Kalple İlgili Her Şey

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

DOMATES DAMAR TIKANIKLIĞINI ÖNLÜYOR,Vertigo,UNUTKANLIK ,ŞEKER BİTKİSEL TEDAVİ

Mesaj  Admin Bir C.tesi Eyl. 12, 2009 9:41 am



Domates damar tıkanıklığını önlüyor



Etiketler: damar tıkanıklığını önleyen yiyecekler, doğum kontrol hapı kullanan kadınlar, domates çekirdeği, domatesin faydaları



Daha önce kansere karşı etkili olduğu belirlenen domatesin bir faydalarına bir yenisi eklendi. Bilimadamları domatesin kanı daha akışkan hale getirerek damar tıkanıklığı ve daralmasını engellediğini açıkladı. Domates suyu da benzer bir etki yaratıyor.
Daha önce kansere karşı etkili olduğu belirlenen domatesin bir faydalarına bir yenisi eklendi. Bilimadamları domatesin kanı daha akışkan hale getirerek damar tıkanıklığı ve daralmasını engellediğini açıkladı. Domates suyu da benzer bir etki yaratıyor.
Vücutta bir yara açıldığı zaman kanın pıhtılaşmasını sağlayarak kan kaybını engelleyen kan pıhtısı hücreleri çok yoğun olduğu zaman damar tıkanıklığı ve daralmasına neden olabiliyor.
Bazı kişilerde de pıhtılaşmayı sağlayan ‘Platelet’ maddesi çok yoğun olarak bulunuyor, bu da damardaki kan akışını giderek zayıflatıyor ve zamanla damar tıkanıklığına neden oluyor. Yapılan araştırmalar domateste bulunan bir maddenin pıhtı hücrelerinin neden olduğu kan yoğunluğunu azalttığını ve kanı daha akışkan hale getirdiğini gösterdi.
SUYU DA YARARLI
Sonuçları İngiliz Platelet dergisinde yayınlanan araştırmaya göre; domatesin çekirdeğinin çevresindeki sarı sıvı işte bu etkiyi yaratıyor. Yani domates yemek ve domates suyu içmek faydalı. Üstelik domatesin kanı akışkan hale getiren ilaçlar gibi yan etkileri de yok.
Hemen bol sirkeli ve limonlu bir salata ye!Sirke aluç sirkesi ya da elma sirkesi olursa daha iyi olur.1 Adet elma yiyorsun.1 saat sonra 1 elma yiyorsun.3yıl önce ben de anjiyo oldum.%30 kalp damarlarında daralma.Kendine çok dikkat edeceksin.Ayaklarını üşütmeyeceksin.Yeşil çay içeceksin.Şekersiz yeşil çay demle iç.Kalp damarlarındaki daralmayı önler.Stres yasak!Düz halıya yatıp ayak hafif yukarıda olacak.Şu an yaşadığına göre çok ciddi bir şey yok!Uyumadan önce Ph ı 6.8 üzeri 1 bardak su iç öyle uyu.İnşAllah iyileşeceksin.
Ayrık otunu 5 dakika kaynatıp için.Bu damar içi kireçlenmeyi önler.
Ada çayı damar için faidelidir.
Melisa ve kantaron çayı da kalp ve damar için faidelidir.Üzüm çekirdeği de çok iyi gelir.

Yasal Uyarı: Uyarı: Bu sayfada yer alan bilgilerin hiç biri doktor önerisi niteliğinde bilgi değildir ve hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik tanı, teşhis ve tedavi gibi amaçlar için olarak kullanılmamalıdır.

Vertigo Belirtileri nelerdir?
        Vertigonun en sık karşılaşılan belirtisi baş dönmesi, kulak çınlamasıdır.  Vertigo çok şiddetli olduğunda hastalarda gözlerde sıçrayıcı hareket, bulantı ve kusma, ayakta duramama şeklinde belirtiler de olabiliyor. Sonuçta insanın ayağının altından yer kayıyormuş gibi hissetmesi veya bir yana kayma gibi belirtilerle devam eder.

Vertigo Neden Meydana Gelir?

Vücudumuzun denge ve hareket halinde kalmasını sağlayan organlarımız kulak ve beyinciktir. Bu sebeple, bu organlarımızda meydana gelen bir arızada vertigo hastalığı oluşmaktadır. Göz, kulak ve beyincik organımıza bağlı olarak meydana gelecek muhtemel rahatsızlıkları sıralayalım.
• İç kulakta bulunan denge organı ile ilgili bir rahatsızlık,
• Meniere hastalığı: İç kulakla ilgili bir rahatsızlıktır. Genelde baş dönmesinin yanı sıra bulantı, kusma ve kulak çınlaması eşlik ediyor. Atakların tekrarı halinde işitme kaybı olur,
• Beyin sapı- beyincik birleşme bölgesindeki bir tümör gelişiminde vertigo meydana gelebilir. Çünkü bu bölgede denge siniri bulunur ve tümörün bu sinire baskı yapması sonucu ortaya çıkabilir.
• Multiple Skleroz (MS) hastalığı,
• Kalp hastalıkları,
• Ağır kansızlıklar,
• Metabolik bozukluklar,
• Boyun kemiklerinde bozulmalar ve kireçlenmeler de beyin sapı ile beyinciği besleyen damarları sıkıştırarak vertigo yapabiliyor.
• Bazı psikiyatrik,
• Yaşlı ve birçok hastalığı olanlar, (özellikle diyabet gibi),
• ÜSYE (üst solunum yolu enfeksiyonları) sonrası iç kulak tutulumu,
• Vestibüler Nörinit (İç kulaktaki denge ile ilgili sinyalleri beyine ulaştıran sinirin iltihaplanması),
• Kronik orta kulak iltihaplarının iç kulağa yayılması (labirentit),
• Menenjit veya diğer ateşli hastalıkların içkulağı etkilemesi,
• İç kulakta veya iç kulak sinirindeki tümöral hastalıklar

Yukarıda sayılanlardan da anlaşılacağı gibi hastalığın kaynağının büyük çoğunluğu kulağa bağlı olan rahatsızlıklardır.
Vertigo İçin Şifalı Bitkiler;


Her derdin dermanı doğada mevcut olduğu gibi vertigo' nun da şifası doğada verilmiştir. Vertigo için şifalı bitkiler Isırgan Otu ve Sarı Ballıbaba bitkileri şeklinde sıralanır. Sarı Ballıbaba bitkisini çay demler gibi demleyip içerseniz baş dönmelerinizin azalacağını göreceksiniz.
KURU SOĞAN  DÖRDE BÖLÜNÜR VE HAŞLANIR.SUYU İÇİLİR.BU KADINLARDA ERKEN MENOPOZ İÇİN DE FAYDALIDIR.

Baş dönmesi Vertigo için bitkisel kürler:

*Bir litre suyun içine iki çorba kaşığı kişniş katılıp kaynatıldıktan sonra süzülerek bir çay fincanı içilir.

*Bir fincan kaynar suyun içine bir çay kaşığı civanperçemi katılıp demlenmesi için kısa bir süre bekletildikten sonra içilir.

*Bir fincan kaynar suyun içine bir çay kaşığı anason katılıp demlenmesi için kısa bir süre bekletildikten sonra içilir

*Dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çay kaşığı çörek otu bir tatlı kaşığı süzme bal ile karıştırılıp yutulur.

SARAÇOĞLU'NDAN VERTİGO HASTALIĞINA KÜR TARİFİ

Baş dönmesi, mide bulanması, kulak çınlaması gibi belirtileri görülen Vertigo hastalığı günümüzde özellikle yoğun iş temposunda çalışan ve stresli ortamlarda bulunan kişilerde sıkça görülüyor. İlaç tedavisini aksatmamak gerektiğini vurgulayan Saraçoğlu, 2 hafta süreyle bu kürün kullanıldığı takdirde bile büyük rahatlama olacağının altını çizdi.

''1 bardak suda, 1 tutam (5 gr kadar) çoban çantası ve bir tutam testere dişli aslan pençesi otu 5-6 dakika kaynatılıcak. Kaynatılan bu kür süzüldükten sonra ılımaya bırakılacak.Vertigo hastalığına oldukça etkili olan bu kürden, ilk hafta sabah akşam 1 bardak, ikinci hafta günde 1 kere tüketerek hastalığın verdiği baş dönmesi, mide bulantısı, denge problemi gibi şikayetlerden yavaş yavaş kurtulduğunuzu farkedeceksiniz.
Ayrıca bir soğanı ikiye bölüp haşlayın.İçin.

Unutkanlığı Gideren Besinler

Ahududu: Zihin yorgunluğunu gidererek unutkanlığı gidermede yardımcı olur.

Bitter Çikolata: İçerisindeki Flavon maddesi ile beyindeki kan akışını hızlandırarak beyin hücrelerini yeniler.

Ceviz: Yüksek miktarda Omega 3 yağ asidi içerir. Güçlü bir hafızaya sahip olmak için günde mutlaka 3 tane ceviz yenmelidir.

Balık: Omega 3 açısından çok zengindir. Alzheimer ( bunama hastalığı ) hastalığı ile savaşır. Haftada 2 kere yenmesi tavsiye edilmektedir. Güçlü bir hafıza için en az haftada 1 kere tüketmek gerekir.

Kuru Üzüm: Kuru üzüm güçlü bir hafıza için birebirdir. Zihni kuvvetlendirerek unutkanlığı giderir.

Ciğer: Beyni ve sinir hücrelerini besler. Bunamaya karşı oldukça etkilidir. Unutkanlıktan kurtulmak için mutlaka tüketilmesi gereken besinlerden biridir.

Bu harika besinleri düzenli olarak mutlaka tüketmemiz gerekiyor. Burada düzenli olarak tüketmek ifadesi çok önemlidir.
ŞEKER BİTKİSEL TEDAVİ:

Kekik çayı içilir.
Ceviz ye.
Ayran iç.Doğal ayran.
Çavdar  ekmeği ye.
Ispatan su teresi ye.
Çörek otunu tarçınla  ye.
Ökse otunu soğuk suda demle ve iç.
Sebzelerden lahana, tere, soğan, marul, salatalık, turp, domates, patlıcan ve yerelması tavsiye edilir.
Meyvelerden ise ekşi elma, limon, greyfurt, yeşil erik, koruk gibi ekşi olanlar tercih edilmelidir.
Okaliptus : 1 litre kaynar suya, 1 yemek kaşığı yaprak konur. 15 dakika demleyip süzülür ve her yemekten önce 1 çay bardağı içilir.
Karadut Yaprağı : 1 çay bardağı sıcak suya, 1 tatlı kaşığı hulasası konur. Yemeklerden önce içilir.
Ceviz Yaprağı : 1 litre kaynar suya, 1 yemek kaşığı yaprak konur. 15 dakika demleyip süzülür ve her yemekten önce 1 çay bardağı içilir.
Ardıç Tohumu : 30 gr. ardıç, 1 litre< suya atılır, 10 dakika kaynatılıp, 15 dakika demlenir ve süzülür. Yemeklerden sonra 3-4 çay bardağı içilir.
Bamya Suyu,Yüksek Şekeri Düşürüyor..! * Denemekte FAYDA VAR ..! Bu bilğilerde, Hollanda'dan gelen bir tavsiye. * Denemekte fayda var çünkü zararlı bir yöntem değil. DİABETİ DÜŞÜRME YOLU, * " Dilimler halinde doğradığınız bamyayı bir bardak su içine koyun. Bardağın ağzını kapatın ve oda sıcaklığında gece boyunca bekletin. Kahvaltıdan önce dilimlenmiş Bamyaları çıkararak suyu için. İki hafta boyunca tekrarlayacağınız bu işlem sonucu şeker seviyesinin düştüğünü göreceksiniz...." Şifa niyetine..!
SEVDİKLERİNİZ DE OKUSUN DİYE LÜTFEN PAYLAŞALIM.
Şeker Hastalığı Karahindiba Kökü Kürü
Yabani karahindiba Kökünü, 100 gr zeytin yağının içinde, 2 gün bekletin. Elde ettiğiniz yağlı suyu, biraz ısıtın. Sabahları veya akşam yatmadan önce, aç karnına 1 tatlı kaşığı için.
Ahmet Maranki Şeker Hastalığı Enginar Yaprağı Kürü
200 Gr kaynayan suya 5 gr kurutulmuş enginar yaprağını koyup kaynatın. 3 hafta kullanın. ayrıca kurutulmuş 1 adet enginar yaprağını, demlemiş olduğunuz çayın içine atarak da içebilirsiniz.
Şeker Hastalığı Zeytin Yaprağı Kürü 1 LT suyun içine 1 avuç ince kıyılmış taze zeytinyaprağını koyup, 5 dakika kaynatın. bir süre demlendirdikten sonra, Sabah akşam 1 er fincan için.
Ahmet Maranki Şeker Düşürücü bitkiler
Lahana, Turp, Tere ve domates şeker düşürücü bitkilerdir. Lahana Suyunu sıkın için, Tere yiyin. Domates tüketin. ama bütün bunları mevsiminde tüketmeye gayret edin.
Zeytin Yaprağı Kürü:

– Şeker hastalığı ve bitkisel tedavisi için, enginar yaprakları, Ceviz yaprakları ve maydanoz karıştırılarak kaynatıldıktan sonra günde 1 su bardağı içilebilir.

-Çörek otu, misvak, sinameki ve kekik karışımı kaynatılır ve günde 3 su bardağı kadar içilebilir.

-Şeker hastalığı ve bitkisel tedavisi için, ekşi yoğut ile birlikte cacık tüketilebilir. Ekşi nar, dağ eriği yani çakal eriği ve limon tüketilmelidir.

– Şeker hastalığı ve bitkisel tedavisi için, ıspanak, enginar, taze fasulye, karnıbahar ve yer elması tüketilmelidir. Salatalık şekeri dengeler ve karaciğeri serinletir. Bol bol salatalık tüketin.

– Şeker hastalığı ve bitkisel tedavisi için, mersin yaprağı, böğürtlen yaprağı ve ısırgan yaprağı karıştırıp kaynatın ve günde 3 su bardağı kadar için. Hindiba ve ayrık kökü karışımını kaynatın ve günde 1 su bardağı kadar için.

– Şeker hastalığı ve bitkisel tedavisi için, kekik ve zeytin yapraklarını eş miktarda karıştın ve tıpkı ıhlamur kaynatır gibi hazırlayarak gün içerisinde 3 su bardağı kadar içmeye özen gösterin. Bu kür şeker hastalığına iyi gelir. Bu kür uygulanırken bazı şeker hastalarında şeker yükselir ve ardından inişe geçmektedir. Bu yüzden kullanmayı bırakmadan devam etmelisiniz.
BAŞKA BİR ÇÖZÜM:
1. 100gr BUĞDAY
2. 100gr ARPA
3. 100gr ÇÖREK OTU
4. 100gr ACI ÇAM SAKIZI

KULLANMA ŞEKİ :

YUKARDAKİ MİKTARLAR HARMAN YAPILIP ÜZERİNE 2 LİTRE SU İLAVE EDİLEREK ATEŞTE 10 DAKİKA KAYNATILDIKTAN SONRA İNCE SÜZGEÇLE BİR CAM SÜRAHİYE KONULACAK VE HASTA 40 GÜN SÜRE İLE SABAH AÇ KARNINA 1 FİNCAN İÇECEKTİR .40 GÜN TAMAMLANDIKTAN SONRA GÜN AŞIRI 3 GÜN DAHA İÇMEYE DEVAM ETTİKTEN SONRA TEDAVİ SÜRESİ TAMAMLANMIŞ OLACAKTIR
BU İŞLEMLERDEN SONRA DAHA ÖNCE YEMESİ YASAK OLAN HERŞEYİ ALLAH (CC) NUN İZNİYLE ÇEKİNMEDEN YİYEBİLECEKTİR ÇÜNKÜ HASTALIK TAMAMEN GEÇMİŞ OLACAKTIR

NOT: ÇAM SAKIZI DIŞINDA KALANLARIN KAYNETILAMADAN ÖNVE KIRILARAK VEYA EZİLEREK KAYNATILMASI DAHA YARARLI OLACAĞINI LÜTEFEN UNUTMAYALIM.
ŞİFA BULMAYA BAŞLADIĞINDA FAKİR BİR AKRABA VEYA KOMŞUNUZA SADAKA VEREREK ŞÜKRÜNÜZÜ EDA EDİNİZ.

Böğürtlen
Adaçayı
At kuyruğu (kırkkilit otu) da faidelidir.

rof. Dr. İbrahim Saraçoğlu‘nun tarifini verdiği bu kür kalp ve damar sağlığı için çok faydalı. Bu kürü kalp damar tıkanıklığına karşı mutlaka uygulayın. İçerisinde maydanoz, sarımsak, limon ve su gibi evimizde kolaylıkla bulunan malzemelerle hazırlayacağınız bu karışım kalp ve damar sağlığınızı koruyacak.
İbrahim Adnan Saraçoğlu’nun bizlerle paylaştığı tarifini vereceğimiz maydanoz limon sarımsak kürü yılda 1-2 defa uygulamanız kalp ve damar sağlığınız için yeterli olacaktır. İşte maydanoz, limon ve sarımsaktan oluşan bu karışımın faydaları; İbrahim Saraçoğlu kürlerinden alıntıdır….

Maydanoz – Limon – Sarımsak Kürü Hangi Hastalıklara Karşı Kullanılır, Neye İyi Gelir – Faydaları Nelerdir?
* Kalp damarlarının içten yağ bağlamasını önler.
* Kalp damarlarında plak oluşumunu önler.
* Kalbi besleyen damarların daralmasını ve tıkanmasını önleyicidir.
* Kan dolaşımını güçlendirir.
* Kalp damarlarını açar.
* Kalp damar tıkanıklığını tedavi edicidir.

İbrahim Saraçoğlu yukarıda belirtilen tüm bu hastalıklara karşı maydanoz sarımsak limon kürünü şiddetle tavsiye etmiştir. Şimdi gelelim kür yapımı için lazım olan malzemelere;
Malzemeler:
* 1 diş sarımsak
* 10-12 tane taze maydanoz
* 2 yemek kaşığı taze sıkılmış limonun suyu
* Yarım su bardağı klorsuz su

-------- Sponsorlu İçerik --------
Not: Sarımsakların kahverengileşmemiş olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca maydanozlar yeşili ve taze olmalıdır. Sararmış maydanozu kullanmayınız.

Damar Tıkanıklığına Karşı Maydanoz – Limon – Sarımsak Kürü Nasıl Hazırlanır?
Kalp ve damar tıkanıklığını karşı kullanacağınız bu karışımı hazırlarken bir mutfak robotu veya blender’ a ihtiyacınız olacak. İlk olarak maydanozları saplarıyla birlikte bir kaç parçaya ayırarak robota atın. Üzerine limon suyunu ilave edin. Sarımsağı bıçakla doğrayarak karışımın içerisine ilave edin. Ardından yarım bardak suyu da ilave ettikten sonra robotunuzu çalıştırın. Yaklaşık olarak 1 -1 buçuk dakika robotunuzu çalıştırın. Hazırladığınız bu karışımı kahvaltıdan yaklaşık 20 dakika önce aç karnına için. Damar tıkanıklığına karşı müthiş bir tedavi edici özelliğe sahiptir.

Bu kürün uygulama şekli günden güne farklılık göstermektedir. Küre başladığınız ilk 3 gün sarımsaklı olarak, ikinci 3 gün sarımsaksız ve son 3 gün ise yine sarımsaklı olarak uygulanır. 9 gün uyguladıktan sonra 3 gün ara verin. 3 gün ara verdikten sonra tekrar 9 gün aynı şekilde uygulayın ve kürü sonlandırın.

Maydanoz Limon Sarımsak Kürünün Zararı Var Mıdır?
Eğer düşük tansiyona sahipseniz bu kür tansiyonu bir miktar düşürebilmektedir. Bu sebeple düşük tansiyonlu olanların damar tıkanıklığı kürünü uygularken dikkat etmesi gerekir. Organik Günler okurları ile paylaştığı kür tarifi için sayın Saraçoğlu hocamıza teşekkür ederiz.
Yazın bol bol DOMATES YEYİN!

Yasal Uyarı: Uyarı: Bu sayfada yer alan bilgilerin hiç biri doktor önerisi niteliğinde bilgi değildir ve hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik tanı, teşhis ve tedavi gibi amaçlar için olarak kullanılmamalıdır.
Damar Temizleyen Besinler
Damarları Temizlemek İçin ve Damar Tıkanıklığını Önlemek İçin Tüketmeniz Gereken Besinler Listesi
Kalp hastalıkları gün geçtikçe sağlığımızı daha çok tehdit etmeye başlıyor. Dengesiz ve yanlış beslenme neticesinde tıkanan damarlar ölüm risklerini malesef ki artırıyor. Bu yazımızda sevgili Bilgi Doktoru okurlarımıza damarları temizleyen besinler hakkında bilgi vereceğiz…

Acai üzümü
Bilhassa kolesterolü düşüren acai meyvesi kan akışını dengelemesi sebebiyle kalp için çok yararlıdır.

Tarçın
Tam bir Antioksidan kaynağı olan tarçın, kandaki şekerin düşmesini sağlayarak damarlar için çok yararlı hale gelir. Günlük 1 çay kaşığı tarçının kandaki yağ oranını yüzde 26 oranında azalttığı belirtilmektedir.

Yeşil çay
Yeşil çay, damarlara zarar veren oksidatif stresi azaltır ve damarların temizlenmesini sağlar. İçerdiği antioksidanlar kolesterolü düşürür ve böylece kalbi korur.

Zeytinyağı

Akdeniz ülkelerinde kalp rahatsızlıklarının görülme oranının daha az olması zeytinyağı kaynaklıdır. İçeriğindeki antioksidanlar sayesinde kanseri engeller ve tansiyonu düşürür.

-------- Sponsorlu İçerikler --------
Brokoli

K vitamini ile lif bakımından zengin olan brokoli, kolesterolü ve tansiyonu düşürür. K vitamini damarlardaki kalsiyum oranını da dengeler.

Badem

E vitamini, çözünebilen lif ile tekli doymamış yağlar bakımından olabildiğince zengin olan badem, içerdiği antioksidanlar sayesinde damarlardaki hasarı önler.

Yulaf

Yulaf, kolesterolü düşürerek damarların temizlenmesine yardımcı olur. Öğünlerinize yulafı ilave etmenizi tavsiye ederiz.

Zerdeçal
Zerdeçal, damarların temizliğinde en faydalı baharatlardan biridir. Bunun yanı sıra damar sertliğini engeller ve yağ depolanmasını önler. Zerdeçalı yemeklere rendeleyerek sürekli tüketebilirsiniz.

Kuşkonmaz
Kuşkonmaz, damarlardaki baskıyı azaltarak kan akışını hızlandırır. Ayrıca damar tıkanıklığı ve enflamasyona da iyi gelmektedir.

Nar
İçerdiği antioksidanlar sayesinde nar, kan akışını arttırır ve damarların tıkanmasını engeller.


avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2476
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 45

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

KALP İÇİN ŞİFALI OTLAR

Mesaj  Admin Bir C.tesi Eyl. 12, 2009 9:34 am



Nar suyu:



Kalifornia Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen bir çalışmada, 3 ay boyunca günde 240 ml narsuyu tüketen kalp damar hastalarında, kalp kasında az kanlanan bölgelerin daha fazla kanlanmaya başladığı görülmüştür. Narsuyunun bunu antioksidan etkisi sayesinde kalp damarlarının içini saran zarın çalışmasını iyileştirerek gerçekleştirdiği düşünülmektedir.

Oleuropein: Zeytin yaprağının içerdiği ana maddedir ve ona keskin tadını verir. Zeytinyağındaki polifenol içeriğinin de ana maddesini oluşturur. Dr. James R. Privitera, zeytin yaprağı ekstresinin, virüs, bakteri ya da mikropların barınması ve çoğalmasına yol açan amino asit üretimini engellediğini, virüslerin hücre zarına müdahalesini önlediğini ve bağışıklık sisteminin mikropları yutma özelliğini arttırdığını göstermiştir. Bunun sayesinde damarların iç yüzeyinin alev alması ve yangı oluşturması  engellenerek damar sertliğinin başlangıç safhalarında önüne geçilebilinir...
Zeytin yaprağı ekstresinin mikrop karşıtı etkisine ek olarak antioksidan etkisi de vardır. Kötü kolesterolün oksitlenmesini engelleyerek kalp damar hastalığının başlangıcını oluşturan endotel tahribatını durdurur. Ayrıca serbest radikalleri avlar. Kalbi besleyen damarları genişleterek kalbe kan akışını arttırır. Kan basıncını düşürür ve kalp atışlarını düzenler.
Sağlıklı bireyler için enerji sağlayıcı ve koruyucu etkisinden faydalanabilmek üzere alınması gereken günlük doz, biri sabah kalkınca, diğeri öğlen yemeğinden 2.5 saat sonra aç karnına alınmak üzere 500 mg’lık 2 kapsüldür. Hastalık durumunda ise doz, her 4 saatte bir ya da iki kapsül 500 mg’lık kapsül olabilmektedir.
Zehirlenmeye yol açan dozu bulunmamakla birlikte, vücutta hızlı bir şekilde çok fazla sayıda mikrop ya da bakterinin ölümüne yol açtığında, Herxheimer reaksiyonu denen, gribal ya da allerjik bir tablo yaratabilir. Ancak bu durum en geç bir hafta içinde geçer. Eğer bu tarz şikayetler gelişirse dozu azaltmakta fayda vardır.


Sarımsak: etken maddesi allisindir. Aynı zamanda kokusunu ve keskin tadını da bu madde verir. Allisin oda sıcaklığında 3 saatte ya da 20 dakikalık pişirme sonrasında parçalanır.
Kolesterolü ve tansiyonu düşürücü etkisi vardır; hafif kan inceltici etkisi de bulunur. Günlük bir diş önerilir; hap formu da mevcuttur.
M.S. ilk yüzyılda Dioscorides sarmısağın “damarları temizlediğini” söylediğine tanık oluruz. 2. Dünya Savaşı’nda mikroplara karşı direnme etkisinden ötürü “Rus penisilini” olarak adlandırılmıştır; çünkü Rus hükümeti bu dönemde ellerindeki antibiyotikler tükenince yerine sarmısağı kullanmıştır.
Sarımsak, toplam kolesterolü %9-12 oranında düşürür; ancak bunun için en az 1 ay kullanılmalıdır. Kötü kolesterolün oksitlenmesi üçte bir oranında azalır. 1-3 ay içinde 1-2 diş sarımsak tansiyonu % 8 oranında düşürür (ortalama 8/5 mmHg).
Çiğ ya da pişmiş 1-2 diş sarımsak ya da 600-900 mg sarımsak tozu günlük yeterli dozlardır.
Ihlamur (tilia europea): Çay olarak içildiğinde stres ve endişe kaynaklı kalp sorunlarına, özellikle atış düzensizliklerine iyi gelir; idrar söktürücü etkisi vardır.


Limon: Stres ve endişe ile ilişkili kalp çarpıntılarında 4 limonun suyunu 250 cc suyla karıştırıp hafif soğutun; hatta balla tatlandırabilirsiniz. Bu karışımdan günde 1-2 bardak içebilirsiniz.
Soğan: Özellikle kırmızı ve sarı soğan “Quersetin” isimli antioksidan maddeden  zengindir. Kan inceltici etkisi vardır; yağlı gıda tüketildiğinde bir dilim soğanın bile faydası olur.


C ve E vitaminleri: Antioksidan alımını arttırmanın en iyi yolu günde 7-9 değişim miktarında meyve ve sebze tüketmektir. E ve C vitaminleri kullanımı ise düşük dozlarda  tercih edilmelidir. Ayrıca bu vitaminlerin kan inceltici ilaçlarla etkileşim gösterdiği unutulmamalıdır.  

Zencefil: Kolesterolü düşürür; kan inceltici ve antioksidan etkisi vardır; sindirimi kolaylaştırır; ancak kan inceltici hapların etkisini arttırarak kanamaya yol açabilir.

Ginkgo: Kan dolaşımını düzenler; özellikle hafıza ve zihinsel işlemlerde kolaylık sağlar; ancak etkileri 3-4 ay sonra ortaya çıkar; kan inceltici hapların etkisini arttırır.

Ginseng: Yaşlanmayı yavaşlattığı, zihinsel ve bedensel kapasiteyi arttırdığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği tarih boyunca gösterilmekle birlikte hipertansiyonlu hastalarda kesinlikle kullanılmamalıdır.

Selenyum: Kalp krizini önlemede ek selenyumun faydası olmadığı gösterilmiştir. En iyi kaynak kabuklu kuru yemişler, tam tahıllı gıdalar ve deniz ürünleridir. Günde 55 mcg alınması yeterlidir ve bu dozu besinlerle zaten alırız. Çin ve Rusya’nın belirli bölümlerinde toprak selenyumdan fakir olduğu için buralarda yaşayanlara selenyum eklenebilir.

Alıç: Almanya’da hafif  kalp yetersizliği bulunanlarda kalp kasını güçlendirici olarak kullanılmaktadır.

Kereviz: Özellikle zihinsel stres sonrası salgılanan bazı hormonları azaltarak tansiyonu düşürür. Etken madde 3-n-bütil fitalid’dir.

Biberiye: borneol içeriğinden ötürü damar genişletici etkisi vardır. Kalbe ve beyne giden kanı arttırır. Spazm önleyici, ağrı giderici, gerginlik azaltıcı ve damar genişletici özelliklerinden ötürü  angina tedavisinde kullanılabilir.

Üzüm çekirdeği ekstresi: flavonoid (OPC) içeriğinden ötürü güçlü bir antioksidandır. Varis tedavisinde kullanılmaktadır.

Yeşil çay: flavonoid  içeriğinden ötürü güçlü bir antioksidandır. Kolesterol ve tansiyonu düşürür; kan inceltici etkisi vardır. Diş çürümelerine ve dişeti hastalıklarına karşı korur. Günde 3 fincan içilmesi önerilmektedir.

Adaçayı: Kan dolaşımını düzenler. Halsizlik ve yorgunluk giderici etkisi vardır. Hastalıklardan toparlanma döneminde iyileşmeyi hızlandırır. Günde üç fincan tüketilebilir.

Oğulotu: Vücudu saran damarları genişleterek tansiyon düşürücü etki gösterir. Spazm giderici etkisinden ötürü sindirim sistemini rahatlatır. Kalp güçlendirici etkisi bulunur. Sinir sistemini rahatlatarak uykusuzluk şikayeti olanlarda yarar sağlar.



Kalp damar hastalarına verilmemesi gerekenler:



Efedra:  Soğuk algınlığı ilaçlarında ve burun damlalarındaki efedrin ve psödoefedrin maddeleri kalp atışlarını ve tansiyonu yükseltir. Ayrıca kilo verme, enerjiyi ve dikkati arttırma gibi nedenlerle de kullanılan efedra, amfetamin benzeri etki yapar; çarpıntı, sinirlilik hali, başağrısı, bulantı ve uykusuzluğa yol açar. Ancak tehlikeli olanı nabzı ve tansiyonu yükselterek ritm bozukluğu ve hipertansiyona yolaçmasıdır.

Glisirhizik asit: Böbreklerden potasyum atılmasına neden olarak kalbin düzensiz atmasına yol açar; kalp atışlarındaki düzensizlik ani ölümle dahi sonuçlanabilir.

Meyankökü: Kalp ilacı kullananlar kesinlikle almamalıdır; tansiyonu yükseltir.



Özellikle digoksin, idrar söktürücü, şeker düşürücü, coumadin gibi kan incelticiler kullanıyorsanız, bitkisel ürünleri kullanmadan önce mutlaka kardiyoloğunuzla görüşmeniz gerekmektedir.

rof. Dr. İbrahim Saraçoğlu‘nun tarifini verdiği bu kür kalp ve damar sağlığı için çok faydalı. Bu kürü kalp damar tıkanıklığına karşı mutlaka uygulayın. İçerisinde maydanoz, sarımsak, limon ve su gibi evimizde kolaylıkla bulunan malzemelerle hazırlayacağınız bu karışım kalp ve damar sağlığınızı koruyacak.
İbrahim Adnan Saraçoğlu’nun bizlerle paylaştığı tarifini vereceğimiz maydanoz limon sarımsak kürü yılda 1-2 defa uygulamanız kalp ve damar sağlığınız için yeterli olacaktır. İşte maydanoz, limon ve sarımsaktan oluşan bu karışımın faydaları; İbrahim Saraçoğlu kürlerinden alıntıdır….

Maydanoz – Limon – Sarımsak Kürü Hangi Hastalıklara Karşı Kullanılır, Neye İyi Gelir – Faydaları Nelerdir?
* Kalp damarlarının içten yağ bağlamasını önler.
* Kalp damarlarında plak oluşumunu önler.
* Kalbi besleyen damarların daralmasını ve tıkanmasını önleyicidir.
* Kan dolaşımını güçlendirir.
* Kalp damarlarını açar.
* Kalp damar tıkanıklığını tedavi edicidir.

İbrahim Saraçoğlu yukarıda belirtilen tüm bu hastalıklara karşı maydanoz sarımsak limon kürünü şiddetle tavsiye etmiştir. Şimdi gelelim kür yapımı için lazım olan malzemelere;
Malzemeler:
* 1 diş sarımsak
* 10-12 tane taze maydanoz
* 2 yemek kaşığı taze sıkılmış limonun suyu
* Yarım su bardağı klorsuz su

-------- Sponsorlu İçerik --------
Not: Sarımsakların kahverengileşmemiş olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca maydanozlar yeşili ve taze olmalıdır. Sararmış maydanozu kullanmayınız.

Damar Tıkanıklığına Karşı Maydanoz – Limon – Sarımsak Kürü Nasıl Hazırlanır?
Kalp ve damar tıkanıklığını karşı kullanacağınız bu karışımı hazırlarken bir mutfak robotu veya blender’ a ihtiyacınız olacak. İlk olarak maydanozları saplarıyla birlikte bir kaç parçaya ayırarak robota atın. Üzerine limon suyunu ilave edin. Sarımsağı bıçakla doğrayarak karışımın içerisine ilave edin. Ardından yarım bardak suyu da ilave ettikten sonra robotunuzu çalıştırın. Yaklaşık olarak 1 -1 buçuk dakika robotunuzu çalıştırın. Hazırladığınız bu karışımı kahvaltıdan yaklaşık 20 dakika önce aç karnına için. Damar tıkanıklığına karşı müthiş bir tedavi edici özelliğe sahiptir.

Bu kürün uygulama şekli günden güne farklılık göstermektedir. Küre başladığınız ilk 3 gün sarımsaklı olarak, ikinci 3 gün sarımsaksız ve son 3 gün ise yine sarımsaklı olarak uygulanır. 9 gün uyguladıktan sonra 3 gün ara verin. 3 gün ara verdikten sonra tekrar 9 gün aynı şekilde uygulayın ve kürü sonlandırın.

Maydanoz Limon Sarımsak Kürünün Zararı Var Mıdır?
Eğer düşük tansiyona sahipseniz bu kür tansiyonu bir miktar düşürebilmektedir. Bu sebeple düşük tansiyonlu olanların damar tıkanıklığı kürünü uygularken dikkat etmesi gerekir. Organik Günler okurları ile paylaştığı kür tarifi için sayın Saraçoğlu hocamıza teşekkür ederiz.




Yasal Uyarı: Uyarı: Bu sayfada yer alan bilgilerin hiç biri doktor önerisi niteliğinde bilgi değildir ve hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik tanı, teşhis ve tedavi gibi amaçlar için olarak kullanılmamalıdır.

Doç. Dr. Ayşe EMRE
Siyami Ersek Kalp Merkezi
Kardiyoloji Şef Yrd.


En son Admin tarafından C.tesi Ara. 31, 2016 12:59 am tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2476
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 45

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Kalp sağlığı için tavsiyeler,GUATIR,ÇIKIK:BURKULMA,ASTIM BİTKİSEL TEDAVİ

Mesaj  Admin Bir C.tesi Eyl. 12, 2009 9:13 am

Değiştirilebilen Risk Faktörleri
1- Sigara tüketimi
Kalp damar hastalıklarından ve bu hastalıkların yol açtığı ölümlerden korunmak için atılacak ilk adım sigara ve dumanından uzak durmaktır. Çünkü sigara tüketimi hastalık riskini iki kat arttırmaktadır.
Sigara dumanıyla birlikte vücuda binlerce zehirli madde (nikotin, arsenik, amonyak, siyanür, benzopiren vb.) girer. Bu tehlike karşısında vücut adrenalin salgılar. Adrenalin, vücudumuzun bir tehlike karşısında doğal olarak salgıladığı bir hormondur. Adrenalin salgılanması sonucunda damarlar büzüşür…
2- Kolesterol
Kolesterol kontrolü sağlamak için beslenmede doymuş yağ oranının azaltılması, tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri içeren yağların oranının arttırılması, besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat edilmesi, posa içeren yiyecekler ile meyve-sebze tüketiminin arttırılması gerekiyor. Doğru rejimin az miktarda protein içermesi, u proteinin ise balık, kümes hayvanları ve soyadan alınması gerekir.
3- Yüksek tansiyon
Yüksek tansiyona yol açan nedenlerin başında alınan fazla kilolar gelmektedir. Öte yandan kilo kaybı, özellikle karın bölgesinden zayıflandığından kan basıncını hemen düşürerek kalbin yükünü azaltır. Tansiyon hafif şekilde yüksekse beslenmede tuzu kesmek, ilaç kullanmadan tansiyonu normale düşürmeye yardımcı olabilir.
4- Aşırı alkol tüketimi
Aşırı alkol tüketimi tansiyonu yükselten bir diğer etmendir. Çok fazla kalori içermesine karşın hiçbir besleyici değer taşımayan alkol, organizmaya zarar verir. Günde belli bir miktarın üzerine çıkılmaması gerekir. Bu limit günde 1 veya 2 kadeh kırmızı şarap olarak gösterilebilir.
5- Kontrolsüz şeker hastalığı
Şeker hastalarında damar sertliği, daha sık ve erken yaşta görülmektedir. Bu hastalara sıklıkla şişmanlık ve hipertansiyon da eşlik etmektedir. Şeker hastalığı kontrolünde diyet ve egzersiz, ilaç tedavisinin yanında önemli rol oynamaktadır.
6- Obezite (Şişmanlık)
Obezite tedavi edilmediğinde hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve şeker hastalığı gibi kalp damar hastalığı riskini artırmaktadır.
7- Hareketsizlik
Yapılan araştırmalarda, düzenli egzersiz yapmanın ve yüksek bir efor kapasitesine sahip olmanın azalmış kalp ve damar sorunları ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Hergün 30 dk. veya daha fazla hızlı yürüyüş yapanlarda kalp damar hastalığı riskinin yüzde18, koşanlarda yüzde 42 kadar azaldığı ifade edilmiştir. Düzenli egzersizlerde, vücut yağ oranında azalma, uzun dönemde kan basıncında düşme, kalbin veriminde artma, şeker hastalığı ve kan yağ metabolizma bozukluklarında azalma sağlamaktadır. Bu etkiler kalp krizi geçirmiş kişilerde de benzer olmaktadır. Egzersizden sağlanan yararlar kilo kaybından bağımsızdır.
8- Stresli yaşam
Yüksek stres vücut direncinin düşmesine sebep olur. Vücut strese adrenalin hormonu salınımını arttırarak yanıt verir. Bu da kalp ve solunum hızının artmasına ve tansiyonun yükselmesine sebep olur. Yağ asitleri ve kolesterol kana daha çok salınır ve kan kalınlaşmaya başlar. Stresle mücadele de düzenli egzersiz yapmanın etkili olduğu pek çok araştırma da gösterilmiştir.

Troid Hastalarına Beslenme Önerileri

Zayıflama sürecinde en fazla karşılaşılan ve günümüzde yaygın olarak gözlenen tiroid rahatsızlıklarında beslenme büyük önem taşımaktadır. Metabolizmanın çalışmasını kontrol eden ve yaşamsal fonksiyonlar için gerekli olan tiroit hormonları eğer düzensiz salgılanırsa ciddi rahatsızlıklara yol açabilmektedir.

Tiroid hormonu normal değerlerden daha fazla salgılanırsa metabolizma hızlanır ve hipertiroidi hastalığı gelişir. Eğer daha az salgılanırsa bu duruma da hipotiroidi denir, metabolizma hızı azalır, kabızlık, deri döküntüsü, saç dökülmesi, kilo artışı, aşırı sinirlilik hali oluşur. Hastanın kan bulgularındaki T3, T4 ve TSH hormonlarının ölçülmesi hastalığın seviyesi hakkında bilgi verir.

Tiroid hastaları doktor kontrolünde uyguladıkları ilaç tedavisinin yanı sıra yaşamları boyunca beslenmelerine de dikkat etmek durumundadırlar. Tüketecekleri yiyeceklerin çeşit ve miktarı hormon seviyelerini etkileyebilmektedir.

Bu nedenle;

*Kan bulgularınıza, yaşam tarzınıza, kullandığınız ilaçlara uygun yeterli ve dengeli bir beslenme programı uygulamalısınız, bu örüntü karbonhidrat, protein, yağ, vitamin-mineraller ve lifden zengin olmalıdır.

*Sebze ve meyveleri mevsiminde, taze tüketin.

*Market alışverişi yaparken etiket okuma alışkanlığı edinin.

*Doymamış yağ asitlerinin, özellikle omega-3, tiroid fonksiyonlarını düzenleyici özelliği artık bilinmektedir. Bu nedenle daha fazla balık tüketmeye çalışın. Haftada en az 2 kez balık, diğer günlerde ise derisiz tavuk, hindi, yağsız kırmızı et tüketin.

*Tam tahıl ürünlerini ve kurubaklagilleri tüketmeye çalışın. Kuru baklagiller iyi birer bitkisel protein kaynağıdırlar ve haftada 2 kez tüketilmelidir.

*Beslenmenize keten tohumunu ilave edin, hem lif oranı yüksek hem de E vitamini ve çinko mineralinden zengin bir besindir. Günde 1-2 yemek kaşığı kadar taze öğütülmüş keten tohumunu sebze yemeklerinize, salatalara ve çorbanıza yemek piştikten sonra ilave edip tüketmeye çalışın.

*İyot, tiroid fonksiyonları için elzem bir mineraldir ve tükettiğimiz birçok besinin içerisinde de bulunmaktadır. Eğer ihtiyacımızdan fazla alınırsa da otoimmün tiroid hastalığına neden olabilmektedir.
*Hipotiroidi olanların iyotlu tuz, hipertiroidi ve nodüler guatırı olanların aşırı iyot alımında hashimato tiroidi oluştuğu için iyotsuz tuz yemeleri gerekmektedir.
*E vitamininden zengin beslenmede iyodun emilimini artırmaktadır.
*Çinkodan zengin badem, deniz ürünleri, et, karaciğer, tavuk, hindi, fındık, ay çekirdeği, süt ve yumurta yeme alışkanlıklarınız arasında olmalıdır.

*Selenyum minerali de tiroid hormonu için önemli rol oynamaktadır. Selenyumundan yetersiz beslenildiğinde  kanda T4 ve TSH hormonu yükselir, T3 hormonu düşer. İyot ve selenyum eksikliği birlikte görülürse hastalığın şiddeti daha da artmaktadır. Selenyum seviyesinin düşmemesi için balık, karides, dana karaciğeri, hindi ve dana eti, mercimek, mantar, susam, ceviz, ay çekirdeği ile tam tahıllar selenyum kaynağı besinlerdendir.

*Taurin, tiroid hormonlarının üretimi için elzem bir aminoasittir. Doktorunuz kontrolünde supleman olarak takviye alabilirsiniz. Doktorunuz önermedikçe hiçbir tableti almayın.
*Kelp içeren yosun tableti tüketiminde de dikkatli olmalısınız.

*Deniz ürünleri, sarımsak, su teresi, yumurta sarısı, maydanoz, kayısı, mantar, bira mayası genel olarak triod fonksiyonları için faydalı besinlerdir. Fakat Kandida enfoksiyonu varsa mantar ve bira mayasından uzak durmakta fayda var.

*Tiroid hormonlarının çalışmasını azaltan yiyecekleri; beyaz lahana, kara lahana, karnabahar, brokoli, turp, brüksel lahanası, hardal, soya fasulyesi, yer fıstığı, darıyı çok fazla özellikle çiğ olarak tüketmemelisiniz. Pişirerek tüketmeniz guatrojen madde miktarını azaltacağından daha sağlıklı olacaktır.
*Tiroidde en fazla görülen problem ödemdir. Bu nedenle su tüketiminizi asla ihmal etmeyin, günde 2-2,5 lt su içmeye çalışın.
*Çikolata bakırdan zengin bir yiyecektir ama kadmiyumda içermesinden dolayı tiroid hastalarının dikkatli tüketmesi gerekmektedir. Fazla alınan kadmiyum selenyumu vücuttan atar.
*Hipertiroidi olanlar süt, peynir, deniz mahsulleri, mor lahana, turp, kuruyemiş
tüketimini azaltmalılar. Çay, kahve, alkol ve nikotin metabolizma hızını artıracağından tüketmemeye çalışmalılar.
*Sağlıklı yaşamın ikincil kuralı düzenli egzersizdir. Hem metabolizmanın hızlanması, hem tiroid hormonuna karşı doku duyarlılığının artması, hem de kas artışı için düzenli egzersiz en azından yürüyüş yapmalısınız.
*Stres birçok hastalık gibi tiroid bulgularını da tetikler, özellikle bahar aylarında psikolojik yapının değişmesiyle hormonal değişimde görülebilmektedir. Bu nedenle stresle baş etmek için elinizden geleni yapmaya çalışın.
Yasal Uyarı: Uyarı: Bu sayfada yer alan bilgilerin hiç biri doktor önerisi niteliğinde bilgi değildir ve hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik tanı, teşhis ve tedavi gibi amaçlar için olarak kullanılmamalıdır.

Guatr, boğazın alt bölgesinde yer edinmiş olan tiroid bezinin genişlemesi durumudur.
Bu tiroid bezinin vücudumuzda etkisi oldukça fazladır diyebiliriz. Vücudumuzda meydana gelen sindirim faaliyetlerinden kasların fonksiyonel olarak çalışmasına kadar birçok işlevi üzerinde bu tiroid bezinin salgılamış olduğu hormonlar rol oynamaktadır.

Bu tiroidlerin gereksinim duyduğu iyotun eksik kaldığı durumlarda tiroid bezi fonksiyonel olarak çalışamaz ve biraz önce saydığımız vücut işlevleri gerektiği gibi yerine getirilemez. İyotun eksik olması durumunda tiroid bezlerinde bir genişleme meydana gelir. Bu da guatr durumunu ortaya çıkarır.

Guatrın tedavi süreci, ilk olarak guatrın neden dolayı meydana geldiğinin bulunması ile başlar. Guatr durumundan şüpheleniyorsanız, doktorunuza danışmanız ve eğer guatra sahipseniz hemen müdahale edilmesi önemli olabilir.

Bunların dışında doktor kontrolüyle guatra iyi gelen şifalı bitkiler ve besinler sayesinde de durumunuzda iyileşme sağlayabilirsiniz.

1.Gece Çuha Çiçeği Yağı

Esans yağların sahip olduğu asitlerin tiroidin normal şekilde fonksiyonlarını yerine getirmesi konusunda etkili olabilirler. Vücudun gereksinim duyduğu ama vücudun kendisinin üretmediği ve takviyelerle alınabilen yağ asitlerine esansiyel yağlar adı verilir.

Bu esansiyel yağlardan biri de gece çuha çiçeğinin özünde bulunan yağlardır. Gece çuha çiçeği yağında bulunan özel esansiyel yağın eklemlerde meydana gelen iltihapların tedavisinde faydalı olduğu düşünülmektedir.

Ayrıca, eklem iltihapları haricinde guatrın tedavisinde de, tiroidin sağlıklı bir işlev üstlenmesinde başarılı sonuçlar ortaya koyacağı düşünülmektedir.

2.İyot

Guatrın en önemli sebebi olarak iyot eksikliği gösterilebilir. Guatrın tedavisi için, yeterli iyot içeren diyetlerin tüketilmesi önemlidir. Yetişkinler için, tavsiye edilen iyot dozu, günlük olarak 150 mikrogramdır.

Vücudun ihtiyacı olan iyotun yeniden sağlanması için, diyetinize iyot yönünden zengin yiyeceklerin konulması da bir diğer önemli durumdur. İyotlu tuz, kıvırcık, lahana, deniz mahsulleri, morina balığı, ton balığı, yumurta, karides, hindi, doğal yoğurt, inek sütü, kuru fasulye, kabuğuyla birlikte fırınlanmış patates ve kızılcık bunlara örnek olarak gösterilebilir.

Not: Önemli noktalardan biri de, guatr aynı zamanda aşırı iyottan dolayı da meydana gelebilir. Bu yüzden almanız gereken iyot miktarının dozajını ayarlamadan önce doktorunuza danışmanız oldukça önemli bir konudur.

3.Esmer Su Yosunu

Esmer su yosunu, guatrın tedavisi sürecinde kullanılabilen bir tür su yosunudur. İçerdiği yüksek iyot içeriği ile tiroidin normalleşmesine yardımcı olan bir içeriğe sahiptir.

Ayrıca, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve demir açısından da zengindir. Esmer su yosununu, kuru ya da tuzlanmış şekilde doğal yiyecek satan yerlerde bulabilirsiniz.

Tuzlu tadından dolayı, çorbalarda, salatalarda ve diğer yemeklerde tuz yerine kullanabilirsiniz. 1 ya da 2 kaşık kuru esmer su yosunu tozunu, istediğiniz herhangi bir içeceğin içine ekleyerek günde bir kez tüketebilirsiniz. Ayrıca, esmer su yosununun kapsül formları da bulunmaktadır. Doktorunuza öncelikle sorarak bunları kullanabilirsiniz.

4.Su Teresi

Su teresi, iyot yönünden oldukça zengin bir içeriğe sahiptir ve guatrın tedavisinde oldukça etkili olduğu düşünülmektedir. Dahası, diğer mineraller ve besinler yönünden de zengindir.

İçeriğinde sülfür, germanyum, tiroid bezleri için faydalı olan antioksidanlar fazlaca bulunur. Bir avuç dolusu su teresini öğütün ve bir macun haline getirin. Bu macunu şişlik olan boyun bölgesine uygulayın. 15-20 dakika boyunca beklettikten sonra yıkayın. Bunu en az 10 gün boyunca günlük olarak tekrarlayın.

Alternatif olarak, 2 kaşık su teresi suyunu, yarım bardak su ile karıştırın. Altı hafta için bunu günde 3 kez tekrarlayarak için.

5.Karahindiba

Hindistan'daki tıbbi sistem olan Ayurveda'ya göre, karahindiba yaprakları, boyunda meydana gelen şişliklerin azaltılmasında kullanılabilir ve guatrdan dolayı meydana gelen rahatsızlığın giderilmesine yardımcı olur. İki ya da 3 karahindiba yaprağını alın ve bir tarafına tereyağı sürün. Yaprakları nazikçe ısıtın ve guatrın üzerine bunları koyun. Bandaj şeklindeki yaprakların açılmamasını sağlayın ve birkaç saat boyunca orada bırakın.

Bir diğer seçenek ise, bir avuç karahindiba yapraklarını ezin ve macun haline getirin. 2 çay kaşığı tereyağını bu karışıma ekleyin ve iyice karıştırın. Hafifçe ısıtılan bu karışım ardından etkilenen bölge üzerine uygulayın. 15 dakika boyunca bekletin. Bu tedavi şekillerini 2 hafta için günde birkaç kez deneyebilirsiniz.

6.Sarımsak

Sarımsak, guatrın tedavisinde kullanılabilir bir diğer şifalı besindir. Sarımsak, vücuttaki glutatyon üretimini uyarır ki bu tiroidlerin sağlıklı şekilde fonksiyonlarını yerine getirmesi konusunda esas bir durumdur.

Ayrıca, boyunda meydana gelen şişliğin azaltılmasına yardımcı olabilir. 3 ya da 4 sarımsak dişi her sabah günlük olarak çiğnenir. Sarımsağı ayrıca, istediğiniz yemeğin içine de katabilirsiniz. Ancak eğer sarımsağın tadından hoşlanmıyorsanız, sarımsak takviyelerini de kullanabilirsiniz. Uygun dozajın ayarlanması için doktorunuzla görüşmeniz faydalı olacaktır.

7.Yeşil Çay

Birçok bitki bilimci, guatrın tedavisinde günlük olarak yeşil çay tüketiminin önemine dikkat çekmektedir. Yeşil çay, tam bir antioksidan içeriğine sahiptir ve yüksek florür içeri ile tiroidlerin sağlıklı şekilde fonksiyonlarını yerine getirmesine yardımcı olur.

Günlük olarak yeşil çay tüketimi aynı zamanda guatr oluşumunu da engeller. 1 çay kaşığı yeşil çay yapraklarını bir fincana koyun ve sıcak suyu üzerlerine ekleyin. Üzerini kapatın ve demlenmesi için 5 dakika boyunca bekleyin. Ardından süzün ve biraz bal ekleyin ve karıştırın. Günde en azından 3 kez yeşil çay için.

Sonuç olarak, tiroidinizin sağlıklı çalışması için beynin TSH üretmesi, bunun tiroid bezini uyararak T4 ve T3 üretilmesi ve sonrasında hücrelerin metabolik hızlarının aktive edilmesi için 10 besin maddesi gerekiyor:
PROTEİN
MAGNEZYUM
B12
ÇİNKO
İYOT
B2
C VİTAMİNİ
SELENYUM
D VİTAMİNİ
A VİTAMİNİ.

Çıkıklara Uygulanabilecek Bitkisel Tedavi


Kemiklerin herhangi birinin eklem yerinden ayrılması durumudur.

Oynak eklem yerlerinde görülen ağrı, sancı ve şişliklerle kendini gösteren acı verici bir durumdur. Uzman doktor tarafından uygulanan tedavi yanı sıra bitkilerden de fayda sağlamak mümkündür.

100 gr zeytinyağı, 4 yumurta akı, 50 gr nişasta, 50 gr pudra şekeri ve 30 gr tuz. Hepsi karıştırılır ve kısık ateşte macun kıvamına gelene kadar pişirilir. Temiz bir bezin üzerine sürülerek çıkık olan yere sarılır.

1 tane ham sabun, 3 yumurta akı ve 1 fincan ispirto karıştırılır. Bir bez yardımıyla çıkık olan yere sarılır.

Kına lapa halinde konur.

Mersin yaprağı lapası konur.

Siyah zeytin ezilir ve 8 saat sarılır.

Un,zeytinyağı ve  bal karıştırılıp sarılır.

Et dövülüp  eziklere sarılır.

Tuz  ve  soğan havanda dövülüp  eziklere  sarılır.

Kuzu derisi  ezilen  bölgeye  sarılır.

Siyah  üzüm ezilir ve eziğinüzerine  sarılır.

Maydonoz  ince kesilir.Zeytinyağıyla  karıştırılıp  sarılır.

Ekmek ve üzüm  sirkesi  karıştırılır.Hafif pişirilir.Zeytinyağı sürülmüş yere sarılır.
BURKULMA:
Zeytinyağı ile yoğrulan burçak unu lapa kıvamına getirilir. Hazırlanan bu lapa burkulan yere ovularak sürülür.
- Mersin ağacı tohumu havanda dövülerek ezilir, elde edilen karışım, yakı kıvamına gelinceye kadar zeytinyağı ile karıştırılarak yoğrulur. Hazırlanan yakı, masaj yapılarak burkulan mahale sürülür.
- Ateşte közlenen soğanın göbeği ezilerek yakı kıvamına getirilir. Hazırlanan yakı ısıtılarak burkulan yere temiz bir bezle sarılır.
Buz, incinmiş yere artış göstererek giden kan akışına karşı koyar.
Şişliği, kızarıklığı ve harareti azaltır.
İncinmeden hemen sonra uygulanan buz iltihap oluşumunu büyük oranda engeller.
-Soğan
Doğranmış soğan bir kumaşa yerleştirilir ve burkulan alan bu kumaş ile sarılır. Soğan uygulaması iyileşme sürecini hızlandırmaya yardımcı olur.

- Kekik yağı:

Kekik yağı ve su karıştırılarak ağrıyan ve burkulan alanlara bu karışım ile masaj yapılabilir. Şişliklerin inmesine yardımcı olurken aynı zamanda ağrıyı yatıştırır.

- At kestanesi:

At kestanesi burkulma için mükemmel bir tedavi seçeneği sunar. Anti enflamatuar özellikleri ile burkulma dahil olmak birçok sağlık sorununda kullanılmaktadır. İyileşme süresini hızlandırır. At kestanesi ağrıyı azaltır.

- Zerdeçal:

Zerdeçal anti enflamatuar özelliklere sahiptir. Doğal ağrı kesici olarak kabul edilir. Zerdeçal ve su karıştırılarak bir hamur haline getirilir. Bir çorba kaşığı limon suyu, 2 yemek kaşığı zerdeçal tozu da karıştırılarak hamur hazırlanabilir. Elde edilen hamur burkulan alanlara uygulanır. Ardından üzeri bir bezle sarılır.

- Arnica:

Arnica burkulma tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Kas ve eklem yaralanmalarını azaltmak için kullanılır. Bu bitki, merhem, yağ ve krem şeklinde satın alınabilir.

- Okaliptüs yağı:

Okaliptüs yağı da yaralanmalar ve burkulmalarda ağrının azaltılmasında etkilidir. Badem yağı gibi temel yağlar, masaj yağı olarak kullanılabilir. Biraz okaliptüs yağı ile biberiye yağı ile karıştırılarak da kullanılabilir. Okaliptüs yağı burkulma ve kas ağrılarını giderirken aynı zamanda kan akışını artırır.

-Burkulma: Maydanoz:

Maydanoz ezilerek lapa haline getirilir. Buzdolabında bir süre bekletilir. Ardından soğuk kompres olarak burkulan alana uygulanır. Ağrının yanı sıra olası iltihabın azalmasına da yardımcı olur.

- Hint yağı:

Hint yağı saç sağlığında kullanılan bitkisel bir çözümdür. Ayrıca kabızlık tedavisinde de kullanılır. Ağrı giderici etkisi ile burkulma durumlarında da kullanılabilir. Hint yağı biraz ısıtılır. Ardından bir beze dökülerek burkulan alanlara uygulanır. Ağrı oluşan alana doğrudan hint yağı da uygulanabilir. Üzeri sıcak havlu ile kapatılır. Bu şekilde burkulan alan en az bir saat yüksekte tutularak beklenir. İşlem bittikten sonra kalan yağ ile cilde masaj yapılır. Alan 1 litre sıcak su ve 2 çorba kaşığı karbonat karışımı ile temizlenebilir.

-Kil:

Kil de burkulmalar için kullanılmaktadır. Kil biraz su ile karıştırılarak hamur haline getirilir. Elde edilen hamur etkilenen cilt alanlarına uygulanır. Alternatif olarak, bir çay kaşığı çiğ limon tozu 1 tatlı kaşığı bal ile birleştirilerek uygulamanın ardından cilde sürülür.

- Badem yağı:

1 tatlı kaşığı badem yağı ve 1 çay kaşığı sarımsak yağı karıştırılır. Bu yağ karışımı burkulan ve ağrı oluşan alanlara uygulanır.

- Lahana:

Lahananın dış yaprakları sıcak suda bekletilir. Doğrudan etkilenen alanların çevresine uygulanır. Bir süre bekletildikten sonra alan temiz bir bezle silinir.

17. Yararlı bitkiler:

Bazı bitki yaprakları ezilerek kullanılabilir. Bu bitkiler iyileşme sürecini hızlandırır. Özellikle lavanta, papatya, St John’s wort gibi bitkiler kullanılabilir. Bu bitkilerin yaprakları ezilerek doğrudan etkilenen bölge üzerine uygulanır. Bu işlem şişlikleri azaltırken aynı zamanda ağrıyı da hafifletir. Uygulamanın 3 saat ciltte bekletilmesi gerekir.

- Egzersiz planları:

Küçük burkulma durumlarında rehabilitasyon egzersizleri uygulanabilir. Öncelikle yürüme egzersizleri yapılmalıdır. Ancak dokulara daha fazla hasar gelmesini önlemek için dikkatli olunması gerekir. Yürüyüş botları ya da yürümeye destek olan diğer gereçler kullanılabilir. Yüksek topuklu ayakkabılar giyilmemelidir. Ayağa uygun rahat ayakkabılar giyilmesi tavsiye edilir.

Egzersizler:
– Germe egzersizleri: Germe egzersizleri günlük olarak uygulanabilir. Acının hafiflemesini sağlar.
– Hareket aralığı egzersizleri: Eklemleri ve kasları esnek tutmaya yardımcı olabilir.
– Denge ve denetim çalışmaları: Bu egzersizler ayak ya da ayak bileği burkulmalarında etkilidir. Hasarın artmasını önler. Ağrıyı da hafifletir.

Yasal Uyarı: Uyarı: Bu sayfada yer alan bilgilerin hiç biri doktor önerisi niteliğinde bilgi değildir ve hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik tanı, teşhis ve tedavi gibi amaçlar için olarak kullanılmamalıdır.
Tedavi için gerekli malzeme : Sığır kıyması, karabiber.
Hazırlanışı : 250 gram sığır kıymasına, 2 çorba kaşığı toz kara biber ekilip, yoğrulur. Sonra temiz bir sargı bezine yayılıp, çıkığın üzerine sıkıca sarılır.
ASTIM BİTKİSEL  TEDAVİ
Adaçayı ya da nane çayı demlenir.
1Limon suyu ile 1 tatlı kaşığı bal karıştırılır ve içilir.
Kekik -papatya karışımı kaynatılır BUHARI burna çekilir.
Kahve ve çay içilir.
1bardak ısırgan çayı içilir.
Ayva yaprağı çayı içilir.
Rezene ve anason çayı içilir.
C vitamini içeren gıdalar yenir:Biber,Kuşburnu,portakal,mandalina ve limon.B6 vitamini içeren gıdalar alınır.
Şehirleşmenin ve hava kirliliğinin getirmiş olduğu en yaygın hastalıklardan biri de astım ve alerjik astımdır. İlaç tedavilerinin yanı sıra bitkisel kürlerle de iyileşme sağlayabilmeniz mümkün. Sizler de aşağıda yazılı olan kürlerden birini deneyerek hastalığınızın seyrini değiştirebilirsiniz.

Ahmet Maranki’nin formülleri;
1.1.      Formül:
•10 adet karanfil
•10 adet karabiber
•10 gram zencefil
•5 adet çubuk tarçın
•5 gram ısırgan otu tozu
•5 gram hibisküs
•10 gram zerdeçal
•10 gram ekinezya
•5 gram ayva yaprağı
•5 gram alıç
•1 gram kekik

Kaynamakta olan 2 litre suyun içerisine koyulan yukarıdaki malzemeler birlikte 10 dakika daha kaynatılarak özleşdeştirilir. Daha sonrasında süzülen karışım günde 3 öğün içilir.
1.Formül:
•5 gram nane yağı
•5 gram kekik yağı
•5 gram hardal yağı
•5 gram biberiye yağı
•5 gram ısırgan yağı

Yağlar bir kabın içerisinde iyice karıştırıldıktan sonra sırt ve göğüs bölgesine sürülür.
1.3.      Formül:
•1 çay kaşığı Himalaya tuzu
•1 çay bardağı su

Kaynatılıp soğutulmuş su içerisinde Himalaya tuzu koyulur ve karıştırılır. Bu karışımla yapılan gargara ve buruna çekme işlemi hastalığınızın öksürüğüne ve akıntılarına iyi gelecektir.
1.4.      Formül:
•1 adet siyah turp
•Bal

Siyah turp oyu kök yerinin içerisine bal koyulur. Ardından turp kökü bardağın üzerine koyulur bir gece bekletildikten sonra içilen turp suyu iyileşmenize yardımcı olacaktır.
1.5.      Formül:
•10 gram meyan kökü
•1 litre su

Küçük küçük doğranan meyan kökü 1 litre suda 10 dakika kadar kaynatılarak soğumaya bırakılı. 3 hafta süresince yemek önceleri bir bardak içilen bu karışım hastalığınızın hafiflemesine ve iyileşmenizin hızlanmasına yardımcı olacaktır.
Yasal Uyarı: Uyarı: Bu sayfada yer alan bilgilerin hiç biri doktor önerisi niteliğinde bilgi değildir ve hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik tanı, teşhis ve tedavi gibi amaçlar için olarak kullanılmamalıdır.

Yasal Uyarı: Uyarı: Bu sayfada yer alan bilgilerin hiç biri doktor önerisi niteliğinde bilgi değildir ve hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik tanı, teşhis ve tedavi gibi amaçlar için olarak kullanılmamalıdır.

alıntı:
http://saglikbilgim.info/dr-ece-acan-kalbin-8-dusmani/kalp


En son Admin tarafından C.tesi Ara. 31, 2016 1:00 am tarihinde değiştirildi, toplamda 5 kere değiştirildi
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2476
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 45

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Kalple İlgili Her Şey

Mesaj  Admin Bir Ptsi Mart 09, 2009 1:54 am



Mehmet Öz, sağlıklı bir kalp için 6 püf noktası önerdi…

ABD’de yaşayan dünyaca ünlü kalp cerrahı Mehmet Öz, sağlıklı bir kalp için 6 püf noktası önerdi:

EgzersizHer türlü fiziksel faaliyet LDL (kötü kolesterol) seviyesini düşürür, HDL (iyi kolesterol) seviyesini artırır, kalbi kuvvetlendirir. Optimal sağlık için haftada en az 3 kez 20 dakika kalp ve damar faaliyetini artırıcı egzersiz yapmak gerekir.

Balık, fındık ve cevizBalık, fındık ve ceviz gibi omega-3 (iyi yağlar) yağ asitleri yüksek gıdalar, kandaki trigliserid seviyesini düşürür, kalp ritmini istikrara sokar. Yeterince omega-3 almak için haftada 3 porsiyon balık ve günde yaklaşık 30 gram ceviz yemek gerekir.

.KALBİMİZ TEHLİKEDE

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli halk sağlığı sorunu kalp ve damar hastalıkları. Araştırmalar ani kalp krizinden en çok erkeklerin hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre ülkemizde yaklaşık 2 milyon koroner kalp hastası bulunuyor ve bu hastaların yılda 130 bini hayatını kaybediyor. Aşırı yağlı yemekler, fiziksel aktivitelerin yetersizliği, yüksek tansiyon, sigara kullanımı, şişmanlık, diyabet ve stres gibi kalbi tehdit eden risk faktörlerden en az ikisini taşıyorsanız dikkatli olmanız gerekiyor. Bu yazı dizisinde isim yapmış kalp uzmanları ani kalp ölümlerinin sebeplerini, korunma yollarını, risk faktörlerini ve kalp hastalarına sağlıklı yaşam konusunda önerilerde bulunacak.
Kalp sağlığımız millet olarak tehlikede. Genetik yapımızdan dolayı dünyada kalp ölümlerinde birinci sırada olduğumuzu söyleyen Memorial Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, kendisine yönettiğimiz soruları cevapladı.

- Kalp ölümleri dünyada ve ülkemizde hızla artıyor bunun sebebi nedir? Ölümlerin önüne geçilemiyor mu?

Dünya Sağlık Teşkilatı Kardiyoloji Derneği'nin yaptığı bir araştırma kalp hastalıklarına bağlı ölümlerde Türkiye'nin birinci sırada olduğunu gösteriyor. Yani dünyada kalpten ölüm en çok bizim ülkemizde görülüyor. Bunun bir çok sebebi var. Her şeyden önemlisi toplum olarak bu ölümlere genetik yapımız sebep oluyor. Vücutta iki tür kolesterol bulunur ve bunlardan biri halk arasında 'hayırlı kolesterol' olarak bilinen HDL. Bu kolesterol vücutumuz için faydalı ancak genetik yapımızdan dolayı HDL'miz düşük. Normalde 40-45'in üstüne olması gerekiyor ama ne yazıkki toplum olarak biz de 40'ın altında. Bunun karşılığında yine halk arasında 'lanetli kolesterol' olarak bilinen LDL'miz ise normalin üstünde. Genetik yapının dışında diğer risk faktörleri de ekleniyor. Eskiden hastalarımız 'askerde sigaraya başladım' derdi, bugün ilkokulda çocuklar sigara içiyor. Ayrıca spor yapmıyor, kötü besleniyoruz. Bütün bunlar kalp ölümlerinin artmasına sebep oluyor.

- Sağlıklı kalbi olan da ani kalp krizi geçirir mi?

Sağlıklı kalp, derken şöyle bir durum var: Kişi, kalbini daha önce kontrol ettirmiş, normal; ama aradan bir iki gün geçmeden büyük bir üzüntü ya da heyecan yaşamış veya kullandığı ilaç yüzünden ağır kalp spazmı geçirmiş. Eğer bu kalp spazmı büyükse kalp krizine yol açabilir ve kişiyi ölüme kadar götürebilir. Bize ağır enfaktüs geçirmiş ama kalbe giden damarları sağlam hastalar geliyor. Ama bu vakalar çok nadir yaşanıyor.

- Gençler arasında kalp ölümleri artıyor. Bunun sebebi nedir?

Ekonomik kriz, sigara, yanlış beslenme, stres gibi unsarlar çok etkili. Yapılan bir çalışma ülkemizde 50 yaşın altında kalp hastalıklarından dolayı bypass geçirenlerin sayısının ülkede yaşanan ekonomik krizle alakalı olarak değiştiğini ortaya koyuyor. Yani genç işadamlarının kalp sağlığı ekonomik dengelerden fazla etkileniyor. Ama asıl tehlike bundan sonra gelecek. Çünkü çocuklar arasında hamburger çok fazla tüketiliyor ve hamburgerin yüzde 40'ı iç yağ ve bu iç yağ aynı çikolata gibi bağımlılık yapıyor. Bu beslenme şekli devam ederse 20 yıl sonra çok daha fazla genç kalp krizinden ölecek. Çünkü hamburger sigara kadar kalbe zararlı.

- Kalp krizi nasıl belirti veriyor? Ne kadar süre önce belirtiler başlar?

Bir kere hiç belirti vermeyebilir. İlk belirti bir kalp krizi olabilir ve geçirilen krizle kişi hayatını kaybedebilir. Bunlara 'sessiz kalp hastaları' diyoruz ve diğer kalp hastaları içinde yüzde 20'yi oluşturuyor. Kalp krizi boyuna, kola ve sırta göğüsten vuran bir baskı ve yanmayla kendini gösterir ve bu belirtiyi alan kişi mutlaka doktor kontrolünden geçmesi gerekir. Çünkü bu belirtiler 'şu kadar süre önce başlar' diyemeyiz. Her an kriz gelebilir.

- Her kalp sıkışması kalp ağrısı mıdır? Ağrıları nasıl ayırabiliriz?

Her sıkışma kalp hastalığı olarak algılanmamalı. Mesela reflü denilen bir mide hastalığı kalbi rahatsız eder, mide gazı kalbi sıkıştırır. Yine adale ağrısı, sırt, omuz ve kemik ağrıları da kalp ağrısı yapar. Ama öncelikle kalpteki her ağrıyı bu kalp hastalığı mı diye kontrol ettirmek lazım gelir.

- Cep telefonları kalbe zararlı mı?

Kalp pili kullananlar için cep telefonu zarar verebilir, ama sağlıklı bir kalp için cep telefonunun bir zararı yoktur.

- Çay kalbe faydalı mı?

Evet. Çay kalp sağlığı için önemli. Normalde çay antidoksan bir özelliği olduğu için kalbi koruyor.

- Kalp krizi geçiren biri kriz anında ne yapmalı?

Yanlız başınaysa önce panik yapmamalı; eğer kullandığı kalp ilacı varsa onu içmeli; bir koltuğa uzanmalı ve ayaklarını yüksek bir yere koymalı; 15 dakika sonra ağrı geçmediyse, dil altı ilacından yeniden almalı. Eğer ağrı dinmiyorsa, bir ambülans çağırıp, dış kapıyı açarak kanepeye uzanıp sakince beklemeli.

- Ailede kalp hastalığı hikayesi olanlar nasıl tedbir almalı?

Kalp hastalığı için değiştirilen ve değiştirilmeyen faktörler vardır. Aile, cinsiyet, yaş gibi faktörler değiştirilemez. Ama kişi yeme alışkanlığını değiştirebilir, sigarayı bırakabilir. Özellikle tansiyonu olanlar diyetlerine çok dikkat etmeli.

- Kalp hastalığı için en riskli olan dönem hangi yaş?

Genç yaşta geçirilen enfaktüsler çok daha riskli. Ama ileri yaşlarda da başka organ problemi olabiliyor. Mesela ileri yaşta felç riski yüksek ve kalp adalesi daha zayıf. Ani ölüm gençler de daha fazla. Kalp krizlerinin yoğun olduğu dönem 45-55 yaş arası. Bu yaş döneminde çok dikkatli olmak gerekiyor. Ama tabii ülkemizde artık 8 yaşında bile enfaktüs geçiren var!

- Büyük üzüntü kalbi hasta eder mi?

Kalbin en büyük düşmanı adrenalindir. Adrenalin korku, heyecan ve üzüntü gibi durumlarda yükselir. Onun için adrenalin yükselmesine sebep olan her şey kalbe zararlıdır. Adrenalin salgılanması kalbe çok zararlı.

- Adrenalin kalp hastası olmayan insanlar için de zararlı mı?

Sağlıklı insanların kalbini de adrenalin yorar. Adrenalin kalp sağlığı için her durumda zararlı. Kalp sağlığı için faydalı olan endorfindir. Endorfin keyif veren hormondur. Spor yapmak, yürümek gibi insanı mutlu eden eylemler yükseltir.

- Peki aşk?

Aşk, insanı mutlu eden bir duygu olduğu için endorfini çalıştırır. Yani aşk kalbe faydalıdır. ABD'li bilim adamları kalbin mutluluğu için seksi önerir. Oysa bu doğru değil. Kalbe faydalı olan seks değil sevmektir. Aşk, mutluluk hormonunu çalıştırdığı için kalbe faydaladır. Yoksa haftada şu kadar seks yapmanın sanıldığı gibi kalbe bir yararı yok, aşk yoksa seks de işe yaramaz.

- Erkekler niye daha çok kalp krizi geçiriyor?

Hormonal bir durum. Kadınların kalp damarlarını östrojen yani dişilik hormonu korur. Ama tabii menopozdan sonra kalp krizi riski kadınlarda da artıyor. Üstelik daha kötü bir şekilde damarlar sertleşiyor. Bu yüzden kadınlar monopozu geciktirilmeli. Östrojen hormonu kullanarak menopozu geciktirmek mümkün.

- Östrojenin zararlı olduğu söyleniyor?

Doğru ama ABD'de yapılan bir araştırma yılda 250 bin kadının kalpten 25 bin kadının ise rahim kanserinden hayatını kaybettiğini ortaya koymuş. Bu demektir ki kadınlar için kalp hastalıkları rahim kanserinden daha tehlikeli.

- Kalp için Aspirin içilsin önerisi var. Ancak Aspirin'in kadınlarda beyin kanamasına sebep olduğu da söyleniyor. Siz ne tavsiye ediyorsunuz?

Yıllarca kalp hastalarımız için tartışılmayan tek ilacımız var, o da Aspirin. Aspirin altın standarttır. Kalp hastalıklarında risk grubunda olanlar 30 yaşından sonra, olmayanlar ise 40 yaşından sonra her gün çocuk Aspirini içmeli. Ameliyat olan, felç olan, enfaktüs geçiren hastalar ise büyük aspirin içmelidir. Her ilaçta olduğu gibi Aspirin'in de yan etkisi vardır. Ama aspirin içince beyin kanaması ya da mide kanaması geçirenlerin oranı kalp krizinden ölenlerin yanında çok küçük.

- Kalp hastalarına yoga yaptırıyorsunuz. Yoga'nın faydası nedir?

Kalbi koruyucu yoga çalışması başlattık. Bizim yaptığımız yoga hafifletilmişi. Amaç kişiyi stresten uzaklaştırmak, rahatlatmak, kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmak. Zaten 2-3 çalışmadan sonra insanlarda yoga alışkanlık yapıyor, huyları değişiyor, daha yumuşak, daha uyumlu insanlar haline geliyor. Hastahanemizde ücretsiz olarak, kalp hastası olsun olmasın herkese haftada iki gün yoga ve meditasyon kursu veriyoruz.Bunu biraz daha genişletmek istiyoruz. Hastanemizde tamamlayıcı tıp departmanı oluşturmak gayretindeyiz.

- Anlattıklarınızdan yola çıkarsak, namaz, çekilen tesbih ve dua da kalbi rahatlatır diyebilir miyiz?

Tabii ki. Bunu ben değil Amerikalı bilim adamları söylüyor. Biz de yoga dersi veren Amerikalı hocamızla görüştük, namaz kılmanın bir meditasyon olduğunu söyledi. Tabii burada namaz kılarken kişinin kendini gerçek manada kıldığı namaza vermesi lazım. Aynı şeyi dua için de söyledi. Namaz kılmak, dua etmek kalp sağlığı için çok önemli.


AMELİYATTAN SONRA HUY BİLE DEĞİŞİR

- Hangi hastaları ameliyata alıyorsunuz?

Her koroner damar hastasını ameliyat etmiyoruz. Öncelikle hasta bir kardiyoloğa gidiyor ve burada efor testi yapılıyor, sonra hastaya anjiyo yapılıyor. Bugün 40 yaşın üstündeki hastalar eğer uygunsa efor testi bile yapmadan direkt koroner anjiyoya gönderilebiliniyor. Kardiyolog şuna karar veriyor: 'bu hastaya ne yapalım?' Hastaya ya ilaç tedavisi veriliyor ya kalbine stent takılıyor ya da hasta ameliyata alınıyor. Ancak daha önce enfaktüs geçirmiş hastaları ameliyat etmiyoruz. Ameliyatta tıkalı damarın önüne köprü olarak yeni bir damar takıyoruz.

- Takılan yeni damarın tıkanma riski var mı?

Eskiden bacaktan alınan bir damar vardı, onu takıyorduk ve 5 yılın sonunda bu damarın da yüzde 40'ı tıkanıyordu. 10 yılın sonunda ise yüzde 60'ı tıkanıyordu. Kol damarının daha iyi sonuç verdiği tespit edildi. Çünkü 5 yılın sonunda damarın yüzde 95'i açıkken 10 yılın sonunda da yüzde 90'ı açık kalıyordu. Ama bugün meme damarı hepsinden güzel sonuç veriyor. Çünkü meme damarı 10 yılın sonunda yüzde 95-98 açık kalıyor. Kadınlarda, yaşlılarda diyabetik ve akciğer sorunu olanlarda biraz sorunumuz var ama onlara da tek damar kullanıyoruz.

- Hangi tür hastalarda ameliyatta kesin sonuç alabiliyorsunuz? Yani risk daha düşük?

Enfaktüs geçirmemiş hastayı çok seviyoruz. Hastanın ameliyat öncesinde bazı risk faktörleri olabiliyor, bunları diyabet, yüksek tansiyon, yaşlılık, akciğer hastalığı, aşırı şişmanlık diye sayabiliriz. Ama kalp ameliyatında ölüm riski çok düşüktür. Bypass ameliyatta ölüm riski yüzde 2,5'tir ve bu çok düşük bir risktir.

- Bypass geçiren hastalarınız dağa tırmanıyor, yüzüyor. Riskli değil mi?

Onların hepsi birer şov aslında. Buradaki amaç, ameliyat geçiren hastalara 'siz artık normal bir insan gibisiniz' mesajını vermek. Çünkü ameliyattan sonra hastaların bir kısmı ciddi bir depresyon geçiriyor. İnsanlar evinden çıkmıyor, 'ben artık yarım insan oldum' ya da 'acaba bir daha ameliyat olur muyum?' gibi düşüncelerle ciddi depresyona giriyor ve hayattan izole oluyorlar. İşte bu şovlar hastalara moral ve motivasyon veriyor, onlara 'ameliyattan sonra normal hayatınız devam ediyor' mesajını veriyoruz. Zaten bu şovları yaparken özel hastalarımızı seçiyoruz. Özel güvenceler alıyoruz, şov öncesi sıkı bir sağlık kontrolünden geçiriyoruz.

- Gerçekten, ameliyattan sonra hasta, sağlıklı bir bireyin yaptığı her şeyi yapabilir mi?

Kesinlikle. Ama burada dikkati çekeceğimiz önemli bir husus var. Mesela en son 74 yaşında bir hastamız 3 saat 45 dakika yüzdü. Ama bu hastamız zaten yüzen ve gençliğinde Manş denizini yüzerek geçen biri. Yani bu demek değildirki her bypasslı 3 saat 45 dakika yüzebilir. Burada iddia ettiğimiz şey şu: insanlar bypas olduktan sonra normal hayatına dönebilir. Ameliyat öncesinde ne yapıyorsa ameliyat sonrasında da yapabilir.

- Ameliyattan sonra insanlar neden çok asabi oluyor?

Bu tamamen psikolojik bir durum. Ameliyattan önce korkak, ürkek, ölüm korkusuyla yaşayan bu kişiler ameliyattan sonra kendilerine olan güvenleri geliyor. Daha uzun döneme yönelik plan ve projeler yapmaya başlıyorlar. Ama daha önce hasta için durum farklıydı. Mesela genç bir kalp hastasını düşün: karısı hasta olduğu için ona çok kötü davranıyor ve hastalığnıdan dolayı ona kızıyor. Ortağı onun hastalığını bildiği için onu suistimal ediyor. Ameliyattan sonra kişi sağlığına kavuşunca, ilk işi eşinden, sonra ortağından intikam almak oluyor. Yoksa, mesele huyun değişmesi değil, kendine gelen güven ve güç.

2. BÖLÜM: Kalbinizi bol sıvı tüketerek koruyun
ALINTIDIR:http://yenisafak.com.tr/diziler/kalp/index.html
-------------------------------------------------------------------------------
İyi uyku
7 saatten az uyku damar yaşlanmasını ve kalp krizi riskini artırır. Her gece deliksiz en az 7 saat derin uyku uyumak gerekir.

Sigara
Kalıtsal etkenlerin kalbi nasıl etkilediğini kontrol etmek olası değil, ancak yaşam tarzı kararı önemli. Sigara ve tütün sadece kalp krizi riskini artırmakla kalmıyor, diğer hastalıklara da davetiye çıkarıyor.

Stres
Stres kalp hastalıklarının en çok önlenebilir nedeni. Stresi rahatlama yoluyla azaltmaya çalışmak ve meditasyon kalp sağlığını korur.

Testler
Kalp krizi riskini azaltmak için vücut değerlerini bilmek önemli. Kolesterol, tansiyon ve fiziksel (EFOR- en yüksek kalp ritmi seviyesi ve dinlenmedeki seviye) testler doktorların sağlayacağı danışmanlık için gerekli.
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=32120&cat=220&dt=2007/08/13
Yasal Uyarı: Uyarı: Bu sayfada yer alan bilgilerin hiç biri doktor önerisi niteliğinde bilgi değildir ve hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik tanı, teşhis ve tedavi gibi amaçlar için olarak kullanılmamalıdır.

http://bizimhayat.blogspot.com/


En son Admin tarafından C.tesi Kas. 05, 2016 4:25 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2476
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 45

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Kalple İlgili Her Şey

Mesaj  Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz