fitre vermek

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

sadaka-i fıtr

Mesaj  Admin Bir Paz Eyl. 13, 2009 1:27 pm

SADAKA-İ FITR'IN MAHİYETİ



928 Önce kelime üzerinde duralım. "Sadaka" doğruluk manasına gelen "Sıdk" kökünden gelir. Samimiyyet ve ihlâs manalarına da kullanılır. "Fıtr" kelimesi ise "Fıtrat"tan alınmadır. Ancak fûkaha bu terkip üzerinde ihtilâf etmiştir. İbn-i Abidin, bu husustaki ihtilâfları zikrettikten sonra: "Nevevi'nin tahrir adındaki eserinde, "Fıtra, sonradan uydurulan bir isimdir. Gâliba yaratılmış manasına gelen "Fıtrat"tan alınmış olacaktır. Ebû Muhammed Ebheri'nin beyanına göre, manası "Hilkâtin zekâtı" demektir. Sanki "Sadaka-i fıtr bedenin zekâtıdır." denilmiştir. Kuhistani dâhi bu yolda yürümüştür. Onun için bazıları, sadaka-i fıtr'a; "baş sadakası ve bedenin zekâtı" denildiğini nakletmişlerdir. Hasılı fitre kelimesinin lügat manası ifade ettiğinde şüphe yoktur. Manası "Hilkat", yaradılış demektir"(163)
929 Hz. Sa'labe İbn-i Suayr (ra)'den rivayet edildiğine göre; Resûl-i Ekrem (sav) Ramazan bayramından bir veya iki gün önce irâd buyurduğu hutbesinde: "Eğer hür ve köleden, her küçük ve büyükten sadaka alarak buğdaydan yarım sa' veya hurmadan bir sa' veya arpadan bir sa' nisbetinde edâ ediniz"(164) hükmünü beyan etmiştir. Bu Hadis-i Şerifi esas alan Hanefi fûkahası; "Sadaka-i Fıtr" vacibtir. Zira haber-i vahid'le sabit olmuştur"(165) hükmünde ittifak etmiştir.
930 İbn-i Ömer (ra)'den rivayet edilen bir Hadis-i Şerif'te: "Resûlullah Sallâllahü Aleyhi ve Sellem sadak-i fıtr'ı, müslümanlardan köleye, hür're, erkeğe, kadına, küçüğe, büyüğe hurmadan bir sa' yahud arpadan bir sa' olarak vacib kıldı. Ve bu sadakanın, halk bayram namazından çıkmazdan evvel verilmesini emreyledi"(166) buyurulmuştur.
931 VÜCÛBUNUN ŞARTLARI: Bilindiği gibi her ibadette aranan ilk şart; İslâmdır. Dolayısıyla bir kimseye "Sadaka-i Fıtr"ın vacip olması için, birinci şart; o kimsenin müslüman olmasıdır.(167) Resûl-i Ekrem (sav)'in "Sadaka vermek, ancak zengin kimseye mahsustur"(168) Hadis-i Şerifini esas alan Hanefi fûkahası, ikinci şart olarak: "Havaic-i asliyesinden fazla, nisab miktarı mala sahip olmayı" esas almıştır. Üçüncü şart temlik'in (Mülk edindirmenin) gerçekleşebilmesi için, ferdin hür olması gerekir.(169) Fetava-ı Hindiyye'de: "Sadaka-i Fıtr; havaic-i asliyesinden fazla, nisab miktarı mala sahip olan hür ve müslüman olan her ferde vacibtir"(170) hükmü kayıtlıdır. Bu hükümde üç şart birarada zikredilmiştir. Nisab miktarı malın nami (üreyici) olması şart değildir.
932 Sadaka-i Fıtr; hür müslümanın kendisi için vacibtir. İbn-i Ömer (ra)'den rivayet edilen Hadis-i Şerif'te: "Resûl-i Ekrem (sav) sadaka-i fıtr'ı erkek ve kadın üzerine farz kıldı" hükmü beyan buyurulmuştur.(171) Mükellef; nafakaları üzerine vacip olan, küçük çocukları ve hizmetinde kullandığı köleleri için de, "Sadaka-i Fıtr" vermek mecburiyetindedir. Zira Resûl-i Ekrem (sav): "Her bir hürr için, yahudi, nasrani veya mecûsi olun her bir köle için, sadaka-i fıtr'ı ödeyiniz"(172) buyurmuştur. Akil-baliğ olmuş, zengin ve büyük çocukları için sadaka-i fıtr vacib değildir. Zira o çocukların, "Fıtra"larını, kendilerinin edâ etmeleri vacib olur.(173) Erkeğin, karısı için Sadaka-i Fıtr ödemesi vacib değildir. Ancak kadın kendi malından, sadaka-i fıtr'ını vermek mecburiyetindedir.
933 SADAKA-İ FITR'IN EDÂSININ VAKTİ: Resûl-i Ekrem (sav)'in: Böyle günde (Bayram'da) siz miskinleri dilenmekten müstağni kılın" Hadis-i Şerifini esas alan Hanefi fûkahası; "Sadaka-i Fıtr'ın bayram namazından önce verilmesi müstehabtır" hükmünde ittifak etmiştir.(174) Bilindiği gibi; Sadaka-i Fıtr; Ramazan Bayramı'nın ilk günü ikinci fecrin (Sabah Namazı vakti'nin) girmesiyle vacib olur. Bu vakitten önce ölmüş kimselere vacib olmaz. Bir kimse bayram günü ikinci fecir'le Bayram Namazı arasında sadaka-i fıtr'ı ödememişse, bu mükellefiyet üzerinden kalkmaz. Daha sonra da ödemek mecburiyetindedir. Sadaka-i fıtr'da velâyet önemlidir. Her mükellef kimin velisi durumunda ise; velev ki o mecnun dahi olsa, sadaka-i fıtr'ını verir. Zengin olan bir çocuk; anne ve babasının (fakir olsalar dahi), Sadaka-i Fıtr'ını veremez. Zira çocuk için, velev ki anne ve babası aciz dahi olsa, veli'lik hakkı (Velâyet) sözkonusu değildir. Yani çocuk hiçbir zaman, anne ve babasının velîsi olamaz.(175)
934 Molla Hüsrev: "Her fıtra'nı bir fakire verilmesi vacibtir. Bir fıtra bölünerek iki fakire verilse caiz olmaz. Çünkü nass ile beyan edilen fakiri veya miskini müstağni kılmaktır. Nitekim zikrettiğimiz Hadis-i Şerif'te; "Onları dilenmekten müstağni kılın" buyurulmuştur. Halbuki bir fıtra'dan azı ile (Yani onun ikiye bölünmesi ile) kılınmaz"(176) hükmünü beyan eder. Feteva-ı Hindiyye'de: "Bir ferdin sadaka-ı fıtr'ı ancak bir fakire verilir. Şayed bir fıtra iki veya daha fazla fakire taksim edilmiş olursa, bu caiz olmaz. Bir ailenin veya cemaatin fıtralarının tamamı, bir fakire verilebilir. Tebyin'de de böyledir.(177) hükmü kayıtlıdır. Bir fıtra'nın iki fakire verilebileceği yolundaki hükümler, zayıf bulunmuştur. Dolayısıyla zahir olan rivayet; bir fakire, en az bir "Fıtra'nın verileceğidir. Kendilerine zekât verilecek olan sınıfların hepsine, sadaka-i fıtr da verilebilir. Daha önce "Zekât kimlere verilir?" başlığı altında, bu sınıfları izah etmiştik.(178)
935 Ulû'lemr; Sadka-i Fıtr'ı toplamak için memûr göndermez. İbn-i Abidin bu konuyu izah ederken: "Hükümet reisi Sadaka-i Fıtr toplamak için memûr göndermez. Gerçi sahih bir hadis'te Peygamber (sav)'in Ebû Hureyre (ra)'yi Sadaka-i Fıtr memuru tayin ettiği beyan olunmuştur. Ebû Hureyre (ra) getirenin sadakasını kabul eder, kimsenin ayağına gitmezmiş. Rahmeti. Ben derim ki; o halde murad; "zekât memuru (Amil) gibi bizzat kabileler arasında dolaşan memur göndermez" demek olur. Binaenaleyh hadisteki beyana aykırı düşmez"(179) hükmünü beyan ediyor.
936 SADAKA-İ FITR'IN MİKTARI: Fıtra şu dört yiyecek maddesinden vacib olur:
1. Buğday, 2. Arpa, 3. Hurma, 4. Kuru üzüm.
Hizânetü'l Müftin'de ve Tahavi şerhinde de böyledir. Miktarlarına gelince: Buğdaydan yarım sa'dır. Arpadan ve hurmadan bir sa'dır. Buğday'ın unu ve kavrulmuşu verilir. Arpa'nın unu ve kavrulmuşu da arpa gibidir. Ekmekten fıtra vermek caiz olmaz ancak itibârî kıymetiyle verilirse bu caiz olur. Sahih olan kavil de budur.(180) Kuru üzüm hususunda ihtilâf olunmuştur. Ancak zahir rivayete göre; kuru üzümden bir sa'dır.(181) Bir sa'nın ağırlığı; 1040 dirhemdir. Dirhem-i örfi esas alındığında; 3,334 kg'dır!.. Dolayısıyla Arpa, Hurma ve Kuru Üzüm'den itibâriye kıymeti hesaplanırken, bunun esas alınması, fakirler için daha münasibtir. (Dirhem-i şer'i ise; 2,920 kğ'dır). Buğday için ise yarım sa' 1,667 kg'dır. Bunların bizzat kendileri verilebileceği gibi; kıymetleri de "Fıtra" olarak verilebilir.
alıntı: http://kitap.mollacami.com/emanet-ve-ehliyet/zekat-bahsi/sadakai-fitrin-mahiyeti.html

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2248
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

fitre vermek

Mesaj  Admin Bir Paz Eyl. 13, 2009 12:44 am

Fitre sadakası, Ramazan ayının sonuna yetişen ve temel ihtiyaçlarından başka en az nisab miktarı bir mala sahib bulunan her müslüman için verilmesi vacib olan bir sadakadır. Buna yalnız "Fitre"de denir. Fıtrat sadakası, sevab için verilen yaratılış ikramı demektir.

Fitre sadakasının vacib olması, zekâtın farz kılınmasından öncedir. Orucun farz kılındığı yıla rastlar. Bu bir yardımlaşmadır, orucun kabulüne ve can çekişme ile kabir azabından kurtuluşa bir yoldur. Yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye, bayram gününün sevincine katılmalarına bir yardımdır. Bu yönü ile fitre sadakası, insanlık için bir hayır ve bir görevdir.

Fitre sadakası, Ramazan Bayramının birinci günü fecrin doğuşundan itibaren vacib olursa da, bundan önce ve bundan daha sonra da verilebilir. Önceden verilmesiyle fakirler bayramlık ihtiyaçlarını gidermiş olurlar.

(Üç İmama göre, fitre sadakası Ramazanın son akşamında güneşin batmasından itibaren vacib olur. Bayramdan sonraya bırakılması ile bu sadaka düşmez, kaza edilmesi gerekir.)

Fitre sadakası, nisab miktarı bir mala sahib olan her hür müslüman için vacibdir, ister çocuk olsun, ister mecnun olsun...

Bunların velileri, bunların mallarından bu sadakayı vermezlerse, kendileri baliğ olduktan veya iyileştikten sonra bu sadakayı ödemekle yükümlü bulunurlar. Bu mesele, İmam Azam ile İmam Ebû Yusuf'a göredir. İmam Muhammed ile İmam Züfer'e göre, bunlara fitre sadakası vacib olmaz. Bu gibilerin babaları veya vasileri bu sadakayı onların mallarından verirlerse, onu ödemek zorunda olurlar. Bu sadakayı onlar adına vermek, babalar üzerine vacib olur. Fitrelerini babalar kendi mallarından verirler.

Bu nisabdan maksad, iki yüz dirhem gümüş veya yirmi miskal altın veya bunların kıymetine denk bir maldır. Bu mal, temel ihtiyaçlardan (borçtan, oturulan evden, ev eşyasından, bineceği at ve kuşanacağı silâhdan, ailesinin bir aylık veya bir yıllık geçiminden) fazla bulunmalıdır. Bu fazla malların para veya ticaret malı olması şart değildir. Bu fazla olan mal üzerinden bir yıl geçmesi de aranmaz.

İşte bu miktar bir mala sahib olan her müslüman için zekât almak veya vacib olan sadakaları kabul etmek haramdır. Üzerlerine kurban kesmek de vacibdir.

(Üç İmam'a göre, Bayram günü ile bayram gecesine mahsus olmak üzere, kendisi ile aile halkının yiyeceklerinden ve temel ihtiyaçlarından fazla fitre miktarı bir mala sahib olan bir müslüman için fitre sadakası vacib olur.)

Ramazan Bayramının ilk günü fecrin doğuşundan önce vefat eden veya fakir düşen veya fecrin doğuşundan sonra dünyaya gelen veya (İslâma giren) bir müslümana fitre sadakası vacib olmaz. Fakat fecirden sonra ölen bir müslümana vacib olur. Eğer vasiyet etmişse, terekesinin üçte birinden ödenir. Varislerin kendi mallarından vermeleri de caizdir.

Nisab miktarı mal, fitre sadakasının vücubundan sonra telef olsa fitre düşmez, çünkü verilmesi için önceden bir imkân hasıl olmuştu. Zekât ise böyle değildir, onda kolaylığı gerektiren bir imkân gereklidir.

Ramazanda bir özür sebebiyle oruç tutamayan kimseye de fitre sadakasını vermek vacibdir. Hasta, yolcu ve takatsız kalmış ihtiyar gibi...

Nisabâ malik olan bir mümin hem kendisi, hem bunak ve mecnun olan evladı, hem küçük yaşta olan çocukları ve hem de hizmetinde bulunan köle ve cariyeleri için fitre sadakasını vermekle yükümlüdür. Köle ve cariyeleri müslüman olmasalar da, bunlar için fitre vermesi yine vacibdir. Fakat ticaret için olan köle ve cariyelerden ötürü fitre vermek gerekmez. Çünkü bunlar zekâta bağlıdırlar. Bir maldan hem zekât, hem de fitre vermek olmaz. Bunlar birleşmez.

Yukarıda açıklandığı gibi, İmam Muhammed'e göre, zengin olan çocuklar için de fıtre sadakası vermek babalarının malına düşen bir borçtur.

Fakir bir çocuğun babası ölmüş olursa veya fakir düşerse, dedesi (babasının babası) nisaba malik ise, çocuğun babası yerine geçer ve fitre sadakasını verir. Bununla beraber sahih görülen bir görüşe göre, bu çocuk için fitre vermek dedesi üzerine vacib olmaz.

Bir kimse, kendi zevcesinin ve akıl sağlığı yerinde büyük evlâdının fitre sadakasını vermekle yükümlü olmaz. Çünkü bunlardan her biri kendi başına tasarruf hakkına sahib mükellef kimselerdir. Onun için bunlardan her biri nisaba malik ise, zekâtını kendi malından vereceği gibi, fitre sadakasını da kendi malından vermekle yükümlüdür. Aynı zamanda sadakalarda bir ibadet manası vardır. Koca, zevcesine ait bir ibadet görevini yüklenmek için evlenmemiştir.

Bir kimse, zevcesinin veya büyük yaştaki evlâdının fıtrelerini onların izinleri ile kendi malından verecek olsa yeterli olur. Bunlar kendi idaresinde ve geçimi altında bulundukları takdirde izinleri olmaksızın vermesi de yeterlidir. Çünkü bu durumda âdet bakımından izin var sayılır. Aile arasında bulunan diğer şahıslar hakkında da hüküm böyledir. Gerçek yönden veya âdet bakımından izin gereklidir. Çünkü fitre sadakasında niyet bulunmalıdır, niyetsiz verilemez. Böyle bir izin ise, niyet yerine geçer.

(İmam Şafiî'ye göre, zevcenin fitre sadakası, kendisi zengin olsa bile, kocasına aittir. Kendilerine ücret tayin edilmeyen hizmetçiler hakkında da hüküm böyledir.)

Bir kimse, kendi geçimi altında bulunsalar bile, babasının ve annesinin fitre sadakasını vermekle yükümlü değildir. Baba fakir olduğu halde mecnun ise, fitresini vermek zorundadır.

Fitre sadakası dört cins maldan belli bir miktarda verilir. Şöyle ki: Buğdaydan yarım sa' (Irakî) ki, beş yüz yirmi dirhem verilir. Buğday unu ile kavutu da, buğday hükmündedir. Arpadan, kuru üzümden ve kuru hurmadan da bir sa' (bin kırk dirhem), verilir. Bunların yerlerine kıymetlerinin verilmesi de caiz hatta daha faziletlidir. Fakat fakirlerin ihtiyacı bunların kendilerine daha çok ise, o zaman kendilerini vermek daha iyi olur._____

Burada dirhemden maksad, zekât nisabında olduğu gibi, Şer'i dirhemdir. Bununla beraber her beldenin örfde kullandığı dirhem ölçüsünü esas kabul etmek gerektiğini söyleyenler de vardır. Örfi dirhem daha fazla olduğu için, fitre sadakasını bundan vermek ihtiyata uygundur ve ziyade sevabı vardır.

(Üç İmama göre, fitre sadakası buğdaydan da bir sa'dır. Fakat bu sa'dan maksad, Irak sa'yi değil, Hicaz sa'yi olan 6931/3 dirhem miktarıdır.)

Fitre sadakası için buğday, arpa, üzüm ve hurma birer değişmez ölçüdür. Çünkü bunlardan maksad, fakirin bir günlük ihtiyacını gidermektir. O da bunlarla karşılanır. Eğer belli bir para ölçü olarak gösterilmiş olsaydı, bu gaye elde edilemezdi. Çünkü yiyeceklerin fiyatı zaman zaman değişmekte olduğundan, o belli para bazı yıllar bu maksadı karşılar ve bazan da karşılayamazdı.

Fitre sadakası, zekât gibi niyet edilerek fakirlere temlik şekli ile verilir. Yemek ikramı şeklinde verilemez. Bu niyet, malı ayırırken yapılabileceği gibi, fakire verirken de yapılabilir. Ancak fakire bunu verirken fitre olduğunu söylemek gerekmez.

Fitre sadakasını, aralarında zevciyet veya doğum bakımından ilgi bulunanların birbirlerine vermesi sahih değildir. Bir kimse fitresini, fakir olan karısına, babasına ve oğluna veremez.

Fitre sadakası, İmam Ebû Yusuf ile İmam Şafıî'ye göre, fakir olan zîmmîlere de verilemez. Fetva da bu şekildedir. Çünkü bunun verilmesindeki maksad, bayram gününde fakir müslümanların ihtiyaçlarını gidererek onların da bayrama sevinçle katılmalarını sağlamaktır. Bu maksad, fitrenin zimmîlere verilmesi ile elde edilmez. Bununla beraber, fitrenin zimmîlere verilebileceğini söyleyen alimler diyorlar ki: Bu sadakadan asıl maksad, mutlak olarak fakirlerin ihtiyacını bir ibadet niyeti ile karşılamaktır. Bu maksad, fakir zimmîlere verilmekle de kazanılır. Çünkü onlara verilecek sadaka da bir ibadettir.

Bir kimse fitresini bir fakire verebileceği gibi, birkaç fakire de dağıtabilir. Birçok kimseler de, fitrelerini birkaç fakire verebilecekleri gibi, bir fakire de verebilirler.

Fakat bir görüşe göre, bir fitre birkaç kimseye verilemez.

Birkaç fitre, gerek aynen ve gerek kıymet olarak sahiblerinin izni ile karıştırılmış bir halde fakirlere verilebilir. Her fitreyi diğerinden ayırmaya gerek yoktur. Bununla beraber fitrelerin ayrı ayrı verilmesi ihtiyata daha uygundur.

Fitre sadakası, yükümlünün bulunduğu yerdeki fakirlere verilmelidir. Başka yerlere gönderilmesi mekruhtur.

"Eksiklikten ve fazlalıktan münezzeh ve yüce olan Allah, doğruyu daha iyi bilir ve O'nun kereminin kemâlinden başarıya ulaştırması ve mükâfatlandırması umulur."
alıntı: http://www.islamiyet.gen.tr/news.php?readmore=96

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2248
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz