

(Eğer bir yere gitmek isterse,  onu oraya götür)  


Yer zarflarının cümlenin neresinde kullanılacağından emin olamadığınız durumlarda şu kuralı aklınızdan çıkarmayın:  Cümlede hal zarfı ve zaman zarf varsa yer zarfı bunların ortasına getirilmelidir.

She spoke loudly in the meeting room two days ago.

(İki gün önce toplantı odasında yüksek sesle konuştu.

Each Both Either Neither Konu Anlatımı

Üleştirme zamirleri each, both, either ve neither olarak sıralanabilir. Her biri, her ikisi, iki şeyden hiçbiri anlamlarına gelmektedir. Tek tek incelersek;

Each : İki şeyden Her biri anlamında kullanılmaktadır. Üleştirme zamirlerinden biridir.

Cümle de tekil olarak kullanılır.
Each Örnek Cümleler

I saw two men. Each had a car.

İki adam gördüm. Her birinin bir arabası vardı.

I bought a few pants. Each is blue. Bir kaç pantolon aldım. Her biri mavidir.

She paid 50 tl for each. Her biri için 50 tl ödedi.


images

Either :İki şeyden Her biri anlamına gelmektedir.

Either Örnek Cümleler

Either of them are too expensive for buying.

Onların her biri satın almak için çok pahalıdır.

Either of them are red.

Onların her biri kırmızıdır.

Either of these stories should be read .

Bu hikayelerin her biri okunmalıdır.

Either of these apples are sour.

Bu elmaların her biri ekşidir.

Either students knows the answer. Herbir öğrenci cevabı bilir.


Neither : İki şeyden hiçbiri anlamına gelmektedir.

I cared for neither of them.images (1)

Onların hiçbirini sevmedim.

I recieved neither of them.

Onların hiç birini almadım.

Neither of us is happy. Hiçbirimiz mutlu değiliz.

Which countries have you been ? (Hangi ülkelere gittin?)

I have been neither. Hiç birinde bulunmadım. (gitmedim.)

Neither car is fast. İki arabadan hiçbiri hızlı değildir.


Both : İki şeyden Her ikisi anlamındadır.

Both of them are too heavy to carry.

Onların her ikisi taşımak için çok ağır.both

Both of them are from Kayseri.

Onların her ikisi Kayserilidir.

Both are intelligent students.

Her ikisi zeki öğrencilerdir.

I bought both of them.

Onların her ikisini de satın aldım.


Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2251
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

İNGİLİZCE 8.SINIF TEOG HAZIRLIKLARI TÜM ÜNİTELERİN ÇIKABİLECEK KELİMELERİ YENİ

Mesaj  Admin Bir Çarş. Nis. 27, 2016 7:59 pm



Chores :Evin günlük işleri

Wash the dishes :Bulaşıkları yıkamak

Make the bed: Yatağı düzenlemek

Do the laundry: Çamaşırları yıkamak

Do the grocery shopping: Market alışverişi yapmak

Load the dishwasher: Bulaşık makinesini yerleştirmek

Empty the dishwasher :Bulaşık makinesini boşaltmak

Set the table :Masayı hazırlamak

Clean up the house: Evi tertemiz yapmak

Dust the shelves:Rafların tozunu almak

Vacuum the floor: Yerleri elektrikli süpürge ile temizlemek

Cook the meals :Yemekler pişirmek

Take out the garbage: Çöpü dışarı çıkartmak

Tidy up the room :Odayı derleyip toparlamak

Hang out the washing: Çamaşırları dışarı sermek

Do the ironing :Ütü yapmak

Feed the cat: Kediyi beslemek

Who does the ironing at home? Evde ütüyü kim yapar?

I'm Responsible for dusting: Ben toz almaktan Sorumluyum

Get ready: Hazırlanmak

Mild:ılık,ılıman.

Sweep the leaves Yaprakları süpürmek

Dust the table and chairs Masanın ve sandalyelerin tozunu almak

Duty = task Görev

Share :Paylaşmak

Tired: Yorgun

Wash the car: Arabayı yıkamak

Read the newspaper Gazete okumak

Cycle around Etrafta bisiklet sürmek

Write a diary Günlük yazmak

What do you think about sharing? Paylaşım hakkında ne düşünüyorsun?

Hate :Nefret etmek

Has to = have to = must Zorunda olmak

Dry the dishes :Bulaşıkları kurulamak

Clean the bathroom: Banyoyu temizlemek

Clean the windows: Pencereleri temizlemek

Have you made your beds? Yataklarınızı topladınız mı?

Put the dishes in the cupboard :Tabakları dolaba koymak

Sure :Tabii ki,emin.
Are you sure? Emin misin?

Deal? Anlaştık mı?

Let's start! Hadi başlayalım

Don't eat in the bedroom :Yatak odasında yemek yeme

Be a good listener .İyi bir dinleyici ol

Follow the directions. Talimatları, yönergeleri takip et

Wash your hands before the meals .Yemeklerden önce ellerinizi yıkayın

Take off your shoes when entering. Girerken ayakkabılarınızı çıkarın

Do your best and work hard .Elinden geleni yap ve sıkı çalış
Did you do your best? Elinden gelen en iyisini yaptın mı?

Clean your room before leaving.Ayrılmadan önce odanı temizle
To leave:Ayrılmak,terketmek.
He left me. O beni terketti.
The train left the station. Tren istasyondan ayrıldı.


Keep your desk tidy and neat Sıranı temiz ve düzenli tut

Be kind to your friends Arkadaşlarına karşı kibar ol

Don't jump on the couches Çekyatların üzerinde zıplama

Use your quiet voice Alçak sesle konuş

Be nice to your siblings Kardeşlerine karşı iyi davran

Raise your hands to speak Konuşmak için elini kaldır

House rules Ev kuralları

Classroom rules Sınıf kuralları

Mop the floors Yerleri paspaslamak

Carpet Halı

Walk the dog Köpeği yürüyüşe çıkartmak

Take a bath Banyo yapmak

Pick up my building blocks Legoları toparlamak

Put away my shoes and socks Ayakkabı ve çoraplarımı kaldırmak

Fold my pants Pantolonlarımı katlamak

Water the potted plants Sasıdaki bitkileri sulamak

Take care of my brother Erkek kardeşimle ilgilenmek

Dust the furniture Mobilyanın tozunu almak

I think: Bence,düşünüyorum ki.

In my opinion: Benim fikrime göre

We should help: Yardım etmeliyiz

It is necessary to learn English: İngilizce öğrenmek gereklidir

We must go to school :Okula gitmeliyiz

First: İlk olarak

Second :İkinci olarak

Once a month Ayda bir kere

Weed the garden :Bahçedeki yabani otları temizlemek

Fix anything broken :Kırık veya bozuk olan bir şeyi tamir etmek

Timetable :Ders programı, çizelge

Get up ;kalkmak
WAKE UP:Uyanmak

Leave home: Evden ayrılmak

Start lesson: Derslere başlamak

Have lunch :Öğle yemeği yemek

Practice music Müzik pratiği yapmak

Arrive home Eve varmak

Near my house Evimin yanında

Gather Bir yerde toplanmak, buluşmak

Focus on your task Görevine odaklan

Bring your school materials Okul eşyalarını getirmek

Cooperate with the group Grup ile işbirliği yapmak

Use computers with care Bilgisayarları özenle kullanmak

Come to class late Sınıfa geç gelmek

Come to class early Sınıfa erken gelmek

Don't be disorganized Düzensiz olma

Put your rubbish in the bin Çöpünü çöp kutusuna koy

The Hagia Sophia Museum: Ayasofya Müzesi

The Kremlin Palace :Kremlin Sarayı

The Red Square: Kızıl Meydan

The Tower Bridge: Londra'da bulunan meşhur Kule Köprü

The Statue of Liberty Özgürlük Anıtı

Prefer = would rather Tercih etmek

Fantastic: Harika, muhteşem

Structure: Yapı, bina

Historic Places: Tarihi Yerler

Fascinating: Büyüleyici

Ancient :Antik

Modern: Modern, Yeni

Interesting :İlginç

Incredible: İnanılmaz=Unbelivable

Lovely :Sevimli

Architectural Style: Mimari Tarz

Visit Ziyaret etmek

Niagara Falls :Niagara Şelaleleri

Design :Tasarlamak

How long did the construction take? İnşaatı ne kadar sürdü?

What is special about Istanbul? İstanbul hakkında özel olan nedir?

How tall is the tower? Kule ne kadar yükseklikte?

tO Build :İnşa etmek

Approximately :Yaklaşık

Icon: Simge

Tomb: Anıt mezar

Where did you go for vacation? Tatil için nereye gittin?

What did you like most? En çok neyi sevdin?

Who did you go with? Kiminle gittin?

What was the weather like? Hava nasıldı?

Which one do you prefer? Hangisini tercih edersin?

Because to me... Çünkü bana göre, ........

To me ...... Bana göre.......

Vacation = Holiday Tatil

Convenient Elverişli, uygun

You can find everything you need! İhtiyacın olan her şeyi bulabilirisin!

How was your vacation? Tatilin nasıldı?

This was the best vacation I've ever had! Şu ana kadarki en iyi tatilimdi!

Where did you go? Nereye gittin?

It's such an amazing city. Çok şaşırtıcı bir şehir!

Really? Geçekten mi?

Spectacular: Harika, muhteşem

You should definitely see! Kesinlikle görmelisin!

Warm and sunny! Ilık ve güneşli!

That'd be great! Bu harika olur!

Did you take any photos? Hiç fotoğraf çektin mi?

Location: Konum, mevkii

Climate :İklim

Tourist attractions:Turistik yerler

Recreational Activities: Tatildeki eğlence etkinlikleri

Dishes: Yemekler

Accommodation :Konaklama

Province :İl, vilayet

Mediterranean sea: Akdeniz

Important: Önemli

Focal point: Odak noktası

Junction point :Kesişim noktası


                    MUST     CAN
Must:Meli,malı.Zorunluluk.
You mustn't Smoke. Sigara içmemelisin.

A — ABILITY - CAPACITY (Yetenek - Kapasite): Bu anlamda kullanıldığında CAN = BE ABLE TO olur.

Example:

1 — I am sure that you can swim well, because you live near the seaside.
2 — My sister can play the piano, but I can't.
My sister is able to play the piano, but I am not able to.
3 — I believe that my father can buy a new car next year.
I believe that my father will be able to buy a new car next year.

B — POSSIBILITY (Olasılık):
Bu anlamda kullanıldığı zaman BE ABLE TO ile yer değiştirmez.

Example:
1 — It can rain in August.(possible)
2 — It can't snow in August.(not possible)
3 — She can be here any moment. (possible)
2 — She can't be here after this hour, (not possible)
3 — This car can't be so expensive, (not possible)
               MUST

Must ve have to çoğu zaman birbirinin yerlerine kullanılabilirler. Aralarında kullanım açısından ufak farklılıklar vardır. Bu dersimizde bu farklar vurgulanacaktır.

► Cümlede Must kullanıldığı zaman cümleyi söyleyen kişinin kendi otoritesini ortaya koyduğu ve kendi duygularını ve kişisel görüşünü dile getirdiği anlaşılır.

Have to kullanıldığı zaman ise, mecburiyetin cümleyi söyleyen kişiden kaynaklanmadığı ve kendi duygularını dile getirmediği, kendi yetkisi dışından kaynaklanan bir mecburiyetten kaynaklandığı anlaşılır.

- She must clean her room. (Odasını temizlemeli.)

Bu cümlede odanın temizlenmesi gerektiği söylenmektedir ve bu fikir cümleyi söyleyen kişinin şahsi fikridir.

- The students must study English at least ten hour a week. (Öğrenciler haftada en az on saat İngilizce çalışmalılar.)

Bu cümledeki mecburiyet, yine cümleyi söyleyen kişinin kendi fikridir.

- You have to wear a uniform int this school. (Bu okulda üniforma giymek zorundasın.)

Bu cümlede vurgulanan mecburiyetin, cümleyi söyleyen kişiylebir ilgisi yoktur. Yalnızca okulun kuralını, yani kendi dışında oluşmuş bir kuraldan bahsetmektedir.

- It will be very cold tomorrow. We will have to make a fire in the house. (Yarın hava çok soğuk olacak. Evde ateş yakmak zorunda kalacağız.)

Bu cümlede de görüldüğü gibi şartlardan kaynaklanan bir zorunluluktan bahsedilmektedir.

- My grandfather is too old. He has to walk with a stick. (Dedem çok yaşlıdır. Bastonla yürümek zorundadır.)

► Bazı durumlarda, mecburiyet kişinin kendi yetkisi dışında, yani harici bir kural veya yasayla ilgili bile olsa, cümleyi söyleyen kişi bu mecburiyeti benimsiyorsa "must" kullanabilir.

- People have to keep quite when they are in a mosque. (İnsanlar camideyken sessiz olmalıdırlar.)

Bu cümleyi söyleyen kişi, sadece camilerde uyulması gereken bir kuraldan bahsetmektedir.

People must keep quite when they are in a mosque. (İnsanlar camideyken sessiz olmalıdırlar.)

Bu cümleyi söyleyen kişi ise, uyulması gereken kuralı kendisi de kabul ediyor ve savunuyordur.

► Özellikle birinci tekil ve birinci çoğul şahıs kullanıldığı zaman, must ile have to arasındaki anlam farkı iyice azalır ve çoğu zaman birbirlerinin yerine kullanılabilir. Aralarındaki tek fark, “have to” alışkanlıkları ifade etmede, “must” ise önemli ve hemen yapılması gereken durumlarda kullanılır.

- I have to get into my car and go to work at a quarter to seven every morning on week days. (Hafta arası her sabah saat yediye çeyrek kala arabama binip işe gitmem lazım.)

- I have to finish a novel every month. (Her ay bir roman bitirmeliyim.)

Yukarıdaki cümlelerde bahsedilen mecburiyet, aslında bir alışkanlıktır.

- I must finish this novel till tomorrow morning. I will return it to the library. (Yarın sabaha kadar bu romanı bitirmem lazım. Kütüphaneye teslim edeceğim.)

Bu cümlede acil bir durum söz konusudur.

► Acil durumlar söz konusu olduğunda, özne ikinci ve üçüncü şahıs bile olsa “must” kullanılır. Bu tür cümlelerde mecburiyetin kişinin kendinden mi, yoksa bir kuraldan dolayı mı ortaya çıktığına bakılmadan "must" kullanılır.

- You must call the boss. He wants you urgently. (Patronu aramalısın. Hemen seni bekliyor.)
intuitive:Sezgisel
Adjectives and Adverbs (Sıfatlar ve Zarflar Karşılaştırma)


Sıfatlar ve zarflar birlikte öğrenilirse, öğrenme daha kalıcı ve etkili olur. Zarflar genellikle sıfatların ( adjectives ) sonlarına
( -ly ) takısı getirilerek elde edilir.

- He is a slow player. (O yavaş bir oyuncudur.)
- He plays slowly. (O yavaş oynar.)

- He is a brave boy. (O cesur bir çocuktur.)
- He fights bravely. (Cesurca kavga eder.)

Söylediğimiz gibi bu cümlelerde sıfatan sonuna -ly eki getirilerek zarf elde edilmiştir. Sıfat olan kelimeler ismi, zarf olan kelimeler de fiili nitelemiştir.

Aşağıda, sonuna -ly getirilerek zarf yapılan bazı sıfatlar ve örnekler verilmiştir.


►happy - happily
- She is a happy girl. (O mutlu bir kızdır.)
- She is dancing happily. (O mutlu bir şekilde dansediyor.)


► sad - sadly
- My dad is very sad today. (Babam bugün çok üzgün.)
- The singer is singing sadly. (Şarkıcı üzgün şarkı söylüyor.)


► quick - quickly
- John is a quick player. (John hızlı bir oyuncudur.)
- John plays basketball quickly. (John hızlı bir şekilde basketbol oynar.)


► bad - badly
- Some students are really bad. (Bazı öğrenciler gerçekten çok kötü.)
- Some students behave badly in the classroom. (Bazı öğrenciler sınıfta kötü davranıyorlar.)

► Yukarıda bahsedilen kural bütün zarflar için geçerli değildir. Bazı sıfatlar, bu kuralın dışında kalırlar ve düzensiz değişirler. Bu zarfların mutlaka ezberlenmesi gerekmektedir.

► good - well

- Mr. Halloway is a good teacher. (Bay Halloway iyi bir öğretmendir.)
- He teaches well. (O iyi öğretir.)

Birinci cümlede “good” ismi nitelerken "well" fiili nitelendiriyor. Standart kurala göre good sıfatı zarf olduğunda goodly olması gerekmektedir. Fakat düzensiz olduğu için tüm kurallardan bağımsız olarak değişmektedir.

► Bazı kelimeler ise hem sıfat olarak ve hem de zarf olarak kullanılabilirler. Bunların tamamen ezberlenmesi lazımdır.


fast - fast (hızlı)
hard - hard  (zor, güç)
early - early (erken)
late - late (geç)
high - high (yüksek)
low - low (alçak)
near - near (yakın)
far - far (uzak)
deep - deep (derin)
much - much (çok)
little - little (az)
direct - direct (doğrudan)
wrong - wrong (yanlış)
enough - enough (yeterli)
pretty - pretty (hoş, tatlı)
straight - straight (düz, direk)
kindly - kindly (nazik)

Yukarıda belirtilenlerin dışında da hem sıfat hem zarf olarak kullanılabilen kelimeler vardır, ancak en yaygın olanlar yukarıda verilenlerdir.

EXAMPLES (ÖRNEKLER)

I want a fast car. (Hızlı bir araba istiyorum.)
My car must go fast. (Arabam hızlı gitmeli.)

There is a bus-stop near my house. (Evimin yakınında bir otobüs durağı var.)
The bus goes near my house. (Otobüs evimin yakınından geçer.)

Deep rivers are dangerous. (Derin nehirler tehlikelidir.)
Don’t dive very deep. (Fazla derine dalma.)

The traffic sign is wrong. (Levha yanlış.)
People will get it wrong. (İnsanlar onu yanlış algılayacaklar.)

The wall around the garden is high. (Bahçenin etrafındaki duvar yüksek.)
The trees near it grow high too. (Yanındaki ağaçlar da yükseliyor)

► Genelde -ly ile biten kelimeler adverb ( zarf ) olur. Fakat -ly ile biten sıfatlar da vardır. Bunların kindly (nazikçe) haricindekilerin adverb (zarf) hali yoktur. Aşağıda bu zarflara birkaç örnek verilmiştir.


lovely, lively, lonely, lowly, likely, elderly, timely, silly

► Bunların adverb ( zarf  ) hali manasını verecek şekilde kullanmak icap eden durumlarda, bu manalara yakın başka adverb ( zarf ) lar kullanılır ya da zarf cümleciği şeklinde anlatılır.

- All my friends are friendly. (Arkadaşlarımın hepsi candandır.)
- They behave in a friendly way. Candan davranırlar. (Canayakın bir şekilde davranırlar )

- A new rise in salaries are likely. The government will probably give a rise in salaries.
(Maaşlarda yeni bir artış muhtemel. Yeni hükümet muhtemelen maaşlara zam yapacak.)

Yukarıdaki cümlelerde görüldüğü gibi friendly sıfattır ve zarf hali in a friendly way şeklinde anlatılmıştır. Ve “likely” sıfattır ve zarf hali “probably” olarak anlatılmıştır.

► Bazı sıfatlar -ly alınca; adverb (zarf) olurlar. Fakat bunlar sıfat oldukları zamanki anlamı zarf oldukları zaman taşımazlar ve farklı anlamlar alırlar.

Örneğin, high yüksek demektir fakat highly yüksek(çe) değil "oldukça", "ziyadesiyle" manasında kullanılmaktadır. Low alçak demektir. Fakat lowly alçak(ça) değil "alçak gönüllülükle" demektir.

İşte bunun gibi sıfat manası ile zarf manası birbirinden değişik şekillerde mana veren kelimeler vardır ve bunlar dikkate alınmalıdır. Bunların kuralları yoktur. İstisnai durumları vardır ve ezberlenmeleri gerekir. Bunlar genelde aşağıdaki kelimeledir.


high: yüksek - highly: ziyadesiyle
low: alçak - lowly : tevazuyla
near: yakın - nearly: neredeyse
late: geç - lately: son zamanlarda
hard: zor, güç - hardly: ancak, güç, bela
direct: direkt, dosdoğru - directly: dobra dobra, açıkça
warm:sıcak - warmly:samimiyetle
hot:sıcak - hotly: iştiyakla, canı gönülden
cool: soğuk - coolly : soğuk davranarak
cold:soğuk - coldly: samimiyet vermeksizin
present: hali hazırda - presently: derhal, hemen
short: kısa - shortly: hemen, özet olarak kısaca
scarce: nadir, ender - scarcely: zar zor
bare: çıplak, kıraç - barely: ancak, güç bela
sure: emin, kesin - surely: kesinlikle, emniyetle.
HARDLY EVER:gÜÇ BELA, BİNDE BİR

FRIENDSHIP RULES :ARKADAŞLIK KURALLARI
Bu konuyu anlamamız için aşağıdaki ingilizce kelimelerin anlamlarını bilmemiz lazım.
Kind:Kibar                             You are  very kind.Çok kibarsınız.
Clever:Zeki                            He is very clever:O çok zekidir.
Funny:Eğlenceli ,komik.          They are funny.Onlar eğlencelidir.
Stingy:Cimri                          You are very stingy:Siz çok cimrisiniz.
Lazy:Temel                            He is lazy.O tembeldir
Honest:Dürüst
Generous:Cömert
Stupborn:Aksi,dediğim dedik     He is stupburn:O aksidir.
Friendly:Arkadaş canlısı
sincere:samimi
Talkative:Konuşkan             They are Talkative:Onlar konuşkandır.
Proud:Gururlu        
Thankfull:Müteşekkir,minnettar.
Trustworthy:dürüst,güvenilir.      l'm trustworthy:Ben güvenilirim.
cheerful:Neşeli                         You are cheerful:Sen neşelisin.
Rude:Kaba
helpful:Yardımsever
Jealous:Kıskanç
Reliable:Güvenilir,inanılır
Serious:Ciddi
Shy:Utangaç
Optimistic:iyimser
Pessimistic:Kötümser
Punctual:Dakik
Aggresive:Agresiv,sinirli
Anxious:Tedirgin,endişeli
sensitive :Hassas
            PYSİCAL  DESCRİPTİON    FİZİKSEL TANIMLAMA
Overweight:Kilolu
Slim:Zayıf,hoş
Muscular:Kaslı
Attactive:Çekici
Bony:Kemikli
Bald:Kel
Thin:ince
Pretty:hoş,narin
Plump:Semiz,Balık etli,etine dolgun
He is bonny:O kemiklidir
She is plump:obalıketlidir.(O semizdir.)
She is Anxious.O tedirgindir.(Endişelidir)
Supportive:Destekleyici                     She is supportive.O destekleyicidir.
Blonde:Sarışın   Blond:erkekler için sarışın.He is blond.   She is blonde.
Slanting:çekik
Hazel:ela
Fair:Kumral.                 She is fair.
Dark:Koyu                    He is dark. O esmerdir.
Tanned:Bronz
What is he like? Onasıldır?   He is supportive and reliable. O destekleyici ve güvenilirdir.
What is she like? She is plump.O balıketlidir.
What was she like? O nasıldı?    She was pretty.O  hoştu.
What does she look like?  O nasıl görünüyor?  She looks like fat. O şişman görünüyor.
She has got wavy hair.Odalgalı saçlara sahiptir.
He is tall With short black hair: O uzun ve siyah saça sahiptir.
How much does she weight? O kaç kilodur?
Face:Yüz  Facebook:Yüz kitabı
Shape:Şekil
Round:Yuvarlak.
What is she like? O  nasıl biri? She is talkative. O konuşkandır.
What is she like? She is happy. O mutludur.
What is she like? She is reliable. O güvenilirdir.
What is she like? She is hardworking. O çalışkandır.

JUST,ALREADY,YET,EVER-NEVER,SİNCE-FOR

ALREADY-YET

“Already” şu anda, bu durumda, konuştuğumuz anda anlamına gelir. Yalnızca olumlu cümlede kullanılır. Cümledeki yeri yardımcı fiil “have” ile asıl fiil arasındadır.

“Yet” henüz anlamını taşır. Bu kelime ise soru ve olumsuz cümlelerde kullanılır. Yani “yet” kullanılarak sorulan bir soru cümlesine olumlu cevap vermek isteniyorsa “already”, olumsuz cevap vermek isteniyorsa “yet” kullanarak cevap verilir. “Yet”in cümledeki yeri sondadır.

Has the director come yet?
Henüz (Şu ana kadar) müdür geldi mi?

Yes, he has already come.
Evet, o geldi. (O halen gelmiş bulunuyor, şu anda buradadır.)

No, he has not come yet.
Hayır, o henüz gelmedi.

EVER-NEVER

Her ikisi de “hiç” anlamına gelir. “Ever” soru cümlelerinde, “never” ise olumsuz cümlelerde kullanılır.

Have you ever been to Japan?
Siz hiç Japonya’da bulundunuz mu?

Yes, I have been to Japan.
Evet, ben Japonya’da bulundum.

No, I have never been to Japan.
Hayır, ben Japonya’da hiç bulunmadım.

JUST

Henüz bitmiş bir işi ifade etmek için, cümleyi yardımcı fiil ile asıl fiil arasına “just” koyarak kurulur.

I have just locked the door.
Kapıyı tam şimdi kilitledim.

Ali has just come home.
Ali tam şimdi eve geldi.

Have they just gone out?
Onlar tam şimdi mi gittiler?

Since – For

Bu edatların ikisi de Türkçe’de “den beri” anlamına gelir. Yani Türkçe’deki, “den beri” İngilizce’de iki türlü söylenir.
“Since”den sonra daima bir zaman adı gelir. “For”dan sonra ise daima bir zaman süresi gelir. (Bir zaman ölçüsü)

since last week
geçen haftadan beri

since last summer
geçen yazdan beri

since last year
geçen seneden beri

since one o’clock
saat birden beri

since two o’clock
saat ikiden beri

since twelve o’clock
saat onikiden beri

since Sunday
pazardan beri

Veya bir sene adı, yani belli bir tarih konulur.

Since 1936
1936’dan beri

Since 1950
1950’den beri

“For” edatını kullanmak istenirse “for”dan sonra bir zaman ölçüsü koymak gerekir.

For one minute
bir dakikadan beri

For two hours
iki saatten beri

For three days
üç günden beri

For five weeks
beş haftadan beri

For ten years
on yıldan beri

I have lived in İstanbul for ten years.
On yıldan beri İstanbul’da oturdum. (yaşadım.)

I have studied at home since 6 o’clock.
Saat altıdan beri evde çalıştım.

I have studied at home for one hour.
Bir saatten beri evde çalıştım.
(Veya bir saattir evde çalıştım.)

She has painted three pictures since last month.
O, geçen aydan beri üç resim yaptı.

How long have you been in this country?
Ne kadar zamandan beri bu ülkede kaldınız?

I have been in this country since last year.
Geçen yıldan beri bu ülkede kaldım.

Let’s ile cümle kurarken özne kullanmamıza gerek kalmıyor, çünkü let kelimesinin sonuna kesme işaretiyle eklenen “us” sözcüğü bu cümlenin öznesiymiş gibi davranıyor. Bu sözcükle içinde bulunduğumuz grubu kastediyoruz. Az önce shall ile soru cümlesi şeklinde yaptığımız cümleleri şimdi let’s kullanarak olumlu cümleye çevirmeye çalışalım:
Let’s come at eight o’clock. – Saat sekizde gelelim.
Let’s play hide-and-seek in the garden. – Bahçede saklambaç oynayalım.
Let’s rent a car tomorrow. – Yarın bir araba kiralayalım.

Konuları üstünkörü anlatıp geçme heveslisi bir öğretmen olsaydım şimdi çoktan what about’a geçmiştim ama bu ilk cümlede beni rahatsız eden bir şey var ve sizinle paylaşmak istiyorum. Birinci cümle, sanki shall ile kurduğumuz cümlenin olumlu hali değilmiş gibi hissediyorum. Shall cümlesinde “geleyim mi” derken kendisini kastediyordu ama let’s cümlesinde “gelelim” derken bir grubu kastediyor. Buna yol açan şey de let kelimesinin sonundaki, “bizi, bize” anlamını veren “us” nesne zamiri. Peki o zaman us’ı kaldırıp, yerine “beni, bana” anlamına gelen “me” nesne zamirini yazarsam acaba nasıl olur:
Let me come at eight o’clock. – Saat sekizde geleyim.

Gerçekten de çok güzel oldu. O zaman demek ki let’in sonuna farklı nesne zamirleri getirerek başkaları adına önerilerde bulunmak mümkün olabiliyormuş:
Let her come at eight o’clock. – Saat sekizde gelsin.
Let them come at eight o’clock. – Saat sekizde gelsinler.
Let him live. – Bırak yaşasın.
Let it be. – Bırak olsun.

Let’s ile olumsuz cümleler de kurabiliyoruz demiştik. Yapmamız gereken tek şey, yanına “not” sözcüğünü getirmek:
Let’s not sleep here. – Burada uyumayalım.
Let’s not leave him alone. – Onu yalnız bırakmayalım.
Let’s not take it with us. – Onu yanımızda götürmeyelim.

Let’s ile bir cümle kurduktan sonra, cümlenin sonuna ”olur mu” anlamında bir onaylama sorusu eklemek istersek bunu shall ile yapabiliyoruz. Yapalım o zaman:
Let’s sleep here, shall we? – Burada uyuyalım, olur mu?
Let’s leave him alone, shall we?  – Onu yalnız bırakalım, olur mu?
Let’s not take it with us, shall we? – Onu yanımızda götürmeyelim, olur mu?

What about ve how about yapılarını beraber anlatacağım çünkü aralarında anlam ve kullanım yönünden hiçbir fark yok. İkisi de “ne dersin?” anlamı katıyor ve cümleye bu ifadelerle başlıyoruz. Let’s kullanımında olduğu gibi, bunlarda da cümleye özne getirmiyoruz. Ancak, let’s ve shall’den farklı olarak, peşlerinden bir nesne veya nesneleştirilmiş fiil geliyor. Daha önceki derslerimde, fiilleri nesneleştirmek için sonlarına -ing takısı getirdiğimizden bahsetmiştim. Ing- takısının -iyor anlamının haricinde bu tür bir işlevi de var. O zaman, shall ve let’s ile yaptığımız önerileri bir de bu ifadelerle yapalım:
What/how about coming at eight o’clock? – Saat sekizde gelmeye ne dersin?
What/how about playing hide-and-seek in the garden? – Bahçede saklambaç oynamaya ne dersin?
What/how about renting a car tomorrow? – Yarın bir araba kiralamaya ne dersin?

Bu ifadelerden sonra nesne de gelebiliyor demiştik; getirelim bakalım nasıl oluyormuş:
What/how about a small and powerful laptop? – Küçük ve hızlı bir dizüstü bilgisayara ne dersin?
What/how about England or Spain? – İngiltere veya İspanya’ya ne dersin?
What/how about a house with a large pool? – Büyük havuzlu bir eve ne dersin?


Why don’t kullanımına bakalım. Her ne kadar why don’t tek yetkiliymiş gibi görünse de, bu kullanımı why doesn’t şeklinde de duyabilirsiniz. Hani şu film dublajlarında sıkça duyduğunuz “Hey dostum, neden bugün balığa gitmiyoruz?” gibi cümleleri why don’t ile kuruyorlar. Tabi bu soruyu soran kişi, balığa gitmemelerinin altında yatan sebepleri öğrenmek için bu soruyu sormuyor; öneride bulunuyor. O zaman biz de aynı örnek cümlelerimizi why don’t ile kurarak önerilerde bulunalım:
Why don’t I come at eight o’clock? – Neden saat sekizde gelmiyorum?
Why don’t we play hide-and-seek in the garden? – Neden bahçede saklambaç oynamıyoruz?
Why don’t we rent a car tomorrow? – Neden yarın bir araba kiralamıyoruz?

Why doesn’t a hak geçmesin:
Why doesn’t she see a doctor?  – Neden bir doktora görünmüyor?
Why doesn’t he take a leave? – Neden izine ayrılmıyor?

Evet… Öneride bulunmayla ilgili olarak söyleyeceklerimin hepsi bu. Yine de son olarak birkaç ayrıntıdan bahsedeceğim.

What about ifadesi, “ne dersin” anlamının yanı sıra “peki ya” anlamında da sıkça kullanılan bir yapı:
What about you John? – Peki ya sen John?
What about our money? – Peki ya bizim paramız?
What about the other passengers? – Peki ya diğer yolcular?



En son Admin tarafından Çarş. Eyl. 21, 2016 9:11 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2251
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Teok Hazırlıkları Kelimeler ve Kelime grupları

Mesaj  Admin Bir Paz Nis. 24, 2016 9:42 am



volunteer:
Kind of= Sort of=
Ought to=should=ı=have to=must
Had better=r
l had better  on home.
Eve gitsem iyi  olur.
instead  of:yerine
Explain=clarify:Açıklamak
As.......AS:e  kadar Mary  is old  as John:MaryJohn  kadar  yaşlıdır.
SİMİLAR   TO:
Different  from:
The   same  as:
ago:
 Two years ago:
used  to:
Can:e  bilmek.
Could:e bilirdi.
l believe:Trust in:
l Think:
İn my opinion:
l don't   think so:
That's right!=lt's true.
How long  have you been here?
if:eğer
İf l were  you:
İf l were  you  l  wouldn't  eat  so  much   junk   food.
wealthy:=rich
nervous:=angry
agressive:
Frustrating:
pleased:
concerned:
disappointed:
exhausting:=Tiring
Confusing:
satisfied:
Scaring:
Embarrased:=Shy
Disgusting:
to  efford:
Annoying:
Exciting:
Boring:
CHORES:
building blocks inşaat blokları
clean up the house:
cook the mealh .
couch kanepe=sofa
diary :
directions :
do the grocery shopping .
do the ironing ütü yapmak
do the laundry .
dust the shelves .
empty the dishwasher .
excited.
family member.
feed beslemek
feeling
fold .
hang .
housework =Chores
load the dishwasher.
make the bed.
mop .
necessary
newspaper
obligation =has  to= have  to=must=should
pick up.
poem şiir
put away kenara koymak
respect saygı
responsible sorumlu
rule .
set the table masayı hazırlamak
share paylaşmak
sibling kardeş
sweep .
take care of the pet.
take out the garbage.
task görev
tidy up the room.
vacuum the floor .
wash the dishes .
household ev ya da aileye ait
desk masa
neat derli toplu
carpet .
plant bitki, çiçek
potted saksıda, dikili
peer yaşıt, akran
assessment değerlendirme
wash the dishes:
make the bed :
do the laundry:
load / empty the dishwasher:
set the table:
clean up the house :
dust the shelves:
vacuum the floor.
cook the meals:
take out the garbage:
do the ironing:
hang out the washing:
mop the floors:
water the plants:
sweep:
tidy:
responsible for :
weed: yabani ot
sluggish=lazy=tembel,miskin
naughty.yaramaz,haylaz,afacan.
Cycling:
Taking photographs:
Casual=daily.
old fashion:
ridiculous:
bearable:
Unbearable:
Terrific=wonderfull
be fond of: düşkün olmak, bayılmak, meraklısı olmak, sevmek
Can't stand:Katlanamamak.
l can't stand listening to metal music.
How about:
How about  prepare  breakfast?
Let's go!
Make an effort:
Make fire:
Make a  joke:
Makethe bad:
Make sure:
Make phone call:
make a mistake:
Make a visit:
DO HOMEWORK:
Do  the  dishes.
Do good:İyilik yap.
do the shopping:
Do the laundry:
Do your hair:
Do housecleaning!
Taking photographs:
Casual=daily.Günlük
old fashion:eski moda.
ridiculous:gülünç
bearable:Katlanılabilir
Unbearable:Katlanılmaz
Terrific:Harika=wonderfull
be fond of: düşkün olmak, bayılmak, meraklısı olmak, sevmek
Can't stand:Katlanamamak.
l can't stand listening to metal music.
How about:Ne dersin?
How about  prepare  breakfast?
Let's go!
Make an effort:Çaba sarfetmek
Make fire:Ateş yakmak
Make a  joke:Şaka yapmak.
Makethe bad:Yatağı düzeltmek.
Make sure:Eminolmak
Make phone call:Telefon  görüşmesiyapmak
make a mistake:
Make a visit:
DO HOMEWORK:
Do  the  dishes.
Do good:İyilik yap.
do the shopping:
Do the laundry:
Do your hair:
Do housecleaning!
Do drawing.Resim yap.
Do a crossword:Çapraz bulmaca çöz.
Do chores:Ev işleriniyap.
Do harm:Zarar ver.
Don't do harm:
Harmful:
Do the ironing:
Do your best:en iyisini yap.
Do your job:
to be interested in:
Always:%100
Often: %75
Usually=generally:%50
Sometimes: %25
Rarely:Seldom:%10
Never:%0
Three times a week:
Twice a year:
Every day
Once a week:
Fourtimes a year:
Once a month:
Cook meals:
Visit parents:
Have a shower=Take shower:
Eat fish:
Read books:
Clean the house:
Before dinner:
After lunch:
Twice a week:
Dust the furniture:
İn my opinion:
What should l do?
Social person:
Argument:
Nervous.
l feel too nervous:
Express opinions:
Have argument:
Get angry:
Beat faster:
Get rid of anxiety:Endişelerinden kurtulmak.
Make friends:
Break into tears:
Give a piece of advice:
Cheerful:
on the right of:
between:
Next to:
What time does the train arrive?
lt .......... at half past five.
Whar time did the consert start?
lt..........at a quarter to six.
Advise:
Behind:
Hiking:
Plum:
lettuce:
l'd like:
What would you like to have?
l'd ...... some   tea.
How would you like your tea?
With milk please.
Could you give me the recipe?
Peel:
Slice:
Mash:
to grease:
lemon zest:
Worst:
Best:
all right:
Available:
Are you joging:
Attend:Katıl
Busy:
Don't worry!
Urgently:
lt sounds  great!
Never mind:
Put somebody through:Birini telefona bağlamak
Present=gift:
That'd be great:Harika olur!
Unfortunately:
See you!
See you later!
Thanks for inviting!
What a nice surprise!
manner:
in a … manner : … şekilde (zarf yerine)
I hope you treat in a suitable manner in the saloon.
manner:tavır ve hareket, tutum, davranış
in a … manner : … şekilde (zarf yerine)
I hope you treat in a suitable manner in the saloon.
tear : göz yaşı
Do not belive in her crocodile tears.
tear : göz yaşı
Do not belive in her crocodile tears.
Onun timsah gösyaşlarına inanma.
get on with :
get on with : biriyle geçinmek.

I like being in the nature.Because I am an adventurous character ,I am aware of my weaknesses and strengths .
Doğada bulunmayı seviyorum . Maceraperest bir kişiliğe sahip olduğum için zayıf ve güçlü yönlerimin farkıdayım.

ambitious : hırslı, tutkulu
easy-going : sakîn, hoşgörülü, müsamahakâr, müsamahalı, toleranslı,metanetli

An ambitious student must work hard too but they shouldn’t forget to be easy-going !
Hırslı bir öğrenci çok ders çalışmalı ama hoşgörüyüde elden bırakmamalı.

generous :cömert (madden ve manen)
unselfish : fedakâr, özverili, bencil değil (olmayan)
My strengths are being generous and unselfish.
Güçlü taraflarım cömert ve fedarkarlığımdır.

* WHEN : Anlatılan olayda zaman, ya da -de,-da anlamlarına gelmektedir.

- When I went home, my mother was outside. (Eve gittiğimde -gittiğim zaman- annem dışardaydı.)
- I was watching television when George called me. (George beni aradığı zaman televizyon izliyordum.)

* When in anlamından sonra bilinmesi gereken diğer nokta, kullanılışıdır. When den sonra gelen cümle kesinlikle past tense olmak zorundadır. Sürekli zamandan önce when kullanamayız. Cümlenin anlamına da bakıldığında when in past tense ten önce kullanılmasının ne kadar anlamlı olduğunu görebilirsiniz. Bu hatırlatmadan sonra örneklerimizi çoğaltabiliriz.

- When it started raining, we were waiting for bus. (Yağmur yağmaya başladığında otobüs bekliyorduk.)
- When she saw me, I was going to the cinema with my friends. (O beni gördüğünde, arkadaşlarım ile sinemaya gidiyordum.)
- Nilay was driving Ankara, when she had an accident. (Nilay kaza yaptığında, Ankara"ya gidiyordu.)

*When in kullanıldığı cümlenin cümlenin başında ya da ortasında olması önemli değildir, anlam değişmez, sadece when in past tense kullanılan cümleden önce kullanılması gerekmektedir.

* WHILE : Geçmişte belli bir zamanda sürekli olarak meydana gelen olayları anlatırken kullanılır. -iken anlamına gelir.- While I was going to the school, I saw my uncle. (Okula gidiyorken -giderken-, amcamı gördüm.)
- While my mother was washing the dishes, the phone rang. (Annem bulaşıkları yıkarken telefon çaldı.)
-The teacher came while the students were running in the classroom. (Öğrenciler sınıfta koşarker -koşuyorken- öğretmen geldi.)

* Böyle geçmişte biri olup biten, diğeri devam eden iki olayı anlatırken, cümlemizde ya when ya da while kullanırız, ikisi de aynı anda aynı cümlede kullanılamaz. Ama cümlelerde when de kullansak, while da kullansak anlamda bir değişme olmaz.

- While I was doing my homework, my brother went outside. (Ben ödevimi yaparken, kardeşim dışarıya çıktı.)
- I was doing my homework when my brother went outside.(Kardeşim dışarıya çıktığı zaman ödevimi yapıyordum.)

- My brother went outside, while I was doing my homework.
- When my brother went outside, I was doing my homework.

The Hagia Sophia Museum:
The Tower Bridge :Kule Köprüsü (Londra)
The Kremlin Palace and Red Square:Kremlin Sarayı ve Kızıl Meydan
The Eiffel Tower:
The Statue of Liberty:
attractions :turistik yerler
Moscow: Moskova
Russia:Rusya
France: Fransa
The USA ABD: (Amerika Birleşik Devletleri)
The UK: Birleşik Krallık (United Kingdom)
structure: yapı, mimari
historic places :
ancient :
incredible :
lovely:
Taj Mahal: Tac Mahal
architectural style:
Niagara Falls:
Blue Mosque :
Big Ben: parlamento binasındaki büyük saat çanı (İngiltere)
Great Pyramid (of Giza) :Keops Piramidi (Khufu Piramidi, Büyük Piramit)
Egyptian :
workers:
to build :
weather:
what is the weather like there?
seaside:
historic buildings:
historic sites:
to me:
rather ; dan, den çok; -mektense, dense
mountains:
convenient: =Suitable
everything you need :
truly: =really
province: bölge
location: yer, mekân
climate:
recreational activities :hoşça vakit geçirme için yapılan aktiviteler
dishes:
accommodation :
Cleopartra’s Gate:
Roman Road:
Grand Mosque:
south:
central:
inland: iç, içte olan; denizden uzak
with a history going back over 6,000 years :altı bin yıldan fazlaya dayanan bir geçmişi ile
an important stop:
traders: tüccarlar
focal point:
civilisations:
Roman Empire:
Cilicia:
junction point: kavşak (bağlantı) noktası
Anatolia: Anadolu
Mediterranean Sea: Akdeniz
chilly: serin
damp: ıslak
winters:
prophet:
after a tiring day
all-inclusive
bed and breakfast:
multicultural:
Caribbean: Karayipler
island :
friendly:
smiling people:
majestic: görkemli, muhteşem, ihtişamlı
green :
sandy:
crystal-clear:
spring :bahar
mild: ılıman, orta
temperature: sıcaklık
the year around: yıl boyunca
banana trees: muz ağaçları
coconut palms: hindistancevizi ağaçları
memorable: unutulmaz
experience :deneyimlemek, yaşamak,deneyim EXPERİENCED:Deneyimli
capital: başkent
official language: resmi dil
total population:toplam nüfus
approximately: yaklaşık olarak
currency: para birimi
special/traditional dishes :özel/geleneksel yemekler
along :boyunca, yan yana
coast: sahil
north-western :kuzey batı
tomb:mezar, türbe
ski:kayak
a very rich cuisine: çok zengin bir mutfak
dessert: tatlı
candied chestnut :kestane şekeri
hostel : han, yurt, pansiyon, misafirhane
for every budget: her bütçeye uygun; için
large size paper : büyük boyutlarda kağıt
effectively: etkin; etkili bir şekilde  EFFECTİVE:etkili
grammar and spelling: dilbilgisi ve yazım
punctuation and capitalization: noktalama ve büyük harf kuralları
exchange: değiştirmek, alıp-vermek
accommodation konaklama
all-inclusive resort herşey dahil tatil
architect mimar
architectural mimari
banana trees muz ağaçları
bed and breakfast yatak ve kahvaltı
bridge köprü
budget bütçe
capital sermaye, anapara, başkent
cave mağara
chilly serin, soğuk
church kilise
civilization medeniyet
climate iklim
clock tower saat kulesi
coconut palms hindistan  cevizi ağaçları
construct inşa etmek
currency para birimi, döviz
damp nemli
design dizayn etmek
Egyptian Mısır
emperor imparator
empire imparatorluk
exchange information bilgi alışverişi
experience deneyim
explore keşfetmek
express preference ekspress tercihi
give reasons gerekçe
historic tarih
historic sites tarihi yerler
historical tarihi
hostel pansiyon
island ada
language dil
liberty özgürlük
location konum, yer
majestic mountains büyük dağlar
Mediterranean Akdeniz
memorable unutulmaz
mosque cami
multicultural çok kültürlü
museum müze
Ottoman Osmanlı
palace saray
population nüfus
province il, vilayet
pyramid piramit
recreational activities dinlenme etkinlikleri
sandy beaches kumlu plajlar
scene sahne
seaside sahil
sightseeing vacation gezi tatil
ski resort kayak merkezi
special özel
square kare
statue heykel
structure yapı
temperature sıcaklık, derece
the Caribbean Karayip
tomb mezar
tourist attraction turistik yerler
tower kule
trader tüccar
travel seyahatra
tropical flowers tropikal çiçekler
vacation tatil
various çeşitli
waterfall çağlayan
weather hava
wonder şaşkınlık
worker işçi
ancient antik
incredible inanılmaz
lovely çekici, harika
Niagara Falls Niagara Şelaleleri
build inşa etmek
convenient elverişli, uygun
focal point odak noktası
civilisation medeniyet
junction point kavşak
prophet peygamber
crystal-clear çok berrak
mild ılıman, orta
coast sahil
dessert tatlı
candied chestnut kestane şekeri
accommodation konaklama
all-inclusive resort herşey dahil tatil
architect mimar
architectural mimari
banana trees muz ağaçları
bed and breakfast yatak ve kahvaltı
bridge köprü
budget bütçe
capital sermaye, anapara, başkent
cave mağara
chilly serin, soğuk
church kilise
civilization medeniyet
climate iklim
clock tower saat kulesi
coconut palms hindistan cevizi ağaçları
construct inşa etmek
currency para birimi, döviz
damp nemli
design dizayn etmek
Egyptian Mısır
emperor imparator
empire imparatorluk
exchange information bilgi alışverişi
experience deneyim
explore keşfetmek
express preference ekspress tercihi
give reasons gerekçe
historic tarih
historic sites tarihi yerler
historical tarihi
hostel pansiyon
island ada
language dil
liberty özgürlük
location konum, yer
majestic mountains büyük dağlar
Mediterranean Akdeniz
memorable unutulmaz
mosque cami
multicultural çok kültürlü
museum müze
Ottoman Osmanlı
palace saray
population nüfus
province il, vilayet
pyramid piramit
recreational activities dinlenme etkinlikleri
sandy beaches kumlu plajlar
scene sahne
seaside sahil
sightseeing vacation gezi tatil
ski resort kayak merkezi
special özel
square kare
statue heykel
structure yapı
temperature sıcaklık, derece
the Caribbean Karayip
tomb mezar
tourist attraction turistik yerler
tower kule
trader tüccar
travel seyahatra
tropical flowers tropikal çiçekler
vacation tatil
various çeşitli
waterfall çağlayan
weather hava
wonder şaşkınlık
worker işçi
ancient antik
incredible inanılmaz
lovely çekici, harika
Niagara Falls Niagara Şelaleleri
build inşa etmek
convenient elverişli, uygun
focal point odak noktası
civilisation medeniyet
junction point kavşak
prophet peygamber
crystal-clear çok berrak
mild ılıman, orta
coast sahil
dessert tatlı
candied chestnut kestane şekeri

rafting rafting
trekking doğa yürüyüşü
rock–climbing kaya tırmanışı
parachute diving paraşütle dalmak
swimming yüzmek
cycling bisiklet sürmek
running koşmak
caving mağaracılık
ice–climbing buz tırmanışı
canoeing kano
hard zor
easy kolay
tiring yorucu
boring sıkıcı
entertaining eğlenceli
dangerous tehlikeli
challenging büyüleyici
fascinating etkileyici
heart-stopping kalp durması
safety güvenli
protect korumak
injured yaralı
helmet kask
first-aid ilk yardım
basic medical treatment temel tıbbı tedavi
a hard hat to protect your head başını korumak için sert şapka
the state of not being dangerous or harmful tehlikeli ya da zararlı olmama durumu
extremely shocking or exciting tamamiyle şok edici ve heyecan verici
hurt or in pain incinmek ya da acı içinde olmak
to keep someone from something dangerous or bad birini tehlikeli bir durumdan kurtarmak
adventure sport macera sporu
extreme sports sıradışı sporlar
following sıradaki
safety item güvenlik teçhizatları
ankle ayak bileği
proper footwear uygun ayakkabı
first-aid kit ilk yardım kiti
adrenalin seeker adrenalin arayanlar
brackets parantez
comparison karşılaştırma
concept kavram
consider düşünmek
decide on karar vermek
eye-catching göz alıcı
freedom özgür
hang gliding deltakanatla uçuş
hot air balloon ride sıcak hava balonuyla uçuş
kayaking kayak
manufacturer üretici
movements hareket
mysterious gizemli
narrative öykü
nature doğa
parkour runner parkur koşucusu
real size gerçek boyut
reason sebep
scenery manzara
scuba diving oksijen tüpüyle dalış
skateboarding kaykay
skillful yetenekli, kabiliyetli
suitable uygun

TOURİSM

Lesson 1
60. Sayfadaki Kelimeler
The Hagia Sophia Museum: Ayasofya Müzesi
The Tower Bridge :Kule Köprüsü (Londra)
The Kremlin Palace and Red Square:Kremlin Sarayı ve Kızıl Meydan
The Eiffel Tower: Eiffel Kulesi
The Statue of Liberty: Özgürlük Heykeli
attractions :turistik yerler
Moscow: Moskova
Russia:Rusya
France: Fransa
The USA ABD: (Amerika Birleşik Devletleri)
The UK: Birleşik Krallık (United Kingdom)
structure: yapı, mimari
historic places :tarihi yerler
ancient :antik,eski
incredible :inanılmaz, hayret verici
lovely: çekici, harika, çok hoş ve güzel
Taj Mahal: Tac Mahal
architectural style: mimari tarz
Niagara Falls: Niagara Şelaleleri
Blue Mosque :Sultanahmet Camii
Big Ben: parlamento binasındaki büyük saat çanı (İngiltere)
Great Pyramid (of Giza) :Keops Piramidi (Khufu Piramidi, Büyük Piramit)
Egyptian :Mısır’a ait; ile ilgili
workers: işçiler
to build :inşa etmek
weather: hava
what is the weather like there? Orada havalar nasıl?
seaside: deniz kenarı
historic buildings: tarihi binalar
historic sites: tarihi alanlar, yerler
to me: bana göre
rather ; dan, den çok; -mektense, dense
mountains: dağlar
convenient: elverişli, uygun=Suitable
everything you need :ihtiyacın olan her şey
truly: gerçekten=really
province: bölge
location: yer, mekân
climate: iklim
recreational activities :hoşça vakit geçirme için yapılan aktiviteler
dishes: yemekler
accommodation :konaklama
Cleopartra’s Gate: Cleopatra Kapısı
Roman Road: Roma Yolu
Grand Mosque: Büyük Camii
south: güney
central: orta, merkez
inland: iç, içte olan; denizden uzak
with a history going back over 6,000 years :altı bin yıldan fazlaya dayanan bir geçmişi ile
an important stop: önemli bir durak
traders: tüccarlar
focal point: odak noktası
civilisations: medeniyetler
Roman Empire:Roma İmparatorluğu
Cilicia: Kilikya
junction point: kavşak (bağlantı) noktası
Anatolia: Anadolu
Mediterranean Sea: Akdeniz
chilly: serin
damp: ıslak
winters: kışlar
prophet: peygamber
after a tiring day yorucu bir günün ardından
all-inclusive her şey dâhil
bed and breakfast: yalnız yatak ve kahvaltı
multicultural: çok kültürlü
Caribbean: Karayipler
island :ada
friendly: dost canlısı, cana yakın
smiling people: güler yüzlü, güleç insanlar
majestic: görkemli, muhteşem, ihtişamlı
green :yeşil
sandy: kumlu
crystal-clear: çok berrak
spring :bahar
mild: ılıman, orta
temperature: sıcaklık
the year around: yıl boyunca
banana trees: muz ağaçları
coconut palms: hindistancevizi ağaçları
memorable: unutulmaz
experience :deneyimlemek, yaşamak,deneyim EXPERİENCED:Deneyimli
capital: başkent
official language: resmi dil
total population:toplam nüfus
approximately: yaklaşık olarak
currency: para birimi
special/traditional dishes :özel/geleneksel yemekler
along :boyunca, yan yana
coast: sahil
north-western :kuzey batı
tomb:mezar, türbe
ski:kayak
a very rich cuisine: çok zengin bir mutfak
dessert: tatlı
candied chestnut :kestane şekeri
hostel : han, yurt, pansiyon, misafirhane
for every budget: her bütçeye uygun; için
large size paper : büyük boyutlarda kağıt
effectively: etkin; etkili bir şekilde  EFFECTİVE:etkili
grammar and spelling: dilbilgisi ve yazım
punctuation and capitalization: noktalama ve büyük harf kuralları
exchange: değiştirmek, alıp-vermek
accommodation konaklama
all-inclusive resort herşey dahil tatil
architect mimar
architectural mimari
banana trees muz ağaçları
bed and breakfast yatak ve kahvaltı
bridge köprü
budget bütçe
capital sermaye, anapara, başkent
cave mağara
chilly serin, soğuk
church kilise
civilization medeniyet
climate iklim
clock tower saat kulesi
coconut palms hindistan  cevizi ağaçları
construct inşa etmek
currency para birimi, döviz
damp nemli
design dizayn etmek
Egyptian Mısır
emperor imparator
empire imparatorluk
exchange information bilgi alışverişi
experience deneyim
explore keşfetmek
express preference ekspress tercihi
give reasons gerekçe
historic tarih
historic sites tarihi yerler
historical tarihi
hostel pansiyon
island ada
language dil
liberty özgürlük
location konum, yer
majestic mountains büyük dağlar
Mediterranean Akdeniz
memorable unutulmaz
mosque cami
multicultural çok kültürlü
museum müze
Ottoman Osmanlı
palace saray
population nüfus
province il, vilayet
pyramid piramit
recreational activities dinlenme etkinlikleri
sandy beaches kumlu plajlar
scene sahne
seaside sahil
sightseeing vacation gezi tatil
ski resort kayak merkezi
special özel
square kare
statue heykel
structure yapı
temperature sıcaklık, derece
the Caribbean Karayip
tomb mezar
tourist attraction turistik yerler
tower kule
trader tüccar
travel seyahatra
tropical flowers tropikal çiçekler
vacation tatil
various çeşitli
waterfall çağlayan
weather hava
wonder şaşkınlık
worker işçi
ancient antik
incredible inanılmaz
lovely çekici, harika
Niagara Falls Niagara Şelaleleri
build inşa etmek
convenient elverişli, uygun
focal point odak noktası
civilisation medeniyet
junction point kavşak
prophet peygamber
crystal-clear çok berrak
mild ılıman, orta
coast sahil
dessert tatlı
candied chestnut kestane şekeri
accommodation konaklama
all-inclusive resort herşey dahil tatil
architect mimar
architectural mimari
banana trees muz ağaçları
bed and breakfast yatak ve kahvaltı
bridge köprü
budget bütçe
capital sermaye, anapara, başkent
cave mağara
chilly serin, soğuk
church kilise
civilization medeniyet
climate iklim
clock tower saat kulesi
coconut palms hindistan cevizi ağaçları
construct inşa etmek
currency para birimi, döviz
damp nemli
design dizayn etmek
Egyptian Mısır
emperor imparator
empire imparatorluk
exchange information bilgi alışverişi
experience deneyim
explore keşfetmek
express preference ekspress tercihi
give reasons gerekçe
historic tarih
historic sites tarihi yerler
historical tarihi
hostel pansiyon
island ada
language dil
liberty özgürlük
location konum, yer
majestic mountains büyük dağlar
Mediterranean Akdeniz
memorable unutulmaz
mosque cami
multicultural çok kültürlü
museum müze
Ottoman Osmanlı
palace saray
population nüfus
province il, vilayet
pyramid piramit
recreational activities dinlenme etkinlikleri
sandy beaches kumlu plajlar
scene sahne
seaside sahil
sightseeing vacation gezi tatil
ski resort kayak merkezi
special özel
square kare
statue heykel
structure yapı
temperature sıcaklık, derece
the Caribbean Karayip
tomb mezar
tourist attraction turistik yerler
tower kule
trader tüccar
travel seyahatra
tropical flowers tropikal çiçekler
vacation tatil
various çeşitli
waterfall çağlayan
weather hava
wonder şaşkınlık
worker işçi
ancient antik
incredible inanılmaz
lovely çekici, harika
Niagara Falls Niagara Şelaleleri
build inşa etmek
convenient elverişli, uygun
focal point odak noktası
civilisation medeniyet
junction point kavşak
prophet peygamber
crystal-clear çok berrak
mild ılıman, orta
coast sahil
dessert tatlı
candied chestnut kestane şekeri
ADVENTURES KONUSUNDAKİ BİLİNMEYEN KELİMELER
rafting rafting
trekking doğa yürüyüşü
rock–climbing kaya tırmanışı
parachute diving paraşütle dalmak
swimming yüzmek
cycling bisiklet sürmek
running koşmak
caving mağaracılık
ice–climbing buz tırmanışı
canoeing kano
hard zor
easy kolay
tiring yorucu
boring sıkıcı
entertaining eğlenceli
dangerous tehlikeli
challenging büyüleyici
fascinating etkileyici
heart-stopping kalp durması
safety güvenli
protect korumak
injured yaralı
helmet kask
first-aid ilk yardım
basic medical treatment temel tıbbı tedavi
a hard hat to protect your head başını korumak için sert şapka
the state of not being dangerous or harmful tehlikeli ya da zararlı olmama durumu
extremely shocking or exciting tamamiyle şok edici ve heyecan verici
hurt or in pain incinmek ya da acı içinde olmak
to keep someone from something dangerous or bad birini tehlikeli bir durumdan kurtarmak
adventure sport macera sporu
extreme sports sıradışı sporlar
following sıradaki
safety item güvenlik teçhizatları
ankle ayak bileği
proper footwear uygun ayakkabı
first-aid kit ilk yardım kiti
adrenalin seeker adrenalin arayanlar
brackets parantez
comparison karşılaştırma
concept kavram
consider düşünmek
decide on karar vermek
eye-catching göz alıcı
freedom özgür
hang gliding deltakanatla uçuş
hot air balloon ride sıcak hava balonuyla uçuş
kayaking kayak
manufacturer üretici
movements hareket
mysterious gizemli
narrative öykü
nature doğa
parkour runner parkur koşucusu
real size gerçek boyut
reason sebep
scenery manzara
scuba diving oksijen tüpüyle dalış
skateboarding kaykay
skillful yetenekli, kabiliyetli
suitable uygun

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2251
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

İNGİLİZCE 8.SINIF TÜM ÜNİTELERİN KELİMELERİ

Mesaj  Admin Bir Paz Mart 27, 2016 8:30 am

8. Sınıf 1. Ünite Friendship Kelime Listesi

İNGİLİZCE KELİME
TÜRKÇE ANLAMI
have party parti düzenlemek
go for a walk yürüyüşe çıkmak
go to the movie / concert sinemaya / konsere gitmek
study together birlikte çalışmak
eat out dışarıya yemeğe çıkmak
play computer game bilgisayar oyunu oynama
watch movie at home evde film izlemek
chit-chat sohbet etmek
romance romantik film
comedy komedi filmi
sci-fi bilim-kurgu filmi
thriller gerilim
go out of town / city şehir dışına çıkmak
meet friend arkadaşla buluşmak
visit relatives akrabaları ziyaret etmek
go to the shopping mall alışveriş merkezine gitmek
study for exam sınava çalışmak
barbecue mangal / ızgara
birthday party doğum günü partisi
volleyball tournament voleybol turnuvası
picnic piknik
tennis match tenis maçı
nature walking doğa yürüyüşü
soccer match futbol maçı
bicycle race bisiklet yarışı
computer game tournament bilgisayar oyunu turnuvası
play soccer futbol oynama
back up = help somebody desteklemek, yardımcı olmak
buddy dost, arkadaş
count on = depend on somebody birine güvenmek
get on well with biriyle iyi geçinmek
stranger yabancı
have something in common with someone biriyle ortak noktası olmak
have the same interest aynı ilgi alanlarına sahip olmak
visit for a short time = call on kısa süreli ziyarette bulunmak
glad hoşnut, mutlu, memnun
promise söz vermek
swear and içmek, yemin etmek
imagine = think of düşünmek
depressed or sad = feel blue kederli, üzgün, keyifsiz
close friend yakın arkadaş


8. Sınıf 2. Ünite Teen Life Kelime Listesi

İNGİLİZCE KELİME
TÜRKÇE ANLAMI
hiking yürüyüş yapmak
mountain biking dağ bisikleti sporu
bossaball şişme trambolin üzerinde oynanan bir oyun
snow shoeing kar raketi yürüyüşü
zorbing büyük şişme bir topun içerisinde eğimli bir arazide yuvarlanarak yapılan spor
snow tubing kar tüpü üzerinde kayma
cycling bisiklet sürme
exciting heyecan verici
unusual alışılmadık, olağan dışı
trendy son moda
ridiculous gülünç
boring sıkıcı
hang out with friends arkadaşlarla vakit geçirmek, takılmak
good at / bad at bir şeyde iyi olmak / kötü olmak
fix tamir etmek
rest dinlenmek
energetic enerjik
loud yüksek sesli
unbearable dayanılmaz, çekilmez, katlanılamaz
martial art dövüş sanatları
magazine dergi
interesting ilginç
bike, bicycle bisiklet
mudguard çamurluk
seat sele, koltuk
handlebar bisiklet gidonu, yönelteci, direksiyonu
pedal pedal
chain zincir
tire lastik
gear vites
brake fren
brake lever el freni, fren kolu
frame bisiklet kasası


8. Sınıf 3. Ünite Cooking Kelime Listesi

İNGİLİZCE KELİME
TÜRKÇE ANLAMI
cauliflower karnabahar
zucchini kabak
corn mısır
green pepper yeşil biber
eggplant patlıcan
cabbage lahana
carrot havuç
mushroom mantar
garlic sarımsak
onion soğan
rice pirinç, pilav
orzo arpa şehriye
pistachio antep fıstığı
vegetable oil bitkisel yağ
flour un
sugar şeker
salt tuz
baking powder kabartma tozu
oat yulaf
bread ekmek
butter tereyağ
jam reçel
dough hamur
chicken tavuk
sheep koyun
lamb kuzu, kuzu eti
beef sığır eti
dessert tatlı
tasty lezzetli
yeast maya
heat ısıtmak
melt erimek, eritmek
bake fırında pişirmek
roast fırında kızartmak
steam buharda pişirmek
grill ızgara yapmak
peel kabuğu soymak
slice dilimlemek
cut kesmek
chop doğramak
dice küp küp kesmek
pour dökmek
mix karıştırmak, çırpmak
fry kızartma
frying pan kızartma tavası
mixing bowl karıştırma kabı
rolling pin merdane, oklava
cattle çaydanlık
traditional dish yöresel yemekler
first ilk olarak
second ikinci olarak
then sonra
after that ondan sonra
finally son olarak
boil kaynamak, kaynatmak


8. Sınıf 4. Ünite The Communication Kelime Listesi

İNGİLİZCE KELİME
TÜRKÇE ANLAMI
write a letter mektup yazmak
text a message (cep telefonundan) mesaj yazmak
leave a voicemail sesli mesaj bırakmak
make a phonecall (cep telefonundan) arama yapmak
send a fax faks göndermek
send an e-mail e-posta göndermek
leave a message note mesaj bırakmak
use social networks sosyal ağları (Facebook, Twitter vb.) kullanmak
speak face to face yüz yüze konuşmak
communication iletişim
exhibition sergi
teenager genç
sign language işaret dili
mobile phone cep telefonu
smart phone akıllı telefon
touchscreen dokunmatik ekran
display ekran
translate çeviri, tercüme
contain içermek, kapsamak
gadget alet


8. Sınıf 5. Ünite The Internet Kelime Listesi

İNGİLİZCE KELİME
TÜRKÇE ANLAMI
make new friends yeni arkadaşlar edinme
make online friends internetten arkadaşlar edinme
search for information bilgi edinmek için araştırma yapmak
research for school projects okul projesi için araştırma yapmak
do shopping alışveriş yapmak
do online shopping İnternetten alışveriş yapmak
practice English İngilizce çalışmak
social network sosyal ağ (Facebook, Twitter vb.)
account hesap
attachment ek (iletiye eklenen dosya vb.)
comment yorum
confirm onaylamak
download indirmek
upload yüklemek
login / log on (hesaba) giriş yapmak
logout / log off (hesaptan) çıkış yapmak
accept onaylamak, kabul etmek
refuse reddetmek, kabul etmemek
password şifre, parola
share photos fotoğraflar paylaşmak
register kaydolmak, hesap oluşturmak
search engine arama motoru (Google, Yandex vb.)
web browser internet tarayıcı
internet connection internet bağlantısı
web site internet sitesi
software yazılım
hardware donanım
hard disk drive sabit disk sürücüsü
processor işlemci
interaction interaktif, etkileşimli
online – offline çevrim içi – çevrim dışı
face to face yüz yüze
keep in touch irtibatta kalmak
addict bağımlı, düşkün
chart çizelge, grafik, tablo
get information bilgi almak
check sport scores spor skorlarını kontrol etmek


8. Sınıf 6. Ünite Adventures Kelime Listesi

İNGİLİZCE KELİME
TÜRKÇE ANLAMI
sky diving gökyüzü dalışı, uçaktan atlama
kayaking kanoda gitme
canoeing kano gezintisi yapma
rafting rafting sporu
hang gliding Delta kanat denen kanatlarla yapılan bir hava sporu
motor racing motorsiklet yarışı
caving mağaracılık sporu
skateboarding kaykay sporu
challenging mücadeleci
dangerous tehlikeli
fascinating büyüleyici
entertaining eğlenceli
easy kolay
hard zor
extreme sports yüksek riski olan tehlikeli sporlar
vacation tatil
mysterious gizemli
scuba diving tüple dalış
trip gezi
trekking doğa yürüyüşü sporu
rock climbing kaya tırmanışı
adventure macera
tiring yorucu
boring sıkıcı
heart-stopping nefes kesen
safety güvenli
protect koruma
injured yaralı
helmet kas
first-aid ilk yardım
sightseeing turistik yerleri gezip görme
souvenir hediyelik eşya


8. Sınıf 7. Ünite Tourism Kelime Listesi

İNGİLİZCE KELİME
TÜRKÇE ANLAMI
historic tarihi
ancient antik, eski
fantastic fantastik
interesting ilginç
fascinating büyüleyici
incredible inanılmaz
lovely şirin, sevimli
amazing şaşırtıcı
architecture mimari
building bina
scenery manzara
spectacular muhteşem
province eyalet
trader tüccar
focal odak
civilization medeniyet
junction kavşak
climate iklim
chilly serin
damp nem, nemli
recreation dinlence, eğlence
traditional geleneksel
all-inclusive her şey dahil
resort tatil yeri
island ada
mild yumuşak
temprature sıcaklık
memorable unutulmaz
warm sıcak
cuisine yenek pişirme sanatı
accomodation kalacak yer
budget bütçe
skyscraper gökdelen
castle kale
monastery manastır
tower kule
beach sahil
bridge köprü
palace saray
mosque cami


8. Sınıf 8. Ünite Chores Kelime Listesi

İNGİLİZCE KELİME
TÜRKÇE ANLAMI
wash the dishes bulaşıkları yıkamak
make the bed yatağı toplamak
do the laundry çamaşır yıkamak
load / empty the dishwasher bulaşık makinesini doldurmak / boşaltmak
set the table sofra kurmak
clean up the house evi temizlemek
dust the shelves rafların tozunu almak
vacuum the floor yerleri (elektrikli süpürgeyle) süpürmek
cook the meals yemek pişirmek
take out the garbage çöpü atmak
do the ironing ütü yapmak
hang out the washing çamaşır asmak
mop the floors yerleri paspaslamak
water the plants çiçekleri sulamak
sweep süpürmek
tidy düzeltmek, toparlamak
responsible sorumlu
weed yabani ot


8. Sınıf 9. Ünite Science Kelime Listesi

İNGİLİZCE KELİME
TÜRKÇE ANLAMI
discover keşfetmek
discoverer kaşif, keşfeden
discovery keşif, keşfedilen
invent icat etmek
inventor mucit, icat eden
invention icat
compass pusula
water screw su vidası
light bulb ampul
aircraft uçak
design dizayn, tasarım
develop geliştirmek
science bilim, fen
scientific bilimsel
scientist bilim adamı
patient sabırlı, hasta
outstanding göze çarpan, belirgin
experiment deney
disease hastalık
cosmonaut kozmonot
substance madde
glacier buzul
global warming küresel ısınma
physicist fizikçi
chemical kimyasal
chemist kimyager, eczane
engineer mühendis
geneticist genetik uzmanı


8. Sınıf 10. Ünite Natural Forces Kelime Listesi

İNGİLİZCE KELİME
TÜRKÇE ANLAMI
tornado kasırga
drought kuraklık
avalanche çığ
hurricane hortum
earthquake deprem
flood sel
landslide heyelan, toprak kayması
disaster felaket, afet
eruption patlama
injury yara, hasar, zarar
damage hasar
waste atık
shortage kıtlık
reduce azalmak
greenhouse sera
public transportation toplu taşıma
pollution kirlilik
rainfall yağış miktarı
forest orman
desert çöl
river nehir
overflow taşkın
dam baraj
flashflood su baskını
volcanic eruption volkanik patlama
blizzard tipi, şiddetli kar fırtınası
recycle geri dönüşüm

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2251
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İNGİLİZCE 8.SINIF TÜM ÜNİTELERİN KELİMELERİ

Mesaj  Sponsored content Bugün 1:56 am


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz