İNGİLİZCEDE ALLOVED TO,SUPPOSED To.ALTHOUGH, THOUGH, BUT & HOWEVER

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

İNGİLİZCEDE ALLOVED TO,SUPPOSED To.ALTHOUGH, THOUGH, BUT & HOWEVER

Mesaj  Admin Bir Paz Mart 06, 2011 11:19 am


allowed band : izinli kuşak
allowed users Y izin verilen kullanıcılar
Are pets allowed? Y Evcil hayvanlara müsaade var mı?
allowed transition Y izinli geçiş
Are pets allowed? Y Evcil hayvanlar kabul ediliyor mu?
allowed traffic load Y müsaade edilen trafik yükü
Is smoking allowed? Y Sigara içiliyor mu?
Are cameras allowed? Y Fotoğraf çekmek serbest mi?
allowed building area Y emsal inşaat alanı
Is camping allowed here? Y Burada kamp yapabilir miyiz?
S allowed time calculation Y izinli süre hesabı
Under sixteen not allowed. Y On altı yaşından küçüklere yasak.
allowed time determination Y izinli süre saptaması
The patient was allowed up.

S It ought not to be allowed. Y Buna izin verilmemeli.

You are supposed to bring your own pencil to the test.
You have to bring your own pencil.
You are not supposed to bring your own paper for the test.
You don't have to bring your own paper, but it is not forbidden.
You are allowed to use a pen instead of a pencil.
You can use a pen or pencil. You have the freedom to choose.
You are not allowed to talk during the test.
You musn't talk. It is forbidden to talk.


" Supposed to " ve " allowed to " tabirlerini bu şekilde kullanırız.

"Supposed to" bizden beklenen davranışları anlatmak için kullanılır. "should" ile benzerdir, benzer sertliktedir. Olumsuz kullanımda ise "shouldn't" dan daha yumuşak; sanki "don't have to" ifadesine yakın bir anlam kazandırır. İngilizce günlük konuşmalar içerisinde geçen tüm bu ifadelerin farklarını pratik yaparak daha iyi kavrayabiliriz.

"Allowed to" ise, "izinli olmak" manasındadır. Olumlu kullanımı kişiye izinli olduğunu bildirir. Kişi yapmakta veya yapmamakta özgürdür. Olumsuz kullanımı ise sert bir ifadedir; "mustn't" gibi bir yasak bildirir.


The kids are allowed to go out now. The kids may or may not go out now. They can choose to go, or they can choose to stay. In fact, they are encouraged to go too.

The kids are not allowed to go out now. The kids have to stay. They mustn't go. If they go, they would be in trouble.

The teacher gives a homework. Every student is supposed to do the homework. If they don't do it, they can not get a passing grade and face the consequences.

You are not supposed to study in summer holiday. You can study if you want to but noone asks you to study. Nobody says that you have to study.

İfadeleri sertlik sırasına göre şöylece sıralayabiliriz.
not allowed to > supposed to > not supposed to > allowed to

"Be to" must gibi bir mana verir. Hatta biraz daha kuvvetlidir. Kuvvetli beklenti veya emir verilmesi gibi durumlar söz konusu olduğu zaman kullanılır.
My boss ordered me to prepare some documents for the meeting.
I must prepare some documents for the meeting.
I am to prepare some documents for the meeting.

Bu ifadelerin must, have to gibi modallardan en büyük farkı, bir kişinin diğerinden beklentilerini ifade etmesidir.

Bu modalları mantığa uygun şekilde past veya future tenseler ile kullanabiliriz.
We were supposed to have a meeting today, but it was postponed.
The children will be allowed to play in the yard tomorrow.
Nobody except the police was allowed to get into the crime scene.
I was to visit our costumers so I was out of the office all yesterday.

ALTHOUGH, THOUGH, BUT & HOWEVER
Although & though: bağlaçlar

Bu iki kelime de zıtlık belirten bağlaç olup “-e rağmen, -e karşın, gerçi, olsa da” anlamlarındadır. Teklifsiz dilde though daha yaygındır:

(Al)though I don’t like him, I agree that he’s a good manager.
Onu sevmememe rağmen iyi bir yönetici olduğunu kabul ediyorum.

I’d quite like to go out, (al)though it is a bit late.
Saat biraz geç olsa da dışarı çıkmayı çok istiyorum.

But & however
Aynı anlamı but ve however kelimeleri ile de verebiliriz:

I don’t like him, but I agree that he’s a good manager.
Onu sevmem ama/bununla birlikte iyi bir yönetici olduğunu kabul ediyorum.

I don’t like him. However, I agree that he’s a good manager.
Onu sevmem. Bununla birlikte iyi bir yönetici olduğunu kabul ediyorum.

It is a bit late, but I’d quite like to go out.
Saat biraz geç ama dışarı çıkmayı çok istiyorum.

It is a bit late; however, I’d quite like to go out.
Saat biraz geç; bununla birlikte dışarı çıkmayı çok istiyorum.

But & however: aralarındaki fark

But, bağlaçtır ve iki cümleciği birbirine bağlar. However ise zarftır ve iki cümleyi gramatik olarak birbirine bağlamaz. Bu yüzden, yukarıdaki örneklerde however kelimesinden önce nokta ya da noktalı virgül konmuştur.

However, cümlede çeşitli pozisyonlarda olabilir. Cümledeki pozisyonuna göre bir ya da iki virgülle ayrılır:

However, the police did not believe him. = The police, however, did not believe him. = The police did not believe him, however.
Bununla birlikte polis ona inanmadı.

Zarf olarak kullanılan though

Though, zarf olarak, çoğunlukla cümle sonunda kullanılabilir:

Nice day. ~ Yes. Bit cold, though.
Güzel gün. ~ Evet. Gerçi biraz soğuk.

“However” ve “Although” genelde “but” (ama) anlamına gelen iki farklı İngilizce kelimedir. Maalesef anadili İngilizce olan kişiler bile “However” ve “Although”nun doğru kullanım yerlerini açıklarken zorlanabilir.

“However” ve “Although” farkı

Bu iki kelime arasındaki temel fark; “However” virgül ile ayrılarak cümle başlangıcında tek başına kullanılabilir. “Although” ise böyle bir kullanımı içermez.

Ayrıca, bu iki kelime arasında küçük de olsa bir anlam farklı vardır.

Although’nun anlamı ‘in spite of the fact that…’, yani bu gerçeğe rağmen…

However’in anlamı ise “but” yani “ama”dır.

“However” ve “Although”nun ne zaman kullanılacağına dair kurallar ise biraz karmaşıktır; ancak bir kolay yolu vardır ki bu da genelde tüm koşullarda uygulanabilir. Bu kolay kurala bir örneği aşağıda görebilirsiniz:

Aşağıdaki cümlelerin ikisi de doğrudur:

Although the weather was cold, we decided not to wear our jackets.

We decided not to wear our jackets. However, the weather was cold.

Aşağıdaki cümle ise doğru değildir:

We decided not to wear our jackets. Although, it was rather cold.

Burada eğer “although” yerine “however”ı kullanırsak, bu cümle doğru olacaktır.

Genelde, “however”ı cümle başında virgül ile ayırarak kullanırız. “Although” ise cümle başında veya ortasında kullanılabilir ancak arkasından virgül konulmaz.

Aşağıdaki alıştırmaları deneyin ve doğru kullanımı bulabilirsiniz:

1. __________ I speak English well, my first language is actually German.

2. We can go to the park for lunch. _________, the weather report says it’s going to rain.

3. I’ll happily drink red wine, ________ I prefer white.
But, however, though / Linking sentences

İngilizcede formal yani resmi konuşmalarda daha çok kullandığımız kalıplardır. Ayrıca günlük konuşmalarda da kişisel fikirleri belirtmek için de geçerlidir.

We can use the phrases above in formal situations and to give personal opinions.

But / Fakat

When we want to express a contrast ideas between statements.

I used to smoke when I was 40, but now I don't smoke. 40 yaşında iken sigara içerdim fakat şimdi içmiyorum.

I like her but she doesn't like me. Ben onu seviyorum fakat o beni sevmiyorum.

She used to be very aggressive to her friends but now she is not. Eskiden arkadaşlarına karlı agresifti fakat şimdi değil.



"But" bağlacı daha çok cümlenin ortasına gelir.

Though / although ..e rağmen

Though ve although aynı anlamdadır ancak though daha çok günlük konuşmalarda diğeri ise informal konuşmalarda kullanılır.

Although she has a cheap PC, she likes praising it to much. Ucuz bir b.sayarı olmasına rağmen övmeyi seviyor.

Though he doesn't study for English exmas, he gets high marks. Çalışmamasına rağmen, İngilizceden yüksek not alıyor.

Though he is too old , he coaches a team in the city. Yaşlı olmasına rağmen şehirde bir takıma koçluk yapıyor.



However / Bununla birlikte,

To express a contrast between two sentences;

He can't speak English well, however his French is really fluent. İngilizceyi iyi konuşamıyor, bununla birlikte / ancak Fransızcası gerçekten akıcı.

He is the best student in school, however he doesn't do homeworks on time. ................Ancak ödevleri zamanında yapmaz.

There will be a big underground car park, however it is not going to be a cure for parking. Büyük bir yeraltı parkı olacak ancak parka çözüm olmayacak.


Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2248
Kayıt tarihi : 12/01/09
Yaş : 44

Kullanıcı profilini gör http://moral.forumr.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz