kolestrol ve bitkilerle tedavi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

kolestrol ve bitkilerle tedavi

Mesaj  Admin Bir C.tesi Eyl. 12, 2009 8:41 pm

Kolesterol, tüm canlıların bünyesinde bulunan ve vücudumuzda özel görevleri olan ancak, kandaki oranı belli sınırları aşınca zararları görülen bir maddedir.
Sağlıklı bir insanda kolesterol oranı, 100gr kanda 250mg'dır.
Bilinen görevleri şunlardır :
Deri altında, mikroplara karşı koruyucu bir baraj görevi yapar.
Kanda, alyuvarları zararlı maddelere karşı korur ve bir nevi zırh görevi yapar.
Sinir dokuları içerisinde, onların dayanıklı olmasını sağlar.
Çeşitli dokularda su dengesini sağlar.

Kolesterol dengesinin bozulma nede
nleri
Hayvani yağlardaki kolesterol, kullanılmış kolesteroldur ve işe yaramadığı gibi, kanda oranı artınca damarlarda tortu yapar.
Vücutta kolesterol üreten ve kolesterolü dengeleyen organların iyi çalışmaması (böbrek üstü bezleri, yumurtalıklar, husyeler, tiroid bezesi, karaciğer, safra kesesi, barsaklar, akciğer, ciltteki ter bezesi)

Neden olduğu rahatsızlıklar
Kandaki nötr yağ oranının artması
Vücutta yağ lekeleri oluşması
Parmaklarda, omuzda, dizlerde ve kalçada yağ urları meydana gelir.
Göz kapaklarında sarı lekeler oluşur ve gece körlüğü yapar. (tavuk karası)
Siroz : Safra kanalının tıkanması, karaciğer ve dalağın şişmesi ve safra taşının oluşması
Damar sertliği : Kanda biriken kolesterol kan damarlarının iç yüzeyine yapışır ve damar sertliğine yol açar.

Belirtileri
ciltte sarı lekeler,
göz altında siyah halkalar,
gözün beyaz kısmında sarı lekecikler,
terin ve nefesin ağır kokması,
ağızda acılık hissi,
baş ağrısı ve başta ağırlık hissi,
görme zayıflığı,
baş dönmesi ve beyinde boşluk hissi,
hazımsızlık ve iştahsızlık,
genel yorgunluk ve ruhi bunalım,
uykusuzluk,
sol kolda ve kalp üzerinde zaman zaman ağrılar.

Bitkilerle tedavi
Aşağıdaki bitkiler sürekli kullanılırlarsa tedavide iyi sonuç verirler :
Yemeklerde zeytinyağı, mısır, ayçiçeği, haşhaş ve aspir yağları kullanılmalıdır.
Sarmısak (günde 2-4 diş, çiğ olarak yenmelidir)
Enginar, soğan, pırasa, havuç, kereviz, soya fasulyesi, lahana, tere, maydanoz, turp bol yenmelidir.
Kiraz, limon, çilek, elma, üzüm, şeftali, armut, muz gibi meyveler de yenebilir.
Ardıç tohumu
Mısır püskülü
Zeytin yaprağı
Zerdeçal


En son Admin tarafından Çarş. Kas. 03, 2010 9:10 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2255
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

kolestrol ve bitkilerle tedavi

Mesaj  Admin Bir C.tesi Eyl. 12, 2009 9:27 pm

Kolesterol vücudumuzun ihtiyaç duyduğu, yağ benzeri maddelerdir. Bu maddeler hem vücut tarafından üretilir; hem de dışardan besin yoluyla alınır. Kandaki kolesterolün yaklaşık % 85'ini vücut kendi üretir, % 15'ini besinlerden alırız. Vücudumuzda karaciğer tarafından üretilen kolesterol; et, tavuk, süt, yumurta gibi hayvansal ürünlerde bulunur. Aynen insanlarda olduğu gibi hayvanların da her hücre zarında kolesterol vardır. Bu yüzden yediğimiz et veya tavuk tamamen yağsız gözükse dahi, kolesterol etin her yerinde bulunduğundan, yediğimiz etin kolesterolünü de kendi bünyemize geçirmiş oluruz. Ne yazık ki, hayvani gıdalardan aldığımız kolesterolün bir çoğu fazlalıktır, ve kullanılamayan kolesterol vücutta birikir; bu da kalp hastalıkları başta, bir çok hastalığın nedeni olabilir.

Kolesterol yağa benzer bir yapıda olduğundan, yüksek oranda sudan oluşan kanın içinde tek başına dolaşamaz. Karaciğerden hücrelere gidip gelebilmek için taşıyıcılara ihtiyacı vardır. Bu taşıyıcılara lipoprotein diyoruz. Kolesterolü taşıyan iki tip taşıyıcı bulunuyor kanımızda : Kötü huylu kolesterol denilen, düşük yoğunluktaki lipoproteinler (LDL) ve iyi huylu olanı: yüksek yoğunluktaki lipoproteinler (HDL).

LDL'ye kötü huylu denmesinin nedeni, karaciğerden aldığı kolesterolü hücrelere taşırken, bazen damar çeperlerinde düşürerek, kanda erime özelliği olmayan bu maddeciklerin birikmesine, plak oluşturmasına neden olmalarıdır. Oysa HDL, hücrelerdeki fazla kolesterolü alıp, safraya dönüştürülmek üzere karaciğere geri taşıma görevini üstlenmiştir. Ayrıca damarlara yapışmış olan kolesterolü de elektrikli süpürge gibi çekip alarak temizlemek yine HDL'ye düşer. Dolayısıyla HDL'mizin yüksek olması kolesterolün damarlarımıza yaptığı zararı azaltabilir. Ne yazık ki Türkler üzerinde yapılan araştırmalarda, bizim HDL düzeylerimizin genetik olarak düşük olduğu ortaya çıkmıştır. (İdeal rakamlar kadınlarda

<45, erkeklerde ><35 mg/dl.dir.) Hafif bir spor yapmanın, bir kadeh kırmızı şarabın ve zeytinyağının iyi kolesterolü yükselttiği ispatlanmıştır. Total kolesterolü yükselten ve düşüren faktörler ve gıdaları aşağıda inceleyeceğiz. >Total kolesterol ve LDL ve HDL düzeyleri için rakamlar şöyledir: (mg/dl)



TOTAL KOLESTEROL

LDL

HDL

İDEAL

200'den az

130'dan az

35'ten fazla (erkek)

SINIRDA RİSK

200-239

130-159

45'ten fazla (kadın)

YÜKSEK RİSK

240'tan fazla

160'tan fazla




Kandaki kolesterol düzeyimizi ölçtürdükten sonra, genellikle aklımızda total kolesterol değeri kalır. Bu yanlış sayılmaz, ne de olsa total kolesterolümüzün % 70-90'ı kötü kolesterol yani LDL'dir. Ama iyi ve kötü kolesterol düzeylerimizi bilmemiz yararlıdır. LDL'nin 160'ı aşması, tehlike sinyalleri verir. Koroner kalp hastalığı olanların LDL'yi 100 mg/dl altında tutması gerekir.

Kolesterolü düşük tutmak için neler yapmalı? Kalıtımsal faktörlerin dışında, hiç bir etkenin kandaki kolesterol düzeyini diyet ve fiziksel hareketlilik kadar etkilemediği defalarca doğrulanmıştır.

BESLENME:

Genel kural; Besinlerden alınan hayvansal yağ ve kolesterol miktarını mümkün olduğunca azaltmaktır. (Balıkyağı hariç)

KAÇINILMASI GEREKENLER:

Sakatat, katı yağlar, etin yağlı kısımları, kıyma, hamburger, salam, sosis, sucuk, tavuğun derisi, kızarmış balık, karides, kalamar, havyar, ahtapot, midye tava, çedar,kaşar ve krem peynir tipi yağlı peynirler, yağlı sütle yapılmış tatlılar, poğaça, açma, kurabiye, çikolata, yağlı kek ve benzerleri, pasta, krema, kızartmalar, cips, kaymak, yağlı yoğurt ve mayonez, hazır soslar, hindistan cevizi, fazla şekerli, tuzlu ve rafine edilmiş gıdalar. YENİLEBİLENLER:

Tüm sebze ve meyveler, baklagiller (fasulye, mercimek,nohut, bezelye...), soğan, sarımsak, esmer ekmek, makarna, çavdar ekmeği, yulaf, mısır gevreği, bulgur, pirinç, patates, yarım veya yağsız süt, peynir ve yoğurt; haftada 3-4 yumurta*, yağsız tarafından dana eti, tavuk, hindi, sıvı yağlar(tercihen zeytinyağı), ceviz, fındık, badem, kestane, istiridye, yağsız sütle yapılan muhallebi, sütlaç gibi tatlılar, ızgara veya buğulama balık (özellikle kuzeyin yağlı balıkları, somon, ton, lagos, orfoz...vs.) *Uzun süre yumurta, çok kolesterol içerdiği için kısıtlanmaktaydı. Sonradan yapılan araştırmalarda, kendi kolesterol içeren gıdalardan çok, trans yağ asitleri taşıyan (yani margarin gibi hidrojene edilmiş), doymuş yağ içerenlerin daha zararlı olduğu görüşü önem kazandı.

ÖNEMLİ NOT: Yağlı balıkları hazırlarken, dışardan yağ eklenmemeli. Balık yağında iyi kolesterolü artıran, dolayısıyla total kolesterolü düşüren omega 3 asitleri vardır, dolayısıyla çok faydalıdır. Ayrıca zeytinyağında da aynı asitler mevcuttur. Bu yüzden Akdeniz tipi beslenenlerle, yağlı balık yiyen Eskimolarda hemen hemen hiç damar rahatsızlıkları görülmemektedir.

Tüm yemekleri, makarna, pilav dahil, mümkün olduğunca zeytinyağıyla yapmalı. Ayrıca eczaneden alınan balıkyağı haplarından kullanılabilir. Doymamış yağlar kolesterolü düşürse de, yağın her türü kilo aldırdığından çok fazla tüketilmemeli. Ayrıca yulaf, kepek ve taze sebze meyvenin, soya ürünleri ve baklagiller gibi lifli gıdaların da kolesterol düşürmede etkisi büyüktür. Ana mönüyü bunlar oluşturmalı.

Amerika'da yaşayan ünlü kalp cerrahı Dr. Mehmet Öz, "Şifayı Yüreğinde Ara" adlı kitabında, atherosklerozlu hastalara eti, kaymağı alınmış süt ve yağı alınmış yoğurt dışında süt ürünlerini yasaklıyor. Yasak olmayan yağları, saf zeytinyağı ve günde 2 çorba kaşığı keten tohumu yağı olarak tanımlıyor. Sebzeler, tahıllar, baklagiller, fasulye ve tamamen karbonhidratlara dayalı bir beslenme rejimi öneriyor. Dr. Öz, günümüzde yemekte olduğumuz sanayi ürünleri gerekli vitamin düzeylerinden yoksun oldukları için, çok zaman takviye vitaminlere gerek olacağını ekliyor. (Takviye konusunda kendisi bazı tavsiyelerde bulunmakla beraber, en uygun seçim ve dozajlar için uzmanlara danışmanın faydalı olacağını belirtiyor.) Bu arada, koroner atardamar hastalığı bulunanların mutlaka homocysteine düzeylerini kontrol etmeleri gerektiğini ve yüksek bulunduğu taktirde, folik asit, B6 ve dilaltı B12 takviyesiyle tedavi edilmelerinin önemini belirtmektedir.

Şayet diyet, kolesterolü düşürmekte yeterli olmazsa, mutlaka doktor önerisiyle diyetin yanı sıra ilaç tedavisine de başvurmalı; ama kesinlikle kolesterolün yüksek seyretmesine müsaade edilmemeli.
ALINTI:
http://www.yuzdeyuzbitkisel.com/index.php?productID=186

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2255
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz