DOĞAN YAYINA REKOR CEZA

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

aydın doğan medyasına ceza ALİ BULAÇ

Mesaj  Admin Bir C.tesi Eyl. 26, 2009 8:02 am

Bazı zamanlarda bu mesleği icra etmek çok zordur. Gerçekten adil, ahlaklı ve özgür bir dünya için mücadele etmekten başka kaygısı olmayan biri için bu daha zordur.
Aydın Doğan'a verilen rekor cezaları eleştirdiğim için muhafazakâr-sağcı kesimden akıl almaz çirkin tepkiler alıyorum.

Aydın Doğan'ı şahıs olarak değil, Türkiye'nin siyasi ve sosyo-kültürel hayatında sahip olduğu konumda üç tutumundan dolayı eleştirenlerdenim. 1) Genel olarak medyası dine ve dinî hayata karşı saldırgan bir tutum içindedir, laikliği "laikçilik" olarak savunmaktadır. 2) Medyası dinî cemaatlere karşı cadı avı yapmakta, geleneksel ahlaka duyarsız davranmakta, insanları sivil ve özel hayatlarında taciz etmekte, bir tür muhbirlik fonksiyonu görmektedir. 3) Ülkenin eşitsiz düzeninde Doğan, idari merkezin yanındadır.

Milliyet Gazetesi, daha üç ay önce beni iki gün sürmanşetten hedef gösterdi. (Gazetem Zaman, yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı ve diğer yazar arkadaşlarım bana sahip çıktı. Kendilerine teşekkür ederim.) Yani ben de Doğan medyasının mağduruyum.

Öyle de olsa biz hakkı savunmalıyız.

Aydın Doğan vergi kaçırmış olabilir mi? Olabilir. Fakat üç nokta zihnimi meşgul ediyor: a) Neden daha önce üzerine gidilmedi? b) Aynı mevzuata göre vergi kaçırması mümkün olan benzer kuruluşlar niçin araştırılmıyor? c) Cezalar peşpeşe geliyor, rekor düzeyde veriliyor, onu hizaya getirmeye matuf görünüyor.

Bu da, Doğan medyasıyla ilgili "özel bir işlem yapılıyor" şüphesini uyandırıyor. Şundan: 1) Türkiye'de "küresel bir proje" uygulanıyor; "siyaset, sermaye yapısı ve bürokrasi" yanında medyada köklü değişim talep ediliyor, Doğan medyası bu değişime kısmen direniyor. Bunu yazmıştım. (Bkz. Zaman, Fasıl, 25 Şubat 2009) 2) Birileri bu konjonktürden yararlanıp Doğan'ı köşeye sıkıştırıyor, kendini empoze ediyor. 3) Doğan medyası, konjonktür bir yana, sahici toplumsal ve kültürel değişimi yeterince doğru okuyamıyor, muhalefetini anakronik parametreler üzerinden yürütüyor.

Ceza, sistemin yapısal mantığı ve işleyişiyle ilgilidir. Dünyada ve bizde modern devlet, toplumsal hayatı ve geriden iktidarı "hukuk, eğitim ve ekonomi" üzerinden denetliyor. Yeni dönemde ordular geri plana çekiliyor, bu üç faktöre "medya" ekleniyor. Özellikle Türkiye'de ceza ve vergi hukuku mayın tarlası gibidir. Yıllarca tarlada yaşarsınız bir şey olmaz. Bir gün muktedirleri rahatsız ederseniz, uzak mesafeden bir mayın patlatılır. Sistem kişileri, özel ve hatta kamu sektörüne ait birimlere suç işletme esasına göre kurgulanmıştır. Amaç güvenlik kaygılarıyla dizginler daima devlette olsun. Amerika'da 1920'lerde Al Capone, içki kaçırıyordu, suçu sabit olmadı, vergi üzerinden devlet onu çökertti. Muhakeme usulü yanlış olduğundan ceza adil değildi.

Doğan'a verilen ceza da böyledir. Elbette denetçiler bağımsızdır, ama yargı gibi "tarafsız" mıdır? Siyasi konjonktüre göre iş yapabilirler mi?

Mevcut mevzuat içinden Doğan'a verilen ceza "siyasi"dir. Tıpkı Anayasa Mahkemesi'nin, Yargıtay'ın ve Danıştay'ın bu hükümet aleyhinde verdiği kararlar veya açtığı davalar gibi.

Geçmişte (mesela 28 Şubat) aynı mevzuat işletilerek dindar insanlara baskı uygulandı. "Yeşil sermaye" adı altında -kusurları olmakla beraber- Yimpaş, Kombassan gibi firmalara haksızlık yapıldı. Sahibi sakallı köfteci salonları bile taciz edildi. Bugün Doğan'a verilen ceza dün dindarlara verilenin aynısıydı, yarın devran değişir, onların bastığı yerlerde mayınlar patlatılır.

Ben Doğan'ın avukatı değilim. 1) "Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin" prensibine bağlıyım. 2) "Oh oldu, bize neler çektirdi" diyenler, bu suçun, cezanın fiilinden olmadığını bilmeliler 3) Vergi mevzuatı siyasi cezada kullanılırsa, ifade özgürlüğü ve iktidarı eleştirme hakkı zarar görür. 4) Yapılması gereken sistemin adil hale getirilmesi, iktidar yapısının sorgulanmasıdır. Hz Ömer'in elinde olsa, eğri cetvelden düz çizgi çıkmaz, bu sistemden de adalet çıkmaz. Sistem temiz ruhları da adaletsiz yapar. Benim eleştirim budur. a.bulac@zaman.com.tr


26 Eylül 2009, Cuma
alıntı: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=896324

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2294
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

DOĞAN YAYINA REKOR CEZA

Mesaj  Admin Bir Çarş. Eyl. 09, 2009 5:12 am

Maliye Bakanlığı, Doğan Yayın Holding’e bağlı şirketlerin hisse değişim işlemlerini, muafiyetleri tümüyle hiçe sayarak, ortada alım satım varmış gibi değerlendirerek, 3.8 milyar lirayı bulan Maliye tarihinde görülmemiş yeni bir vergi cezası yazdı. DYH Başkan Yardımcısı Soner Gedik, “Bu işlemde kasamıza tek kuruş girmedi. Ceza, kontrolörlerin kişisel yaklaşımından kaynaklanıyor” dedi.

ALMAN Axel Springer’e hisse satışı işlemleri nedeniyle 1 milyar lirayı aşkın “vergi kaçakçılığı cezası” nedeniyle yargıda hakkını arayan Doğan Yayın Holding (DYH), önceki akşam tebliğ edilen 3 milyar 755 milyon liralık görmemiş tutarda yeni bir vergi cezasıyla şaşıp kaldı. Kamuoyu, vergi uzmanlarını hayrete düşüren cezayı
DYH’nin dünkü Kamu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamadan öğrendi. Açıklamada, Doğan TV Holding A.Ş, D Yapım Reklamcılık ve Dağıtım A.Ş, Doğan Prodüksiyon Hizmetleri A.Ş ile Alp Görsel İletişim Hizmetleri A.Ş’nin 2005, 2006 ve 2007 hesap dönemlerine ait 15 adet vergi inceleme raporunun tebliğ edildiği bildirildi. Açıklamada, “Söz konusu raporlar 1 milyar 877 milyon 454 bin 857 TL vergi aslı, 1 milyar 877 milyon 454 bin 85 TL vergi ziyaı cezası, 60 bin TL usulsüzlük cezası ve 282 bin 173 TL özel usulsüzlük cezası içermektedir” denildi.
Genel yaklaşımdan öte kişisel değerlendirme
Doğan Yayın Holding A.Ş. Başkan Yardımcısı Soner Gedik imzasıyla Kamu Aydınlatma Platformu’na gönderdiği açıklamada, 3.8 milyar lirayı bulan vergi cezasını, “Vergi inceleme raporlarında Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yer almayan şartlar öne sürülüyor ve genel kabul görmüş yaklaşımların ötesine geçilerek kişisel değerlendirmelere ağırlık verildiği gözlemleniyor” saptamasına yer verdi. Gedik, daha sonra yaptığı yazılı açıklamada da, “Raporlarda, şirketlerimizin yeniden yapılanmasının gerekli kıldığı hisse değişim işlemleriyle ilgili bazı haksız eleştiriler getirilmiş ve Türk Maliye tarihinde emsali görülmemiş tutarlarda vergi ve cezası kesilmesi uygulaması başlatılmıştır. Hiçbir yasaya aykırılık olmayan bu işlemler sonucunda şirketlerimizin kasalarına tek kuruş nakit girişi olmamıştır” dedi.
Alelade hisse değişim işlemi gibi saydılar
Açıklamada, cezanın gerekçesine ilişkin şu bilgilere yer verildi: “Bağlı ortaklıklar arasındaki hisse değişim işlemlerinde yönetim kontrolünün değişmemiş olduğu gerekçe gösterilmek suretiyle hisse değişim işlemlerinin Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19 ve 20. maddelerine uygun olmadığı, söz konusu işlemlerin sıradan hisse satış işlemi olduğu, bu çerçevede hisse devir işlemlerinin aktife kayıtlı değer yerine ‘Vergi İnceleme Raporu’ ile belirlenen ‘emsal değer’den yapılması gerektiği iddia ediliyor. Saptanan ‘emsal bedelle’ ‘defter değeri’ arasındaki fark üzerinden Kurumlar Vergisi matrah farkı hesaplanarak cezalı Kurumlar Vergisi ile sıradan hisse satışı olduğu iddia edilen söz konusu işlemlerle ilgili olarak ayrıca, ‘Vergi İnceleme Raporu’ ile belirlenen ‘emsal değer’ esas alınmak ve bu değer üzerinden hesaplanmak suretiyle cezalı Katma Değer Vergisi (KDV) talep ediliyor.”
19 ve 20’nci maddeye uyduk, istisna var
Vergi inceleme raporlarında yer alan söz konusu iddialara karşı Doğan Yayın Holding’in görüşüne yer verilen açıklamada, şunlar dile getirildi: “Vergi inceleme raporunda eleştiri konusu yapılan hisse değişimi işlemlerinde iddia edildiğinin aksine, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19 ve 20. maddelerinde yer alan şartlar eksiksiz olarak yerine getirilmiştir. Vergi inceleme raporlarında, Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yer almayan şartların öne sürüldüğü ve genel kabul görmüş yaklaşımların ötesine geçilerek kişisel değerlendirmelere ağırlık verildiği gözlemlenmektedir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19 ve 20. maddelerinde yönetim değişikliği olmayan hisse değişimi işlemlerinin istisnadan yararlanamayacağı yönünde bir düzenleme bulunmamaktadır.”
Kurumlar Vergisi Kanunu aslında nasıl tanımlıyor
DYH Başkan Yardımcısı Soner Gedik, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19’uncu maddesi
3-c’de hisse değişiminin şöyle tanımlandığına dikkat çekti:
Devralınan kurumun sermaye şirketi olması,
İştirak hisseleri devredilen kurumun sermaye şirketi olması,
Devralan kurumun tam mükellef olması,
Devralan kurumun diğer şirketin hisselerini yönetim ve hisse senedi çoğunluğunu elde edecek şekilde devralması,
İştirak hisseleri devredilen kurumun ortaklarına devralan kurumun kendi sermayesini temsil eden iştirak hisselerinin verilmesi,
Hisseleri devralınan şirketin ortaklarına verilecek iştirak hisselerinin itibari değerinin ancak yüzde 10’una kadarlık kısmının nakit olarak ödenmesi, şartlarını birlikte taşıması halinde, hisse değişiminden kaynaklanan kârların hesaplanma-yacağı ve vergiye tabi olmayacağı KVK 20’nci maddesinde kesin olarak hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, aynı grup şirketlerinin bu hükümden yararlanama-yacağına ilişkin hiçbir düzenleme mevcut değildir.
Dolayısıyla vergi inceleme raporlarında yer alan bu konudaki iddiaların kanuni dayanağı bulunma-maktadır.
Biz yasalara uyduk hakkımızı arayacağız
DYH Başkan Yardımcısı Soner Gedik, 3.8 milyar lirayı bulan vergi cezasıyla ilgili yasal yollara başvurulacağına dikkat çekerek, şunları dile getirdi: “Vergi inceleme raporlarında eleştiri konusu yapılan uygulamaların, yasal düzenlemelere ve Maliye Bakanlığı’nın tebliğ, sirküler ve muktezalarına uygun olduğu düşünülmektedir. Tarafımıza sevkedilen raporlardaki konuların ilgili denetim elemanlarının subjektif ve kanuni dayanaklardan yoksun iddiaları olduğuna dair inancımız çerçevesinde Maliye Bakanlığı nezdinde bu raporların yeniden değerlendirilmesi ve düzeltilmesi için resmi olarak başvuruda bulunulacaktır. Hukukun gelişen süreç içinde belirttiğimiz esaslar çerçevesinde işleyeceğine dair güven ve inancımız tamdır.”
KDV’den istisna olduğu yasada net yer alıyor
Doğan Yayın Holding’in Kamu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamada, senede bağlanmış hisselerin satışındaki KDV hesaplanması konusunda şunlara dikkat çekildi: “Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-g maddesinde, hisse senedi teslimlerinin KDV’den istisna olduğu net olarak hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla tamamen karşılıklı hisse değişimi yapılarak gerçekleştirilen hisse senedi (ilmühaber) teslimi işleminde de KDV uygulanmaması gerektiği açık bir yasa hükmüdür. Maliye Bakanlığı’nın 232 sayılı GVK Genel Tebliği’nin 5. bölümünde, ‘Geçici İlmühaberler’ ile ilgili olarak; ‘bilindiği üzere geçici ilmühaberler anonim şirketler tarafından hisse senetlerinin yerini tutmak amacıyla çıkartılan menkul kıymetlerdir’ denilmektedir.
Söz konusu tebliğde ilmühaberler, sahiplerine genel kurul toplantılarına katılmak, oy kullanmak, kâr payı almak ve benzeri pay sahipliği haklarını kazandıran hisse senedi hükmünde menkul kıymetler olarak tanımlanmaktadır.
Oysa Vergi inceleme raporunda ilmühaberlerin kıyas yoluyla hisse senedi hükmünde sayılmayacağı iddia edilerek, hisse değişimi işlemi sıradan bir satış işlemi olarak değerlendirilmek suretiyle KDV’ye tabi tutulmuştur.”
Axel Springer’e devri yanlış hesaplamışlar
DYH Başkan Yardımcısı Soner Gedik, vergi inceleme elemanlarının subjektif yorumlar yapıp, kanun koyucu yerine geçerek hesaplamalar yaptıklarına dikkat çekerek, şu örneği verdi: “Denetim elemanları, 2 Ocak 2007 tarihinde Axel Springer Grubu’na yapılan hisse satışındaki değeri esas alarak, Kurumlar Vergisi hesaplama yoluna gitmişlerdir. Oysa hisse değişimi işlemleri yapılırken devredilecek hisselerin değeri mahkemelerce ve kayıtlı değer üzerinden tayin ve tespit edilmiştir.”
Böyle bir yorumu ilk kez görüyoruz
DYH’nin KAP’a yaptığı açıklamada, ilmühabere bağlanmış hisselerin KDV hesabıyla ilgili şunlar dile getirildi: “Genel kabul görmüş ve yerleşik uygulamalar dikkate alındığında, ilmühabere bağlanmış hisselerin değişiminde KDV hesaplanması gerektiği yönünde bir yorumla bilgimiz dahilinde ilk kez karşı karşıya kalınmaktadır.”
Hisse alan yabancılar aynısını yaptı, hepsine ceza yazılabilir
DYH’nin KAP’a açıklamasında, son yıllardaki uygulamalar hatırlatılarak, şu noktalara vurgu yapıldı: “Köklü bir şirketleşme kültürüne ve gelişmiş bir sermaye piyasasına sahip ülkemizde, senede/ilmühabere bağlanmış hisselerin satışında KDV hesaplanması yönünde yapılacak yorumların, özellikle dış finansman ve kaynak ihtiyacının arttığı bir dönemde ülkemiz için olumsuz sonuçlarının olması kaçınılmazdır. Yurt dışında yerleşik yabancı yatırımcıların özellikle son 5 yılda ülkemize önemli yatırımlar yaptığı ve bu kapsamda iştirak hissesi satın almak suretiyle birçok şirketimize iştirak ettiği bilinmektedir. Vergi inceleme raporundaki iddia kabul gördüğü takdirde son 5 yılda iştirak hissesini satmış birçok gerçek ve tüzel kişi için vergi matrah farkı ve vergi ziyaı cezası hesaplanması gündeme gelecektir.”
ALINTI:
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/12439674.asp?gid=229

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2294
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz